Christon I. Archer, John R. Ferris, Holger H. Herwig vd – Dünya Savaş Tarihi (2006)

  • DÜNYA SAVAŞ TARİHİ, Christon I. Archer, John R. Ferris, Holger H. Herwig vd., çeviren: Cem Demirkan, Akyüz Yayın Grubu, tarih, 540 sayfa

‘Dünya Savaş Tarihi’, antikçağdan günümüze kadar, küresel boyutta savaş tarihini inceliyor ve yaklaşık üç bin yıllık savaş tarihi boyunca değişim ve süreklilik, devrim ve gelenek gibi unsurları değerlendiriyor. Öğrenciler ve okuyuculara önerebileceğimiz bu kitap, savaşın tarih boyunca nasıl değişime uğradığına ve bu dönüşümün toplumu nasıl etkilediğine odaklanıyor. Generaller ve askeri taktikler gibi geleneksel savaş konularına dikkat çeken kitap buna ek olarak, askerin savaştaki rolüne ve ordunun toplum ve siyasetteki yerine ilişkin çeşitli tartışma ve yorumları, kitabın her bölümüne de yaymaya çalışıyor.

Juan Guzman – Pinochet’i Deviren Adam (2006)

  • PINOCHET’İ DEVİREN ADAM, Juan Guzman, çeviren: Orkun Yeltepe, Karakutu Yayınları, otobiyografi, 160 sayfa

Juan Guzman, darbeci Pinochet zamanında, Santiago İstinaf Mahkemesi’ne atanan bir yargıç. Bu kitap, kendisinin otobiyografisi olmasını yanında, Pinochet yönetimine dair önemli bir tanıklık olması yönüyle ayrıca değerli. Guzman, Pinochet’yi deviren adam olarak biliniyor. Zira, demokrasinin tekrar Şili’ye gelmesinin ardından, kendisini kayıp ailelerin soruşturmasını yürütmeye adar ve Pinochet’nin yargılandığı davada Guzman, gösterdiği adalet anlayışı ile Pinochet’ye en büyük darbeyi indiren kişi olarak tarihe geçer. Elimizdeki kitap, her şeyden önce, Şili ve Pinochet’den hareketle, dünyanın neresinde olursa olsun darbelerin ve darbecilerin, kendi halklarına ne kadar zarar verdiklerini ortaya koymasıyla önemli. Kitabın özgün yönlerinden bir diğeri de, babasının görevi nedeniyle otuzlu yaşlarına kadar çok sayıda ülke gezen Guzman’ın, bu süre içinde tanıdığı ünlü isimlere dair anılarıdır diyebiliriz.

Zehra Erol ve Funda Güdücü Sağır – Takıntılı Aşklar (2006)

  • TAKINTILI AŞKLAR, Zehra Erol ve Funda Güdücü Sağır, Timaş Yayınları, psikoloji, 202 sayfa

‘Takıntılı Aşklar’ın iki yazarı, Zehra Erol ve Funda Güdücü Sağır, âşık bir insanın neler yaşadığını anlayabilmek için, psikolojik, nörolojik ve biyolojik boyutuyla aşkı masaya yatırıyor. Bu hikâyelerde, aşkıyla başa çıkamayan, sevdiğini de kendisini de mutsuz eden kişilerle tanışıyoruz. Kitabın sunuşunda, “araştırmalar patolojik tavırlar gösteren âşıkların, gerçekte seven değil nefret eden kişiler olduğunu göstermektedir.” diyen yazarlar, bu “patolojik âşıklar”ın ruh dünyalarına iniyor. Kuşkusuz aşkın ne derece normal ya da anormal olduğu tartışma götürür bir konu. Fakat elimizdeki kitap, aşkın psikolojik sorunsalına eğilmesiyle konuyu özgün bir çerçeveden inceliyor.

Haydar Ergülen – Ölüm Bir Skandal (2006)

  • ÖLÜM BİR SKANDAL, Haydar Ergülen, Merkez Kitaplar, şiir, 119 sayfa

Haydar Ergülen, ‘Ölüm Bir Skandal’ başlıklı bu kitabında, bireysel trajediyi toplumsal etkileriyle birlikte ele alıyor. Şiirlerde, Madımak Oteli yangınından Mavi Çarşı olaylarına kadar cinayeti, ölümü ve trajediyi hatırlatan birçok yaşanmışlık yer alıyor. Kitaptaki ‘Ölü yağmurdan önce gitti’ isimli şiirden bir alıntı: “Ölüm bir siyah kasaba / artık evimde değilim // Bugünlerde siyah pazarlıklar / bugünlerde eskiden kalma / bordo şapkalı bir kadın görsem / kasabanın dışında -öyle sevinebilir miyim / bir daha gözyaşlarım bana öyle / yetişebilir mi bir daha- // Siyah bir konuşma için belki / gerekiyor fazladan birkaç kelime / ve sıcak gözyaşları her zamankinden / daha çok ve içli (…)”

Reimut Reiche – Cinsellik ve Sınıf Mücadelesi (2006)

  • CİNSELLİK VE SINIF MÜCADELESİ, Reimut Reiche, çeviren: Sevinç Altınçekiç, Gri Yayınları, siyaset, 265 sayfa

‘Cinsellik ve Sınıf Mücadelesi’, 1968 yılında Almanya’da, siyasî olarak hareketli olan bir zamanda yayımlanmıştı. Bir zamanlar Almanya Sosyalist Partisi’nin (SPD) başkanlığını da yürütmüş olan Reimut Reiche çalışmasında, kapitalizmin gelişiminde, cinsel olanın işlevsel bir dönüşüme uğradığını göstermeyi amaçlıyor. Reiche’in temel tezi, cinselliğin tam kapitalizmde “bastırıldığı”, geç kapitalizmde de “yönlendirici bütünleştirme” şeklinde bir dönüşüm gösterdiğidir. Yazar, kapitalizmin cinselliği mal biçimine indirgeyip tüketim nesnesi haline getirdiğini belirterek cinsellik ve sınıf mücadelesi arasındaki bağa vurgu yapıyor.

Ümit Otan – Sendikasızlaştırmadan İş Takipçiliğine Medyatelli (2006)

  • SENDİKASIZLAŞTIRMADAN İŞ TAKİPÇİLİĞİNE MEDYATELLİ, Ümit Otan, Agora Kitaplığı, medya, 180 sayfa

Ümit Otan, deneyimli bir gazeteci. Kendisi uzun yıllar süren gazeteciliğinde çok sayıda kitap ve kişisel fotoğraf sergisi yer alıyor. Şu an Cumhuriyet gazetesi, Dördüncü Kuvvet Medya, Sansürsüz ve Önce Ekmek internet sitelerindeki yazılarına da devam ediyor. Otan’ın ‘Medyatelli’si, Türkiye’nin bugünkü medya ortamına eleştirel yaklaşan yazılardan oluşuyor. Kitabın ana teması, Türkiye’deki gazeteciler için bir kurtuluş olarak düşünülen medya kartelleri döneminin nasıl olup da gün geçtikçe daha da kötüye gittiğidir. Gazetecilerin sendikasızlaştırılması, gazetecinin mesleki haklarının tırpanlanması ve bununla gelen mesleki yozlaşma kitaptaki yazıların omurgasını oluşturuyor.

Ünal Öziş – Leyla Gencer ve Opera Dünyası (2006)

  • LEYLA GENCER VE OPERA DÜNYASI, Ünal Öziş, Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Yayınları, biyografi, 171 sayfa

Leyla Gencer’in dünya ve Türkiye opera tarihinde önemli bir yeri var. 1950–1983 yılları arasında, 60 opera sahnesinde, 70 farklı baş soprano rolünde görev almış bir isim. Hatırlanacağı gibi, İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı, 2005 Yılı Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü de Leyla Gencer’e vermişti. Elimizdeki kitabın yazarı Ünal Öziş, 2003–2004 öğretim yılında, İzmir Devlet Konservatuvarı’nda Leyla Gencer üzerine dokuz seminer sundu. Bu kitabın dokuz ana bölümü de verilen söz konusu konferanslar üzerine şekillendi. Kitap, Leyla Gencer’in yaşam öyküsünden öğretmenlerine, seslendirdiği operalardan verdiği konserlere ve resitallere kadar, kendisine dair bilinmesi gereken birçok konuya yer veriyor.

John Berger – Buluştuğumuz Yer Burası (2006)

  • BULUŞTUĞUMUZ YER BURASI, John Berger, çeviren: Cevat Çapan, Gönül Çapan, Müge Gürsoy Sökmen, Metis Yayınları, gezi-anlatı, 233 sayfa

John Berger’in, ‘Buluştuğumuz Yer Burası’ kitabı, gezi anlatısı olarak düşünülebilir. Kitap Berger’in, Lizbon, Krakow, Madrid, Cenevre, Islington ve Küçük Polonya’daki gezi deneyimlerini anlatıyor. Fakat bu kitap sadece gezi yorumlarından ibaret olmayıp, geziler üzerinden Berger’in geçmişine, anılarına çabası olarak da düşünülmeli. Çünkü gezilen şehirlerin çoğunun da, Berger’in kişisel hayatında önemli bir yeri var. Çalışma bu yönüyle, yazarın şehirleri üzerinden geçen yüzyıla, hayatta olmayan yakınlarına, anne ve babasına, öğretmenlerine ve tüm zaaflarıyla sevdiklerine yapmış olduğu bir ziyaret olarak düşünülebilir.

Anna S. Tveritinova – Türkiye’de Karayazıcı Deli Hasan İsyanı (2006)

 

Karadeniz’de baş gösteren Karayazıcı Deli Hasan isyanı, Osmanlı’nın 1593-1603 yılları arasında başını ağrıtan önemli bir isyan.

İsyan, etkin bir şekilde 1599 yılında başladı ve Karayazıcı’nın 1602 yılında Canik Dağları’ndaki ölümüne kadar onun önderliğinde sürdürüldü.

Tveritinova’nın elimizdeki çalışması, konuyla ilgili kaynakların bir özetini vererek başlıyor; ardından da, isyanın başlangıcında Osmanlı İmparatorluğu’nun toplumsal ve iktisadı yapısına, isyanı öne çıkaran sebep ve koşullara ve son olarak da isyanın başarısızlığındaki sebep ve sonuçlarına odaklanıyor.

Çalışma, bildik Osmanlı tarihini farklı bir çerçeveden izlemeye alıyor.

  • Künye: Anna S. Tveritinova – Türkiye’de Karayazıcı Deli Hasan İsyanı, çeviren: Abdulkadir İnan, AYA Kitap, tarih, 118 sayfa

J. M. Coetzee – Michael K.: Yaşamı ve Yaşadığı Dönem (2006)

  • MICHAEL K.: YAŞAMI VE YAŞADIĞI DÖNEM, J. M. Coetzee, çeviren: Tülin Nutku, Can Yayınları, roman, 211 sayfa

2003 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi J. M. Coetzee elimizdeki romanı ‘Michael K.’ İle, İngiltere’nin saygın edebiyat ödülü olan Booker’ı da kazanmıştı. Coetzee’nin romanlarında kurduğu ikilemler, ırk ayrımı ve sömürgeciliğin pençesindeki Güney Afrika gerçekliğinden temellenir, ama bireyin böylesi bir toplum içindeki yabancılaşması ve umarsızlığının derinliklerine yönelir. Coetzee burada ise, hem bedensel hem de ruhsal bakımdan ayrıksı bir karakterin, anlayamadığı ve denetleyemediği koşullar karşısındaki trajik ikilemini hikâye ediyor. Roman, söz konusu karakterin yaşadığı ikilemlerden ve çektiği acılardan hareketle, Güney Afrika’nın kendine has hüznünü tasvir ediyor.