Şehmus Yıldız – Felsefeye Giriş (2011)

  • FELSEFEYE GİRİŞ, Şehmus Yıldız, Cinius Yayınları, felsefe, 345 sayfa

Şehmus Yıldız’ın derlediği ‘Felsefeye Giriş’, filozofların erdem, özgürlük, mutluluk, yaşam ve insana dair görüşlerini bir araya getiriyor. Yıldız belli bir konuyu işlerken, tek yönlü bir yaklaşım yerine, düşünce tarihi boyunca ortaya konmuş farklı görüş ve fikirleri aktarmaya özen göstermiş. Burada hem erdemi hem erdemsizliği, hem hazcılığı hem çileciliği, hem bireyselliği hem toplumsallığı, hem bencilliği hem özgeciliği savunan felsefi akımlar ele alınıyor. Antik Çağ’dan günümüze, 2500 yıllık düşünce tarihinde yer etmiş önemli akımları ele alan kitabı, benzer türdeki çalışmalardan ayıran etkenlerden biri de, bizzat bir okur tarafından kaleme alınması. Kendisini ne yazar ne de akademisyen olarak tanımlayan Yıldız, okurların, anlaşılmasının zorluğundan şikayet etmeyecekleri bir felsefeye giriş kitabı hazırlamış.

Louis William Francis – Sanatçılar ve Düşünürler (2011)

Şu ana kadar sanat ve felsefe temalı muhtelif çalışmalara imza atmış olan Louis William Francis ‘Sanatçılar ve Düşünürler’ adlı kitabında, filozof ve sanatçıların sanat hakkındaki düşüncelerini, çalışma yöntemlerini ve onların eserlerindeki önemli düşünsel ve sanatsal motifleri açığa çıkarmayı amaçlıyor.

Francis bu bağlamda, Maeterlinck, Wagner, Rodin, Hegel, Tolstoy ve Nietzsche’yi ele alıyor. Yazar, bu altı ismin sanatla ne tür bağlar geliştirdiğini irdelerken, aynı zamanda bir meseleye ve böylelikle bir felsefeye sahip olmanın, tümünün ortak yönü olduğunu gözler önüne seriyor.

“Sanatçı aslında bir düşünür, düşünür de bir sanatçı mıdır?” sorusunun yanıtını arayan Francis’in burada ilgilendiği asıl konu, sanat ile felsefe arasındaki etkileşim ile sanatçıdaki düşünürün ve düşünürdeki sanatçının izini sürmek.

  • Künye: Louis William Francis – Sanatçılar ve Düşünürler, çeviren: Orhan Düz, Kapı Yayınları, felsefe, 181 sayfa

Mithat Perin – Zindana Tıkılan İktidar (2011)

  • ZİNDANA TIKILAN İKTİDAR, Mithat Perin, Doğan Kitapçılık, anı, 232 sayfa

‘Zindana Tıkılan İktidar’, 27 Mayıs darbesinin mağdurlarından Mithat Perin’in anılarından oluşuyor. Perin, 27 Mayıs sanığı bir milletvekili olarak 16 ay yaşadığı ve beş ay ağır hapse mahkum olarak ayrılıp geriye kalan cezasını çekmek üzere sevk edildiği Kayseri Bölge Cezaevi’yle ilgili anılarını anlatıyor. 27 Mayıs darbesi, halkın seçtiği bir iktidarı hedeflediği kadar, Türkiye’de askeri darbe geleneğini başlatmasıyla da, etkileri daha sonra da devam eden olaylardan. Perin’in bir döneme ışık tutan anılarında, 27 Mayıs’ın askeri darbesinin tohumlarının atılışı, Türkiye’nin NATO’yu uyarması, CHP’nin Demokrat Parti’yi kapattırması, Yassıada duruşmaları, Celal Bayar’ın intihar teşebbüsü, Yassıada’daki hakimler ve savcılar, savunma avukatları ve Menderes ile iki bakanın idam edilişi gibi önemli detaylar yer alıyor.

Émile Zola – Rahip Mouret’nin Günahı (2011)

  • RAHİP MOURET’NİN GÜNAHI, Émile Zola, çeviren: İsmail Yerguz, Kırmızı Yayınları, roman, 417 sayfa

Büyük Fransız yazar Émile Zola’nın ‘Rahip Mouret’nin Günahı’ adlı romanı, doğa ve din arasındaki sonu gelmez mücadelenin yetkin bir hikâyesi. Roman, Serge Mouret adlı bir papazın, Albine Serge isimli genç bir kıza âşık oluşuna dayanır. Papazlık okulundaki eğitimle adeta insanlıktan çıkmış olan Mouret, Serge’ye duyduğu aşkla, yeniden insanlığa dönmüştür. Fakat bu ilişki, Mouret’yi her ne kadar insanlığını keşfettirse de, din ve doğa arasında yaşayacağı büyük çelişkiden kurtaramaz. Aptalca yobazlıklara, dinin sonu gelmez tutuculuğuna saldıran Zola, papazın dramı ekseninde yeniyetmeliği, gençlik heyecanını, aşkı, şehveti ve günahı anlatıyor.

Semih Gümüş – Roman Kitabı (2011)

  • ROMAN KİTABI, Semih Gümüş, Can Yayınları, eleştiri, 223 sayfa

Semih Gümüş’ün, aynı zamanda bir eleştiri serüveni olarak da değerlendirilebilecek ‘Roman Kitabı’, “iyi roman”ın ne olduğunu tartışıyor. Eleştirmenin bu kitabını ilgi çekici kılan hususların başında, başka bir sanatsal yaratım alanına gönül indirmeden, romanı nirengi noktası alarak çözümlemeye koyulması. Kitaptaki yazılarda, roman ve arayış, romanda tip, yazının kendiyle yüzleşmesi, romanda tarihsellik, roman ve tarihsel gerçeklik gibi konular ele alınıyor. Kitap bunun yanı sıra, eleştirel okuma, görüngü, içeylem, kitsch-roman, organik roman, retorik ve yanılsama gibi, roman türüne dair kavramları irdelemesiyle de rehber nitelikte bir eser.

Necdet Saraç – Alevilerin Siyasal Tarihi (2011)

  • ALEVİLERİN SİYASAL TARİHİ, Necdet Saraç, Cem Yayınevi, tarih, 496 sayfa

Necdet Saraç, iki cilt olarak tasarladığı ‘Alevilerin Siyasal Tarihi’nin elimizdeki ilk kitabında, 1300-1970 arası döneme odaklanıyor. Alevilerle ilgili mevcut çalışmaların “Sünni gölge”den mustarip olduğunu söyleyen Saraç, bu çalışmaların ele aldığı Alevilerin siyasal tarihlerinin, yer yer gerçeklerden uzaklaştığını ve abartıldığını belirtiyor. Resmi tarih ile abartılar ve efsanelerle örülü yaklaşımlarla arasına mesafe koymayı amaçlayan çalışma, Alevilerin devletlerin kuruluş süreçlerinin önemli aktörleriyken, devlet kurumsallaşmaya, merkezi iktidar kurulmaya başlandıktan sonra iktidardan nasıl tasfiye edildiklerini gözler önüne seriyor.

Alfred Sohn-Rethel – Zihin Emeği, Kol Emeği (2011)

  • ZİHİN EMEĞİ, KOL EMEĞİ, Alfred Sohn-Rethel, çeviren: Ayşe Deniz Temiz, Metis Yayınları, felsefe, 217 sayfa

Kojin Karatani, ‘Transkritik’te, Marx ve Kant arasında bir bağ kurmuş ve bunu da Kant’ın etik anlayışını merkeze alarak yapmıştı. Alfred Sohn-Rethel de, Marx ve Kant arasında bağ kurarak, Karatani’ye benzer bir yönteme başvuruyor. Fakat Sohn-Rethel burada farklı olarak Marx’ı, Kant’ın etik anlayışıyla değil, epistomoloji eleştirisi bağlamında değerlendiriyor. Teknoloji ile birlikte, kafa ve kol emeği arasında gerçekleşen kopuşun ne zaman ortaya çıktığını araştıran yazar, soyutlamanın tarihsel bir süreçle bağlantısını sergiliyor. İnsanın fikirleriyle değil, eylemleriyle varolduğu fikri, elimizdeki çalışmanın omurgasını oluşturuyor.

Konstantin Konstantinoviç Vaginov – Keçinin Şarkısı (2011)

  • KEÇİNİN ŞARKISI, Konstantin Konstantinoviç Vaginov, çeviren: Kayhan Yükseler, Everest Yayınları, roman, 213 sayfa

Sıkı sansür uygulamalarına maruz kalmasına rağmen yayımlanabilen ‘Keçinin Şarkısı’, Ekim devriminden sonra hayata tutunmaya çalışan bir kesim aydının yaşadıklarını hikâye ediyor. Rus devriminin olumlu yönlerine rağmen, bilhassa Stalin döneminde artarak, aydınlar üzerinde baskı kurduğu biliniyor. Bundan ‘Keçinin Şarkısı’nın yazarı Konstantin Konstantinoviç Vaginov da nasibini aldı. İşte Vaginov’un romanı, birebir mağduru olduğu bu ortamı anlatıyor. Romanı ilgi çekici kılan hususların başında, baskıcı ortamı işlerken sembolik tarzın iyi bir örneğini vermesi. Vaginov, yaşadıklarını anlatırken, eski Roma’ya ve Yunan mitolojisine uzanıyor.

Roy Boyne – Foucault ve Derrida’da Feminizm ve Ayırım (2011)

  • FOUCAULT VE DERRIDA’DA FEMİNİZM VE AYIRIM, Roy Boyne, çeviren: Ayşe Banu Karadağ, Sel Yayıncılık, inceleme, 91 sayfa

Roy Boyne, elimizdeki nitelikli makalesinde, Fransız düşünürler Michel Foucault ve Jacques Derrida’nın “cinsiyet”, “ayırım”, “kadın-erkek ilişkileri” ve “erk” konulu çalışmalarını inceleyerek, bu metinlerin feminizme ilişkin mesajlarının olup olmadığını araştırıyor. Yaptığı çalışmayı “metin kazısı” olarak  tanımlayan Boyne’un, iki düşünürün metinlerini ayrıntılı bir şekilde okuduğu görülüyor. Bir dönemin iki ünlü düşünürü Foucault ve Derrida’nın kadın özgürlüğü, kadının özne oluşu ve feminist mücadele konusundaki düşüncelerinin izini süren yazarın, aynı zamanda postmodern dönemin feminist harekete bakışını da ortaya koyduğu söylenebilir.

René Girard – Kültürün Kökenleri (2011)

  • KÜLTÜRÜN KÖKENLERİ, René Girard, çeviren: Mükremin Yaman ve Ayten Er, Dost Kitabevi, felsefe, 188 sayfa

‘Kültürün Kökenleri’, Fransız antropolog, filozof ve sosyal bilimci René Girard’ın söyleşi ve tartışmalarından oluşuyor. Türkçeye daha önce çevrilen eserlerinden de bildiğimiz gibi Girard, “kurban”, “mimetik arzu” ve “kurucu günah” gibi kavramları irdelemiş; bunu da ağırlıklı olarak, dinsel ve edebi metinleri analiz ederek yapmıştı. Yazarın elimizdeki kitabı da, toplumsal ve siyasal gelişmenin kendine has dinamiklerini irdeliyor ve çağdaş gerçekliği, söz konusu dinamikleri kavrayamadığı için eleştiriyor. Yazara göre toplumsal ve siyasal gelişme, nihilizm, postmodernizm ve “tarihin sonu” gibi formüllere indirgenemeyecek kadar karmaşık.