Kolektif – İnsan Gelişimi, Aile ve Kültür (2018)

Şimdi ikinci baskısına ulaşan bu sağlam derleme, farklı nesiller üzerinden ailedeki değişimleri sosyokültürel bağlamda irdeleyen makaleleri bir araya getiriyor.

Gelişim psikolojisi ve kültürel psikoloji alanlarında dünya çapında bir otorite kabul edilen Çiğdem Kağıtçıbaşı’nın onuruna hazırlanmış bu kitapta bir araya gelen uzmanlar,

  • Psikolojinin uluslararası bir bilim olarak gelişim süreci ve kapsamı,
  • Gelişim biliminin kültür ve çocuk bakımı,
  • Toplumsal değişim ve insan gelişimi açısından çocuğun değeri,
  • Türk aile yapısı ve işleyişi,
  • Kentli Türk ailelerin üç neslinde annelerin, babaların çocuk yetiştirme pratikleri ve benlik saygısı,
  • Özerk-ilişkisel benlik kurgusu arayışı,
  • İlişki oluşumuna giden gelişim rotaları ve kültür,
  • Okulöncesi etkileşimler ve anlatı gelişimi,
  • Benlik gelişimi, bireyleşme ve kültür,
  • Toplumsal değişim, aile ve toplumsal cinsiyet,
  • Kültürel açıdan çoğulcu toplumlarda bir arada yaşamak,
  • Türk göçmen ailelerde kültürel süreklilik ve süreksizlik,
  • Schwartz’ın Değerler Kuramı ve Kağıtçıbaşı’nın Aile Değişim Modeli bağlamında Türkiye’de kentlerde yaşayan ergenlerin değer ve tutumları,
  • Türkiye’de meslek sahibi kadınların kariyer gelişimi,
  • Ve teknolojinin insan gelişiminde kullanılması konusunda yoksuldan yana yaklaşımlar gibi pek çok ilgi çekici konu tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: John G. Adair, Walter J. Lonner, Michael Harris Bond, Uwe P. Gielen, Marc H. Bornstein, Derya Güngör, Gisela Trommsdorff, Bilge Ataca, Diane Sunar, Peter B. Smith, Heidi Keller, Robin Harwood, Aylin C. Küntay, Güler Okman Fişek, Bernhard Nauck, John W. Berry, Karen Phalet, Hale Bolak Boratav, Zeynep Aycan, Ype H. Poortinga, Nazlı Baydar, Michael Cole, Sami Gülgöz, Daniel A. Wagner ve T. S. Saraswathi.

  • Künye: Kolektif – İnsan Gelişimi, Aile ve Kültür: Farklı Bakış Açıları, derleyen: Sevda Bekman ve Ayhan Aksu-Koç, Koç Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 416 sayfa, 2018

Kolektif – Ahlakın Dışındakiler: Psikopati ve Ahlaki Yetilerden Yoksunluk (2018)

Psikopati, psikiyatrik bir sorun olmasının yanı sıra, ahlaki felsefe bağlamında da birçok filozofun üzerine yoğun olarak düşündüğü bir sorun.

Bu kitapta bir araya getirilen makaleler de, psikopatinin ne olup ne olmadığından, psikopatların sahip olduğu belirli ahlaki bozukluklar ve eksikliklere, bilhassa psikopati ve ahlaki yetilerden yoksun olma ilişkisini etraflıca irdeliyor.

İnsanların ahlaki yargılara varabilmek için hangi yetilere ihtiyaçları olduğunu enine boyuna tartışmasıyla önem arz eden ve psikopatinin, kimi filozofların iddia ettiği gibi tek bir eksiklikten değil, bir dizi yetinin yokluğundan kaynaklandığı varsayımıyla hareket eden çalışma,

  • Psikopati ve ahlaki rasyonellik,
  • Empati, dil bozuklukları ve psikopati arasındaki ilişki,
  • Sosyopatlar ve başkalarının ıstırabını umursamamak,
  • Ahlak psikolojisiyle ilgili verili sorunlar,
  • Psikopatik içerleme,
  • Ahlaklı/ahlakdışı bir kişi olmak ve ahlakı umursamak,
  • Psikopati, sorumluluk ve ahlaki/uzlaşımsal ayrımı,
  • Psikopatik kabahatlerin önemi,
  • Ve sosyolojinin, Tehlikeli ve Ağır Kişilik Bozukluğuna (ATKB) yaklaşımı gibi konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Thomas Schramme, Henning Sass, Alan R. Felthous, Eric Matthews, Heidi L. Maibom, Gwen Adshead, Kerrin A. Jacobs, Piers Benn, Walter Sinnott-Armstrong, John Deigh, David W. Shoemaker, Matthew Talbert ve Susie Scott.

  • Künye: Kolektif – Ahlakın Dışındakiler: Psikopati ve Ahlaki Yetilerden Yoksunluk, derleyen: Thomas Schramme, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 352 sayfa, 2018

Eirik Løkke – Mahremiyet: Dijital Toplumda Özel Hayat (2018)

Birçok ütopik romana ve filme konu olmuş gözetleme toplumu, günümüzde gerçek haline mi geldi?

Bu şüphe, yeni değil, daha 2013’te, dünya çapında infial yaratan NSA sızıntısından hemen sonra The Guardian’da yayınlanan bir makalede dile getirilmişti.

Şurası bir gerçek ki, bugün mahremiyetin yok edildiğinin çok az insan farkında ve bunun yarattığı veya yaratması muhtemel sorunların çok az insan bilincinde.

Oysa, her şey bir yana, yalnızca bu kitap yayınlandıktan sonra ortaya çıkan Facebook kişisel veri skandalına baktığımızda dahi, kişisel verilerimizin kaydedildiğini ve bunların hem istihbarat örgütlerine hem ticari işletmelere ve hem de manipülasyon için kullanmaları amacıyla kimi siyasi kuruluşlara pazarlanıyor.

Peki, bunun önüne geçilmesi için hem bireylerin hem de yasa koyucuların üstüne düşen görevler nelerdir?

Eirik Løkke, özel yaşamımızın korunması için hangi yasal düzenlemelere ihtiyaç duyulduğunu, faydalı teknolojileri ve hizmetleri öne çıkarıp zararlı olanlarını ortadan kaldıracak bir dengenin nasıl kurulabileceğini ve tabii, kişisel olarak mahremiyetimizi korumamız için neler yapmamız gerektiğini anlatıyor.

  • Künye: Eirik Løkke – Mahremiyet: Dijital Toplumda Özel Hayat, çeviren: Dilek Başak, Koç Üniversitesi Yayınları, sosyal medya, 160 sayfa, 2018

Kolektif – Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları (2018)

Kitabın ilk baskısındaki kapak tasarımı. Güncel kapak, yazının sonundadır.

 

İlk olarak 2010’da yayınlanmış ‘Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları’, aynı adla düzenlenen bir konferansa sunulan bildirilerin bir kısmı ile konferansa sunulmamış farklı çalışmalardan oluşuyor.

Toplumsal cinsiyet olgusunu hukuktan felsefeye, sosyolojiden ekonomiye farklı disiplinlerin bakış açılarıyla inceleyen makaleleri bir araya getiren kitabın, çarpıcı bilgi ve belgeler barındırmasıyla dikkat çektiğini söyleyebiliriz.

Kitapta,

  • Türkiye’de kadın ve eğitim
  • Felsefenin kadına bakışı,
  • Simone de Beauvoir’e göre abjeksiyon ve eros etiği,
  • İkinci dalga Fransız feminizmi,
  • Osmanlı kadın hareketi,
  • Bir yeni sosyal hareket olarak Türkiye’de 1980 sonrası feminist hareket,
  • 2000’li yıllarda kadın kotası tartışmaları,
  • Uluslararası insan hakları hukuku merceğinden kadının siyasal hayata katılımı ve bazı kota uygulamaları,
  • Kadınların mekânsal davranışlarının siyasal niteliği,
  • CEDAW örneği bağlamında Kadınların insan haklarında ulusalüstü standartlar ve denetim,
  • Anayasa’da kadın sorunsalı,
  • Ceza Muhakemesi hukukunda müdahillik ve suçtan zarar gören kavramı,
  • Yargıtay kararları bağlamında, medeni hukukta kadının cinsel ve ekonomik kimliği,
  • İstihdamda cinsiyetler arası eşitlik ve iş mevzuatında yapılması gereken değişiklikler,
  • Eğitimde toplumsal cinsiyet eşitsizliği,
  • Türkiye’de kırsal kadının toplumsal konumu,
  • Novamed grevi bağlamında küresel sermayeye karşı küresel kadın dayanışması,
  • Sosyal politika reformu çerçevesinde kadınlar ve vatandaşlık,
  • Ve Türkiye’de fuhuş sektöründe çalışan göçmen kadınların çalışma koşulları gibi önemli konular tartışılıyor.

Çalışmaya makaleleriyle katkıda bulunan isimler ise şöyle: Çiğdem Kağıtçıbaşı, Zeynep Direk, Hülya Durudoğan, Serpil Çakır, Feyda Sayan Cengiz, Ayşe Güneş-Ayata, Özlem Gölgelioğlu, Zeynep Oya Usal, Elif Ekin Akşit, Feride Acar, Fatoş Gökşen, Deniz Yükseker, Bertil Emrah Oder, Nur Centel, Filiz Kerestecioğlu, Kadriye Bakırcı, Bruce H. Rankin, Işık A. Aytaç, Ayşe Gündüz Hoşgör, Ayça Kurtoğlu, Tore Fougner, Azer Kılıç ve Aslıcan Kalfa.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları: Eşitsizlikler Mücadeleler Kazanımlar, derleyen: Hülya Şimga, Fatoş Gökşen, Bertil Emrah Oder ve Deniz Yükseker, Koç Üniversitesi Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 360 sayfa, 2018

Judith Butler – Biziz, Halk! (2018)

Sokakta toplanmak ne anlama gelir, nasıl bir işlev görür?

Judith Butler bu kitabında, tam da bu sorunun yanıtını arıyor ve sokakta olmayı tamı tamına performatif bir eylem olarak tartışıyor.

Performatif kuram bağlamında toplanma özgürlüğünü ele alan Butler, sınırsız şekilde esnekleşmiş, sürekli değişen, başka bir deyişle düzenli olarak düzensiz işlerde çalışan kesimleri anlatan; kimilerince “çalışan yoksullar” veya “güvencesiz işçiler” olarak tanımlanan prekaryaların bu süreçte nasıl devindirici bir güç olabileceğini irdeliyor.

Bunu yaparken toplumsal cinsiyet siyaseti, sokak siyaseti, birlikte yaşamın etiği ve koalisyon siyaseti gibi kavramları enine boyuna tartışan Butler, kamusal toplanmanın dışavurumcu ya da göstergesel biçimlerini anlamaya çalışıyor.

Butler’a göre toplanma özgürlüğü de, tıpkı konuşma özgürlüğü gibi bir “ifade özgürlüğü”dür.

  • Künye: Judith Butler – Biziz, Halk!: Toplanma Özgürlüğü Üzerine Düşünceler, çeviren: Ferit Burak Aydar, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 217 sayfa, 2018

Kolektif – Rönesans ve Osmanlı Dünyası (2018)

Sanat tarihi alanında çok güncel bir çalışma olarak tanımlayabileceğimiz ve şimdi ikinci baskısına ulaşan bu derleme, Rönesans dönemi Avrupa’sı ile Osmanlı ilişkilerini farklı yönleriyle irdeleyen makaleler sunuyor.

Kitap bilhassa, iki kültür arasındaki ticari temaslardan bilgi değişimine, mimarinin ilham kaynaklarından müzikal etkileşime birçok konuyu ayrıntılı bir bakışla ele almasıyla önem arz ediyor.

Kitapta,

  • Doğu ile Batı, Hıristiyan ve Müslüman dünyalar arasında entelektüel ve kültürel etkileşimler,
  • On birinci yüzyıldan on altıncı yüzyıla Akdeniz’de maddi kültür ve entelektüel merak,
  • Venedik ile Doğu Akdeniz arasındaki kültür aktarımında kitapların rolü,
  • Giacomo Gastaldi’nin Anadolu haritalarının ortak bir Venedik-Osmanlı kültürel uzamının evrimine dair söyledikleri,
  • Papa II. Pius’tan Papa XVI. Benedictus’a, Hıristiyan Avrupa ile İslami Osmanlı İmparatorluğu arasında kurulan eski ve yeni sınır çizgileri,
  • Jean Bodin örneği bağlamında, 16. yüzyılda İslam ve Osmanlı yönetimi hakkında olumlu görüşler,
  • Memlük, Osmanlı ve Rönesans kitap ciltleri,
  • Avrupa piyasalarında Osmanlı tekstilleri,
  • Ve Yunan felsefesinin hamisi olarak II. Mehmet’in Latin ve Bizans perspektifleri gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Claire Norton, Anna Contadini, Palmira Brummett, Deborah Howard, Caroline Campbell, Sonja Brentjes, Owen Wright, Zweder von Martels, Asaph Ben-Tov, Noel Malcolm, Alison Ohta, Suraiya Faroqhi ve Anna Akasoy.

  • Künye: Kolektif – Rönesans ve Osmanlı Dünyası, derleyen: Anna Contadini ve Claire Norton, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, sanat tarihi, 340 sayfa, 2018

Kolektif – Mekân ve Millet (2018)

Türk ve Yunan pek çok akademisyenin katkılarıyla ortaya çıkan ‘Mekân ve Millet’, iki ülkede bağlamında coğrafya ve milliyetçilik konusunu geniş kapsamda irdeleyen makaleler sunuyor.

Kitapta,

  • Mekânla ilişkili ulus ve modernlik öncesi anlamlandırmalar,
  • Modernleşmecilerle ulus-devlet kurucularının projeleri arasındaki çelişkiler,
  • İki ülke arasında yarım yüzyılı aşkındır süren Kıbrıs’la ilgili meselelerin kökenleri,
  • Trakya, İzmir, Antakya ve İstanbul gibi şehirlerde mekânla toplumsal ilişkilerin somutlaşmasının sosyolojik ve tarihsel dinamikleri,
  • Ütopya olarak ulusal topraklar,
  • yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda değişen yerel ağlar,
  • Yunanistan’da devlet ve kilise sınırları ile vaat edilen toprakları uyuşturmak,
  • Nurettin Topçu’nun düşünceleri bağlamında, Türk milliyetçiliğinde din ve coğrafyanın rolü,
  • Kuzey Kıbrıs’ta coğrafi uzmanlık ve yer isimlerinin değişmesi
  • Kıbrıs Rum ulusal kimliğinin gelişimi,
  • Osmanlı Trakya’sında kolektif kimliklerin inşası,
  • Ve İstanbul’un Osmanlı mirasına ilişkin anlatılar gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitap, mekân ve milliyetçilik bağlamında, Türkiye ve Yunanistan’ın nasıl benzer geçmişlere sahip olduğunu gözler önüne sermesiyle önemli.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Anastasia Stouraiti, Alexander Kazamias, Yonca Köksal, Yannis Tsiomis, Anastassios Anastassiadis, M. Asım Karaömerlioğlu, Yael Navaro, Caesar V. Mavratsas, Paraskevas Konortas, Georgios Agelopoulos, Reşat Kasaba ve Ayşe Öncü.

  • Künye: Kolektif – Mekân ve Millet: Yunanistan ve Türkiye’nin Coğrafyalarının Oluşumu, derleyen: P. Nikiforos Diamandouros, Thalia Dragonas ve Çağlar Keyder, çeviren: Ebru Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 288 sayfa, 2018

Seth Stephens-Davidowitz – Bana Yalan Söylediler (2018)

İnternet, özellikle de sosyal paylaşım ağları hayatımıza gireli beri, abartılmış bir çift kişilik hali yaşadığımızı söyleyebiliriz.

Hatta daha da ileri gidip, modern birer Dr. Jekyll ve Mr. Hyde olduğumuzu bile söyleyebiliriz.

Veri bilimcisi Seth Stephens-Davidowitz ise, internetin sunduğu tüm gizlenme imkânlarına rağmen, burada kendimize dair hakikatleri, farkında olmadan ortaya koyduğumuzu söylüyor.

Genelde insanların yalancı olduğunu ve bu durumun onlara dair güvenimizi sekteye uğrattığını düşünen Davidowitz, öte yandan Google’dan flört sitelerine, sosyal paylaşım ağlarına ve hatta internet sitelerine farkında olmadan bıraktığımız izlerle kendimize dair hakikati açık ettiğimizi belirtiyor.

Yazarın burada ayrıntılı bir şekilde ortaya koyduğu, internette bıraktığımız izlerin söyledikleri, “insan doğası” hakkında trajikomik ve düşündürücü gerçekler sunuyor.

  • Künye: Seth Stephens-Davidowitz – Bana Yalan Söylediler: İnternet ve Gerçek Yüzümüz, çeviren: Ferit Burak Aydar, Koç Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 256 sayfa, 2018

Michel Foucault – Ölüm ve Labirent (2018)

1877-1933 arasında yaşamış Raymond Roussel,  çağdaş Fransız yazınının en büyük öncüleri arasında yer alır.

Roussel o denli etkili olmuştur ki, gerçeküstücüler onun özgün imgelem yeteneğini göklere çıkarmışlardır.

Bunun yanı sıra “Yeni Roman” akımının önde gelen iki ismi olan Alain Robbe-Grillet ve Michel Butor da, Roussel’in dehasına hayran kalmıştır.

Böylesi bir etkilenme, Michel Foucault için de geçerli ki, elimizdeki bu çalışmasının tümünü Roussel’e ayırmıştır.

Foucault, şimdi ikinci baskısı yapılan bu kitabında, dilin doğası ile dış dünya arasındaki etkileşimi ya da kendisinin kavramsallaştırmasıyla “kelimeler” ve “şeyler” arasındaki ilişkiyi, Roussel’in yapıtları bağlamında irdeliyor.

Foucault, edebiyatı bir estetik dışavurum biçimi olarak değil, daha çok bir deneyim alanı olarak tasavvur ediyor ve buradan yola çıkarak Roussel’in yapıtları üzerinden dilin doğasına dair kapsamlı bir sorgulama yürütüyor.

Foucault, dilin bizler için bir labirent inşa ettiğini, bu labirentten çıkmanın da ancak ölümle mümkün olduğunu savunuyor.

Foucault, Roussel’in de, hem yapıtları hem de intiharıyla, kendisinin bu tezini ispat ettiğini düşünüyor.

  • Künye: Michel Foucault – Ölüm ve Labirent, çeviren: Savaş Kılıç, Koç Üniversitesi Yayınları, felsefe, 158 sayfa, 2018

Nato Thompson – İktidarı Görmek (2018)

İktidarın, tüketici kapitalizmin sızmadık alan bırakmadığı günümüzde, muhalif sanat ortaya koymanın imkân ve koşulları nedir?

Yazar ve küratör, aynı zamanda bağımsız sanat platformu Philadelphia Contemporary’nin sanat yönetmenliğini yürüten Nato Thompson, toplumsal sorunlara yüzünü dönebilen ve muhalif bir duruş ortaya koyacak sanatın nasıl olabileceğini örnekler eşliğinde anlatıyor.

Alternatif sanat mekânları ve kooperatif evleri kadar, Occupy Wall Street ile Arap Baharı gibi siyasi/toplumsal olayları yeni muhalif sanatsal araçlar olarak irdeleyen Thompson, iktidara meydan okumanın yeni yollarını derinlemesine anlatıyor.

Karamsarlığa kapılmamıza gerek yok.

Zira en kötü zamanlar, en iyi muhalefetin ortaya konacağı, toplumun böylesi bir duruşa karşı en duyarlı ve istekli olduğu zamanlardır.

Thompson’a kulak veriyoruz.

  • Künye: Nato Thompson – İktidarı Görmek: 21. Yüzyılda Sanat ve Aktivizm, çeviren: Erden Kosova, Koç Üniversitesi Yayınları, sanat, 168 sayfa, 2018