Ivan T. Berend – 20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi (2025)

Ivan T. Berend’in ‘20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi’ (‘An Economic History of Twentieth-Century Europe’) Avrupa’nın yirminci yüzyıldaki ekonomik gelişimini kapsamlı bir şekilde ele alan bir eser. Genişletilmiş baskısıyla yeniden raflardaki yerini alan bu kitabında Berend, yüzyılın başından sonuna kadar Avrupa ekonomisini şekillendiren önemli olayları, eğilimleri ve yapısal değişimleri inceler. Kitap, Avrupa ekonomisinin iki dünya savaşı, Büyük Buhran, Soğuk Savaş ve Avrupa entegrasyonu gibi önemli olaylardan nasıl etkilendiğini analiz eder.

Berend, yirminci yüzyıl Avrupa ekonomisini üç ana döneme ayırır: 1900-1945, iki dünya savaşı ve Büyük Buhran’ın damgasını vurduğu bir dönemdir. Berend, bu dönemde Avrupa ekonomisinin nasıl çöktüğünü ve yeniden inşa edildiğini inceler. 1945-1973, “Altın Çağ” olarak da bilinen, Avrupa ekonomisinin hızlı bir şekilde büyüdüğü ve refahın arttığı bir dönemdir. Berend, bu büyümenin nedenlerini ve sonuçlarını analiz eder. 1973-2000, petrol krizleri, stagflasyon ve Soğuk Savaş’ın sona ermesi gibi olayların yaşandığı bir dönemdir. Berend, bu dönemde Avrupa ekonomisinin nasıl yavaşladığını ve yeniden yapılandığını inceler.

Kitapta ele alınan bazı önemli temalar şunlardır: Avrupa ekonomisinin küreselleşme, teknolojik değişim ve demografik değişim gibi uzun vadeli eğilimlerden nasıl etkilendiği. Avrupa ekonomisinin farklı bölgeleri arasındaki (Batı, Doğu, Kuzey ve Güney) farklılıklar ve benzerlikler. Avrupa ekonomisinin devlet müdahalesi, piyasa mekanizmaları ve sosyal politikalar gibi farklı kurumsal düzenlemelerden nasıl etkilendiği. Avrupa ekonomisinin çevre, enerji ve eşitsizlik gibi önemli sorunlarla nasıl başa çıktığı.

Berend, Avrupa ekonomisinin yirminci yüzyıldaki karmaşık ve dinamik gelişimini anlamak için zengin bir tarihsel bakış açısı sunuyor. Kitap, Avrupa ekonomisinin geleceği hakkında düşünmek için de değerli bir çerçeve sunuyor.

  • Künye: Ivan T. Berend – 20. Yüzyıl Avrupa İktisat Tarihi, çeviren: Serpil Çağlayan, İş Kültür Yayınları, iktisat, 392 sayfa, 2025

Ulises A. Mejias, Nick Couldry – Veri Gaspı (2025)

Ulises A. Mejias ve Nick Couldry’nin ‘Veri Gaspı: Büyük Teknolojinin Yeni Sömürgeciliği ve Onunla Nasıl Mücadele Edilmeli?’ (‘Data Grab: The New Colonialism of Big Tech and How to Fight Back’) adlı kitabı, büyük teknoloji şirketlerinin veri toplama uygulamalarını modern bir sömürgecilik biçimi olarak ele alıyor. Kitap, bu şirketlerin kişisel verileri nasıl topladığını, işlediğini ve kullandığını, bunun bireylerin ve toplumların üzerindeki etkilerini ve bu duruma karşı nasıl mücadele edilebileceğini inceliyor.

Mejias ve Couldry, büyük teknoloji şirketlerinin veri toplama uygulamalarının, sömürgeciliğin tarihsel pratikleriyle benzerlikler taşıdığını savunuyorlar. Sömürgecilikte olduğu gibi, bu şirketler de kaynakları (bu durumda kişisel verileri) ele geçiriyor, işliyor ve kâr elde etmek için kullanıyorlar. Ancak, bu yeni sömürgecilik biçimi, daha karmaşık ve görünmez bir şekilde işliyor. Bireylerin çoğu zaman verilerinin nasıl toplandığının ve kullanıldığının farkında olmadıkları gibi, bu şirketlerin gücüne karşı koymakta da zorlanıyorlar.

Kitapta, büyük teknoloji şirketlerinin veri toplama uygulamalarının bireylerin mahremiyetini, özerkliğini ve eşitliğini nasıl tehdit ettiği detaylı bir şekilde anlatılıyor. Bu şirketlerin algoritmaları ve yapay zekâ sistemleri, bireylerin davranışlarını tahmin etmek, tercihlerini etkilemek ve hatta kararlarını yönlendirmek için kullanılıyor. Bu durum, bireylerin özgür iradelerini kısıtlayarak demokratik süreçleri de olumsuz etkiliyor.

Mejias ve Couldry, bu yeni sömürgecilik biçimine karşı koymak için bireylerin, sivil toplumun ve devletlerin birlikte hareket etmesi gerektiğini vurguluyorlar. Bireylerin veri mahremiyetine daha fazla önem vermesi, sivil toplumun farkındalık yaratması ve devletlerin daha sıkı düzenlemeler getirmesi gerekiyor. Kitapta, veri kooperatifleri, açık kaynaklı yazılımlar ve dijital okuryazarlık gibi alternatif yaklaşımlar da ele alınıyor.

Sonuç olarak, ‘Veri Gaspı’, büyük teknoloji şirketlerinin veri toplama uygulamalarının tehlikelerine dikkat çeken ve bu duruma karşı nasıl mücadele edilebileceğine dair önemli öneriler sunan bir eserdir. Kitap, dijital çağda bireylerin ve toplumların karşı karşıya olduğu zorlukları anlamak ve bu zorluklara karşı koymak için değerli bir kaynak niteliğindedir.

  • Künye: Ulises A. Mejias, Nick Couldry – Veri Gaspı: Büyük Teknolojinin Yeni Sömürgeciliği ve Onunla Nasıl Mücadele Edilmeli?, çeviren: Demir Barlas, Nota Bene Yayınları, siyaset, 293 sayfa, 2025

Miguel Asín Palacios – Dante ve İslam (2025)

Miguel Asín Palacios’un ‘Dante ve İslam’ (‘Dante y el Islam’) adlı kitabı, Dante Alighieri’nin başyapıtı ‘İlahi Komedya’ ile İslami eskatoloji (ahiret inancı) arasındaki olası bağlantıları inceleyen çığır açıcı bir eser. Palacios, ‘İlahi Komedya’daki cehennem, araf ve cennet tasvirlerinin, İslam’ın Miraç (Hz. Muhammed’in göğe yükselişi) geleneği ve diğer İslami metinlerden etkilendiğini öne sürer.

Palacios, Dante’nin eserindeki bazı önemli temaların ve yapıların İslami kaynaklarda paralellikler gösterdiğini savunur. Örneğin, cehennemin katmanları, arafın varlığı ve cennetin çeşitli mertebeleri gibi unsurların, İbn Arabi ve diğer Müslüman düşünürlerin eserlerinde benzer şekillerde tasvir edildiğini belirtir. Ayrıca, Dante’nin eserindeki bazı karakterlerin ve olayların, İslami hikayeler ve efsanelerle benzerlikler taşıdığını öne sürer.

Kitap, ‘İlahi Komedya’nın yazıldığı dönemde İslam dünyasıyla Hristiyan dünyası arasındaki kültürel etkileşimin yoğun olduğunu ve Dante’nin bu etkileşimden haberdar olduğunu varsayar. Palacios, Dante’nin İslami kaynaklara doğrudan erişimi olabileceğini veya bu kaynakların Latince çevirileri aracılığıyla bilgi sahibi olabileceğini belirtir.

‘Dante ve İslam’, yayımlandığı dönemde büyük tartışmalara yol açmış ve Dante araştırmacıları arasında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bazı araştırmacılar Palacios’un tezlerini desteklerken, bazıları ise eleştirmiştir. Ancak, kitap, Dante’nin eserinin İslami kaynaklarla olası bağlantıları hakkında önemli bir tartışma başlatmış ve ‘İlahi Komedya’nın yorumlanmasında yeni bir bakış açısı sunmuştur.

Sonuç olarak, ‘Dante ve İslam’, Dante’nin ‘İlahi Komedya’sının İslami eskatoloji ile olası bağlantılarını inceleyen ve bu konuda önemli bir tartışma başlatan bir eserdir. Kitap, farklı kültürler arasındaki etkileşimin edebiyat eserleri üzerindeki etkisini göstermesi açısından da önemlidir.

  • Künye: Miguel Asín Palacios – Dante ve İslam, çeviren: Güneş Ayas, Dergah Yayınları, inceleme, 408 sayfa, 2025

Terry Eagleton – Eleştirel Devrimciler (2025)

Terry Eagleton’ın ‘Eleştirel Devrimciler: Okuma Biçimimizi Değiştiren Beş Eleştirmen’ (‘Critical Revolutionaries: Five Critics Who Changed the Way We Read’) adlı kitabı, yirminci yüzyılın edebiyat eleştirisi alanında devrim yaratmış beş önemli ismi, T. S. Eliot, I. A. Richards, William Empson, F. R. Leavis ve Raymond Williams’ı inceliyor. Eagleton, bu eleştirmenlerin edebiyatı sadece estetik bir nesne olarak değil, aynı zamanda kültürel, politik ve sosyal bir olgu olarak ele alarak okuma biçimimizi nasıl değiştirdiklerini ele alıyor.

Kitapta, her bir eleştirmenin hayatı, düşünceleri ve eserleri detaylı bir şekilde inceleniyor. Eagleton, bu eleştirmenlerin edebiyat eleştirisine getirdikleri yenilikleri ve birbirleriyle olan etkileşimlerini ortaya koyuyor. Örneğin, T. S. Eliot’ın şiir üzerine yazdığı eleştiriler, yirminci yüzyıl şiirinin anlaşılmasında önemli bir rol oynamıştır. I. A. Richards’ın ‘Pratik Eleştiri’ adlı eseri, okuyucuların metinleri nasıl yorumladıklarını inceleyerek edebiyat eğitimine yeni bir yaklaşım getirmiştir. Raymond Williams’ın kültürel materyalizm yaklaşımı ise edebiyatı toplumsal ve politik bağlamda ele alarak eleştiriye yeni bir boyut kazandırmıştır.

Eagleton, bu eleştirmenlerin sadece edebiyat eleştirisi alanında değil, aynı zamanda genel olarak kültür ve düşünce dünyasında da önemli bir etki yarattıklarını vurguluyor. Onların eserleri, edebiyatın sadece metinsel bir inceleme konusu olmadığını, aynı zamanda toplumsal ve politik bir güç olduğunu da gösteriyor.

Kitap, edebiyat eleştirisine ilgi duyanlar için önemli bir kaynak niteliğinde. Eagleton’ın akıcı ve anlaşılır dili, karmaşık eleştirel kavramları bile kolayca anlaşılır hale getiriyor. ‘Eleştirel Devrimciler’, edebiyatın nasıl okunması gerektiği konusunda yeni bir bakış açısı sunarken, aynı zamanda yirminci yüzyılın entelektüel tarihine de ışık tutuyor.

  • Künye: Terry Eagleton – Eleştirel Devrimciler: Okuma Biçimimizi Değiştiren Beş Eleştirmen, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 288 sayfa, 2025

Sigmund Freud – Bilinçaltı (2025)

Bu kitap, Sigmund Freud’un bilinçaltı üzerine yazdığı çeşitli makalelerden oluşan bir derleme. Kitap, Freud’un bilinçaltı kavramını nasıl geliştirdiğini ve bu kavramın psikanaliz teorisindeki önemini anlamak için önemli bir kaynak.

Kitapta yer alan makalelerde Freud, bilinçaltının doğasını, işleyişini ve insan davranışları üzerindeki etkilerini ele alır. Freud’a göre bilinçaltı, bastırılmış dürtülerin, arzuların ve anıların deposudur. Bu içerikler, bilince doğrudan erişilemez olsa da rüyalar, dil sürçmeleri ve nevrotik semptomlar gibi dolaylı yollarla ifade edilebilir.

Freud, bilinçaltının insan zihninin büyük bir bölümünü oluşturduğunu ve davranışlarımızı önemli ölçüde etkilediğini savunur. Bilinçaltındaki çatışmaların ve bastırılmış duyguların, ruhsal rahatsızlıklara ve nevrozlara yol açabileceğini öne sürer.

Kitapta yer alan bazı önemli temalar şunlardır: Bilinçaltının doğası ve işleyişi, Freud, bilinçaltının nasıl çalıştığını ve bilinçle olan ilişkisini açıklar.

Bilinçaltının rüyalarla ilişkisi, Freud rüyaların bilinçaltındaki arzuların ve çatışmaların sembolik ifadeleri olduğunu savunur.

Bilinçaltının nevrozlarla ilişkisi, Freud nevrozların bilinçaltındaki bastırılmış duyguların ve çatışmaların bir sonucu olduğunu öne sürer.

Bilinçaltının cinsellik ve saldırganlık dürtüleriyle ilişkisi, Freud bu dürtülerin bilinçaltında önemli bir rol oynadığını ve insan davranışlarını etkilediğini savunur.

Özetle bu kitap, Freud’un bilinçaltı kavramını ve psikanaliz teorisini anlamak isteyenler için temel bir kaynak. Kitap, Freud’un düşüncelerinin karmaşıklığını ve derinliğini gösterirken, aynı zamanda psikanalizin insan zihni ve davranışı hakkındaki anlayışımızı nasıl şekillendirdiğini de ortaya koyuyor.

  • Künye: Sigmund Freud – Bilinçaltı, çeviren: Sinan Köseoğlu, Say Yayınları, psikanaliz, 184 sayfa, 2025

Spencer J. Pack – Bitcoin’in Geleceği (2025)

Spencer J. Pack’ın ‘Bitcoin’in Geleceği: İktisat Tarihi Perspektifinden Kripto Para Birimleri’ (‘The Political Economy and Feasibility of Bitcoin and Cryptocurrencies: Insights from the History of Economic Thought’) adlı kitabı, Bitcoin ve kripto paraları iktisat düşüncesi tarihi perspektifinden inceliyor.

Kitap, Aristoteles, Smith, Law, Marx, Keynes, Rothbard ve Hayek gibi önemli iktisatçıların fikirlerini analiz ederek, kripto paraların para, değer ve piyasalar hakkındaki mevcut anlayışımızı nasıl etkilediğini araştırıyor.

Pack, kripto paraların ortaya çıkardığı zorlukları ve fırsatları ele alırken, paranın kontrolü, kapitalist ekonominin istikrarsızlığının nedenleri ve özel servetin mi yoksa devletin mi daha tehlikeli olduğu gibi temel soruları gündeme getiriyor. Kitap, ayrıca mikroekonomik kategorilerin (kira, satış ve finansal varlık fiyatları) yeniden kavramsallaştırılmasını ve Keynes’in genel teorisinin özel teorisine ve Rothbard’ın Rousseau ile ilişkisine yeniden bakılmasını savunuyor.

Sonuç olarak, ‘Bitcoin’in Geleceği’, kripto paraların ekonomik ve politik etkilerini anlamak isteyenler için önemli bir kaynak. Kitap, iktisat düşüncesi tarihine ilgi duyanlar ve kripto paraların geleceği hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyenler için de değerli bir okuma sunuyor.

  • Künye: Spencer J. Pack – Bitcoin’in Geleceği: İktisat Tarihi Perspektifinden Kripto Para Birimleri, çeviren: Hatice Çavdar, Vakıfbank Kültür Yayınları, iktisat, 416 sayfa, 2025

François Noudelmann – Filozofların Tuşesi (2025)

François Noudelmann’ın ‘Filozofların Tuşesi: Sartre, Nietzsche ve Barthes Piyano Başında’ (‘Le toucher des philosophes: Sartre, Nietzsche et Barthes au piano’) adlı kitabı, üç önemli filozofun müzikle, özellikle de piyanoyla olan ilişkilerini inceliyor. Kitap, bu filozofların düşüncelerinin ve yaşamlarının müzikle nasıl iç içe geçtiğini, müziğin onların felsefi yaklaşımlarını nasıl etkilediğini ve piyanoya dokunuşlarının onların kişiliklerini nasıl yansıttığını ele alır.

Noudelmann, bu filozofların müzikle olan ilişkilerini sadece biyografik bir detay olarak değil, aynı zamanda onların düşünce sistemlerinin bir parçası olarak ele alır. Müzik, bu filozoflar için sadece bir hobi veya dinlenme aracı değil, aynı zamanda bir ifade biçimi, bir düşünce aracı ve bir varoluşsal deneyimdir. Kitapta, Sartre’ın caz müziğine olan tutkusu, Nietzsche’nin bestecilik denemeleri ve Barthes’ın piyano çalarken yaşadığı deneyimler detaylı bir şekilde anlatılır.

Yazar, bu filozofların piyanoya dokunuşlarının onların düşüncelerini ve kişiliklerini yansıttığını savunur. Sartre’ın piyanodaki ritim ve doğaçlama arayışı, onun varoluşçu felsefesiyle paralellik gösterir. Nietzsche’nin piyanodaki tutkulu ve coşkulu yaklaşımı, onun üstinsan kavramıyla ilişkilendirilir. Barthes’ın piyanodaki hassas ve duygusal dokunuşu ise onun metinler arası okuma ve yazma pratiğiyle benzerlikler taşır.

Kitap, felsefe ve müzik arasındaki ilişkiyi farklı bir perspektifle ele alarak, okuyuculara bu iki alan arasındaki derin bağlantıları gösterir. Noudelmann, filozofların müziğe olan tutkusunu ve piyanoya dokunuşlarını onların düşünce dünyalarını anlamak için bir anahtar olarak sunar.

  • Künye: François Noudelmann – Filozofların Tuşesi: Sartre, Nietzsche ve Barthes Piyano Başında, çeviren: Yunus Çetin, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 136 sayfa, 2025

Susan Bassnett – Çeviribilim (2025)

Susan Bassnett’in ‘Çeviribilim’ (‘Translation Studies’) adlı kitabı, çeviri çalışmalarının evrimini ve çeviriye dair farklı yaklaşımları inceleyen bir eserdir. Bassnett, çevirinin sadece dilsel bir aktarım olmadığını, aynı zamanda kültürel, politik ve sosyal bir süreç olduğunu savunur.

Kitapta, çeviriye dair geleneksel yaklaşımlardan postmodern yaklaşımlara kadar geniş bir yelpazede farklı kuramlar ele alınır. Bassnett, çevirinin metinler arası bir ilişki olduğunu ve çevirmenin metne kendi yorumunu kattığını vurgular.

Kitapta, çevirinin tarihsel gelişimi, çeviri kuramlarının evrimi, çevirinin kültürel ve politik boyutları, çeviride eşdeğerlik sorunu, çeviride sadakat sorunu gibi konular detaylı bir şekilde incelenir.

Bassnett, çevirinin sadece dilsel bir aktarım olmadığını, aynı zamanda kültürel, politik ve sosyal bir süreç olduğunu savunuyor.

Kitapta, çeviriye dair farklı yaklaşımların birbirleriyle nasıl etkileşimde bulunduğu ve çeviri çalışmalarının nasıl geliştiği ele alınır.

Kitap, çeviri çalışmalarına ilgi duyan herkes için kapsamlı bir kaynak niteliğindedir.

  • Künye: Susan Bassnett – Çeviribilim, çeviren: Melda Dinçel Enginsu, Minotor Kitap, dilbilim, 248 sayfa, 2025

Gloria Mark – Dikkatin Anatomisi (2025)

Gloria Mark’ın ‘Dikkatin Anatomisi: Odaklanmayı ve Verimliliği Yeniden Keşfetmek’ (‘Attention Span: A Groundbreaking Way to Restore Balance, Happiness and Productivity’) adlı kitabı, günümüzün dijital çağında dikkatimizin nasıl dağıldığını ve bunun bireysel, toplumsal ve ekonomik sonuçlarını inceliyor. Mark, dikkat dağınıklığının sadece kişisel bir sorun olmadığını, aynı zamanda daha büyük bir problem olduğunu vurguluyor.

Kitapta, dikkat dağınıklığının nedenleri ve sonuçları hakkında yapılan araştırmalar detaylı bir şekilde anlatılıyor. Mark, dikkatimizi nasıl yönetebileceğimize dair pratik öneriler sunuyor ve daha dengeli, mutlu ve üretken bir yaşam için ipuçları veriyor.

Kitapta, dijital cihazlar, sosyal medya ve çoklu görev yapma gibi faktörlerin dikkatimizi nasıl olumsuz etkilediği anlatılıyor. Dikkat dağınıklığının stres, tükenmişlik, verimsizlik ve mutsuzluk gibi sorunlara yol açtığına değiniliyor.

Mark, dikkatimizi nasıl odaklayabileceğimizi, dikkat dağıtıcı unsurları nasıl azaltabileceğimizi ve daha verimli çalışabileceğimizi gösteren pratik yöntemler sunuyor. İş ve özel hayat arasında denge kurmanın, uyku düzenine dikkat etmenin, egzersiz yapmanın ve mindfulness gibi teknikleri kullanmanın önemini vurguluyor.

‘Dikkatin Anatomisi’, dikkat dağınıklığı sorunuyla mücadele etmek ve daha odaklı bir yaşam sürmek isteyen herkes için değerli bir kaynak. Kitapta yer alan bilgiler ve öneriler hem bireysel hem de toplumsal düzeyde daha iyi bir yaşam kalitesine ulaşmamıza yardımcı olacaktır.

  • Künye: Gloria Mark – Dikkatin Anatomisi: Odaklanmayı ve Verimliliği Yeniden Keşfetmek, çeviren: Tuna Sena Kara, Nova Kitap, psikoloji, 360 sayfa, 2025

Michael Inwood – Heidegger Sözlüğü (2025)

Michael Inwood’un ‘Heidegger Sözlüğü’ (‘A Heidegger Dictionary’) adlı eseri, Alman filozof Martin Heidegger’in karmaşık ve özgün düşünce sistemini anlamak için kapsamlı bir rehber sunar. Kitap, Heidegger’in temel kavramlarını ve terminolojisini açıklayıcı bir şekilde ele alıyor, böylece okuyuculara onun felsefesine dair derinlemesine bir anlayış kazandırıyor.

Inwood’un sözlüğü, Heidegger’in eserlerinde sıkça karşılaşılan ve anlamları zaman zaman farklılaşan kavramları ayrıntılı olarak inceler. Her bir kavramın etimolojik kökenlerine, farklı bağlamlardaki kullanımına ve diğer kavramlarla olan ilişkisine değinilir. Bu sayede okuyucular, Heidegger’in düşüncelerinin hangi felsefi geleneklerden etkilendiğini ve nasıl bir evrim geçirdiğini daha iyi anlayabilirler.

Kitapta yer alan bazı önemli kavramlar şunlardır:

  • Dasein (Varlık): Heidegger’in insan varoluşunu tanımlamak için kullandığı temel terimdir. Dasein, dünyada-olmak, zaman-içinde-olmak ve başkalarıyla-birlikte-olmak gibi temel özelliklere sahiptir.
  • Varlık (Sein): Heidegger’in felsefesinin merkezinde yer alan ve var olanların ne anlama geldiği sorusunu soran kavramdır. Varlık, zamanla ilişkili olarak anlaşılır ve Dasein’ın varoluşunu anlamak için temel bir referans noktasıdır.
  • Zaman (Zeit): Heidegger’e göre zaman, sadece bir akış değil, Dasein’ın varoluşunun temel bir boyutudur. Geçmiş, şimdi ve gelecek, Dasein’ın varoluşunu şekillendirir ve Varlık’ın anlaşılması için önemlidir.
  • Hakikat (Wahrheit): Heidegger, hakikati sadece doğru önermelerle değil, aynı zamanda var olanların açığa çıkması ve anlaşılmasıyla ilişkilendirir. Hakikat, Dasein’ın dünyayla olan ilişkisinde ortaya çıkar.
  • Teknoloji (Technik): Heidegger, teknolojiyi sadece araç ve gereçlerin kullanımı olarak değil, aynı zamanda modern insanın dünyaya bakış açısını ve varlıkla olan ilişkisini şekillendiren bir fenomen olarak ele alır.

Inwood’un sözlüğü, Heidegger’in felsefesine yeni başlayanlar için olduğu kadar, onun eserlerini derinlemesine incelemek isteyenler için de değerli bir kaynaktır. Kitap, Heidegger’in karmaşık düşüncelerini anlaşılır bir dilde sunarak, okuyucuların onun felsefesini daha iyi anlamalarına yardımcı olur.

  • Künye: Michael Inwood – Heidegger Sözlüğü, çeviren: Burak Çakır, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 352 sayfa, 2025