Ian Stewart – Önemli Matematikçiler (2021)

Matematiğin iki bin yıllık tarihi üzerine çok iyi bir kitap.

Ian Stewart bu ufuk açıcı kitabında, MÖ 250 yılındaki Arşimet’ten Liu Hui’ya, El-Harezmi’den fraktalların babası Benoit Mandelbrot’ya ve 21. yüzyıl matematikçisi William Thurston’a kadar, matematik tarihine damga vurmuş en önemli yirmi beş kişiyi ve çalışmalarını anlatıyor.

Stewart bu isimlerin çalışmalarını bize aktarmakla yetinmiyor, aynı zamanda matematiğin dünyamızı nasıl devrimci bir şekilde dönüştürdüğünü de gözler önüne seriyor.

Babil’den günümüze kadar uzanan kesintisiz bir matematiksel düşünce çizgisi vardır.

Bu çalışma ise, bu sürecin dönüm noktalarını ortaya koyan, harikulade bir matematik tarihi.

  • Künye: Ian Stewart – Önemli Matematikçiler: Çığır Açan Matematikçilerin Hayatları ve Çalışmaları, çeviren: Ulaş Apak, Alfa Yayınları, 652 sayfa, 2021

Brian Clegg – Karanlık Madde ve Karanlık Enerji (2020)

Evrendeki en büyük soru işaretlerinden biri olan karanlık madde ve karanlık enerji üzerine çok iyi bir giriş.

Brian Clegg, keyifle okunan bu uzay ve astronomi kitabında, karanlık madde ve karanlık enerji üzerine bilinmesi gereken her şeyi açıklıyor ve bunun yanı sıra, astronomi ile modern fiziğin temel konuları hakkında da bizi aydınlatıyor.

Karanlık madde ve karanlık enerji, evrenin bilim insanlarına sorduğu en zor ve en tuhaf bilmecelerden biridir.

Mesela gördüğümüz ve ölçebildiğimiz şeyler evrenin yalnızca % 5’ini oluşturuyor.

Geri kalan % 95’in varlığını ise, sadece etkilerinden dolayı, sadece matematiksel hesaplamalar yoluyla anlayabiliyoruz.

Dolayısıyla bilim insanlarının evrenin bu anlaşılamayan, kayıp, gizemli kısmına “karanlık madde” ve “karanlık enerji” adlarını vermesi şaşırtıcı değil.

İşte Clegg’in enfes çalışması da, bu gizemli konuyu bizim için daha anlaşılabilir kılmasıyla çok önemli.

  • Künye: Brian Clegg – Karanlık Madde ve Karanlık Enerji, çeviren: Sinan Köseoğlu ve Ege Can Karanfil, Say Yayınları, bilim, 160 sayfa, 2020

Antonio Damasio – Zihindeki Benlik (2020)

Beynimiz nasıl evrimleşti ve zihnimizi nasıl geliştirdi?

Otuz yıldır beyin ve onun sırları üzerine çalışan sinirbilimci Antonio Damasio, bu konuda dikkat çeken bir tezle karşımızda.

Damasio’ya göre beynin insan benliğini geliştirmesi, doğanın kayıtsızlığına bir meydan okumadır ve insanın en belirleyici özelliklerinden biri olan kültür de bu sayede ortaya çıktı.

Bilincin bedenden ayrı bir şey olduğunu ileri süren kalıplaşmış fikirleri reddeden ve evrimsel açıdan bakan yeni bilimsel kanıtlar sunan kitap, beynin nasıl işlediğini daha iyi kavramak açısından önemli bilgiler barındırıyor.

  • Künye: Antonio Damasio – Zihindeki Benlik, çeviren: Emek Akman, ODTÜ Yayıncılık, bilim, 392 sayfa, 2020

Stanislas Dehaene – Sayı Duyusu (2020)

Matematiksel zihin tam olarak nasıl işler?

Başka bir deyişle, zihin matematiği nasıl yarattı?

Şimdiye kadar Türkçeye farklı eserleri çevrilmiş, bilişsel nörobilim alanında dünyanın en aktif araştırmacılarından olan Stanislas Dehaene, son yapılan keşiflerin ışığında matematiksel zihin hakkında çok ilginç bilgiler veriyor.

Sıçan, güvercin, şempanze gibi hayvanların basit matematik işlemleri yapabildiği ve insan bebeklerinin de nüve halinde bir sayı duyusuna sahip olduğu gibi heyecan verici son keşiflerden birini açıklayarak kitabına başlayan Dehaene, söz konusu sayı duyusunun, beynimizin dünyayı kavraması için renk ya da uzay algısı kadar temel olduğunu ve aynı onlar gibi beyinde yapılandığını savunuyor.

Kitapta ayrıca, aptal dehalardan hesap dâhilerinin benzersiz yeteneklerine, ufak bir beyin hasarı sonucu matematiksel yeteneklerini kullanamaz hale gelen insanlardan tek tek nöronların sayıyı nasıl kodladığına ve hesap yaparken hangi beyin bölgelerinin aktive olduğuna kadar pek çok ilgi çekici konu yer alıyor.

Öğrenme, matematik ve zihinle ilgilenen her okurun edinmek isteyeceği bir çalışma.

  • Künye: Stanislas Dehaene – Sayı Duyusu: Zihnin Matematiği Yaratışı, ODTÜ Yayıncılık, bilim, 472 sayfa, 2020

Thomas Trappe ve Johannes Krause – Genlerimizin Yolculuğu (2020)

Görece rahat bir dönemde yaşamış olsak da, göç ve pandemi insanlık tarihi kadar eskidir.

Thomas Trappe ve Johannes Krause, atalarımızın kemikleri üzerinde yapılan DNA analizlerinden yola çıkarak insanoğlunun geçmişine dair pek çok ilginç bilgi sunuyor.

Örneğin kitaptan, göç eden halkların beraberlerinde yeni genler, yeni diller, yeni teknolojiler ve yeni salgınlar getirdiğini, göç alan bölgelerin halklarının da bu yeni konuklardan önemli oranda etkilendiklerini öğreniyoruz.

Trappe ve Krause’nin kitabını ilgi çekici kılan hususlardan biri de, geleceğe dair çarpıcı öngörülerde bulunması.

Yeni arkeolojik ve bilimsel bulgular ile yeni arkeogenetik biliminin olanaklarından yararlanan yazarlara göre pandemiler de göçlerle birlikte devam edecek, bu olaylar ırkçılık ve milliyetçiliği aşındıracak, aşınan ve zorlanan bu yapıların savunucuları da gitgide saldırganlaşacaktır.

  • Künye: Thomas Trappe ve Johannes Krause – Genlerimizin Yolculuğu: Bize ve Atalarımıza Dair Bir Öykü, çeviren: Mehmet Ali Erbak, Say Yayınları, bilim, 256 sayfa, 2020

Barbara Tversky – Hareket Halindeki Zihin (2020)

Düşüncenin temeli dil mi uzam mı?

Psikoloji profesörü Barbara Tversky, düşüncenin gerçek temelinin dil olmadığını, hareket ve uzamdaki etkileşimlerimiz olduğunu savunuyor.

Yazara göre uzamsal düşünüş, bedenlerimizden ve bedenlerimizin dünyadaki eylemlerinden anlam çıkarmamıza olanak sağlıyor.

Tversky, haritaları yaratma ve kullanma becerimizin, mobilya montajı yapabilmemizin, futbol stratejileri oluşturmamızın, binalar tasarlayabilmemizin, sanat üretebilmemizin, insanların, trafiğin, suyun ve fikirlerin akışını anlayabilmemizin altında yatan şeyin, uzamsal düşünüş olduğunu söylüyor.

‘Hareket Halindeki Zihin’, nasıl düşündüğümüz üzerine derinlemesine düşünmek ve bu konuda ilginç bilgilere ulaşmak için iyi fırsat.

  • Künye: Barbara Tversky – Hareket Halindeki Zihin, çeviren: Barış Gönülşen, Tellekt Kitap, bilim, 416 sayfa, 2020

Patricia Smith Churchland – Nörofelsefe (2020)

Patricia ve Paul Churchland, nörofelsefe alanına önemli katkılarda bulunmuş isimler.

Patricia Smith Churchland’ın kaleme aldığı bu kitap ise, nörofelsefe alanında çok önemli bir çalışma ve konuyla ilgilenenlerin öncelikle okuması gereken eserlerden.

Beyne ilişkin kavrayışımız eskiye nazaran çok daha iyi.

Bugün felsefeciler beynin parçalarının işlevi hakkında daha çok şey bilmeye çalışıyor, öte yandan nörobilimciler de felsefi sorunlarla gitgide daha fazla yüz yüze kalıyor.

Bu iki yaklaşımı da doyurucu bir biçimde açıklayan Churchland, nörofelsefenin beynimizin nasıl çalıştığı ve ne yaptığını irdelerken hangi soru ve sorunlarla karşı karşıya kaldığını kapsamlı bir şekilde açıklıyor.

Kitapta bu bağlamda, temel olarak şu soruların yanıtları aranıyor:

  • Zihinsel durumlar beyin durumlarıyla özdeş midir?
  • Bilinçli yaşantılar fizyolojik olarak anlaşılabilir midir?
  • Temsiller nedir ve bir beyin kendi dışındaki dünyayı nasıl temsil eder?

Patricia Churchland de, nörobilimin bulgularından yola çıkarak bu soruları yanıtlıyor ve zihin-beynin nasıl çalıştığını aydınlatmak için nörofizyolojik, etolojik ve psikolojik olguları bir araya getiriyor.

Bizde şimdi ikinci baskısını yapmış çalışma, Türkçe felsefe literatüründe önemli bir boşluğu dolduracak nitelikte.

  • Künye: Patricia Smith Churchland – Nörofelsefe, çeviren: Özge Yılmaz, Alfa Yayınları, bilim, 592 sayfa, 2020

Jörg Hacker – İnsanlar, Salgınlar ve Mikroplar (2020)

‘İnsanlar, Salgınlar ve Mikroplar’, pandeminin olanca ağırlığıyla sürdüğü bugün, muhakkak okunması gereken kitaplardan.

Mikrobiyolog Jörg Hacker, hem tarihe yeni bir yön vermiş hem de günümüzü etkisi altına almış pandemi örnekleriyle zenginleştirdiği bu çalışmasında, mikropların hangi hilelerle bizi avladığını, bir enfeksiyonun nasıl ilerlediğini, bunlara karşı vücudumuzun nasıl bir savunma mekanizması geliştirdiğini ve tıbbın ne gibi tedavi imkânları sunduğunu anlatıyor.

Konuyu her seviyeden okurun anlayabileceği bir üslupla ele alan Hacker, okurunu, doğa doğanın kendine has şaşırtıcı dinamiklerine daha yakından bakmaya davet ediyor.

Kitap, siyasal ve toplumsal konularda bazı terimlerin nasıl enfeksiyon biliminden çıkarak gündelik dile yerleştiğini ortaya koymasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Jörg Hacker – İnsanlar, Salgınlar ve Mikroplar: Enfeksiyonlar ve Patojenleri, çeviren: Beste Hertsch ve Max Florian Hertsch, Runik Kitap, tarih, 127 sayfa, 2020

Franz M. Wuketits – Sosyobiyoloji Nedir? (2020)

 

Sosyobiyoloji canlıların sosyal davranışlarını inceleyen çok önemli bir bilimdir.

Örneğin canlıların neden grup oluşturduğu, böceklerde işbölümünün hangi amaca hizmet ettiği, yahut hayvanların sosyal yaşamının insanlarınkine dair bize neler söyleyebileceği gibi konular üzerine düşünür.

Bu kitap ise, sosyobiyolojinin kavramsal çerçevesi, beslendiği kaynaklar ve katkıları üzerine rehber bir çalışma.

Franz M. Wuketits, biyolojinin en önemli alanlarından birini oluşturan sosyobiyolojinin temel bulgularını duru bir üslupla ve pek çok örnek eşliğinde açıklıyor.

  • Künye: Franz M. Wuketits – Sosyobiyoloji Nedir?, çeviren: Nurettin Demir, Runik Kitap, bilim, 98 sayfa, 2020

Ernest Nagel ve James Newman – Gödel Kanıtlaması (2020)

Kurt Gödel, 20. yüzyıl matematiksel mantık tarihinin en önemli simalarındandır.

Gödel’i özgün kılan husus, matematiğin temelleri hakkında kanıtladığı teoremlerdir.

Kesinlik, tutarlılık, tamlık gibi niteliklerin matematiğe yüklenmesinin en önemli nedeni, matematiğin aksiyomlardan türetilen “doğru” önermelerinin, yani teoremlerin kesin olarak kanıtlanabilir olmasıydı.

Böylece “doğruluk” ve kanıtlanabilirlik örtüştürülüyordu.

Matematiğin teoremlerinin doğru iseler doğrulukları kesinlikle kanıtlanabilen, doğru değilseler yine doğru olmadıkları kesin olarak kanıtlanabilen önermeler oldukları, dolayısıyla matematikte kesinlik ve tutarlılığın tam olarak egemen olduğu kabul edilmişti.

Gödel, bu kabullerin ve beklentilerin sanıldığı gibi sağlam olmadığını yine matematikten yola çıkarak kesin olarak kanıtlamıştır.

Whitehead ve Russell’ın matematiğin mantıksal temelleri konusundaki anıtsal çalışması olan ‘Principia Mathematica’yı ele alarak, temellerin hep eksik kalacağını gösterdi.

Gödel, doğal sayılar aritmetiğini kapsayan bir biçimsel dizgede, karar verilemeyen önermeler olduğunu kanıtladı.

Yani bu önermeler ne kanıtlanabilirler ne de bunların biçimsel değillemeleri kanıtlanabilir.

Ama öte yandan, bu karar verilemeyen önermelerin doğru oldukları üst-matematiksel akıl yürütmelerle gösterilebilir.

Gödel ayrıca, doğal sayılar aritmetiğini kapsayan bir biçimsel dizgenin tutarlılığının, bu dizgenin içinde kanıtlanamayacağını da kanıtladı.

Gödel’in çalışmalarının sonuçları matematiğin kendi içsel sınırlılıkları olduğunu ortaya koymasıyla çok önemlidir.

İşte Ernest Nagel ve James R. Newman’ın bu çalışması da, Gödel’in yukarıda özetlediğimiz kanıtlaması üzerine yazılmış çok iyi bir kitap.

  • Künye: Ernest Nagel ve James R. Newman – Gödel Kanıtlaması, çeviren: Bülent Gözkan, Alfa Yayınları, bilim, 136 sayfa, 2020