Kolektif – Edebiyat ve Sosyoloji (2018)

Toplum olmadan edebiyat, edebiyat olmadan toplum olmaz.

Başka bir deyişle, edebiyat ile sosyoloji birbirinden ayrılmaz bir bütündür.

İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü bünyesinde düzenlenmiş “Sosyoloji Seminerleri”nin ilk kitabı olan bu çalışma, edebiyat ve sosyoloji ilişkisini farklı perspektiflerden irdeleyen makaleleri bir araya getiriyor.

Kitapta,

  • Edebiyatın sosyolojiden veya sosyolojinin edebiyattan nasıl yararlandığı,
  • Türkiye’deki okuma pratiğinin ülkenin sosyolojisine dair neler söylediği,
  • Ve edebiyat ile sosyolojinin birbirini ne şekilde beslediği gibi önemli konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Köksal Alver, M. Kayahan Özgül, Kurtuluş Kayalı, Handan İnci, Ayfer Tunç ve Ayşen Şatıroğlu.

  • Künye: Kolektif – Edebiyat ve Sosyoloji, Alfa Yayınları, edebiyat inceleme, 160 sayfa, 2018

Sennur Sezer – Perşembe Mektupları (2015)

Sennur Sezer’in pek çok şair ve edebiyatçıya yazdığı, günlük gazetelerde yayımlanmış mektupları, bu kitapta bir araya geliyor.

Ahmet Hamdi Tanpınar’dan Rıfat Ilgaz’a, Sait Faik’ten Leyla Erbil’e, Kemal Özer’den Ülkü Tamer’e, Orhan Pamuk’tan Hicri İzgören’e birçok isme yazılmış bu mektuplar, okurunu edebiyatla çerçevelenmiş keyifli bir sohbete davet ediyor.

Bu mektuplar bir yönüyle de, Türkiye edebiyatının güncel bir fotoğrafını çekmesiyle de önemli.

  • Künye: Sennur Sezer – Perşembe Mektupları, Yazılı Kağıt Yayınları

Uwe Neumahr – Miguel de Cervantes (2018)

Miguel de Cervantes Saavedra, Avrupa edebiyatında bir olaydır.

Yazar, ‘Don Kişot’ ile romanın tarihini başka herkesten daha fazla değiştirdi.

Fakat Cervantes’in kendi hayatı da maceralı ve âdeta roman gibidir.

Birkaç örnek:

Bir düello sonucunda İspanya’dan kaçtı.

İnebahtı Deniz Savaşı’nda cesaretiyle ün saldı, ancak sol eli parçalandı.

Daha sonra Berberi korsanlara esir düştü, gözü pek firar girişimlerinde bulundu ve serbest bırakıldıktan sonra, kısa bir süre Kral II. Felipe’nin istihbarat servisine çalıştı.

Aforoz edildi ve bir cinayet suçlamasıyla hapse düştü.

Zaman zaman karanlık kişilerle ahbaplık ettiğinden, yeraltı dünyasının kötü kokularına bulaştı.

Taklitçi bir yazara karşı kendini savunmak zorunda kaldı ve edebiyat dünyası içinde de efsanevi düşmanlıkları oldu.

Ve tabii en önemlisi de, romanın tarihini başlatmış ‘Don Kişot’ eserini yazdı.

İşte Uwe Neumahr imzalı bu muhteşem kitap, bu sıra dışı kişinin hayatının dönüm noktalarını sunuyor.

Cervantes’in hayatı ve görkemli eserleri hakkında eşsiz bir kaynak olarak öneriyoruz.

  • Künye: Uwe Neumahr – Miguel de Cervantes: Delidolu Bir Hayat, çeviren: Erol Özbek, İletişim Yayınları, biyografi, 392 sayfa, 2018

Mehmet Kalpaklı ve Walter G. Andrews – Sevgililer Çağı (2018)

Avrupa tarihçileri, Osmanlı’nın 15. yüzyılın sonlarından 17. yüzyılın başlarına uzanan dönemini, daha çok Osmanlı’nın askeri gücünün, imparatorluğun kat kat büyümesinin ve 20. yüzyılın başlarına dek geniş bir bölgeye hükmedecek bir idari sistemin ve ekonominin gelişmesi etrafında ele alır.

Oysa yine aynı dönemde Osmanlı gücünün ve nüfuzunun artması, sanatta, edebiyatta ve mimaride de eş zamanlı görülen dönüşümlere vesile oldu.

Örneğin şiirden bahsedilecekse şayet, o dönemde Osmanlılar için edebiyat sanatında önce şiir gelirdi ve şiirin neredeyse tamamı da aşk şiiriydi.

Mehmet Kalpaklı ve Walter G. Andrews bu çalışmalarında, Osmanlı İmparatorluğu’nun kentlerinde ve özellikle de İstanbul’da, bu uzun 16. yüzyılın, aşkın ve sevgililerin çağı olduğunu ileri sürüyor.

Yazarlar ayrıca, bu çağın sadece Osmanlı’ya, Doğu’ya ya da İslama özgü olmadığını, geç Rönesans Avrupası’ndan seçilmiş örneklerle sergiliyor.

Yazarlar, Osmanlı aşk kültürünün estetik ve sanatsal olmasının yanı sıra siyasal, dinamik ve tarihsel de olduğunu, bunun yanı sıra aşkın, cinselliğin ve şiirin, hayatın diğer endişelerinden ayrı bir alanda durmadığını belirtiyor.

  • Künye: Mehmet Kalpaklı ve Walter G. Andrews – Sevgililer Çağı: Erken Modern Osmanlı-Avrupa Kültürü ve Toplumunda Aşk ve Sevgili, çeviren:  N. Zeynep Yelçe, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 420 sayfa, 2018

Clémence Scalbert Yücel – Kürt Edebiyatının Anatomisi (2018)

Dil ve kültür politikaları, azınlık sorunları, Kürt sorunu, sınırlar ve sınır ötesi bölgeler gibi alanlarda çalışan Clémence Scalbert Yücel’in bu önemli çalışması, Kürt dili ve edebiyatı hakkında sağlam bir analiz sunuyor.

Yücel burada, Türk dil politikalarıyla Kürt dil politikalarını, ayrıca Kürt yazınsal alanının tarihsel oluşumu ve yapılanmasını derinlemesine irdeliyor.

Kitapta,

  • Türk dil politikalarının yasal bileşeni ve artan yasaklar,
  • Bir araç ve bayrak olarak Kürt dili,
  • Kürt dil politikalarında Marksist yorumlar,
  • Türkiye’de 1991 yılından sonra kültürel politikaların umumileşmesi,
  • PKK ve PSK gibi örgütlerin Kürt diline yönelik yaklaşımları,
  • Siyasette dillerin kullanım biçimleri arasındaki farklılıklar,
  • İsveç’te Kürt edebiyat çevresinin ortaya çıkış zemini,
  • İsveç’te yazınsal faaliyetlere yönelik devlet desteği,
  • Kürtçe yazının biçimlenmesi,
  • Kürtçe’de Hawar, Nûdem ve Nûbihar gelenekleri,
  • Kürtçe yazanın eğitim mekânları olarak medreseler ve hapishaneler,
  • Türkiye’de Kürtçe yazanların ortaya çıkışında Mezopotamya Kültür Merkezi’nin rolü,
  • Ve Kürt edebiyatının dilbilimsel sınırları gibi, alana dair çok önemli konular ele alınıyor.

Künye: Clémence Scalbert Yücel – Kürt Edebiyatının Anatomisi, çeviren: Yeraz Der Garabedyan, Ayrıntı Yayınları, edebiyat inceleme, 272 sayfa, 2018

Orhan Koçak ve Yücel Göktürk – Turgut Uyar ve başka şeyler (2018)

Orhan Koçak ile Yücel Göktürk’ün ilk kez Bir+Bir Dergisi’nde yayınlanan bu söyleşileri, hakikaten kitabın alt başlığının da hakkını verdiği gibi, birçok konuya açılan çok zengin bir diyalog sunuyor.

Şimdi ikinci baskısına ulaşan kitap, Turgut Uyar’ın şiirini merkeze alarak cinselliğe, demokrasi ve devrime, İkinci Yeni’ye, ODTÜ’ye, romana, varoluşçuluğa, yenilgiye ve daha pek çok konuya uzanıyor.

Söyleşi bunun yanı sıra, Walter Benjamin’den Sartre’a, Marcuse’ten Žižek’e Ulus Baker’den Deleuze’e pek çok düşünürün fikirlerini de kat ediyor.

Tabi söylemeye dahi gerek yok; burada Edip Cansever, Orhan Veli, Cemal Süreya, Melih Cevdet ve Ece Ayhan gibi Türkiye şiirine yön vermiş pek çok aktör de karşımıza çıkıyor.

‘Turgut Uyar ve başka şeyler’ çok iyi bir söyleşi kitabı olmasının yanı sıra, şiir, edebiyat, felsefe ve siyasetin yetkin bir bireşimi olarak muhakkak okunmalı.

  • Künye: Orhan Koçak ve Yücel Göktürk – Turgut Uyar ve başka şeyler: A’dan Z’ye Bir Konuşma, Metis Yayınları, şiir eleştiri, 133 sayfa, 2018

Marina MacKay – Roman Nedir? (2018)

Roman ortaya çıktığı zamanlardan bugüne, kitleleri en çok etkilemiş edebi türlerden biri olarak kendini kabul ettirdi.

Kimilerinin romanı modern zamanların temel edebi türü olarak tanımlaması bu nedenle yerindedir.

İşin ilginç tarafı ise, roman, çıktığı ilk zamanlarda birçok eleştirmen tarafından kadınların zaman öldürmek için okudukları hafif metinler olarak küçümsenmişti.

İşte bu kitap da, romanın gelişiminin tarihsel, kültürel ve toplumsal hikâyesini sunmasıyla oldukça zengin.

Edebiyat alanında önemli çalışmalara imza atmış Marina MacKay burada,

  • Romanın 18. yüzyıldaki doğuşunu,
  • Romanın bir tür olarak yükselişinin altındaki kültürel/toplumsal dinamikleri,
  • Farklı dönemlerde yazılmış romanlarda türün geçirdiği biçimsel dönüşümleri,
  • Romanda üslup ve teknik, karakter ve olay örgüsü, mekân ve siyaset gibi konuları irdeliyor.

Bunu yaparken ‘Don Quixote’, ‘Tristram Shandy’, ‘Kırmızı Harf’, ‘Madame Bovary’, ‘Deniz Feneri’ ve ‘Geceyarısı Çocukları’ gibi roman tarihinde iz bırakmış eserleri derinlemesine irdeleyen MacKay’in çalışması, iyi kotarılmış bir terimler sözlüğü ve sağlam bir okuma listesiyle de zenginleşmiş.

  • Künye: Marina MacKay – Roman Nedir?, çeviri: Fazilet Akdoğan Özdemir, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, edebiyat inceleme, 333 sayfa, 2018

Süha Oğuzertem – Eleştirirken (2018)

Süha Oğuzertem’in 1990 ile 2014 arasında yayımlanan, on yazar hakkındaki on altı incelemesini sunan bu kitap, nitelikli edebiyat eleştirisinin nasıl yapılacağı konusunda çok öğretici.

Oğuzertem, bir yandan söz konusu yazar ve yapıtlara dair verili kabulleri veya klişeleri sorgularken, aynı zamanda ele aldığı konuyu psikanaliz ve etik başta olmak üzere feminizm, ekoeleştiri, Marksizm ve postmodernizme uzanan kuramsal bir çerçeveyle zenginleştiriyor.

“Edebiyat, hayatlarımız üzerine düşünmemize katkıda bulunursa misyonunu yerine getirmiş demektir.” diyen Oğuzertem’in kitabında tartıştığı kimi konular şöyle:

  • Sait Faik’in ütopyacı poetikası ve Türkçe kurmacanın lirik dönüşümü,
  • Leyla Erbil’in özgünlüğü,
  • ‘Sodom ve Gomore’de aşk, ahlak ve millilik,
  • Türkçe yazında kadın yazarlığı,
  • Modern romanımızın çerçevesi ve Ödipal anlatının sınırları,
  • Modern edebiyat bağlamında Abdülhak Şinasi Hisar’ın sözlü yazı serüveni,
  • Ahmet Hamdi Tanpınar’ın öykülerinde metafizik ve psikoseksüel çatışmalar…

Bahtin, Booth, Cohn, Frye, Hamburger, Havelock, Genette, Kernberg, Ong gibi isimlerin metinlerini Türkçeye kazandırmış isimlerden biri olan Oğuzertem’in klişeleşmiş yargılarla hesaplaşan bu metinlerini, bilhassa edebiyat incelemelerine ilgi duyanlar severek okuyacaktır.

  • Künye: Süha Oğuzertem – Eleştirirken: Modern Türkçe Edebiyat Üzerine Yazılar, İletişim Yayınları, edebiyat inceleme, 399 sayfa, 2018

André Green – Yazı ve Ölüm (2018)

Hem analitik hem de kültürel araştırmalar alanında otorite kabul edilen André Green, aynı zamanda tam bir edebiyat tutkunu olarak edebi metinler ve edebiyatçılar üzerine pek çok analiz çalışması da gerçekleştirdi.

Bu kitap ise, edebiyatçı Dominique Eddé’nin Green’le 2000 ve 2001 yılları arasında yapmış olduğu edebiyat ve psikanaliz temalı söyleşilere dayanıyor.

Bir çeşit gidiş gelişin ve serbest çağrışımın söz konusu olduğu bu söyleşilerde, Freud’un üç çağdaşı olan Marcel Proust, Joseph Conrad ve Henry James’in yanı sıra, Jorge Luis Borges ve Shakespeare gibi büyük yazarların yapıtları enine boyuna tartışılıyor.

“Kayıp Zamanın İzinde, unutmanın kaçınılmazlığıdır.” diyen Green, yazmanın yazar üzerinde ne gibi bir etkisinin olduğunu, yazma sürecinin kimi yazarları intihara sürükleyecek kadar güçlü olmasının kökenlerini, yazarın yaratımında tamamlanmamışlığın ne olduğunu, kısacası yazı ve ruhsal yaşam arasında ne tür bir ilişki bulunduğunu kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Edebiyat ve psikanaliz bağlamında iyi bir okuma isteyenler bu kitabı kaçırmasın.

  • Künye: André Green – Yazı ve Ölüm: Bir Psikanalistin Edebiyat Yolculuğu: Proust, Shakespeare, Conrad, Borges…, söyleşi: Dominique Eddé, çeviren: Nesrin Demiryontan, Metis Yayınları, psikanaliz, 160 sayfa, 2018

 

George Steiner – Tolstoy mu Dostoyevski mi? (2015)

İki roman dehasının dramatik ve öğretici yaşamlarını, romanın tarihindeki yerlerini, siyasetleri ve inançlarının düşünce tarihindeki rolünü irdeleyen ufuk açıcı bir çalışma.

Ünlü edebiyat eleştirmeni George Steiner’ın kaleminden, Tolstoy’un bir iyimser, Dostoyevski’nin ise, trajik bir metafizikçi olarak portresi.

  • Künye: George Steiner – Tolstoy mu Dostoyevski mi?, çeviren: Sevda Çalışkan, İş Kültür Yayınları