Hans-Lukas Kieser – Talat Paşa (2021)

İttihat ve Terakki’nin azametli parti lideri, Balkan Savaşları sırasında kurulan diktatoryal tek parti rejiminin önde gelen nâzırı ve Soykırım’ın mimarı Talat Paşa üzerine usta işi bir siyasi özgeçmiş.

Daha önce birçok kıymetli çalışmaya imza atmış Hans-Lukas Kieser, burada çok özgün tezlerle karşımıza çıkıyor.

Yazara göre, etno-milliyetçilik ve siyasal İslâmla güç kazanan Talat Paşa, Anadolu’da Türk ulus-devleti haline gelecek oluşumu inşa eden ilk kişiydi.

Nihai kurucu Kemal Atatürk ise, kadro ve merkezî kavramlar söz konusu olduğunda, alenen onun siyasi mirasçısıydı.

Kieser, Talat Paşa’nın, radikal bir ulusçuluğa yaslanan Osmanlı sonrası Türkiye’nin doğrudan doğruya atası haline geldiğini; Atatürk’ün selefi Talat’ın, siyasi İslâm’ın gücüne yaslanmaya devam ettiğini, Kemalistler için dinsel hegemonyanın dönüşünü devamlı bir tehdit haline getirdiğini belirtiyor.

Bu tehdidin Kemalizm sonrası dönemde neredeyse kaçınılmazlaştığını söyleyen Kieser’e göre, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki toplum tarihi ve siyasi kültür Talat Paşa’nın mirasını reddetmedi, bunun yerine, Atatürk’ün yaşam süresi boyunca devam eden bir sessizliğin ardından, 1940’larda resmî olarak baş üstünde tuttu.

Kitap, Talat Paşa’nın 1908 Jön Türk Devrimi’ndeki rolünden sürgüne ve orada öldürülmesine kadar uzanan bir aralıkta hayatını ele alıyor, Paşa’nın önceden fark edilmemiş gücüyle imparatorluğun fiili lideri olma yolunu izliyor.

Çalışma bunun yanı sıra, savaş dönemi İstanbulu’nu yansıtıyor ve Talat Paşa’nın başvurduğu yöntemlerin nasıl felaketle sonuçlandığını ve Ermeni soykırımının korkunç boyutlarını ortaya koyuyor.

  • Künye: Hans-Lukas Kieser – Talat Paşa: İttihatçılığın Beyni ve Soykırımın Mimarı, çeviren: Ayten Alkan, İletişim Yayınları, tarih, 408 sayfa, 2021

Andrew Downie – Doktor Sócrates (2021)

Sócrates, ya da tam adıyla Sócrates Brasileiro Sampaio de Souza Vieira de Oliveira, yalnızca futbol tarihinin en iyi orta saha oyuncularından biri değildi.

Aynı zamanda efsanevi Corinthians takımında oynadığı futbolu ülkesi Brezilya’daki mevcut askeri diktatörlüğe meydan okumak için ustaca kullanmış bir dehaydı.

Brezilya milli takımında oynamış ve takımın kaptanlığını da yapmış Sócrates, ortalamanın çok üzerinde, nadir görülen bir zekâya sahipti.

Bu özelliğiyle hem oldukça özveri gerektiren bir bölümde okudu ve doktor olarak çalıştı hem de futbolun en önemli isimlerinden biri oldu.

Siyaset ve toplumsal davalarda tarihte Sócrates kadar öne çıkan bir futbolcu hiç olmadı.

“Corinthians Demokrasisi” adını verdiği projesiyle malzemecisinden başkanına herkesin eşit söz sahibi olduğu bir yönetim biçimi sunmuştu kulübüne.

Bu nedenle de, Brezilya o dönemde diktayla yönetilirken Sócrates’in attığı her adım tam manasıyla devrimciydi.

Sócrates’in yayımlanmamış günlüğü ve yeni keşfedilen röportajlar sayesinde Andrew Downie, bu ikonik figür hakkında şimdiye dek yazılmış en kapsamlı ve detaylı kitabı kaleme aldı.

Sócrates’in ailesi, yakın çevresi ve eski takım arkadaşlarıyla yapılan röportajlardan oluşan ‘Doktor Sócrates’, bedeli ne olursa olsun her zaman inandıklarının arkasında duran bu efsanenin eşsiz biyografisi olarak okunabilir.

Kitap, Zico’nun ve Alex de Souza’nın Türkçe baskıya özel sunumları ve Johan Cruyff’un önsözüyle zenginleşmiş.

  • Künye: Andrew Downie – Doktor Sócrates: Futbolcu, Filozof, Efsane, çeviren: Bora İşyar, İthaki Yayınları, biyografi, 392 sayfa, 2021

Alessandro Barberodante – Dante (2021)

Hem Dante hakkında iyi bir biyografi, hem de Ortaçağ ruhu ve yaşantısı üzerine usta işi bir tarih okuması.

İtalyan tarihçi Alessandro Barberodante, ‘İlahi Komedya’nın büyük yazarı Dante Alighieri’nin hayatını ve düşünce yapısını, içinde yaşadığı çağ olan Ortaçağ’ın alışkanlıkları, gelenekleri ve siyaseti içinde ele alıyor.

Kitap aracılığıyla, bir tefecinin oğlu olarak dünyaya gelen ve edebiyat dünyasına girebilmek için inanılmaz mücadeleler vermek zorunda kalan Dante’nin görkemli hayatına daha yakından bakıyoruz.

Dante’yi hem bir sanatçı, hem de bir Ortaçağ insanı olarak anlatan Barberodante, bunu yaparken Ortaçağ dünyasının değerleriyle birlikte 14. yüzyıl İtalya’sının her yönden zengin atmosferini de gözümüzde yeniden canlandırıyor.

Pek çok kaynak ve incelikli analizlerle zenginleşmiş kitabı, sıra dışı bir ismin ve olağanüstü bir dönemin keyifle okunacak hikâyesi olarak öneriyoruz.

  • Künye: Alessandro Barberodante – Dante, çeviren: Kemal Atakay, Kronik Kitap, biyografi, 336 sayfa, 2021

Korhan Atay – Serteller (2021)

Tan Matbaası ve gazeteleri iktidarın kışkırttığı bir saldırıyla yok edildi ve bu olaylardan sonra Sabiha ve Zekeriya Sertel çifti yurt dışına çıkmak zorunda kaldı.

Korhan Atay’ın bu eşsiz çalışması ise, Sabiha, Zekeriya ve Yıldız Sertel’in olağanüstü yaşam serüveninin pek bilinmeyen yönlerini de kapsayan detaylı bir biyografi çalışması.

Sabiha ve Zekeriya Sertel, meslek yaşamlarının her döneminde baskıcı iktidarlar ve güç odaklarıyla mücadele ettiler.

Muhalif olmak onlar için vazgeçilmez bir yaşam biçimiydi.

İşte bu kitap da, Sabiha ve Zekeriya Sertel çiftinin ezeli ve ebedi muhalefet yaşamlarını başından sonuna izlemesiyle önemli.

Kitabın en dikkat çekici yanlarından biri, Sertellerin Paris, Budapeşte, Prag, Leipzig, Moskova ve Bakü’deki yaşamlarını, tanıklıklara ve gizli Sovyet belgelerine dayanarak ilk kez gün ışığına çıkarması.

Korhan Atay bunun yanı sıra, Tan gazetesinin düşmanı Nazi dostu basın organlarına Almanların nasıl para yağdırdığını, bazı ünlü yazarların yalnızca Nazi parasıyla nasıl gazete çıkardığını gizli Nazi belgelerine dayanarak açıklıyor.

  • Künye: Korhan Atay – Serteller, İletişim Yayınları, tarih, 431 sayfa, 2021

Tanıl Bora – Hasan Âli Yücel (2021)

“Gençlik terbiyesinde biyografi en tesirli vasıtalardan biridir. Ne yapalım ki, onda da fakiriz.”

Hasan Ali Yücel, 23 Ocak 1957 tarihli bir gazete makalesinde böyle yazmıştı.

Tanıl Bora’nın uzun çabalarının ürünü olan bu çalışma ise, modern Türkiye’nin en uzun süre görev yapmış eğitim ve kültür bakanı olmuş, daha da önemlisi Köy Enstitülerinin ve Kemalizmin en büyük simgelerinden biri olmuş Hasan Âli Yücel’in sağlam bir biyografisini sunuyor.

Bora’nın eseri, özellikle belirtmek gerekir ki, Yücel’i romantize etmeden, onu olduğu gibi anlamaya çalışmasıyla dikkat çekiyor.

Örneğin burada, “hümanist kültür adamı” olarak etiketlenmiş olan Yücel’in hayli tutkulu milliyetçiliğiyle de; seküler muhitlerde geçiştirilen, muhafazakâr muhitlerdeyse son yıllarda bir “barışma” imkânı olarak sarılınan dindarlığıyla da yüzleşiyoruz.

Bora ayrıca, Türkiye’de sol düşmanlığının, Yücel imgesi kullanılarak nasıl inşa edildiğini ve başlı başına bir Kemalist ikon olan Yücel’in Kemalizm’i yorumlama biçimini de inceliyor.

Yücel’in hayatı ve düşünce dünyasına yakından bakmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Tanıl Bora – Hasan Âli Yücel, İletişim Yayınları, biyografi, 532 sayfa, 2021

Ali Rıza Türker – Şöhret Dediğin: Ferdi Özbeğen (2021)

Ferdi Özbeğen, özellikle ‘Bir Başkadır’ adlı diziyle yeniden ülke gündeme girdi.

Ali Rıza Türker, yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan bu kitabında, sekiz yıl önce aramızdan ayrılan dostu Özbeğen’in iniş çıkışlarla dolu hayatını anlatıyor.

‘Şöhret Dediğin’, Özbeğen’in doğduğu çevreyi, ailesini, henüz küçük yaşlarda başlayan müzik ve özellikle de piyano tutkusunu, diplomat olma hayallerini, babasının ölümünün ardından pavyonda başlayan müzik kariyerini, İzmir’den İstanbul’a göç edişini, kendi orkestrasıyla İstanbul’un en güzide yerlerinde başladığı müzik serüvenini, Şan Tiyatrosu’nda verdiği meşhur halk konserlerini ve bunun gibi daha nice ilgi çekici konuyu okurla paylaşıyor.

Kitap, bir dönemin önde gelen bu kültürel ikonunun hayatından bilinmeyen bazı bilgileri okurlara sunmasıyla da önemli.

  • Künye: Ali Rıza Türker – Şöhret Dediğin: Ferdi Özbeğen, h2O Kitap, biyografi, 192 sayfa, 2021

Graham Holderness – Shakespeare’in Dokuz Yaşamı (2021)

Altı asır önce ölen Shakespeare, günümüzde de en çok okunan, en çok sahneye konan, üzerinde en çok kalem oynatılan ve en çok anımsanan yazardır.

Şu ana kadar Shakespeare üzerine kırk kadar kitap yazmış Graham Holderness, Shakespeare’in hayatını çok yönlü bir bakışla izlediği bu çalışmasıyla karşımızda.

Shakespeare’le ilgili gerçekler ve mitleri aydınlatmasıyla büyük önem arz eden kitap, tarihsel oyunları, komedileri ve ayrıca medya da dâhil Shakespeare’in kültürel ve çağdaş dünyadaki temsillerini derinlemesine irdeliyor.

Graham, Shakespeare’in yazar, oyuncu, kasap çırağı, iş insanı, eş, yakın arkadaş, âşık ve Katolik Shakespeare olarak portrelerini kuruyor ve her bir Shakespeare biyografisini eleştirel bir gözle yeniden ele alıyor.

  • Künye: Graham Holderness – Shakespeare’in Dokuz Yaşamı, çeviren: Can Kayaş, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 368 sayfa, 2021

Hüseyin Solgun – Cevahir (2020)

Hüseyin Cevahir, tıpkı arkadaşları Mahir Çayan, Deniz Gezmiş ve Ulaş Bardakçı gibi, unutulması imkânsız devrimcilerdendir.

Peki, bu isimleri unutulmaz kılan özellikleri nedir?

Hüseyin Solgun bu kitabında, bu isimlerden, son derece mütevazı, eşitlikçi, saygıdeğer ve merhametli olan, yani kelimenin gerçek anlamıyla “iyi” bir insan olan Hüseyin Cevahir’in hayatını anlatıyor.

Murat Bjeduğ’un “başka bir kumaştan dokunmuştu” dediği Cevahir, Ankara Siyasal’da geçen üç yılında üç kulvarda birden çalıştı; derslerini, edebiyat yazılarını ve devrimci eylemlerini ihmal etmedi.

1968 ve 1969 baharında edebiyat alanında yaptığı araştırmalarının bir kısmı yayımlandı.

Aynı dönemlerde devrimci gençlik mücadelesi de büyük bir ivme kazanmıştı.

Cevahir, demokratik siyasi eylemin de önde gelen bir devrimcisi olmayı başarmıştı.

İşte o dönemden pek çok belgeyle desteklenen, ayrıca Hüseyin Cevahir’in arkadaşları ve yakın çevresiyle yapılan görüşmelere dayanan bu çalışma, hem çok iyi bir Hüseyin Cevahir biyografisi, hem de sağlam bir yakın tarih çalışması olarak okunabilir.

  • Künye: Hüseyin Solgun – Cevahir, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 496 sayfa, 2020

Ahmet Kardam – Mustafa Suphi (2020)

 

Türkiye sosyalist hareketinin öncü isimlerinden, Türkiye Komünist Partisi’nin kurucusu Mustafa Suphi, hakkında gerçekle efsanenin en çok iç içe geçtiği isimlerdendir.

Ahmet Kardam’ın pek çok belgeyle zenginleşen ve bir anlamda Türkiye Komünist Partisi’nin sağlam bir tarihyazımı olarak okunabilecek bu çalışması ise, Mustafa Suphi üzerindeki karanlığın dağıtılmasına katkı sunmasıyla büyük bir boşluğu dolduruyor.

Kardam burada, Mustafa Suphi’nin kim olduğunu, savunduğu politik görüşlerini, Türkiye için nasıl bir devrim öngördüğünü, Türkiye’ye dönüş kararının kısa ve uzun vadeli politik hedeflerinin neler olduğunu, Karadeniz katliamı karşısında Bolşevik Partisi ile Komünist Enternasyonal’in içine gömüldükleri derin suskunluğun nedenlerin ne olduğunu ve bunun gibi pek çok konuyu aydınlatıyor.

Sadece Türkiye solunun değil, Türkiye tarihinin önemli bir şahsiyeti hakkında, canlı ve düşündürücü bir politik-entelektüel biyografi olmasıyla dikkat çeken çalışmayı, konuyla ilgilenen her okura öneriyoruz.

  • Künye: Ahmet Kardam – Mustafa Suphi: Karanlıktan Aydınlığa, İletişim Yayınları, biyografi, 408 sayfa, 2020

Andrew Gibson – James Joyce (2016)

Büyük yazar James Joyce’u, eserlerinin kaynağını aldığı İngiliz-İrlanda tarihinin, biliminin ve maddi kültürünün sosyal, düşünsel ve dinsel ayrıntıları çerçevesinde irdeleyen önemli bir biyografi.

Andrew Gibson’ın zengin ayrıntılarla bezediği özenli tarihsel anlatısı, bu büyük yazarın “düşünür olarak sanatçı” türüne örnek teşkil ettiğini ısrarla vurguluyor.

  • Künye: Andrew Gibson – James Joyce, çeviren: Orhan Düz, Yapı Kredi