Elizabeth M. Deloughrey – Antroposen Alegorileri (2025)

Elizabeth M. Deloughrey’in ‘Antroposen Alegorileri’ kitabı, insanlığın gezegen üzerindeki derin etkilerinin ve bu etkilerin edebiyattaki yansımalarının incelendiği önemli bir çalışma. Kitap, özellikle iklim değişikliği ve çevresel bozulmanın edebiyatta nasıl temsil edildiğini mercek altına alıyor.

Deloughrey, “Antroposen” kavramını merkez alarak, insan faaliyetlerinin gezegenin jeolojik süreçlerini etkileyecek kadar önemli bir hale geldiği yeni bir jeolojik çağın başladığını söylüyor. Bu yeni çağda, insanlık hem jeolojik bir güç haline geliyor hem de bu gücün sonuçlarıyla yüzleşiyor.

Kitapta, Karayipler ve Pasifik Adaları gibi iklim değişikliğinin etkilerini en şiddetli hisseden bölgelerin edebiyatına özel bir önem veriliyor. Bu bölgelerden gelen yazarların eserlerinde, yükselen deniz seviyeleri, şiddetli fırtınalar, ekosistemlerin çöküşü gibi konuların nasıl ele alındığı inceleniyor. Deloughrey, bu eserlerde yer alan alegorik anlatıların, iklim krizinin karmaşıklığına ve insan deneyiminin derinliğine dair önemli içgörüler sunduğunu vurguluyor.

Yazar, aynı zamanda, edebiyatın iklim değişikliğiyle mücadelede oynayabileceği rolü de tartışıyor. Edebiyatın, iklim krizinin duygusal ve psikolojik etkilerini anlamamıza yardımcı olabileceğini, empati kurmamızı sağlayabileceğini ve toplumsal bilinç oluşturabileceğini savunuyor.

‘Antroposen Alegorileri’, yerli ve postkolonyal halkların sömürgecilik ve insan kaynaklı iklim değişiminin etkileriyle nasıl edebiyat aracılığıyla mücadele ettiğinin izini sürüyor ve postkolonyal adaletsizliklerin günümüzün çevresel felaketleriyle nasıl iç içe geçtiğini, yıkımın estetiği ve anlatı biçimleri üzerinden çarpıcı bir biçimde gözler önüne seriyor.

Kitap, iklim değişikliği ve edebiyat arasındaki ilişkiyi derinlemesine inceleyen, disiplinler arası bir çalışma. Kitap, hem akademisyenler hem de iklim krizi ve edebiyatla ilgilenen herkes için değerli bir kaynak.

  • Künye: Elizabeth M. Deloughrey – Antroposen Alegorileri, çeviren: Yener Çıracı, Livera Yayınevi, ekoloji, 376 sayfa, 2025

Slavoj Žižek – Uyanmak İçin Çok Geç (2025)

Slavoj Žižek’in ‘Uyanmak İçin Çok Geç’ adlı eseri, günümüzün en acil sorunlarından biri olan iklim krizi ve bu krizin tetiklediği diğer sorunlar üzerine derinlemesine bir inceleme sunuyor.

Žižek, bu kitabında sadece bir uyarıda bulunmakla kalmıyor, aynı zamanda mevcut durumu analiz ederek geleceğe dair çarpıcı öngörülerde bulunuyor ve olası çözüm yollarını tartışıyor.

Kitabın Ana Temaları:

Küresel İklim Krizi: Žižek, iklim krizinin sadece çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda siyasi, ekonomik ve sosyal sistemlerimizi derinden etkileyen bir varoluşsal tehdit olduğunu vurguluyor.

Kapitalizm ve İklim Krizi: Yazar, kapitalizmin aşırı tüketim ve büyüme odaklı yapısının iklim krizinin temel nedenlerinden biri olduğunu savunuyor.

Siyaset ve İklim Krizi: Žižek, mevcut siyasi sistemlerin iklim krizine karşı yeterince etkili olmadığını ve yeni bir siyasi düşünceye ihtiyaç olduğunu belirtiyor.

Gelecek ve Umut: Yazar, geleceğin belirsiz olduğunu ve umudun kaybolduğunu hissetsek de radikal bir dönüşümün hala mümkün olduğunu savunuyor.

Kitabın Temel Argümanları:

İklim krizi, sadece bir çevresel sorun değil, aynı zamanda toplumların ve bireylerin yaşamlarını derinden etkileyen bir medeniyet krizi.

Kapitalizm, sınırsız büyüme ve tüketim üzerine kurulu olduğu için iklim krizinin temel nedenlerinden biri.

Mevcut siyasi sistemler, iklim krizinin ciddiyetini anlamakta ve buna karşı etkili önlemler almakta yetersiz kalıyor.

İklim krizini aşmak için radikal bir dönüşüm gerekiyor ve bu dönüşüm, sadece teknolojik çözümlerle değil, aynı zamanda toplumsal ve siyasi bir dönüşümle mümkün.

Gelecek belirsiz olsa da umudu kaybetmemeliyiz ve radikal bir değişim için mücadele etmeliyiz.

Žižek, ‘Uyanmak İçin Çok Geç’ kitabında, iklim krizi konusunu felsefi, siyasi ve sosyolojik bir perspektifle ele alarak bu konuya yeni bir bakış açısı getiriyor. Yazarın provokatif ve çarpıcı üslubu, okuru düşünmeye ve mevcut durumu sorgulamaya teşvik ediyor. Kitap, hem akademik çevreler hem de iklim krizi konusunda duyarlı olan geniş kitleler tarafından ilgiyle okunuyor.

  • Künye: Slavoj Žižek – Uyanmak İçin Çok Geç: Gelecek Yoksa Bizi Ne Bekliyor?, çeviren: Barış Gönülşen, İş Kültür Yayınları, siyaset, 160 sayfa, 2025

Kolektif – Çok Geç Değil (2024)

‘Çok Geç Değil’, iklim kriziyle mücadelede umudu ve hareketi ön plana çıkaran bir eser.

Kitap, iklim değişikliğiyle ilgili haberlerin çoğunlukla karamsar bir tablo çizdiği bir dönemde, umutsuzluğa kapılmadan çözümler üretmeye ve harekete geçmeye çağırıyor.

Kitap, iklim krizinin ciddiyetini kabul etmekle birlikte, umudun önemini vurguluyor. İklim değişikliğiyle mücadelede elde edilen başarılar ve geleceğe dair umut verici gelişmeler, somut örneklerle sunuluyor.

Kitapta yer alan farklı yazarların kişisel hikayeleri, iklim krizinin bireysel ve toplumsal etkilerini gözler önüne seriyor. Bu hikayeler, okuyucuyu duygusal olarak etkileyerek iklim kriziyle mücadeleye daha fazla katılmaya teşvik ediyor.

Kitap, iklim krizinin etkilerinin adil olmadığını ve en çok marjinalize olmuş toplulukları etkilediğini vurguluyor. İklim adaleti ve eşitlik konuları, kitabın önemli bir bölümünü oluşturuyor.

Kitap, iklim krizine karşı farklı çözüm önerileri sunuyor. Yenilenebilir enerji kaynakları, sürdürülebilir yaşam tarzları ve toplumsal hareketler gibi konulara değiniliyor.

Kitapta, iklim değişikliğiyle ilgili güncel bilimsel bulgulara yer veriliyor. Ancak bu bilgiler, karmaşık bir dille değil, anlaşılır bir şekilde sunuluyor.

Farklı ülkelerden ve kültürlerden gelen insanların iklim değişikliğiyle mücadeledeki deneyimleri ve hikayeleri paylaşıldığı için kitap, okuyucuya ilham veriyor.

Kitapta, iklim krizine karşı bireysel ve toplumsal düzeyde neler yapılabileceği konusunda pratik öneriler sunuluyor.

Kitap, okuyucuyu harekete geçmeye ve iklim değişikliğiyle mücadeleye katılmaya davet ediyor.

‘Çok Geç Değil’, iklim krizinin karmaşık ve üzücü yönlerinin yanı sıra, umut ve çözüm odaklı bir bakış açısı sunuyor. Kitap, iklim değişikliğiyle mücadele eden bireylere ve topluluklara ilham kaynağı oluyor. Ayrıca, iklim krizi hakkında daha fazla bilgi edinmek isteyen herkes için de değerli bir kaynak.

  • Künye: Kolektif – Çok Geç Değil: İklim Hikâyesini, Umutsuzluktan, Olasılıklar Eksenine Doğru Dönüştürmek, editör: Rebecca Solnit, Thelma Young Lutunatabua, çeviren: Bahri Sedat Okutan, Alperen Tekin, Scala Yayıncılık, ekoloji, 228 sayfa, 2024

André-Jacques Holbecq – Ekotoplumculuk (2024)

‘Ekotoplumculuk’, toplumsal ekonomik örgütlenmenin dayatılandan başka yolları olduğu ve geleneksel ekonomi mantığının kökten değiştirilerek farklı biçimlerle doğa ve toplum endeksli bir bakış açısıyla yürütülebileceği, daha adil ve eşitlikçi bir toplum yaratabilme örneklerinden birini anlatıyor.

Holbecq mevcut sosyo-ekonomik sistemi eleştirir ve yerine daha adil ve sürdürülebilir bir toplum inşa etmek için ekotoplumculuğu öneriyor.

Yazar, bireysel çıkarların nasıl toplumun genel çıkarlarıyla uyumlu hale getirilebileceğini, özellikle ekotoplumcu ekonomik ve politik mekanizmalar üzerinden inceliyor.

Kitap, ekolojik krizleri ve sosyal eşitsizlikler arasındaki bağlantıyı ele alarak, ekotoplumculuğun bu sorunlara çözüm önerilerini sunuyor.

Ekotoplumculuk, genellikle katılımcı demokrasi ile ilişkilendirildiği için, Holbecq yönetim ve vatandaş katılımı konularını ekotoplumcu bir perspektifle ele alıyor.

Mevcut ekonomik, sosyal ve çevresel durum bir çıkmazdır; kısa vadede tam bir değişime mahkumuz.

André-Jacques Holbecq’in önerisi, gecikmeden alternatifleri hayal etmektir; radikal bir adım atın.

Ekotoplumsalcılık, sosyal ve parasal sonuçlarıyla alternatif bir ekonomik sistemdir.

Para, tüketim, üretim, dağıtım, takas, ücret, barınma kavramlarını derinlemesine revize ederek yeni bir sermaye vizyonu sunuyor.

  • Künye: André-Jacques Holbecq – Ekotoplumculuk, çeviren: Gülser Öztunalı Kayır, Yeni İnsan Yayınevi, ekoloji, 104 sayfa, 2024

Pablo Servigne, Raphaël Stevens – Her Şey Nasıl Çökebilir? (2024)

Toplumun, bildiğimiz haliyle uygarlığın hatta daha kötüsü biyosferin muhtemel çöküşünü Avrupa’da halkın gündemine taşıyan ve ilk kez 2015’te yayımlanan bu kitap son elli yıldır dünya genelinde etkisini artıran politik ekoloji hareketi içinde en çok tartışılan metinlerinden biri haline geldi.

Pablo Servigne ve Raphaël Stevens bugünkü nesillerin yaşam süresi içinde gerçekleşmesini olası gördükleri çöküşün (veya çöküşlerin) ardındaki dinamikleri ortaya seriyor ve 2020’de sözlüklere de giren “kolapsoloji” (çöküşbilim) adını verdikleri bu son derece rahatsız edici konuya disiplinlerarası bir giriş sunuyorlar.

Kitap, tamamıyla pesimist bir tablo çizmek yerine, mevcut durumu daha iyi anlamamız ve geleceğe yönelik daha bilinçli kararlar almamız için bir fırsat sunuyor.

  • Künye: Pablo Servigne, Raphaël Stevens – Her Şey Nasıl Çökebilir?: Şimdiki Nesiller İçin Çöküşbilim Elkitabı, çeviren: Alara Çakmakçı, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 224 sayfa, 2024

Guillaume Pitron – Nadir Metaller Savaşı (2024)

“Yenilenebilir” diye bilinen kaynaklardan enerji sağlamak ve teknolojik ürünlerin imalatı için kayalarda ve diğer yaygın metallerin içinde eser miktarda bulunan nadir metallere muhtacız.

Cep telefonları, bilgisayarlar, elektrikli araba motorları, jet uçakları, uydular, rüzgâr türbinleri, güneş panelleri bu nadir metaller olmadan imal edilemez.

Öte yandan, bu metallerin çıkarılması sağlığa ve çevreye zararlı kimyasalların kullanıldığı, hiç de yenilenebilir olmayan son derece enerji yoğun bir süreç.

Kısa sürede çoksatar haline gelen ve on bir dile çevrilen kitabında Guillaume Pitron bu hammaddelerin tedarikini sağlamanın jeopolitik, ekonomik, çevresel ve toplumsal etkilerini ortaya koyuyor.

Küresel iklim krizinin daha “yeşil” bir küresel enerji üretimiyle çözüleceği varsayımına meydan okuyan kitap aynı zamanda, bir düzine ülkede altı yıl boyunca yapılan araştırmalara dayanan titiz bir araştırmacı gazetecilik örneği.

  • Künye: Guillaume Pitron – Nadir Metaller Savaşı: Enerji Geçişinin ve Dijitalleşmenin Karanlık Yüzü, çeviren: Alp Tümertekin, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 296 sayfa, 2024

Eduardo Galeano – Kullan-At (2024)

Ekolojik yıkımın sorumluluğunu “muslukları fazla açık tutan”ların omuzlarına yükleyerek bireyleri daimi bir vicdan muhasebesine sürükleyen küresel kapitalizmin lokomotif şirketleri vergi indirimi ve çeşitli fonlardan faydalanmak için; karbon ayak izini, “sürdürülebilir” ama diğerlerinden daha pahalı o kıyafetleri, bambu pipetleri, endüstriyel vegan gıdaları ve dahi ineklerin “metan gazı salınım hacmini” lügatımıza sokmadan çok önce, Eduardo Galeano, insanları olduğu kadar tabiatı da yiyip bitiren ve bir kenara tüküren sistemin açgözlülüğü ve küstahlığı hakkında uyarıda bulunmuştu.

Hem daha önce çeşitli kitaplarında yayınlanan hem de bu antoloji için kaleme aldığı bütün “yeşil” metinleri bir araya getiren ‘Kullan-At’, çevre sorununu ekolojiyi dert ediyormuş görünen popülist sloganlardan uzak, tutarlı bir siyasi perspektiften ele alıyor ve çevresel yıkımın gerçek sorumlularını işaret ediyor.

Galeano, her zaman olduğu gibi, gezegenimizin fısıltılarına kulak verenlerin tanıklıkları ve yağmalanmasına karşı çıkanların haykırışlarıyla kol kola toprağın nabzını tutuyor.

  • Künye: Eduardo Galeano – Kullan-At: Gezegenimiz, Yegâne Evimiz, çeviren: Süleyman Doğru, Sel Yayıncılık, ekoloji, 160 sayfa, 2024

Mark Stoll – Kâr (2024)

En basit haliyle, bir ürün veya hizmetten harcadığından fazlasını kazanmak anlamına gelen kâr, odunda bulunan enerjiyi çıkarmayı, toprağı ehlileştirip ondan istifade etmeyi, ekosistemlerin düzenini altüst etmeyi öğrenmiş homo sapiens zekâsının esas ürünüdür.

Uygarlık geliştikçe, insanlara bir iş yaptırmak için onları çoğu kez çeşitli acımasız yöntemlerle disipline edip gezegenden daha fazla kâr elde etmenin farklı yollarını bulduk.

Tarihçi Mark Stoll, kapitalizmin bu süreci nasıl tırmandırdığını ortaya koyuyor ve bunun çevreye maliyetinin izlerini sürüyor.

Ortaçağ İtalya’sının mali sisteme getirdiği yenilikler Avrupa’nın Amerika kıtasını keşfiyle milyonlarca köle ve Amerikan yerlisinin canı pahasına, muazzam kâr ve kapsamlı toplumsal değişikliklere olanak sağlayan ticaret ağlarını yarattı.

Sanayi Çağı ticaretle insanları bir araya getirdi ve yaşamı değiştiren bir enerji devrimine sebep oldu.

Toplum, üretimin verimli bir hal kazanmasıyla ürünlere boğulunca da bireyin sonsuz tüketim döngüsünde yaşamasına dayalı yeni bir kapitalizm türü ortaya çıktı.

Yaratıcılık ve kötülüğün inanılmaz hikâyesi Ortaçağda, Venedik doçunun sarayında başlıyor ve Jeff Bezos’un kendi uzay aracına binişiyle sona eriyor.

Mark Stoll’un devrim niteliğindeki anlatısı kapitalizmin gelişiminin merkezine çevresel etmenleri yerleştiriyor ve sistemin yarattığı feci sonuçların uzun süreli etkilerini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Mark Stoll – Kâr: Kapitalizmin Tarihine Ekolojik Bakış, çeviren: Zeynep Demir, Ayrıntı Yayınları, ekoloji, 400 sayfa, 2024

Suzanne Simard – Anne Ağaç (2024)

Suzanne Simard, ‘Anne Ağaç’ta okurları ağaçların samimi dünyasına götürüyor.

Ağaçların sadece kereste ya da kâğıt hamuru kaynağı değil; karmaşık, birbirine bağlı bir yaşam döngüsüne sahip; bizimkinden çok da farklı olmayan ortak yaşamlarla birbirine sosyal anlamda bağlı, işbirlikçi canlılar olduğunu ortaya koyuyor.

Simard, ayrıca yüzlerce yıldır bir arada yaşayan ağaçların nasıl evrimleştiğini, davranışlarını, birbirlerini nasıl tanıdıklarını, birbirleriyle nasıl rekabet ettiklerini ya da iş birliği yaptıklarını ve aslında insan zekâsına atfedilen özelliklere sahip olduklarını yalın bir dille ele alıyor.

Ormandaki ağaçları kataloglayarak geçirdiği günleri, onları nasıl sevip saygı duymaya başladığını, bilimsel arayışıyla beraber nasıl kendi yolculuğunun da peşine düştüğünü anlatan yazar, hayatından aktardığı kesitlerle insanın bilimsel araştırmasının ne kadar derin ve kişisel olabileceğini de gösteriyor.

‘Anne Ağaç: Ormanın Bilgeliğinin Keşfi’, dünyanın bizi birbirimize bağlayan bir hikâyeler ağı olduğunu hatırlatıyor.

Ağaçların, mantarların, toprağın, ayıların ve bu konuşmaları dinleyen bir insanın hikâyelerini aktarıyor.

Kişisel anlatıların, bilimsel içgörülerin ve ormanın yaşamına dair şaşırtıcı keşiflerin etkileşimi ilgi çekici bir hikâye ortaya çıkarıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Ömrüm boyunca yaptığım orman dedektifliğinin ardından ağaçlara dair algım tamamen değişti. Yaşadığım her yeni aydınlanmayla beraber ormanla daha derinden bütünleştim. Bilimsel kanıtlara gözleri kapatmak olanaksız: Orman bilge, duyarlı, şifalı bir doğaya sahip.

Bu kitap ağaçları nasıl kurtarabileceğimizi anlatmıyor.

Bu kitap ağaçların bizi nasıl kurtarabileceğini anlatıyor.”

  • Künye: Suzanne Simard – Anne Ağaç: Ormanın Bilgeliğinin Keşfi, çeviren: Barış Gönülşen, Tellekt Kitap, ekoloji, 424 sayfa, 2024

Paul Stamets – Mantarlar (2024)

Bu kitap, mantarlarla iş birliği yaparak dünyayı kurtarmaya nasıl yardımcı olabileceğinizi gösterecek.

‘
Mantarlar’ kitabı, okurlara bahçelerde, avlularda ve ormanlık alanlarda nasıl mantar yetiştirileceğini göstermek için tasarlandı çünkü mantarlar doğayla yeniden bağlantı kurmamıza yardım edebilir.

Gizemli bir tür olmasından dolayı korktuğumuz mantarlar, gezegeni insanlığın sebep olduğu ekolojik hasardan korumak için güçlü bir müttefik olabilir.

Bu kitap, ipliksi hücrelerin fungal ağını yani miselyum olarak da bilinen miselyal zarları kullanarak gezegeni iyileştirme üzerine odaklanan ve ekosistemleri kurtarmaya mikolojik açıdan yaklaşan bir el kitabı niteliğinde.

Habitatları iyileştirmek için miselyumu kullanmak “miko-restorasyon” olarak adlandırılıyor.

Geri dönüşüme, organik yetiştirmeye, habitatı iyileştirmeye veya uygulamalı mikolojiye düşkün olanlara bu kitabın yenilikçi bir bakış açısı kazandıracaktır.

Çevre düzenleyici, biyolojik onarımcı, ekolojik ormancı, sürdürülebilir köy plancısı, doktor, bilim insani, fütürist veya mantarlarla tutkulu bir şekilde ilgilenen biriyseniz bu kitabın yaşamınıza ve gelecek nesillere aktaracağınız mantar sevginize değer katmasını umuyoruz.

El değmemiş bir ormanda gezmemiş, petri kabında kültürlenmiş fungus görmemiş, açık ateşte kızartılan taze toplanmış matsutakenin tadına varmamış veya mantara dayanan bir ilaç almamış bile olsanız bu kitabı ve burada tanımlanan pragmatik çevre felsefesini, aydınlatıcı ve teşvik edici bulacaksınız.

Gerçekten de gezegenin sağlığı, funguslara olan saygımıza ve onlarla yapacağımız iş birliğine büyük oranda bağlı.

  • Künye: Paul Stamets – Mantarlar, çeviren: Hatice Pehlevan Berber, Yeni İnsan Yayınevi, bilim, 416 sayfa, 2024