Erwin Bartmann – Vatan ve Führer İçin (2018)

Hitler’in seçkin Muhafız Birliği’nde yer almış Erwin Bartmann’ın anıları, Nazi Almanya’sında yaşananlara içerden tanıklık etmesiyle çok önemli bir tarihi belge.

Bartmann anılarında,

  • Henüz genç bir okul çocuğuyken Nazilerin propagandalarından nasıl etkilendiğini,
  • Alman ırkının üstünlüğü safsatasının halk arasında akıl almaz biçimde nasıl karşılık bulduğunu,
  • 17 yaşındayken Berlin’deki Lichterfelde kışlasına gönüllü olarak adım atışını,
  • 1941 yazının sonlarında Sovyet Cephesi’nde savaşmaya gidişini,
  • Kursk-Prohorovka Muharebesi sırasında yaralanarak geri hizmete çekilmesini,
  • Daha sonra Almanya’da Eğitim ve İkmal taburunda makineli tüfek eğitmeni olarak görevlendirilmesini,
  • Kızıl Ordu saldırıları karşısında Alman mevzilerinin bir bir çöküşünü,
  • Ve Hitler Almanya’sının sonunun hızla gelişini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor.

Bartmann’ın kitabı, yalnızca bu tarihi olaylara dair tanıklığıyla değil, aynı zamanda harika bir dönem tasviri yapmasıyla da benzeri hatıratlardan ayrılıyor.

Politika ve askeri stratejiye boğulmamasıyla öne çıkan kitap; açlık, yorgunluk, çamur ve yağan mermilerle boğuşan askerlerin, kimi yerde roman tadı veren gerçekçi hikâyelerini sunmasıyla oldukça ilginç.

  • Künye: Erwin Bartmann – Vatan ve Führer İçin: 1. SS Panter Tümeni’nden Bir Askerin Anıları, çeviren: Selçuk Uygur, Kronik Kitap, anı, 320 sayfa, 2018

Thomas Kühne – Aidiyet ve Soykırım: Hitler Toplumu (1918-1945) (2017)

Nazilerin Yahudilere yönelik soykırımı, bazı kişilere göre, Adolf Hitler başta olmak üzere, kimi yönetici elitlerin çılgınlıklarından ibaretti.

Oysa tam aksine soykırım, farklı kesimlerin katkı sağladığı bir toplumsal mutabakatın ürünüydü.

Thomas Kühne’nin elimizdeki nitelikli çalışması ise, soykırımı “ulusal-kültürel kimlik inşası” bağlamında inceleyerek soykırımın toplumsal mutabakat boyutlarını açıklığa kavuşturuyor.

Yazara göre 1. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan Alman toplumu büyük bir utanç içindeydi.

Fakat bu utanç, aynı zamanda Alman toplumu üzerinde önemli bir aidiyet ve bağlılık hissiyatı da yaratmıştı.

Kühne, 1. Dünya Savaşı’nı eksen aldığı tarihsel bir perspektifle, bu utanç duygusunun, Yahudi nefretiyle birleşerek Almanların ulusal bilinçlerini kuvvetlendiren en önemli faktöre dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Soykırım çalışmaları alanındaki önemli çalışmalardan biri olan kitap, özellikle Yahudilere yönelik soykırımın Alman kimliğinin oluşmasındaki rolünü açıklığa kavuşturması ve bunun yanı sıra tüm kitlesel katliamları ve bu katliamlar sonrası kurulan toplumları anlamamızı sağlamasıyla önemli.

Kitabın, Taner Akçam’ın aydınlatıcı bir sunuşuyla açılığını da belirtelim.

  • Künye: Thomas Kühne – Aidiyet ve Soykırım: Hitler Toplumu (1918-1945), çeviren: Arlet İncidüzen, Heretik Yayıncılık, tarih, 271 sayfa, 2017

Carsten Dams ve Michael Stolle – Gestapo: Nazizm Döneminde Tahakküm ve Terör (2017)

İki yazarlı bu kitap, Nazi rejiminin gizli polis kurumu olan ve zamanında uygunsuz fıkra anlatanlar hakkında takibat yapacak denli korkunç bir ağ haline gelmiş Gestapo için arşivlik bir eser.

Bilindiği gibi, Nazilerin Almanya ve Avrupa’daki tahakküm ve terörlerinin adı olan Gestapo, Nazi devletinin merkezi yürütme organı olarak geniş kapsamlı yetkilerle donatılmıştı.

Bu kapsamlı kitapta,

  • Gestapo’nun kuruluşu,
  • Örgütsel gelişimi ve kendini tanımlayışı,
  • Yönetici kademesinden farklı idari kadrolara Gestapo çalışanlarının profili,
  • Somut çalışma yöntemleri,
  • Gestapo’nun Nazi Almanya’sındaki baskı uygulamaları,
  • Gizli ajanların ve ihbarcıların Gestapo’daki rolleri,
  • Gestapo’nun tüm Avrupa’da bıraktığı kanlı ayak izleri,
  • Ve Gestapo hikâyesinin akabinde faillere ne olduğu gibi, pek çok konu aydınlatılıyor.

İnanılması güç dinamizmiyle göze çarpan, birkaç yıl içerisinde personel sayısını kat kat arttıran, SS ile yakın bağlantısı olan ve halkın ihbarlarıyla muazzam destek sağladığı Gestapo’nun örgütlenmesi, personeli ve faaliyetleri hakkında önemli bir kitap.

  • Künye: Carsten Dams ve Michael Stolle – Gestapo: Nazizm Döneminde Tahakküm ve Terör, çeviren: Cem Şentürk, İletişim Yayınları, tarih, 269 sayfa

Yalçın Toker – İttihatçı ve Nazi Çılgınlıkları (2008)

Araştırmacı Yalçın Toker, bu önemli çalışmasında, İttihat ve Terakki Partisi’nin önde gelen isimleri ile Nazileri karşılaştırıyor.

İlk olarak, bir kronoloji dâhilinde İttihatçıları ele alan Toker, ardından da benzerlikleri ve farklılıkları ile Nazileri anlatıyor.

Kitapta bu iki oluşumun faaliyetleri, temel olarak, İttihatçıların “Turancılık” anlayışı ile Nazilerin “Saf kan” ve “üstün ırk”a dayalı “Nasyonal Sosyalizmi” çerçevesinden karşılaştırılıyor.

Bu anlatımda, Talat, Enver ve Cemil Paşa üçlüsü, Mustafa Kemal ve Adolf Hitler başta olmak üzere, birçok tarihi figür de karşımıza çıkıyor.

Kitabın son bölümünde ise, o dönemde bu fikir akımlarının Türkiye’deki yansımalarına odaklanılıyor.

  • Künye: Yalçın Toker – İttihatçı ve Nazi Çılgınlıkları, Toker Yayınları, tarih, 436 sayfatarih, 436 sayfa

Wolfgang Emmerich – Paul Celan (2012)

  • PAUL CELAN, Wolfgang Emmerich, çeviren: Yahya Kurtkaya, Şule Yayınları, biyografi, 200 sayfa

 PAUL

Wolfgang Emmerich elimizdeki nitelikli çalışmasında, tam adı Paul (Pessach) Antschel olan büyük şair Paul Celan’ın kapsamlı bir biyografisini sunuyor. Kitapta Celan’ın ilk yılları, Almanya’da başlayan eğitim dönemi, Nazilerin iktidara gelmesiyle alt üst olan hayatı, toplama kampında mahkum oluşu, anne ve babasını toplama kamplarında kaybedişi, buradan Brüksel’e ardından da Paris’e kaçışı, Türkçeye ‘Ölüm Havası’ ve ‘Bademlerden Say Beni’ adlarıyla çevrilmiş ünlü şiiri ‘Todesfuge’yi yazma süreci, Ingeborg Bachmann’la yaşadığı aşkı ve Nelly Sachs ile René Char gibi dönemin önemli isimleriyle ilişkileri gibi konular aydınlatılıyor.

C. J. Sansom – Madrid’de Kış (2012)

  • MADRİD’DE KIŞ, C. J. Sansom, çeviren: Meral Gaspıralı, E Yayınları, roman, 727 sayfa

 

C. J. Sansom ‘Madrid’de Kış’ta, İngiliz İstihbarat Servisi için çalışan bir ajanın, Franco diktatörlüğü altında ezilen İspanya’da yaşadığı maceraları anlatıyor. İç Savaş’ın henüz sona erdiği İspanya’da iktidarda bulunan Franco diktatörlüğü, Nazilerle işbirliği yapıp 2. Dünya Savaşı’na girmeyi tasarlamaktadır. Ülkede olup bitenlerle fazlasıyla ilgili olan İngilizler de, başarılı ajan Harry Brett’i görevlendirir. Brett’in görevi, Madrid’de iş çevreleriyle karanlık ilişkiler kurmuş Sandy Forsty’nin gözüne girerek, onun ne işler çevirdiğini açığa çıkarmaktır. Roman, dönemin İspanyası’nın renkli bir panoramasını da sunuyor.

Irvin D. Yalom – Spinoza Problemi (2012)

 

Irvin D. Yalom ‘Spinoza Problemi’nde, bir yandan Spinoza’nın yaşadığı ddöneme uzanırken, öte yandan ondan üç yüzyıl sonra yaşamış Nazi ideologu Alfred Rosenberg’in iç dünyasına iniyor.

Rosenberg, henüz on altı yaşındayken, okuldaki bir konuşmada sarfettiği anti-Semitik sözler yüzünden, okul müdürü tarafından cezalandırılır.

Cezası, Alman yazar Goethe’nin otobiyografisinde, Spinoza’yla ilgili yazdığı pasajı ezberlemektir.

Irkçı Rosenberg için, çok sevdiği Goethe’nin Yahudi düşünüre hayranlığı büyük bir şoktur.

Rosenberg, yıllar sonra, Yahudilerin yok edilmesinde büyük roller üstlenirken, bu problemle yeniden yüzleşecektir.

  • Künye: Irvin D. Yalom – Spinoza Problemi, çeviren: Ahmet Ergenç, Kabalcı Yayınevi, roman, 445 sayfa

Dan Diner – Karşıt Hafızalar (2011)

  • KARŞIT HAFIZALAR, Dan Diner, çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, siyaset, 112 sayfa

Tarihçi Dan Diner ‘Karşıt Hafızalar’da, Batı’nın, Yahudi soykırımıyla hesaplaşmak konusunda gecikmesinin nedenlerini araştırıyor. Holokostun, derin yarıklarla parçalanmış 20. yüzyılın hafızalardaki simgesi haline geldiğini belirten Diner, soykırımın, Batı medeniyetinin ve kültürünün asli temellerini kökünden salladığını söylüyor. Soykırımın, 1950’li yıllardan itibaren unutulmaya terk edildiğini ve ancak 1990’lı yılların başlamasıyla, giderek artan bir şekilde çağın olumsuz simgesi olarak bilinçlerdeki yerini aldığını gözler önüne seren Diner, bu gecikmenin nedeni olarak öne sürülen 2. Dünya Savaşı ile Soğuk Savaş’ı, ayrı ayrı analiz ediyor.

Arnold Reisman – Nazizmden Kaçanlar ve Atatürk’ün Vizyonu (2011)

  • NAZİZMDEN KAÇANLAR VE ATATÜRK’ÜN VİZYONU, Arnold Reisman, çeviren: Gül Çağalı Güven, İş Kültür Yayınları, tarih, 619 sayfa

Arnold Reisman, bir kaynak kitap olarak değerlendirilebilecek ‘Nazizm’den Kaçanlar ve Atatürk’ün Vizyonu’nda, Almanya’dan Türkiye’ye gelerek, ülkede üniversitelerin gelişimine katkıda bulunan bilim insanlarını anlatıyor. Çok sayıda belge, mektup, hatıra, sözlü tarih ve fotoğraftan yararlanan kitap, Almanya’da Nazilerin iktidarı ele geçirmesinden sonra, kendi alanlarında tanınmış akademisyen ve profesyonellerin öyküleriyle başlıyor. Kitap, belki de en çok, bu parlak akademisyenlerin kişisel öyküleriyle dikkat çekiyor diyebiliriz. Reisman’ın da gösterdiği gibi, Nazilerin iktidara gelişi, en çok Türkiye Cumhuriyeti’ne yarayacaktı. Çünkü üniversiteler kurarak modernleşmeyi hedefleyen Atatürk ve diğer yönetici kesim, bu bilim insanları aracılığıyla, Batı standartlarında yüksek öğrenim kurumlarını ortaya koyacaktı.

Leonid Tsıpkin – Baden Baden’de Yaz (2007)

  • BADEN BADEN’DE YAZ, Leonid Tsıpkin, çeviren: Kayhan Yükseler, Yapı Kredi Yayınları, roman, 160 sayfa

‘Baden Baden’de Yaz’, yazarı Leonid Tsıpkin’le otobiyografik özellikler sergileyen bir roman. Roman, Yahudi anlatıcısının 1970’lerde Moskova’dan Leningrad’a yaptığı tren yolculuğu ile başlar. Anlatıcının bu geziyle amaçladığı şey, orada hayranı olduğu Dostoyevski’nin evini ziyaret etmektir. Bu ziyarette, anlatıcının iki katmanlı düşünüşü romanın en ilgi çekici yanıdır diyebiliriz. Çünkü Dostoyevski’ye hayran olan anlatıcı, bir yandan da, ünlü yazarın Yahudi düşmanlığı üzerinden, bu hayranlığıyla yüzleşmek zorunda kalacaktır. Tsıpkin’in romanının çok katmanlı kurgusu, Dostoyevski’nin yaşadığı zamanlara yaptığı gerçekçi geçişleriyle de ilgi çekiyor.