Roberto Esposito – Communitas (2018)

Topluluğun üyelerini ortak kılan “şey” nedir ve bu şey sahiden de olumlu “bir şey” midir?

Özellikle biyopolitika teorisine katkılarıyla bildiğimiz Roberto Esposito, topluluk fikrinin siyasi ve felsefi bir bağlamda irdeliyor.

“Topluluk, politik-felsefi sözcük dağarcığına, onu bütünüyle tahrif etmeden (daha doğrusu çarpıtmadan) tercüme edilemez; son yüzyılda bunu oldukça trajik bir şekilde gördük. Bu durum siyaset felsefesinin, topluluk sorununda tam da kendi nesnesini görme eğiliminde olan belirli bir türüyle çelişiyormuş gibi görünüyor.” diyen Esposito, kavramın etimolojik kökenlerine dair kapsamlı bir analiz eşliğinde “communitas” kavramının siyaset felsefesindeki yerini de çok yönlü bir perspektifle ele alıyor.

Esposito bunu yaparken Hobbes, Rousseau, Kant, Heidegger ve Bataille’ın toplum ve topluluk üzerine fikirlerini de tartışıyor ve böylece alan için önemli bir çalışmaya imza atıyor.

  • Künye: Roberto Esposito – Communitas: Topluluğun Kökeni ve Kaderi, çeviren: Onur Kartal, İletişim Yayınları, siyaset, 248 sayfa, 2018

David Edmonds ve Nigel Warburton – Felsefe Muhabbetlerine Dönüş (2018)

‘Felsefe Muhabbetlerine Dönüş’, bu seriden yayınlanan üçüncü kitap ve felsefenin çeşitli temalarını, bugün bu alanda fikir üreten 27 isimle konuşmaya, kaldığı yerden devam ediyor.

Kitapta felsefeciler; zevk, acı, mizah, ahlaki statü, işkence, hayvan köleliği, bilinç, materyalizm, benlik algısı, hayal gücü, özgür irade, cezai sorumluluk, hoşgörü, istismar, itibar, siyasette kirli eller, metafizik, aklın enigması, anlam ve yorum, hayatın anlamı ve ölümden sonraki yaşam gibi pek çok güncel konu ve sorunu tartışıyor.

‘Felsefe Muhabbetleri’ni ilgiyle takip etmiş okurların bu kitabı da severek okuyacağını düşünüyoruz.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Thomas Hurka, Michael Tye, Noël Carroll, Jeff McMahan, John Mikhail, Raimond Gaita, Gary L. Francione, Ned Block, Patricia Churchland, Frank Jackson, Galen Stawson, Alison Gopnik, Daniel Dennett, Fiery Cushman, Nicola Lacey, Victor Tadros, Philip Pettit, Susan Mendus, Hillel Steiner, Rae Langton, Nancy Fraser, C. A. J. Coady, Kit Fine, Dan Sperber, Stephen Neale, Susan Wolf ve Samuel Scheffler.

  • Künye: David Edmonds ve Nigel Warburton – Felsefe Muhabbetlerine Dönüş, çeviren: Esra Nur (Sözbilici) Acar, Maya Kitap, felsefe, 307 sayfa, 2018

Lars Svendsen – Yalnızlığın Felsefesi (2018)

En iyi zamanlarımızı yalnızken yaşayabiliriz.

Oysa yalnızlık, ona maruz kalanlar için ciddi bir sorun olabilir. Zira çoğu insan için yalnızlık, onların yaşam kalitelerini önemli ölçüde etkilemektedir.

Ayrıca böyle durumlarda, utanç dediğimiz duygu da işin içine girer.

Bu kitabın yazarı Lars Svendsen ise, yalnızlığı, kendi başına olma (solitude) şeklinde tarif ediyor.

Öte yandan yazara göre, adı ister yalnızlık veya solitude olsun, bu durum kendimiz ve dünyadaki yerimiz hakkında önemli şeyler söyler.

Kitap, yalnızlığın tam olarak ne olduğunu, kimlere tesir ettiğini, yalnızlık hissinin neden doğduğunu, neden kolayca geçmeyip sonra da kaybolduğunu ve hem bireyler hem de toplum olarak yalnızlıkla nasıl ilişkilenebileceğimizi inceliyor.

“Hiç yalnızlık duymamış bir kişi büyük olasılıkla duygusal bir eksiklik ya da kusurdan mustariptir.” diyen Svendsen, yalnızlığı ele alırken felsefe ile deneysel bilimleri harmanlıyor.

Kitapta,

  • Psikoloji ve sosyal bilimlerde yalnızlık,
  • Duyguların doğasına dair tartışmalar,
  • Yalnızlık deneyimini tetikleyen etkenler,
  • Yalnızlık ile güven, arkadaşlık ve sevgi arasındaki ilişki,
  • Modern birey ve yalnızlık,
  • Yalnızlığın olumlu biçimi olarak kendi başınalık,
  • Yalnızlığımızla baş edebilmek için her birimize düşen bireysel sorumluluklar,
  • Ve bunun gibi konular tartışılıyor.

Svendsen’in modern bireyin yalnızlığıyla ilgili burada dillendirdiği tezi de dikkat çekici.

Yazar, modern toplumun ana sorunun çok fazla yalnız olmamız değil, aksine yeterince tek başına kalmamamız olduğunu savunuyor.

  • Künye: Lars Fredrik Händler Svendsen – Yalnızlığın Felsefesi, çeviren: Murat Erşen, Redingot Kitap, felsefe, 213 sayfa, 2018

Kolektif – Matrix ve Felsefe (2017)

Hangi hapı seçerdiniz, kırmızı mı yoksa mavi mi?

Cehalet mutluluk mudur yoksa ne olursa olsun gerçek bilinmeye değer mi?

Matrix’i seyrettikten sonra aksiyon ve özel efektlerinden çok etkilendik, ama bir yandan da zihnimiz yukarıdaki gibi sorularla dolup taştı.

İşte bu kitap, tam da bu sorularla ilgileniyor ve Matrix ve felsefe ilişkisini çok zengin bir perspektiften irdeliyor.

Bu çok mantıklı, çünkü felsefe her yerdedir; herkesin hayatıyla alakalıdır; Matrix gibi, “O her yerdedir.”

  • Matrix’te şüphecilik ve ahlak,
  • Matrix olasılığı,
  • Gerçekliğin algılanışı,
  • Olasılık ve yanılsama,
  • Matrix’in metafiziği,
  • Matrix usulü zihin felsefesi,
  • Neo-materyalizm ve öznenin ölümü,
  • Kader, özgürlük ve önceden bilme,
  • Matrix ve Budizm,
  • Kant ve Matrix dünyası,
  • Nihilizm ve Matrix,
  • Matrix ve ‘Bulantı’daki varoluşçu gerçeklik,
  • Matrix ve Marx,
  • Matrix simülasyonu ve postmodern çağ…

Bunun gibi birçok ilgi çekici felsefi sorun ve konuyla Matrix’i karşılaştıran kitap, hem felsefe hem de sinema tutkunlarını sevindirecek türden.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Gerald J. Erion, Barry Smith, David Mitsuo Nixon, Carolyn Korsmeyer, Jorge J. E. Gracia, Jonathan J. Sanford, Jason Holt, Daniel Barwick, Theorode Shick Jr., Michael Brannigan, Gregory Bassham, Charles L. Griswold Jr., James Lawler, Thomas S. Hibbs, Jennifer L. McMahon, Sarah E. Worth, Deborah Knight, George McKnight, Cynthia Freeland, Martin A. Danahay, David Rieder, David Weberman ve Slavoj Žižek.

  • Künye: Kolektif – Matrix ve Felsefe, derleyen: William Irwin, çeviren: Esra Gül Coşkun, Olimpos Yayınları, felsefe, 407 sayfa, 2017

Brigitte Labbé ve P. F. Dupont-Beurier – Olmak ve Sahip Olmak (2015)

İnsanın sahip olduğu karakter özellikleri zamanla nasıl dönüşür?

Bu kitap, gelecekleri üzerine düşünen çocuklar için, felsefenin olmak ve sahip olmak kavramlarına nasıl yaklaştığını açıklıyor, farklı bakış açılarını sunarak karakter özelliklerine dair klişeleri sorguluyor.

Bir şeye sahip olma tercihini yaparken bir şey olmayı da seçtiğimizi ifade eden yazar, bir insanı belli bir özellikle etiketlemenin yanlış olduğunu, zira insanın her zaman değişme potansiyeline sahip olduğunu belirtiyor.

  • Künye: Brigitte Labbé ve P. F. Dupont-Beurier – Olmak ve Sahip Olmak, resimleyen: Jacques Azam, çeviren: Azade Aslan, Günışığı Kitaplığı

Friedrich Nietzsche – Deccal (2015)

‘Deccal’, Nitzsche’nin din karşıtı metinlerinin en güçlülerinden.

Hıristiyanlığın gerçekleri çarpıttığını, böylece insanlığı yozlaştırdığını savunan Nietzsche’den bir hesaplaşma metni.

Düşünür “Hıristiyanlığı mahkûm ediyorum; Hıristiyan kilisesine, bir savcının şimdiye dek ağzından çıkmış en korkunç suçlamayı yöneltiyorum.” diyor ve madde madde Hıristiyanlık karşıtı yasasını açıklıyor.

  • Künye: Friedrich Nietzsche – Deccal, çeviren: Firuzan Gürbüz, Alfa Yayınları

Ian Hacking – Olasılık ve Tümevarım Mantığına Giriş (2015)

Çok boyutlu düşünmek, kimilerine göre aşırı uyaranlarla zihnimizin bulandığı modern zamanlarda oldukça zordur.

Oysa zihin eğitilebilir ve ayrıca, çok yönlü düşünmememizin altındaki başlıca etken uyaran fazlalığından ziyade düşünmek konusundaki tembelliğimizdir.

Bu kitap, olasılıkları, riskleri ve istatistiği anlamamıza ve onu faydalı bir şekilde kullanmamıza yardımcı olan bir rehber.

Ian Hacking’in çalışması, hem elimizdeki kanıtların bize yeterince bilgi vermediği zaman ne yapabileceğimizi göstermesi hem de olasılıkla ilgili birçok felsefi problemi yanıtlamasıyla ilgiyi hak ediyor.

  • Künye: Ian Hacking – Olasılık ve Tümevarım Mantığına Giriş, çeviren: İrfan Özdabak, Alfa Yayınları

Simon Critchley – Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz? (2018)

Gırtlağına kadar yozlaşmış kalantorların yönettiği FIFA’yı ve kara para ile fonlanan, kirli ilişkilere batmış kulüpleri dışarıda bırakırsak, futbol dayanışmasıyla, yarattığı coşkuyla ve farklı dil ve kültürel aidiyetlerden gelen oyuncuların beraberinde getirdiği zenginlikle, çok güzel bir oyundur.

Ünlü felsefeci Simon Critchley de bu çalışmasında, felsefenin penceresinden bu güzellik üzerine derinlemesine bir bakışla düşünüyor.

Futbol düşünürken aslında ne düşünürüz?

Bu sorunun yanıtı aslında oldukça basit: Futbol, karmaşık, çelişkili, çatışmalı pek çok detayı bünyesinde barındırır ve bu nedenle futbol ile hafıza, tarih, mekân, toplumsal sınıf, toplumsal cinsiyet, aile ve kimlik arasında çok yoğun bağlar vardır.

Critchley, fenomenoloji yöntemini kullanarak, futbolun gündelik varoluşumuzdaki yerini sorguluyor.

Crictchley, futbolun dünyayı görmemize nasıl etki ettiğini irdeliyor ve zamanın, mekânın, dramanın ve futbolun farklı hallerinin harmanlandığı bir futbol poetikası sunuyor.

“Futbol bizi bir yandan cezbedip keyiflendiren, diğer yandan da deli edip iğrendiren bir oyun.” diyen yazar, keyif ve iğrenmenin bu oyuna verilen aynı ölçüde haklı iki tepki olduğunu belirterek, futbolun keyif ve poetikası üstünde duruyor, bu güzel oyunun bir fenomenolojisini yapıyor.

  • Künye: Simon Critchley – Futbol Düşünürken Aslında Ne Düşünürüz?, çeviren: Oğuz Tecimen, Metis Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2018

Albert Einstein – Benim Gözümden Dünya (2009)

Albert Einstein, dünyayı sıradan insanlardan çok farklı görenlerdendi.

‘Benim Gözümden Dünya’, kendisi için “Hem kendi hem de türdeşlerinin hayatının anlamsız olduğuna inanan, sadece bahtsız değil, aynı zamanda neredeyse bu hayattan diskalifiye olmuş biridir,” diyen Einstein’ın hayata, yaşadığı dünyaya ve bilimsel çalışmalarına dair felsefi ve siyasi yazılarından oluşuyor.

Yazılar, bugün kendi maksadına aykırı bir biçimde, siyasî ihtirasın ve günümüz tarihinin girdabına çekilen Einstein’ın insani portresini vermeleriyle dikkat çekiyor.

Kitap insanlığa, karşılıklı yardımlaşma üzerine kurulu barışçıl bir dünyaya ve bilimin yüce misyonuna inanmış Einstein’ın ruhuna açılan bir kapı.

  • Künye: Albert Einstein – Benim Gözümden Dünya, çeviren: Demet Evrenosoğlu, Alfa Yayınları, felsefe, 115 sayfa

Michaël de Saint Cheron – Emmanuel Levinas ile Söyleşi (2015)

Bilhassa etik ve ontolojiyle ilgili çalışmalarıyla tanınmış Emmanuel Levinas ile yapılmış uzun soluklu bir söyleşi.

Levinas ile 1983-1994 arasında yapılmış uzun soluklu söyleşileri bir araya getiren kitap, “yüzün epifanisi”, “ölüm ve başka”, “kopuş felsefesi” ve “tanrı sorunu” gibi Levinas felsefesinin öne çıkan kavramlarını irdelediği gibi, filozofun beslendiği düşünsel kaynakları da ortaya koyuyor.

  • Künye: Michaël de Saint Cheron – Emmanuel Levinas ile Söyleşi, çeviren: Işık Ergüden, Alfa Yayınları