Adrian Johnston – Yeni Bir Alman İdealizmi (2025)

Adrian Johnston’ın bu eseri, günümüz kıta felsefesinde etkili olan Yeni Alman İdealizmi akımını kapsamlı bir şekilde inceleyen ve bu akımın temel argümanlarını değerlendiren önemli bir çalışmadır. ‘Yeni Bir Alman İdealizmi’ (‘A New German Idealism’), Hegelci felsefenin güncel yorumlarını ve bu yorumların çağdaş düşünce üzerindeki etkilerini derinlemesine analiz ederken, Slavoj Žižek, Markus Gabriel ve Quentin Meillassoux gibi düşünürlerin bu akım içindeki konumlarını ve katkılarını ele alıyor. Kitap, Yeni Alman İdealizmi’nin temel kavramlarını, ontolojik ve epistemolojik iddialarını, materyalizm ve realizmle olan ilişkisini ve çağdaş felsefi tartışmalara sunduğu özgün perspektifleri titizlikle inceliyor.

Johnston, Yeni Alman İdealizmi’nin, bilincin ve öznenin gerçekliğin temelini oluşturduğu yönündeki geleneksel idealist görüşlerden nasıl ayrıştığını ve daha karmaşık, diyalektik bir gerçeklik anlayışını nasıl savunduğunu açıklıyor. Kitap, bu akımın, bilginin sınırları, nesnelliğin doğası, nedensellik ve özgürlük gibi klasik felsefi sorunlara getirdiği yeni yaklaşımları detaylı bir şekilde tartışıyor. Johnston, Yeni Alman İdealizmi’nin, çağdaş bilim ve felsefenin sunduğu meydan okumalar karşısında idealist düşüncenin nasıl yeniden canlandırılabileceğine dair önemli bir çerçeve sunduğunu savunuyor.

‘Yeni Bir Alman İdealizmi’, bu felsefi akımın temel metinlerine ve düşünürlerine eleştirel bir bakış sunarken, aynı zamanda akımın güçlü yönlerini ve potansiyel sınırlarını da değerlendiriyor. Johnston’ın çalışması, günümüz felsefesindeki önemli tartışmaları anlamak ve idealist düşüncenin çağdaş yorumlarını kavramak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak niteliği taşıyor. Kitap, okuyucuyu Yeni Alman İdealizmi’nin karmaşık ve derinlikli dünyasına davet ederken, felsefi düşüncenin sınırlarını zorlayan yeni perspektifler sunuyor.

  • Künye: Adrian Johnston – Yeni Bir Alman İdealizmi: Hegel, Žižek ve Diyalektik Materyalizm, çeviren: Hakan Gürvit, Livera Yayınevi, felsefe, 480 sayfa, 2025

Albert Camus, Réne Char – Yazışmalar, 1946-1959 (2025)

“Sevgili René,

İşte plaklar. Onlara ve size canım sevinçler borçluyuz. Size borçlu olduğum daha çok şey var; yüreğimin derinliklerinde hissettiğim bir arkadaşlığı, bir ortaklığı hiç doğru dürüst anlatamadım size. Ama siz anlıyorsunuz.

Yorgunluğunuzu anlıyorum. Ben de şu sıralar yorgun hissediyorum kendimi. Ya dünya delirmiş ya da biz. Hangisine daha kolay katlanır insan?”

İki büyük yazar, Albert Camus ile Réne Char’ın, 1946 ile 1959 yılları arasındaki mektuplaşmaları bu kitapta bir araya getirilmiş. Kitap, savaş sonrası Fransa’sının entelektüel ve edebi ortamını yansıtırken, iki yazarın dostluklarını, sanata, edebiyata ve hayata dair düşüncelerini, kişisel ve toplumsal meselelere bakış açılarını gözler önüne serer.

Mektuplar, Camus ve Char’ın edebi ve felsefi tartışmalarını, ortak projelerini ve birbirlerine duydukları hayranlığı ve saygıyı ortaya koyar. İki yazarın savaşın yarattığı travma, özgürlük, adalet ve varoluş gibi temalara dair düşünceleri, mektupların satır aralarında belirginleşir. Camus’nün varoluşçu felsefesi ve Char’ın şiirsel dili, mektuplara derinlik ve anlam katar.

Kitap, sadece iki yazarın mektuplaşmalarından ibaret değildir; aynı zamanda savaş sonrası Fransa’sının kültürel ve siyasi atmosferine de ışık tutar. Mektuplar, dönemin entelektüel tartışmalarını, edebi akımlarını ve toplumsal sorunlarını yansıtır. Camus ve Char’ın mektupları, okuyucuya savaşın yarattığı yıkımın ardından yeniden inşa edilen bir dünyanın portresini sunar.

Kitap, iki yazarın edebi ve felsefi mirasını anlamak için önemli bir kaynaktır. Mektuplar, Camus ve Char’ın eserlerine ve düşüncelerine dair yeni bakış açıları sunar. İki yazarın dostluğu ve mektupları, okuyucuya edebiyatın ve düşüncenin gücünü hatırlatır.

  • Künye: Albert Camus, Réne Char – Yazışmalar, 1946-1959, çeviren: Orçun Türkay, Can Yayınları, mektup, 172 sayfa, 2025

Bryan Magee – Büyük Filozoflar (2025)

Bryan Magee’nin ‘Büyük Filozoflar’ (‘The Great Philosophers: An Introduction to Western Philosophy’) adlı eseri, Batı felsefesinin temel taşlarını oluşturan filozofları ve onların düşüncelerini ele alan kapsamlı bir çalışma. Magee, Sokrates’ten Wittgenstein’a kadar uzanan geniş bir yelpazede, felsefe tarihinin önemli isimlerini ve onların felsefi yaklaşımlarını okuyucuya aktarıyor. Kitap, felsefenin temel sorularını ve bu sorulara verilen farklı cevapları, filozofların yaşamları ve eserleri üzerinden inceliyor. Magee, felsefenin insan düşüncesi üzerindeki derin etkilerini ve günümüz dünyasındaki önemini vurguluyor.

Kitap, felsefenin temel konularını ve bu konulara farklı filozofların nasıl yaklaştığını ele alıyor. Bilgi, varlık, ahlak, siyaset ve sanat gibi konular, filozofların düşünceleri üzerinden tartışılıyor. Magee, filozofların eserlerini ve düşüncelerini sade ve anlaşılır bir dille aktarırken, okuyucuyu felsefenin karmaşık dünyasına adım adım yaklaştırıyor. Kitap, felsefenin sadece soyut bir düşünce sistemi olmadığını, aynı zamanda insan yaşamını ve toplumu derinden etkileyen bir alan olduğunu gösteriyor.

Magee’nin eseri, felsefeye yeni başlayanlar için olduğu kadar, felsefe hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için de değerli bir kaynak niteliği taşıyor. Kitap, felsefenin temel kavramlarını ve filozofların düşüncelerini anlamak için sağlam bir temel oluşturuyor. Magee, okuyucuyu felsefenin büyüleyici dünyasına davet ederken, insan düşüncesinin derinliklerine yapılan bir yolculuğa çıkarıyor. Sonuç olarak bu çalışma, felsefenin insan yaşamındaki önemini ve düşünce tarihindeki yerini anlamak isteyen herkes için okunması gereken bir eserdir.

  • Künye: Bryan Magee – Büyük Filozoflar: Platon’dan Wittgenstein’a Batı Felsefesi, çeviren: Ahmet Cevizci, Say Yayınları, felsefe, 512 sayfa, 2025

Brian Greene – Zamanın Sonu (2025)

Brian Greene’in bu çalışması, evrenin başlangıcından sonuna kadar olan yolculuğunu, insan bilincinin evrendeki yerini ve anlam arayışımızı bilimsel bir bakış açısıyla ele alan kapsamlı bir çalışma. ‘Zamanın Sonu: Zihin, Madde ve Kozmik Evrimde Anlam’ (‘Until the End of Time: Mind, Matter, and Our Search for Meaning in an Evolving Universe’), evrenin fiziksel yasalarını, zamanın doğasını, bilincin kökenlerini ve evrenin olası sonunu okuyucuya anlaşılır bir dille aktarıyor. Kitap, kozmoloji, astrofizik, nörobilim, termodinamik ve kuantum mekaniği gibi çeşitli bilim dallarından elde edilen bulguları bir araya getirerek, evrenin ve insan varoluşunun derinliklerine iniyor.

Greene, evrenin Büyük Patlama’dan başlayarak galaksilerin, yıldızların ve gezegenlerin oluşumunu, yaşamın ortaya çıkışını ve bilincin evrimini inceliyor. Zamanın akışını, entropi yasasını ve evrenin genişlemesini açıklayarak, evrenin kaçınılmaz sonuna doğru ilerleyişini gözler önüne seriyor. Yazar, bilincin evrendeki yerini ve anlamını araştırırken, insan zihninin karmaşıklığını, algı ve düşünce süreçlerini, kültür ve sanatın evrendeki rolünü tartışıyor. Greene, evrenin sonsuzluğu ve karmaşıklığı karşısında insanlığın anlam arayışını, bilimsel bir merak ve felsefi bir derinlikle ele alıyor.

‘Zamanın Sonu’, evrenin ve insan varoluşunun temel sorularına bilimsel bir çerçevede cevap arayan bir eser. Greene, okuyucuyu evrenin büyüleyici yolculuğuna çıkarırken, insan bilincinin ve anlam arayışının evrendeki yerini sorgulamaya davet ediyor. Kitap, bilimin evren ve insanlık hakkındaki en güncel bilgilerini sunarken, felsefi ve varoluşsal soruları da ele alarak okuyucuyu derin bir düşünce yolculuğuna çıkarıyor. Greene, evrenin ve insanlığın geleceğine dair farklı senaryoları değerlendirirken, bilimsel bilginin ve insanlığın anlam arayışının önemini vurguluyor.

  • Künye: Brian Greene – Zamanın Sonu: Zihin, Madde ve Kozmik Evrimde Anlam, çeviren: Murat Karlıdağ, Epsilon Yayıncılık, bilim, 512 sayfa, 2025

Ömer Obuz – Üfürükçüler, Cinciler, Falcılar (2025)

Ömer Obuz’un bu eseri, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’in ilk yıllarına ve hatta günümüze kadar uzanan geniş bir zaman diliminde, üfürükçü, cinci ve falcı gibi figürlerin toplumdaki yerini ve etkilerini detaylı bir şekilde inceliyor.

Yazar, bu kişilerin toplumsal statülerini, saygınlıklarının kaynaklarını ve günlük yaşamdaki rollerini titiz bir araştırmayla ortaya koyuyor. Kitap, rejim değişikliklerine rağmen toplumsal ve kültürel alanda pek değişmeyen unsurlara dikkat çekerek, batıl inançların ve hurafelerin insanların duygularını nasıl manipüle ettiğini, toplumsal ve siyasal hayattaki rollerini ve iktidarın bu konulara karşı tutumunu ele alıyor.

Trajik, absürt, komik, dramatik ve fantastik hikâyelerle zenginleştirilmiş bu çalışma, yüzyıllardır süregelen bir sorunun daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunuyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Üfürükçü takımı Osmanlı’dan Cumhuriyet’e insanların mahremine ustalıkla sızmayı ve sayısız mağdura rağmen ardıllarına yeni fırsatlar sunmayı nasıl başarmışlardı? İnsanlar akıl almaz iddia ve yöntemlerine rağmen nasıl olup da neredeyse her sorunlarında kendilerini cinci, büyücü, falcı ve türevlerine teslim edebilmişlerdi? Bu güvenin kaynağı neydi ve insanların motivasyonunu ne sağlıyordu?”

  • Künye: Ömer Obuz – Üfürükçüler, Cinciler, Falcılar: Osmanlı’dan Erken Cumhuriyet’e, İletişim Yayınları, tarih, 256 sayfa, 2025

Penny Howell Jolly –Jan van Eyck’in İtalyan Hac Yolculuğu (2025)

Penny Howell Jolly’nin bu eseri, Jan van Eyck’in sanatının ve özellikle de Gent Sunak Resminin (Ghent Altarpiece) kökenlerini ve bağlamını derinlemesine inceleyen bir çalışmadır. ‘Jan van Eyck’in İtalyan Hac Yolculuğu: Mucizevi Bir Floransa Müjdesi ve Gent Sunak Resmi’ (‘Jan van Eyck’s Italian Pilgrimage: A Miraculous Florentine Annunciation and the Ghent Altarpiece’), Van Eyck’in İtalya’ya yaptığı varsayılan bir yolculuğun, sanatçının eserleri üzerindeki etkilerini araştırır. Kitap, özellikle Floransa’daki bir Müjde sahnesinin (Annunciation) ve Gent Sunak Resminin bu yolculukla nasıl bağlantılı olabileceğini ele alır.

Jolly, Van Eyck’in İtalya’daki sanatsal etkileşimlerinin, sanatçının teknik ve tematik yaklaşımlarını nasıl şekillendirdiğini tartışır. Kitap, Van Eyck’in İtalyan Rönesansı’ndan hangi unsurları benimsediğini ve bu unsurları kendi özgün tarzıyla nasıl harmanladığını inceler. Özellikle, Floransa’daki Müjde sahnesinin, Van Eyck’in perspektif kullanımı, ışıklandırma ve detaylara verdiği önem gibi karakteristik özelliklerini nasıl yansıttığına odaklanır.

Gent Sunak Resmi, Van Eyck’in başyapıtlarından biri olarak kabul edilir ve Jolly, bu eserin İtalyan etkileriyle nasıl zenginleştiğini detaylı bir şekilde analiz eder. Sunak resminin karmaşık sembolizmi, detaylı figürleri ve yenilikçi kompozisyonu, yazar tarafından İtalyan sanatının olası etkileriyle birlikte ele alınır. Kitap, Van Eyck’in İtalyan yolculuğunun, sanatçının eserlerinin sadece teknik yönlerini değil, aynı zamanda ikonografik ve teolojik anlamlarını da nasıl derinleştirdiğini gösterir.

Jolly’nin çalışması, Van Eyck’in sanatının sadece Kuzey Avrupa geleneği içinde değil, aynı zamanda İtalyan Rönesansı’nın geniş bağlamında da değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor. Kitap, Van Eyck’in sanatının, farklı kültürel etkileşimlerin bir ürünü olduğunu ve bu etkileşimlerin, sanatçının eserlerinin evrensel önemini artırdığını vurguluyor.

Sonuç olarak bu kitap, Van Eyck’in sanatının derinliklerine inmek ve onun İtalyan Rönesansı ile olan karmaşık ilişkisini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak niteliğindedir.

  • Künye: Penny Howell Jolly –Jan van Eyck’in İtalyan Hac Yolculuğu: Mucizevi Bir Floransa Müjdesi ve Gent Sunak Resmi, çeviren: Neslihan Uçar Kartoğlu, Fol Kitap, sanat tarihi, 36 sayfa, 2025

Andrés Mourenza – Sınırlar (2025)

Andrés Mourenza’nın ‘Sınırlar’ (‘Sinora’) adlı kitabı, Avrupa’nın sınır bölgelerinde yaşayan insanların hikâyelerini anlatan bir eser.

Yazar, bu bölgelerdeki yaşamları, zorlukları ve umutları okuyucuya aktarırken, sınırların sadece coğrafi çizgiler olmadığını, aynı zamanda insan hayatlarını derinden etkileyen karmaşık yapılar olduğunu vurguluyor.

Kitap, farklı kültürlerden ve geçmişlerden gelen insanların sınırlarla nasıl başa çıktıklarını, kimliklerini nasıl koruduklarını ve hayatta kalma mücadelelerini anlatıyor.

Mourenza, sınır bölgelerindeki sosyal, ekonomik ve politik dinamikleri incelerken, bu bölgelerde yaşayan insanların seslerini duyurmayı ve onların hikayelerini görünür kılmayı amaçlıyor.

Kitap, göç, mültecilik, kimlik, aidiyet ve sınır kavramlarını derinlemesine ele alırken, insanlığın ortak deneyimlerine odaklanıyor.

Yazar, sınırların ötesindeki insan hikayelerini anlatarak, okuyucuyu empati kurmaya ve farklı perspektiflerden bakmaya davet ediyor.

‘Sınırlar’, sınırların insan hayatları üzerindeki etkilerini anlamak ve Avrupa’nın sınır bölgelerindeki yaşamları keşfetmek isteyenler için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Kitap, sınırların ötesindeki insan hikayelerini anlatarak, okuyucuyu empati kurmaya ve farklı perspektiflerden bakmaya davet ediyor.

  • Künye: Andrés Mourenza – Sınırlar: Türk-Yunan Sınırından İnsan Hikâyeleri, çeviren: Andrés Mourenza, Ezgi İrgil, yakın tarih, 192 sayfa, 2025

Christopher Bollas – Konuşmalar (2025)

Christopher Bollas’ın ‘Konuşmalar’ (‘Conversations’) adlı eseri, psikanalitik düşüncenin önemli kavramlarını ve klinik uygulamalarını diyaloglar aracılığıyla ele alan özgün bir çalışmadır. Bollas, kitap boyunca farklı karakterler ve senaryolar üzerinden psikanalitik teoriye dair derinlemesine tartışmalar yürütür. Bu diyaloglar, bilinçdışı süreçler, aktarım, karşı aktarım, nesne ilişkileri ve kimlik oluşumu gibi temel kavramları canlı ve anlaşılır bir şekilde ortaya koyar. Yazar, teorik bilgiyi soyut bir şekilde sunmak yerine, karakterlerin etkileşimleri ve iç dünyaları üzerinden somutlaştırarak okuyucunun konuyu daha kolay kavramasını sağlar.

Kitap, psikanalitik terapinin karmaşık ve incelikli doğasını vurgular. Terapist ve danışan arasındaki ilişkinin dinamiklerini, terapötik sürecin iniş çıkışlarını ve bilinçdışının katmanlarını diyaloglar aracılığıyla gözler önüne serer. Bollas, dilin ve iletişimin psikanalitik çalışmadaki merkezi rolünü özellikle vurgular. Karakterler arasındaki konuşmalar, hem sözlü hem de sözsüz iletişimin bilinçdışını nasıl yansıttığını ve terapötik değişimi nasıl etkilediğini gösterir.

‘Konuşmalar’, sadece psikanalitik teoriye bir giriş niteliği taşımakla kalmaz, aynı zamanda deneyimli terapistler için de yeni bakış açıları sunar. Bollas’ın kendine özgü üslubu ve yaratıcı yaklaşımı, okuyucuyu düşünmeye ve kendi klinik pratiğini yeniden değerlendirmeye teşvik eder. Kitap, psikanalizin canlı, dinamik ve sürekli evrim geçiren bir alan olduğunu diyalogların akıcılığı ve derinliği aracılığıyla başarıyla aktarır.

  • Künye: Christopher Bollas – Konuşmalar, çeviren: Elif Kayurtar, Okuyanus Yayınları, psikanaliz, 168 sayfa, 2025

Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar (2025)

‘Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar’ (‘East Meets West: Banking, Commerce and Investment in the Ottoman Empire’), Osmanlı İmparatorluğu’nda Doğu ve Batı arasındaki ekonomik etkileşimi bankacılık, ticaret ve yatırım odak noktaları üzerinden inceleyen kapsamlı bir çalışma. Kitap, 19. yüzyıldan İmparatorluğun yıkılışına kadar olan süreçte, Avrupa sermayesinin Osmanlı ekonomisine girişini, kurulan yabancı ve yerli bankaların rolünü, ticari ilişkilerin gelişimini ve çeşitli yatırım alanlarını detaylı bir şekilde ele almaktadır. Osmanlı İmparatorluğu’nun modernleşme çabaları ve bu süreçte Batılı güçlerle kurduğu ekonomik bağlar, eserin temelini oluşturmaktadır.

Kitap, Osmanlı Bankası gibi hem yerel hem de uluslararası sermayeyi bünyesinde barındıran kurumların İmparatorluğun finansal sistemindeki merkezi rolünü analiz ediyor. Ayrıca, yabancı bankaların Osmanlı ekonomisine olan etkileri, verdikleri krediler, finanse ettikleri projeler ve İmparatorluğun borçlanma süreçleri de detaylı bir şekilde inceleniyor. Ticaretin gelişimi bağlamında ise, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa ile olan ihracat ve ithalat ilişkileri, yeni ticaret yollarının açılması ve emtia piyasalarındaki değişimler ele alınıyor.

Yatırım alanlarına odaklanıldığında, kitap demiryolları, limanlar, madenler ve kamu hizmetleri gibi stratejik sektörlere yapılan yabancı yatırımların İmparatorluğun ekonomik ve sosyal yapısı üzerindeki etkilerini değerlendiriyor. Bu yatırımların Osmanlı ekonomisine sağladığı katkılar ve beraberinde getirdiği bağımlılık ilişkileri de titizlikle analiz ediliyor. Sonuç olarak bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun ekonomik tarihini anlamak ve Doğu ile Batı arasındaki karmaşık etkileşimleri kavramak için önemli bir kaynak sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Osmanlı İmparatorluğu’nda Bankacılık, Ticaret ve Yatırımlar, hazırlayan: Philip L. Cottrell, Iain L. Fraser, Monika Pohle Fraser, çeviren: Adnan Kahiloğulları, İş Kültür Yayınları, iktisat, 240 sayfa, 2025