Hüseyin Gazi Topdemir – Felsefe (2008)

Hüseyin Gazi Topdemir’in anlaşılabilir bir dille kaleme aldığı ‘Felsefe’, bu alanla henüz ilgilenmeye başlayanlar için rehber nitelikte.

Kitabın ilk bölümünde bir disiplin olarak felsefenin kapsamı ve sınırlarını tartışılıyor, temel disiplinleri tanıtılıyor, diğer disiplinlerle ilişkisi anlatılıyor ve sosyal bir bilim olarak önemi ve değeri üzerinde duruluyor.

Kitabın ikinci bölümünde, klasik ve modern felsefe akımları tanıtılıyor, başlıca özellikleri anlatılıyor; üçüncü bölümde, felsefe tarihinin değişik alanlarında etkili olmuş filozofların düşünceleri sunuluyor.

Kitabın son bölümünde ise, felsefe ve eğitim ilişkisi ile felsefenin eğitimdeki yeri ve önemi irdeleniyor.

  • Künye: Hüseyin Gazi Topdemir – Felsefe, Pegem Akademi Yayıncılık, felsefe, 272 sayfa

Seneca – Tanrısal Öngörü (2014)

“Tanrısal öngörü olduğu halde iyi insanların başına birtakım felaketlerin gelmesinin nedeni nedir?”

Lucilius’un yakınma niteliğindeki bu sorusuna Seneca, Stoa felsefesinin ahlak öğretisi ışığında, Tanrı ile insan arasındaki ilişkileri çeşitli yönleriyle ele alarak yanıt veriyor.

Seneca, “Yara almamış bir talih hiçbir darbeye karşı koyamaz.” diyor.

Eser aynı zamanda, hitabet sanatının güzide örneklerinden.

  • Künye: Seneca – Tanrısal Öngörü, çeviren: Çiğdem Dürüşken, Alfa Yayınları

Kolektif – Özgürleşme Makineleri: Deleuze ve Marx (2014)

Tersi yönde eleştirilere rağmen Gilles Deleuze, kendini Marksist olarak tanımlıyordu.

Fakat Deleuze’ün hem bireysel hem de ortak çalışmalarına dadanan bu Marx hayaletiyle hâlâ tamamen hesaplaşılmış değil.

Bu kitaptaki yazarlar ise tam da bunu, yani Deleuze’ün Marx’la ilişkisinin sınırlarını belirliyor.

  • Künye: Kolektif – Özgürleşme Makineleri: Deleuze ve Marx, derleyen: Dhruv Jain, çeviren: Aslı İkizoğlu, Otonom Yayıncılık

Ludwig Wittgenstein – Defterler, 1914-1916 (2017)

Ludwig Wittgenstein’ın defterleri, kendisinin kült eseri ‘Tractatus Logico Philosophicus’un ön hazırlığı hakkında birçok ipucu barındırmasıyla büyük önem arz ediyor.

Witgenstein’ın defter tutma alışkanlığı henüz küçük yaşlarında başlamıştı.

Düşünür, odaklandığı konuları önce sistemsiz bir şekilde cebinde taşıdığı küçük defterine not alır, ardından bunları daha kapsamlı paragraflar haline getirip büyük bir deftere kaydederdi.

‘Tractatus’ da Wittgenstein’ın bu aşamalı çalışma sürecinin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştı.

Wittgenstein her ne kadar ‘Tractatus’un önsözünde “burada bildirilen düşüncelerin doğruluğu bana sorgu-sual edilemez ve kesin-kes görünüyor” dese de, kendisinin 1914-1916 arasında yazdığı elimizdeki bu defterlerde, aslında Witgenstein’ın ‘Tractatus’taki düşüncelerinde önceden kimi şüpheler ve akıl yürütmelerinde kimi çatışkılara sahip olduğunu gösteriyor.

Defterlerin bir diğer önemli katkısı da, ‘Tractatus’ta ele alınan konuların daha uzun ve ayrıntılı hallerini barındırması.

  • Künye: Ludwig Wittgenstein – Defterler, 1914-1916, çeviren: Ali Utku, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2017

Zygmunt Bauman ve Stanislaw Obirek – Dünyaya ve Kendimize Dair (2017)

Bir teolog ile sosyolog arasında, iyi ve kötü, parçalanmış benlik, modern çağın karmaşaları, insanın ve medeniyetin geleceği üzerine sağlam bir diyalog.

Birbirinden apayrı alanlarda çalışan iki kişinin karşılaşmasının dönüştürücü gücünü gözler ortaya koyan kitap, inançların ve dünya görüşlerinin dinamikleri, her şeyden çok da ruhani değişim sürecinin bir kez harekete geçtikten sonra duraklatılmasının olanaksızlığını gözler önüne seriyor.

Kitap,

  • İyi ve kötüye dair değişen tanımlarımızı,
  • Parçalanmış toplumların ve bireylerin hangi sorunlarla boğuştuğunu,
  • Seçimlerin sonuçlarıyla nasıl yüzleştiğimizi,
  • İnsan haysiyetini hangi değerleri gözeterek tanımlayabildiğimizi,
  • Arkadaşlık, bellek ve vicdan meselesinde pusulamızın ne olduğunu,
  • İnsanlar arasında sahici diyalog kurabilmenin yollarını,
  • Ve bunun gibi, okurunu çokça düşündürecek konu ve sorunları irdeliyor.

Kitaba, Aleksandra Jasińska-Kania da katkıda bulunmuş.

  • Künye: Stanislaw Obirek ve Zygmunt Bauman – Dünyaya ve Kendimize Dair, çeviren: Burcu Halaç, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 256 sayfa, 2017

Maurizio Lazzarato – Marcel Duchamp ve İşin Reddi (2017)

Zamanı ve dünyayı hakkıyla yaşamak için tembelliği bir araç gibi nasıl kullanabiliriz?

İtalyan düşünür ve sosyolog Maurizio Lazzarato, Marcel Duchamp’ın yeni bir öznelliği yaratmanın ve var olan kapitalist dayatmayı aşmanın bir yolu olarak ortaya koyduğu “işin reddi” ve “tembel eylem” kavramlarını iktisadi ve felsefi birer kategori olarak yeniden yorumluyor.

Lazzaroto bunu yaparken, söz konusu kavramların kapitalist anlamda işin üzerimizde yarattığı baskıyla nefes alamaz hale geldiğimiz bugün için bize ne gibi mücadele imkânları sunabileceğini de irdeliyor. Ki kitabın en önemli katkısı da bu.

“Amaçlanan çalışmama özgürlüğü müdür yoksa çalışarak özgürlüğe kavuşmak mıdır?” sorusunun izini süren Lazzarato, mübadele, mülkiyet ve emek kavramlarının bir sorgulaması eşliğinde, bizi başka bir yaşam biçimi üzerine düşünmeye çağırıyor.

  • Künye: Maurizio Lazzarato – Marcel Duchamp ve İşin Reddi, çeviren: Sercan Çalcı, Kolektif Kitap, siyaset, 80 sayfa, 2017

Todd May – Deleuze: Bir Birey Nasıl Yaşayabilir? (2017)

Son dönem düşünürleri arasında en olağandışı, hatta anlaşılması en güç düşünce biçimlerinden birine sahip olmasına rağmen, Gilles Deleuze’un felsefesi, aslında “Bir birey nasıl yaşayabilir?” sorusuna yanıt arayan uğraştan başka bir şey değildir.

İşte Todd May’in Deleuze felsefesine giriş niteliğindeki bu çalışması, düşünürün sistemini ayrıntılı bir biçimde serimlemesiyle önemli.

May’in burada öne çıkan tezlerinden biri, Foucault ve Derrida’nın “Bir birey nasıl yaşayabilir?” sorusunun yanıtını ararken ontolojiyi yadsıdıklarını, Deleuze felsefesinin ise hem bu sorunun yanıtını ararken hem de genel nitelikleriyle ontolojiyi her anlamda kucaklayan bir felsefe olduğu şeklinde özetlenebilir.

May kitabında, Spinoza, Bergson ve Nietzsche’den oluşan “Kutsal Üçlü”nün, Deleuze felsefesini içkinlik, süre ve olumlama bağlamında irdeliyor, ayrıca Deleuze’un düşüncelerinin günümüzün gerçeklik krizine nasıl çözümler sunduğunu tartışıyor.

  • Künye: Todd May – Deleuze: Bir Birey Nasıl Yaşayabilir?, çeviren: Sercan Çalcı, Kolektif Kitap, felsefe, 246 sayfa, 2017

Platon – Şölen (2014)

Platon’dan, insanlığın en temel duygularından olan sevgi ve aşk konulu bir diyalog.

Bu diyaloğun misafiri olan Sokrates, Aristophanes, Alkibiades ile dönemin diğer ünlü simaları, aşkın sanat, ahlak, siyaset, bilim ve felsefeyle ilişkisini ilginç hikâyelerle harmanlayarak tartışıyor.

Kitap, Platon felsefesine bir giriş niyetine de okunabilir.

  • Künye: Platon – Şölen, çeviren: Eyüp Çoraklı, Alfa Yayınları

Geoff Dyer – Zona (2014)

Sinema dâhisi Andrey Tarkovski’nin, görsel ve felsefi zenginliğiyle ünlü Stalker’ını plan plan analiz eden bir anlatı.

Bu sahnelerin kendisine anımsattıklarıyla yola koyulan Geoff Dyer, filmin ilginç çekim öyküsünü anlatıyor, Stalker’ın sinema tarihindeki yerini tartışıyor ve film aracılığıyla ortaya konan felsefi, varoluşsal soruların yanıtlarını arıyor.

  • Künye: Geoff Dyer – Zona, çeviren: Cem Alpan, Everest Yayınları

Kolektif – Fetiş İkâme (2014)

Fetişizm, üç farklı anlama sahip: dini fetişizm, meta fetişizmi ve cinsel fetişizm.

Fetişi mesnetsiz çağrışımları dışında düşünmeyi ve böylece fetiş kelimesinde simgelenen olumsuz çağrışımları silmeyi amaçlayan kitap, Marksizm, psikanaliz, feminizm, kültürel araştırmalar, queer teori gibi perspektiflerden konuyu enine boyuna tartışıyor.

  • Künye: Kolektif – Fetiş İkâme, derleyen: Tuna Erdem ve Seda Ergül, Sel Yayıncılık