Serhat Celâl Birdal – Bir Başka Devrim (2020)

 

1960-1980 arası Türkiye sol hareketini, Deleuze ve Guattari’nin genişlettiği Spinozacı arzu kavramının ışığında inceleyen özgün bir çalışma.

Politik bir kavram olarak arzuyu irdeleyerek çalışmasına başlayan Serhat Celâl Birdal, devamında da, Türkiye solunun arzu politikasını ve bir kimlik olarak devrimciliği çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Kitap, ’60’lar ve ’70’lerde büyük kalabalıkları yepyeni bir dünyanın imkânında siyasal mücadeleye sevk eden, çoğu zaman ideolojik konumların ve tarihsel gelişmelerin altında kalan dinamiğinin, Birdal’ın deyimiyle “tarihselliğin altındaki şiirselliğin” izlerini arzu kavramı zemininde takip ediyor.

Çalışma, söz konusu süreçte devrim perspektifine sahip sol siyasetin, salt ideoloji ve bilinç düzeyinde halkın ya da sınıfın çıkarlarının temsil edilmesinden ve gerçekleştirilmesinden ibaret görülemeyeceği kabulünden hareketle, ’60’lar ve ’70’ler boyunca ortaya çıkan toplumsal dönüşüm olanaklarını ve bu olanaklar zemininde tetiklenen siyasallaşma sürecini, bilinçdışı toplumsal arzu yatırımları düzeyinde değerlendiriyor.

Yazar böylece, söz konusu siyasallaşmayı kapitalist üretim ilişkilerinin yerleşmeye başlamasının ardından sınıfsal çelişkilerin keskinleşmesinin “zorunlu” bir sonucu olarak, sömürülen sınıfların ve halk kesimlerinin gerçek çıkarlarının bilincine varması ve mücadeleye atılması olarak tarif eden klasik Marksist anlayışın ötesine geçmeyi amaçlıyor.

  • Künye: Serhat Celâl Birdal – Bir Başka Devrim: Türkiye Sol Hareketinde Arzu, İdeoloji, Politika (1960-1980), İletişim Yayınları, siyaset, 259 sayfa, 2020

Frédéric Lenoir – Spinoza Mucizesi (2020)

 

 

Spinoza, “Dalga geçmemeli, ağlayıp sızlamamalı, nefret etmemeli; anlamalı.” demişti.

Spinoza’nın sadece yaşadığı dönemin çok ötesinde değil, zamanımızın da çok ötesinde bir mucize olduğunu belirten Frédéric Lenoir bu güzel kitabında, Spinoza’nın zihnimizi nasıl aydınlatabileceğini, yüreğimizi nasıl ferahlatabileceğini anlatıyor.

İki bölümden oluşan kitabında Lenoir, ilk olarak Spinoza’nın hem dinde, hem politikada hem de felsefede nasıl büyük bir devrim gerçekleştirdiğini irdeliyor.

Yazar çalışmasının ikinci bölümünde ise, Spinoza’nın neden bir bilgelik ustası olduğunu ele alıyor.

  • Künye: Frédéric Lenoir – Spinoza Mucizesi, çeviren: Aslı Sümer, İş Kültür Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2020

Kolektif – İçkinlik Etiği (2020)

Ahlak buyurur; etik, üretir.

Ahlak sabit ve değişmez ilkeler var sayar; etik, süreç içinde değişebilir ilkelere öncelik verir.

Buradan hareketle şu sonuca varılabilir:

Eylemi değişmeyen ilkelerle belirleyen ahlak aşkınlık düzlemine aittir; etik ise, eylemin esnekliğini öne çıkarmasıyla felsefenin içkin kavranışıdır.

İşte bu derleme de, içkinlik düzleminde konuşlanan bir etik arayışı, bunun başlıca düşünürleri olarak Spinoza ve Nietzsche’nin fikirlerini merkeze alarak tartışıyor.

Zira kitapta ifade edildiğine göre Spinoza ve Nietzsche, ahlakın “Ne yapmalıyım?” sorusunun yerine “Neyi yapmaya muktedirim?” sorusunu geçirerek, etiği bir güç meselesi olarak yorumlamanın ve yaşamı sonsuzca deneyimleme imkânının önünü açmışlardır.

Kitapta,

  • Spinoza’nın içkinlik felsefesi,
  • Felsefi bir ideal olarak özgürlük,
  • İçkinlik ve sonluluk,
  • Deleuze ve Derrida bağlamında çağdaş Fransız düşüncesinde iki yön olarak içkinlik ve aşkınlık,
  • Deleuze ve arzu meselesi bağlamında içkin bir etik teorisi,
  • Nietzsche ve Spinoza’da ahlaki duygular,
  • Spinoza, Nietzsche ve Stoacılar bağlamında tutkular, güç ve pratik felsefe gibi ilgi çekici konular tartışılıyor.

Spinoza ve Nietzsche’den türeyen bir içkin etiğin bize bugün nasıl rehberlik edebileceğini merak edenlerin kaçırmak istemeyeceği bir çalışma.

  • Künye: Kolektif – İçkinlik Etiği: Nietzsche ve Spinoza, derleyen: Hüseyin Deniz Özcan ve Orkun Tüfenk, Otonom Yayıncılık, felsefe, 350 sayfa, 2020

Maxime Rovere – Spinoza Tayfası (2020)

 

Maxime Rovere’nin bu dikkat çekici romanı, Benedictus Spinoza’nın yaşamını merkeze alarak büyük dönüşümlerin yaşandığı 17. yüzyıl Avrupa’sını anlatıyor.

Şahane bir dönem romanı olarak okunabilecek eser, modern akıl ve özgürlük anlayışının ortaya çıktığı bir dönem olarak tanımlanan 17. yüzyılda Spinoza’nın etkileşim içinde bulunduğu, kendisinin çığır açan fikirlerine beşiklik eden bu dünyanın dört dörtlük bir haritasını çıkarıyor.

Döneme renk veren fikirler ve tartışmalarla ilerleyen roman, Spinoza’nın kişisel dünyasına yakından bakmakla yetinmiyor, aynı zamanda Spinoza’yı derinden etkilemiş anatomistlerin, şairlerin, aktivistlerin, Yahudi cemaatinin önde gelen isimlerini de canlı bir şekilde tasvir ediyor.

Kitabın yazarı Maxime Rovere, Spinoza üzerine yaptığı özgün çalışmalarla, özellikle de mektuplarını çevirmesiyle biliniyor.

Bu durum, romanın yetkinliğini de açıklayan hususlardan.

  • Künye: Maxime Rovere – Spinoza Tayfası, çeviren: Osman Senemoğlu, Kolektif Kitap, roman, 496 sayfa, 2020

Solmaz Zelyüt – Spinoza (2010)

Solmaz Zelyüt, ilk baskısı 2003’te yapılan ‘Spinoza’da, dünya felsefe tarihinin en büyük isimlerinden biri olan Benedict de Spinoza’nın hayatı ve felsefesine odaklanıyor.

Kendisini bir “Spinoza sarhoşu” olarak tanımlayan yazar, kitabına, bu sıra dışı filozofun kısa yaşamöyküsünü, yapmış olduğu çalışmaları ve eserlerini kaleme alma sürecini anlatarak başlıyor.

Zelyüt ardından, Spinoza felsefesinin öne çıkan noktalarını ayrıntılı bir bakışla ele alıyor.

Yazar burada, Spinoza’nın Tanrı, zihin, beden, insan ve devlet gibi kavramları nasıl tanımladığını irdeliyor.

Çalışma, okurunu, “İnsan daima zorunlu olarak tutkulara tabidir.” diyen Spinoza’nın felsefesine inmeye davet ediyor.

  • Künye: Solmaz Zelyüt – Spinoza, Dost Yayınevi, felsefe, 109 sayfa

Eylem Canaslan – Spinoza: Yöntem, Tanrı, Demokrasi (2019)

Eylem Canaslan’ın bu çalışması, Spinoza’dan kalan demokrasi sorununu çok yönlü bir bakışla tartışarak güncel Spinoza araştırmalarına önemli katkıda bulunuyor.

Spinoza felsefesini yöntem, ontoloji, politika, hareket ve ritm gibi kavramlardan yola çıkarak irdeleyen Canaslan, bunu yaparken de Spinoza felsefesinde yöntem, ontoloji ve politika arasındaki örtüşmeleri gözler önüne seriyor.

Canaslan’ın çalışmasında karşılaştığımız özgün yorumlar da, Spinoza felsefesinin bir hazine gibi ne denli derin anlamlar sakladığını bize bir kez daha gösteriyor.

  • Künye: Eylem Canaslan – Spinoza: Yöntem, Tanrı, Demokrasi, Dost Kitabevi, felsefe, 288 sayfa, 2019

Kolektif – Spinoza Daima (2019)

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde, dünyadaki önemli felsefecilerin de katılımıyla 2008 ve 2009 yılında iki ayrı Spinoza paneli düzenlenmiş ve bu panele sunulan tebliğler daha sonra ‘Spinoza Günleri’ ve ‘Spinoza Günleri 2’ adıyla kitaplaştırılmıştı.

Bu kitaplar, uzun bir süredir temin edilemiyordu.

İşte elimizdeki çalışma da, ilk baskıları tükenmiş olan söz konusu kitaplardan hazırlanmış bir seçki.

Burada, yerli katılımcılardan çok sunum için Türkiye’ye gelmiş Spinozacı konukların metinlerine yer verilmiş.

Kitapta Spinoza’nın duygu felsefesinden anayasal iktisadına, Almanya’da Spinoza’nın alımlanışından Kantçı Spinozacılıka ve Spinoza’nın din ve siyaset ilişkisine yaklaşımına kadar pek çok konu ele alınıyor.

Türkiye’de Spinoza bibliyografyasıyla da zenginleşen kitap, Spinoza üzerine düşünen ve çalışanların kaçırmak istemeyecekleri türden.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Diego Tatián, Marilena Chauí, Miriam van Rejien, Maria das Graças de Souza, Manfred Walter, María Jimena Solé, Natalia Andrea Lerussi, Birden Göngören Bulgan ve Reyda Ergün.

  • Künye: Kolektif – Spinoza Daima, çeviren: Cemal Bâli Akal, Reyda Ergün ve Sinem Özer, Zoe Kitap, felsefe, 191 sayfa, 2019

Ali Akay – Felsefe Yazıları (2019)

Felsefe tarih boyunca gelişir ve bu süreçte hem ortaya çıktığı çağın, hem geçmişin hem de geleceğin sorunlarına yanıt verir.

Ali Akay’ın buradaki yazıları da, felsefe ve edebiyat tarihinin önde gelen kimi düşünürlerinin fikirlerinin bugün bizim için neden önemli olduğunu sorguluyor.

Yazar burada Spinoza, Marx, Foucault, Deleuze ve Kafka gibi isimleri yeniden okuyarak bir anlamda bu düşünür ve yazarların yaşadığımız çağın belli başlı sorunlarına ne gibi çözümler sunabileceğini tartışıyor.

Kitapta fenomenoloji ve ontolojiden Foucault ve Karşı-Tarih’e, anlam ontolojisinden Spinoza’nın mantosuna, Marx’ın bugünkü öneminden 19. yüzyılda “Ceza Toplumu” ve Aydınlanma reformlarına, Kafka’nın atletlerinden faşist yaşamdan nasıl uzaklaşabileceğimize pek çok konu ele alınıyor.

  • Künye: Ali Akay – Felsefe Yazıları, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 148 sayfa, 2019

Onur Eylül Kara – Yapabileceğimizi Yapmak (2019)

❝‘Minör siyaset’ bizden, gündeliğimizden, olduğumuz halden, akışın kendisinden yükselen bir siyaset ya da yaşam etiği öneriyor.❞

Onur Eylül Kara da, bu noktadan yola çıkıyor ve Spinoza, Nietzsche, Deleuze ve Guattari’nin düşünce hattından yararlanarak Türkiye açısından minör siyasetin imkânlarını tartışıyor.

Siyaset bilimi ya da felsefesi, siyasal ilişkileri çoğunlukla tahakküm ilişkileri içinde tanımlar.

Klasik ve modern dönem siyaset düşüncesinde de hâkim olan bu anlayışı, Foucault ve Deleuze gibi çağdaş düşünürler, disiplin ve kontrol gibi olguların toplum içindeki rolüne dikkat çeken yeni “minör” bakış açılarını geliştirerek ve siyaseti yalnızca “tahakküm” bağlamına yerleştiren anlayışı yapısöküme uğratarak dönüştürdüler.

Kara da, yaşamın farklı alanlarında minör oluşumlar, eylemlilikler ve pratiklerin var olduğunu, bunların yalnızca siyasetle “ilgili” değil, aynı zamanda ve bizzat siyasal olduklarını belirtiyor.

Yazara göre, bu minör siyasal eylemlilik ve pratikler, siyaset biliminde ve felsefesinde ya da “siyasal” olan insanların ve toplulukların gözünde hak ettikleri yeri bulamamışlardır.

  • Künye: Onur Eylül Kara – Yapabileceğimizi Yapmak: Minör Siyaset ve Türkiye Örneği, İletişim Yayınları, siyaset, 295 sayfa, 2019

Ariel Suhamy ve Alia Daval – Spinoza ve Yaratıklar (2018)

Spinoza düşünüşünün en özgün yönlerinden biri, kanıtlamalarını ortaya koyarken gerçek ve düşsel hayvan ve melez imgelerinden sıklıkla yararlanmasıdır diyebiliriz.

‘Spinoza ve Yaratıklar’ ise, Spinoza’nın söz konusu imgelerini çizimle eşliğinde sunan harika bir resimli ansiklopedi.

Ansiklopedi, Spinoza’nın imgelerini ete kemiğe büründürmesiyle, filozofla ilgilenenlerin yanı sıra tüm okurların dikkatini çekecek mahiyette.

Burada örümcek, at, köpek, aslan ve fare gibi gerçek hayvanlar kadar, kanatlı at, sirenler ve hayaletler gibi düşsel yaratıklar da karşımıza çıkıyor.

  • Künye: Ariel Suhamy ve Alia Daval – Spinoza ve Yaratıklar, çeviren: Mustafa Çağlar Atmaca, Otonom Yayıncılık, felsefe, 152 sayfa, 2018