Halûk Sunat – Spinoza ve Psikanaliz ve Hayat (2009)

Psikanaliz konulu çalışmalarıyla bilinen Halûk Sunat imzalı ‘Spinoza ve Psikanaliz ve Hayat’, birbirini bütünleyen üç bölümden oluşuyor.

Psikanalizin, “ötekindeki kendini, kendindeki ötekini, dolayısıyla, kendi ve ötekinin hemhal oluşundan mürekkep bir hayatı anlama/anladığını dönüştürme kaygı ve çabasından” doğduğunu söyleyen Sunat, kitabının ilk bölümünde, bu kaygının Spinoza’nın felsefesinde nasıl göründüğüne odaklanıyor.

Eserinin ‘Psikanaliz’ başlıklı bölümünde, konuya dair kapsamlı ve zengin bir çerçeve sunan yazar, ‘Psikanaliz ve Hayat’ başlıklı üçüncü bölümde de, ‘psikanalist/yazar’ öznenin, hayata nasıl baktığını, hayat karşısındaki duruşunu anlatıyor.

  • Künye: Halûk Sunat – Spinoza ve Psikanaliz ve Hayat, Yirmi Dört Yayınları, psikanaliz, 362 sayfa

Michel Juffé – Freud, Spinoza Mektuplaşması 1676-1938 (2018)

Freud hakkındaki bilgilerimiz, kendisinin Spinoza’yı pek bilmediğini, en azından okumamış olduğunu düşündürüyor.

Çok nadiren bahseder Spinoza’dan.

‘Leonardo da Vinci’nin Bir Çocukluk Anısı’nda (1910) müphem bir imada bulunur: “Leonardo’nun gelişiminin Spinozacı düşünme biçimine yaklaştığı gibi bir saptamaya kalkışabiliriz.”

Ne demek istemiş? Anlamak mümkün değil.

Michel Juffé’nin elimizdeki özgün çalışması ise, Freud ile Spinoza arasındaki hayali mektuplaşmalar üzerinden ikisinin de eserlerine yeni bir ışık tutuyor ve yepyeni gelişmelere, bildiğimiz Spinoza ve Freud’dan daha ötesine götüren fikirlere kapı aralıyor.

On altı mektuptan oluşan yazışma, bir yıldan biraz fazla sürüyor.

Yazışmaya başladıklarında Freud’un iki buçuk yıllık ömrü kalmıştır ve Avrupa’yı kasıp kavuracak fırtınanın gelişini görmektedir.

Spinoza’nın ise sadece bir yılı vardır.

Bu iki ünlü düşünürün metinlerini birbiriyle konuşturan Juffé, böylece iki düşünürün ortak noktalarının neler olduğunu, ayrıca ayrıldıkları noktaları gözler önüne seriyor, bunu yanı sıra, birbirlerinin düşüncelerine getirecekleri eleştirilerin neler olabileceğini irdeliyor.

Kitap her şeyden önce felsefe ve psikanalizin ilgi çekici bir karşılaşması niyetine okunmalı.

  • Künye: Michel Juffé – Freud, Spinoza Mektuplaşması 1676-1938, çeviren: Siren İdemen, Metis Yayınları, psikanaliz, 320 sayfa, 2018

Spinoza – Politik İnceleme (2018)

‘Politik İnceleme’ (Tractatus Theologico-Politicus), Spinoza’nın yaşarken yayınlandığını göremediği, 1670 yılında Amsterdam’da imzasız olarak yayınlanan, kendisinin kaleme aldığı son yapıtıdır.

Spinoza bu eserinde, monarşik, aristokratik ve demokratik devletleri yeniden yorumlayarak “en iyi yönetim biçimi nedir?” sorusuna yanıt arıyor.

Düşünür bunu yaparken de, doğal hak, egemen güçlerin hakkı, kamu işleri, bir devlet için mümkün en iyi durum, monarşi, aristokrasi ve demokrasi konu ve kavramlarını derinlemesine tartışıyor.

Spinoza için devletin amacı, insandır ve devlet dediğimiz yapı da, işlerini yurttaşlardan gizli saklı yürütmemelidir.

Zira devlet yönetiminin kayıtsız şartsız biçimde yöneticilere emanet edilmesi, özgürlük açısından son derece tehlikelidir ve hem devlete hem de yurttaşlara yapılacak asıl kötülük de budur.

  • Künye: Spinoza – Politik İnceleme, çeviren: Murat Erşen, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 156 sayfa, 2018

Charles Ramond – Spinoza Sözlüğü (2014)

Yaşadığı dönemde cemaatinden aforoz edilen Baruch Spinoza’nın önemli maddelerine dair bir kılavuz.

“Arzu”dan “Birey”e, “Duygulanım”dan “Eşlik Etmek”e, “Güç”ten “Kip”e, “Olumlama”dan “Saçma”ya ve “Keder”e, Spinoza’nın pek çok kavramının açıklandığı kitap, son yıllarda bu önemli düşünüre yönelen ilgiye nitelikli bir karşılık veriyor.

  • Künye: Charles Ramond – Spinoza Sözlüğü, çeviren: Bilgesu Şişman, Say Yayınları

Diego Tatián – Spinoza: Bir Başlangıç (2017)

Türkiyeli okur Diego Tatián’ı, daha önce yayımlanan ‘Spinoza: Dünya Sevgisi’yle hatırlayacaktır.

Yazarın elimizdeki çalışması ise, Spinoza düşüncesinin ana hatları konusunda yetkin bir giriş kitabı.

Spinozacı anlamda iktidar, insanları asıl güçlerini kullanmaktan uzaklaştıran, onların politik kabiliyetlerini zayıflatan ve onları böylelikle melankoliye mahkûm eden yapıdır.

Spinoza ise, hayata keder getiren güçlere direnci öne çıkarır, ardından bu direnci bir kamusal ifade aracı olarak dönüştürür ve nihayetinde, sosyal melankolinin karşısına eksiksiz neşeyi koyar.

Tatián bu kitabında, yukarıda özetlemeye çalıştığımız Spinoza sistemini adım adım ortaya koyuyor.

Bu rehber çalışmanın, Spinoza düşüncesine ilgi duyan her okura ziyadesiyle hitap edebileceğini söylemeliyiz.

  • Künye: Diego Tatián – Spinoza: Bir Başlangıç, çeviren: Ali Dokuzlu, Dost Kitabevi, felsefe, 141 sayfa

Spinoza – Tanrıbilimsel Politik İnceleme (2008)

Spinoza, ‘Tanrıbılimsel Politik İnceleme’de, vahye dayalı siyaset felsefesiyle hesaplaşıyor.

Spinoza, aklı siyasal yapının temeline koyarak, böylece Descartes’ın ontoloji ve epistemoloji alanında yaptığını siyaset alanında yapmış oluyor.

Spinoza, “Yönetimin gerçek amacı insanları rasyonel varlıklardan dört ayaklı hayvanlara ya da kuklalara dönüştürmek değil, onları akıl ve bedenlerini güven içinde geliştirebilir ve özgür biçimde akıllarını kullanabilir hale getirmektir.” diyor.

Özgür sorgulama hakkının bir devletin güvenlik ve refahı için sadece uygun değil, vazgeçilmez olduğuna inanan Spinoza, daha sonraki politik düşünceyi ve Aydınlanma felsefesini de etkilemişti.

  • Künye: Spinoza – Tanrıbilimsel Politik İnceleme, çeviren: Betül Ertuğrul, Biblos Yayınları, felsefe, 392 sayfa

Halûk Sunat – Psikanalitik Duyarlıklı Bakışla Spinoza ve Felsefesi (2014)

Son dönemlerde sıklıkla başvurulan filozoflardan Spinoza’nın etik, teolojik ve politik hatta ilerleyen felsefesinin kalbine doğru bir yolculuk.

Sunat’ın çalışmasını farklı kılan, felsefenin içinde yol alırken, ara sıra başını kaldırıp psikanalize bakması ve Spinoza düşüncesinin hinterlandını oluşturan politik bağlamı detaylıca irdelemesi.

Meraklısına.

  • Künye: Halûk Sunat – Psikanalitik Duyarlıklı Bakışla Spinoza ve Felsefesi, Bağlam Yayınları, felsefe, 464 sayfa

Çetin Balanuye – Spinoza: Bir Hakikat İfadesi (2012)

  • SPINOZA: BİR HAKİKAT İFADESİ, Çetin Balanuye, Say Yayınları, felsefe, 304 sayfa

 

Çetin Balanuye elimizdeki kitabında, felsefe tarihinin önemli isimlerinden olmasının yanı sıra, soyut ve metafizik üslubuyla da en zor anlaşılan düşünürlerden Spinoza için bir “anlama kılavuzu” sunuyor. Düşünürle ilk kez karşılaşacak okurlar için olduğu kadar felsefede belli bir yetkinliğe sahip okurlara da hitap edecek çalışma, Spinoza’yı kısa, basit ve genel bir çerçeveden yaklaşarak tanımaya çalışıyor ve onun ‘Etika’, ‘Teolojik-Politik İnceleme’ ve ‘Politik İnceleme’ gibi temel eserlerini çözümlüyor. Çalışma, hem akademik çevrelerde hem de felsefe okurları arasında ilgi çekmeye başlayan Spinoza düşüncesi için iyi bir rehber.

Irvin D. Yalom – Spinoza Problemi (2012)

 

Irvin D. Yalom ‘Spinoza Problemi’nde, bir yandan Spinoza’nın yaşadığı ddöneme uzanırken, öte yandan ondan üç yüzyıl sonra yaşamış Nazi ideologu Alfred Rosenberg’in iç dünyasına iniyor.

Rosenberg, henüz on altı yaşındayken, okuldaki bir konuşmada sarfettiği anti-Semitik sözler yüzünden, okul müdürü tarafından cezalandırılır.

Cezası, Alman yazar Goethe’nin otobiyografisinde, Spinoza’yla ilgili yazdığı pasajı ezberlemektir.

Irkçı Rosenberg için, çok sevdiği Goethe’nin Yahudi düşünüre hayranlığı büyük bir şoktur.

Rosenberg, yıllar sonra, Yahudilerin yok edilmesinde büyük roller üstlenirken, bu problemle yeniden yüzleşecektir.

  • Künye: Irvin D. Yalom – Spinoza Problemi, çeviren: Ahmet Ergenç, Kabalcı Yayınevi, roman, 445 sayfa

Spinoza – Ethica (2011)

  • ETHICA, Spinoza, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Kabalcı Yayınları, felsefe, 860 sayfa

 

‘Ethica’, tanımları, açıklamaları, önermeleri, kanıtlamaları, notları ve yoğun mantık örgüsüyle, felsefenin en sıkı ve doğal olarak en zor anlaşılan kitaplarından biri. Spinoza burada, geometrik yöntem ile mantık kurallarını kullanarak “Tanrı”, “İnsan”, Beden”, “Zihin”, “Akıl”, “Duygular” ve “Özgürlük” gibi, felsefenin konusu olagelmiş önemli kavramları tartışmaya açıyor. Spinoza’ya göre, varlıkları ilk nedenlerini göz önüne almadan bilmeye çalışmak, önyargıların oluşumuna zemin hazırlar ve önyargıların artış göstermesi sonucunda toplum, aklı bir kenara koyup batıl inançlara yönelir. Buradan yola çıkarak varlıkların ilk nedenlerini araştırmaya koyulan düşünür, söz konusu ilk neden olarak batıl inançlar yerine doğru bilgileri koyan sevgiyi, özellikle en mükemmel sevgi olduğunu düşündüğü Tanrı sevgisini görüyor.