Domenico Losurdo – Köktendincilik Nedir? (2012)

  • KÖKTENDİNCİLİK NEDİR?, Domenico Losurdo, çeviren: Selin Dingiloğlu, Yordam Kitap, sosyoloji, 95 sayfa

 

Domenico Losurdo ‘Köktendincilik Nedir?’de, ilk başta akla hemen Yakındoğu ve İslam’ı getiren köktendinciliğin tarihine odaklanıyor. Losurdo, bu kavramın ilk olarak 1. Dünya Savaşı ertesinde ortaya çıkan ve kendini genellikle “köktendinciler” (fundamentalistler) olarak tanımlayan bir hareket için, Amerikan Protestan çevrelerinde kullanıldığını söylüyor. Çalışmasında, yalnızca İslami değil, Yahudi ve Hıristiyan köktendinciliğinin tarihsel, sosyolojik ve siyasal kaynaklarını tartışan Losurdo, ayrıca, köktendinciliğin kapitalist modernleşme ve bağımsızlık hareketleri gibi olgularla ilişkisini de masaya yatırıyor.

Besim F. Dellaloğlu – Benjaminia: Dil, Tarih ve Coğrafya (2012)

  • BENJAMINIA: DİL, TARİH VE COĞRAFYA, Besim F. Dellaloğlu, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 185 sayfa

 

Besim F. Dellaloğlu, yeni bir baskıyla yayımlanan ‘Benjaminia’da, Walter Benjamin’in hayatının ve düşüncesinin izini sürüyor. Benjamin üzerine çalışmanın, kendisi için bir arayış, keşfediş süreci olduğunu söyleyen Dellaloğlu, böylece düşünürle kişisel bir bağ kurduğunu belirtiyor. Çalışma bu nedenle, Benjamin’i biyografik  bir bakışla izlemekten ziyade, O’nun ima ettiklerini. çağrıştırdıklarını anlama çabası olarak düşünülebilir. Benjamin’in Marksistliğinden şüphe duyduğunu söyleyen Dellaloğlu’nun çalışmasının, düşünürün dinle, teolojiyle ve mistisizmle ilişkisini de araştırmasıyla ilgi çektiğini söyleyebiliriz.

Kolektif – Türkiye ve İran’da Otoriter Modernleşme (2012)

 

Birçok yazarın katkıda bulunduğu eldeki çalışma, Atatürk ve Rıza Şah dönemlerini eksen alarak, 1. Dünya Savaşı sonrası Türkiye ve İran’ındaki otoriter modernizasyonu karşılaştırıyor.

  • Kitapta,
  • Türkiye ve İran’da otoriter yöneticilerin iktidarlarını pekiştirirken karşılaştıkları zorluklar,
  • Rıza Şah’ın yönetiminin diktatörlükten keyfi bir idareye tedrici,
  • İki ülkede siyasi partiler ve parti politikalarının durumu,
  • Türkiye ve İran’ın, erkekler için çıkarılan kıyafet kanunlarıyla, Avrupa âdetleri ve kanunlarını benimseme tavırları,
  • Ve dil reformunda Atatürk ve Rıza Şah’ın bireysel çabaları gibi, ilgi çekici konular tartışılıyor.

Künye: Kolektif – Türkiye’de ve İran’da Otoriter Modernleşme, derleyen: Touraj Atabaki ve Erik Jan Zürcher, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 262 sayfa

Max Weber – Sosyal Bilimlerin Metodolojisi (2012)

 

Ünlü sosyolog Max Weber’in ‘Sosyal Bilimlerin Metodolojisi’, düşünürün 1903 ile 1917 yılları arasında kaleme aldığı, sosyal bilimlerin teori ve stratejisindeki problemlere odaklanan makalelerini bir araya getiriyor.

Weber burada, sosyoloji ve iktisatta “etik tarafsızlık”ın ne anlama geldiğini ve sosyal bilimde ve sosyal politikada “nesnellik”in ölçütlerini anlatırken, kültür bilimleri mantığının eleştirel bir analizini de yapıyor.

Yazılmalarının üzerinden çokça zaman geçmiş olsa da, buradaki makaleler, Weber’in metodolojik analizini çağdaş sosyal bilimlerin temel meseleleriyle bağlantılandırmasıyla oldukça önemli.

  • Künye: Max Weber – Sosyal Bilimlerin Metodolojisi, çeviren: Vefa Saygın Öğütle, Küre Yayınları, sosyoloji, 222 sayfa

Ayşe Önal – Namus Cinayetleri (2012)

  • NAMUS CİNAYETLERİ, Ayşe Önal, İstanbul Kültür Üniversitesi Yayınları, kadın, 158 sayfa

 

Ayşe Önal ‘Namus Cinayetleri’yle, Türkiye’de kadına yönelik şiddeti konu edinen çalışmalara önemli bir katkıda bulunuyor. Kitabın özgünlüğü, kadına yönelik şiddeti, mağdurların gözüyle değil, birebir faillerin anlatımıyla izlemesi. Cezaevlerinde “namus cinayeti” hükümlüleriyle uzun görüşmeler yapan Önal, okurun tahammülünü ve sinirlerini zorlayan dokuz erkeğin anlatımına yer veriyor. Bu öyküler, annesinin, kardeşinin ya da eşinin gözlerinin içine bakarak “seni öldüreceğim” diyen bir erkeğin ruh dünyasını ve daha da önemlisi bu beyanlar aracılığıyla, ülkedeki kadına dair genel algıyı yansıtmasıyla dikkat çekiyor.

Yücel Demirer – Tören, Simge, Siyaset (2012)

  • TÖREN, SİMGE, SİYASET, Yücel Demirer, Dipnot Yayınları, sosyoloji, 304 sayfa

 

Yücel Demirer ‘Tören, Simge, Siyaset’te, Türkiye’de birbiriyle rekabet halinde kutlanan Newroz ve Nevruz kutlamalarının nasıl bir toplumsal ve siyasal gerçekliğe tekabül ettiğini irdeliyor. Araştırmasının merkezine, özellikle 1990’lardan itibaren keskinleşen Nevruz ve Newroz kutlamalarını yerleştiren Demirer, kültür ve geleneksel kültür alanının nasıl siyasal alana paralel bir mücadelenin odağı haline geldiğini tartışıyor. Yazarın karşılaştırdığı örneklerden ilki, Türkiye Cumhuriyeti’nin tekçi, yalnızca Türklük merkezli kutlamaları, ikincisi de, Kürtler nezdinde kimliğin ifade edilme biçimi olarak Newroz kutlamaları.

Seval Şahin – Kültürel Sermaye, Kibar Hırsız ve Şehir (2012)

  • KÜLTÜREL SERMAYE, KİBAR HIRSIZ VE ŞEHİR, Seval Şahin, Bağlam Yayınları, sosyoloji, 247 sayfa

 

Seval Şahin ‘Kültürel Sermaye, Kibar Hırsız ve Şehir’de, Peyami Safa’nın Server Bedi takma adıyla yazdığı ‘Cingöz Recai’ polisiye serilerinin, Türkiye’deki milliyetçi düşüncenin güçlenmesinde ne derece katkıda bulunduğunu araştırıyor. Yazar bunu ortaya koymak için, Pierre Bourdieu’nün “alan teorisi”nden ve Franco Moretti’nin edebi türlerin incelenmesine yönelik yaklaşımı olan “edebiyat haritaları”ndan yararlanıyor. Kitabının ilk bölümünde, Server Bedi’nin Cingöz Recai serilerini tanıtan Şahin, ardından, bu seriyi Bourdieu ile Moretti’nin teorileri bağlamında değerlendirerek kitaplardaki bakış açısını irdeliyor.

Paul Connerton – Modernite Nasıl Unutturur (2012)

  • MODERNİTE NASIL UNUTTURUR, Paul Connerton, çeviren: Kübra Kelebekoğlu, Sel Yayıncılık, sosyoloji, 154 sayfa

 

Paul Connerton ‘Toplumlar Nasıl Anımsar’da, geçmişin imgelerinin ve anımsama bilgisinin, toplumun törensel ugulamaları kanalıyla nasıl aktarılıp sürdürüldüğüne odaklanmıştı. Şimdi de, modernitenin unutkanlık biçimlerini irdeleyen Connerton, modern hayatla, yani toplumsal yaşamın yerellikten ayrılmasıyla beraber, hatırlama üzerinde önemli bir etkisi olan mekân belleğinin zaafiyete uğradığını söylüyor. Yazara göre, günümüzün akıllara durgunluk veren hızı, ucu bucağı görünmeyen megakentler ve daha kısa bir ömre sahip kent mimarisi gibi sorunlar, ortak anılara ve dolayısıyla hatırlamaya dayalı bir hayatı imkânsız kılıyor.

Annie Thébaud-Mony – Çalışmak Sağlığa Zararlıdır (2012)

  • ÇALIŞMAK SAĞLIĞA ZARARLIDIR, Annie Thébaud-Mony, çeviren: Ayşe Güren, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 284 sayfa

 

Tuzla gemi tersanelerindeki işçi ölümleri, Türkiye’de işçi sağlığı konusunda bir tartışmaya kapıyı aralamıştı. Sosyolog Annie Thébaud-Mony’nin bu çalışması, tam da bu günlerde konuya dair kelimelere, teorilere ve kavramlara duyduğumuz ihtiyacı karşılar nitelikte. Thébaud-Mony, işçi sağlığı ve iş güvenliği konusunu, Fransa’da yaşanan iş kazalarından hareketle değerlendiriyor ve çalışanların hayatına, sağlığına ve onuruna yönelen saldırıları ortaya koyuyor. Sanayide taşeronlaşma, başkasını tehlikeye atma, onura saldırı, duygusal ve fiziksel şiddet ve mesleki kanserler, çalışma boyunca işlenen dikkat çekici konular.

Loïc Wacquant – Kent Paryaları (2012)

 

  • KENT PARYALARI, Loïc Wacquant, çeviren: Mehmet Doğan, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, sosyoloji, 357 sayfa

Loïc Wacquant ‘Kent Paryaları’nda, Amerikan gettosu “Kara Kuşak” ile Fransa’da “Kızıl Kuşak” denen işçi sınıfının sanayisizleştirilen kenar mahalleleri üzerinden, kimi toplumsal kesimlerin mülksüzleştirilme sürecinin dinamiklerini ortaya koyuyor. Yazarın amacı ise, ABD’de 1960’larda yeniden düzenlenmeye başlanan ırk tahakkümü, kapitalist ekonomi ve kamu politikaları rejimlerinin, ülkedeki Afrikalı-Amerikalı gettosunun geçirdiği kurumsal dönüşüme etkilerini aydınlatmak. Wacquant, Fransa’da, sanayi sonrası şehirlerin yoksul mahallelerinde görülen kentleşme modelinin, ABD gettosu modelini izlediğini iddia ediyor.