Umut Koloş – Foucault, İktidar ve Hukuk (2015)

Türkiye’de daha önce benzeri yapılmamış, Michel Foucault’nun hukuka ilişkin tespit ve iddialarını hukuk felsefesi bağlamında analiz eden bir çalışma.

Umut Koloş çalışmasında, Foucault’nun felsefeyi ele alış metodolojisini irdeledikten sonra, iktidar sorununu ve Foucault’nun iktidar analizinde hukukun yerini tartışıyor.

  • Künye: Umut Koloş – Foucault, İktidar ve Hukuk, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Martin Loughlin – Kamu Hukukunun Temelleri (2018)

Kamu hukukunun Ortaçağ’dan modern devletin ortaya çıkışına uzanan bir süreçte irdeleyen, alan için önemli bir rehber.

Martin Loughlin burada,

  • Kamu hukukunun oluşumunu sağlayan etkenleri,
  • Kamu hukukunun gelişiminde Ortaçağ hukukçularınca yürütülen tartışmaların hayati payını,
  • Ortaçağ temel hukuk düşüncesinin sekülerleşmesi ve rasyonelleşmesini,
  • Kamu hukukunun modern yönetim anlayışına nasıl yetke ve meşruiyet kazandırdığını,
  • Devlet, anayasa ve hükümet gibi, kamu hukukunun üç temel öğesinin işlevlerini,
  • Ve siyaset, teknoloji ve bilim alanında yaşanan gelişmelerin kamu hukukunu nasıl şekillendirdiğini anlatıyor.

Loughlin bu konuları da, on altıncı yüzyıldan on dokuzuncu yüzyılın başına uzanan bir zaman diliminde ve Bodin, Althusius, Lipsius, Grotius, Hobbes, Spinoza, Locke, Montesquieu, Rousseau, Kant, Fichte, Smith ve Hegel gibi pek çok ismin kamu hukukuna dair fikirleri ekseninde irdeliyor.

  • Künye: Martin Loughlin – Kamu Hukukunun Temelleri, çeviren: Dilşad Çiğdem Sever ve Kıvılcım Turanlı, Dipnot Yayınları, hukuk, 407 sayfa, 2018

Walter Benjamin – Walter Benjamin Kitabı (2018)

Kısa bir ömür sürmesine rağmen Walter Benjamin, ortaya koyduğu fikirlerle yirminci yüzyıl Batı düşüncesinin en etkili isimlerindendi.

Ve etkileri hiç sonlanmadı, bilakis son zamanlarda kendisine artan ilgide önemli bir artış da söz konusu.

Hannah Arendt’in “Zengin ve garip olan şeyleri, derinliklerindeki incileri ve mercanları alıp su üstüne çıkarmak için denizin dibine kadar inen bir inci avcısı,” dediği Benjamin, bir felsefeci ve eleştirel kuramcı olarak çok çeşitli alanlarda kalem oynattı.

İşte bu kapsamlı kitap da, Benjamin’in seçme yazılarını bir araya getiriyor.

Bu yazılar, estetik kuramından kültür kuramına, siyasal teolojiden Alman Romantizmine ve film kuramına, Benjamin’in ne denli zengin bir alanda düşünce ürettiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Walter Benjamin – Walter Benjamin Kitabı: Seçme Yazılar, hazırlayan ve çeviren: Tunç Tayanç, Dipnot Yayınları, felsefe, 542 sayfa, 2018

Simon Blackburn – Etik (2018)

Belki yozlaşmanın sınır tanımadığı günümüzde etik, kimi zaman pek karşılığı olmayan bir kavram ve olgu olarak görünebilir.

Öyle ya, Tanrı’nın olmadığının ilan edildiği günümüzde, ayrıca bilim de insanın hepten bencil, çıkarcı ve saldırgan bir varlık olduğunu her fırsatta yüzümüze vurmuşken.

Oysa etik, tam da zorlu zamanlarda sınanır ve asıl önemini ve vazgeçilmezliğini de böylesi zamanlardan alır.

Simon Blackburn, elimizdeki kitabında tam da bunu anlatıyor.

Yazar, şimdiye kadar arzu, mutluluk, özgürlük ve ölüm gibi temalar etrafında yürütülmüş etik tartışmaları bir baştan diğer başa kuşatıyor.

Blackburn bunu yaparken, hayatın anlamı üzerine bizi düşünmeye davet ediyor ve yaşadığımız dünyanın dehşetine ve yarattığı karamsarlığa rağmen etik değerler konusunda neden ümidimizi yitirmememiz gerektiğini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Simon Blackburn – Etik, çeviren: Erkan Uzun, Dost Kitabevi, felsefe, 194 sayfa, 2018

Mark Neocleous – Canavar ve Ölü: Burke, Marx, Faşizm (2015)

Mark Neocleous’un ‘Canavar ve Ölü’sü, canavar olgusunun, ne türden bir toplum olduğumuza dair politik soruların ortaya çıkmasına nasıl zemin hazırladığını irdeleyen ilginç bir çalışma.

Kitabın bir diğer özgün katkısı da, Marx’ın gotik üsluptan aldığı belirgin bir karakteri, vampiri, nasıl sermayenin doğası üzerindeki örtüyü kaldırmak amacıyla kullandığını irdelemesi.

  • Künye: Mark Neocleous – Canavar ve Ölü: Burke, Marx, Faşizm, çeviren: Ahmet Bekmen, H2O Kitap

 

Moira Gatens – İmgesel Bedenler (2018)

Moira Gatens, bu ilgi çekici kitabında, felsefenin ve psikanalizin kadın ve erkek bedenlerine dair yaklaşımları eleştirel bir perspektifle sorguluyor.

Gatens, her iki yaklaşımın da kadın bedenini “eksiklik”, “bağımlılık” ve “tutku”, erkek bedenini ise “tamlık”, “özerklik” ve “zihin” ile ilişkilendirdiğini, bu durumun da, kadınların da erkeklerin de “siyasi bedenle” ilişkilenme koşullarını belirlediğini söylüyor.

Gatens bu aşamada, Spinoza’nın “öteki imgelemler” kavramından yola çıkarak, bedenlerin bu dayatmalardan nasıl özgürleştirilebileceğini tartışıyor.

Yazar bunu yaparken, feminist düşüncenin sıklıkla başvurduğu cinsiyet/toplumsal cinsiyet ayrımıyla da hesaplaşıyor.

  • Künye: Moira Gatens – İmgesel Bedenler: Etik, Güç ve Bedensellik, çeviren: Dilan Eren, Otonom Yayıncılık, feminizm, 256 sayfa, 2018

 

Jean-Philippe Ravoux – Varoluşun Anlamı (2009)

Jean-Philippe Ravoux ‘Varoluşun Anlamı’nda, Antoine de Saint-Exupéry’nin ‘Küçük Prens’inin, nasıl 20. yüzyılın en önemli metafizik öğretisi haline geldiğini araştırıyor.

‘Küçük Prens’ üzerine çok şey yazıldı.

Bu eserin çocuklar için bir hikâye mi yoksa yetişkinler için yazılmış bir kitap olup olmadığı da tartışıldı; kitabın başarısının nedeni olarak gösterilen resimlerin nasıl ve neye göre seçildiği de sorgulandı.

Felsefe öğrenimi sırasında, tezini Saint-Exupéry’nin maneviyatı üzerine yapan Ravoux çalışmasında, ‘Küçük Prensi’, yazarının ruhsal ve politik felsefesi çerçevesinden inceliyor.

Eser, Saint-Exupéry’nin iç dünyasına inmek isteyenlere hitap edecek nitelikte.

Künye: Jean-Philippe Ravoux – Varoluşun Anlamı, çeviren: Asena Yalınız, Dharma Yayınları, inceleme, 136 sayfa

Alexandra Ahouandjinou – Hayatta Kalmak İçin Küçük Felsefe Seti (2018)

Alexandra Ahouandjinou, Sorbonne’da felsefe doktorası yapmış bir isim.

Fakat felsefe doktorası, Ahouandjinou’yu ve onun elimizdeki kitabını tanımlamak için yeterli değil.

Kendisi aynı zamanda, Krav-maga ve Kung-fu gibi dövüş sporlarında uzmanlaşmış bir özsavunma hocası ve ülkesi Fransa’da, Kung-fu’da iki kez kazandığı şampiyonluğu bulunuyor.

İşte bu kitap da, Ahouandjinou’nun bu iki uzmanlığının bireşimi olmasıyla dikkat çekiyor.

Gündelik hayatta her an beklenmedik saldırılarla karşılaşabiliriz.

Özsavunma her insan için gerekli, hatta yaşadığımız çağın tehlikeleri düşünüldüğünde zorunludur da.

Ahouandjinou ise, yalnızca fiziksel özsavunmadan bahsetmiyor, aynı zamanda Aristoteles, Locke, Spinoza, Hobbes, Kant, Sartre gibi filozofların düşünceleriyle özsavunmanın ilkelerini birleştiriyor.

“Dövüş olarak özsavunma sadece bir pratiğe indirgenemez, aksine yayılır, hayata doğru genişler ve varoluşa kadar uzanır, ” diyen Ahouandjinou, bu iki pratik ve disiplinin birbirinden ayrılamayacağını ve insanın kendini savunurken, aynı zamanda bunun üzerine felsefi olarak da düşünebileceğini belirtiyor.

  • Künye: Alexandra Ahouandjinou – Hayatta Kalmak İçin Küçük Felsefe Seti: Gündelik Hayatın Saldırılarına Karşı Koyma, çeviren: Didem Tuna, Sel Yayıncılık, felsefe, 92 sayfa, 2018

Zygmunt Bauman ve Stanislaw Obirek – Tanrı’ya ve İnsana Dair (2018)

Kısa bir süre önce burada, sosyolog Zygmunt Bauman ile teolog Stanislaw Obirek’in iyi ile kötü, parçalanmış benlik, modern çağın karmaşaları, insanın ve medeniyetin geleceği üzerine diyaloglarını sunan ‘Dünyaya ve Kendimize Dair’ adlı kitaba yer vermiştik.

Yazarlar elimizdeki kitapta ise, her şeyden önce tüm insanlara aynı inancı, aynı değerleri ve bir yerde aynı düşünce biçimini dayatan anlayışlarla hesaplaşıyor ve farklı inançların, farklı düşüncelerin kendilerine hayat bulacakları bir dünyanın imkânlarını konuşuyorlar.

Yazarlar, manevi sıkıntılarını, bunları aşma umutlarını ve arınmaya dair fikirlerini farklı entelektüel ve kurumsal çerçevelerde kayda geçirse de, Bauman’ın da altını çizdiği gibi, farklı noktalardan yola çıkıp aynı yerde buluşuyorlar.

Dolayısıyla diyaloğu hem teorik hem de pratik alanda yapılmış bir egzersiz olarak düşünebiliriz.

Farklılıkların yaşayacağı bir dünyanın muhtemel yararlarıyla olduğu kadar, riskler ve tuzaklarla da dolu olabileceğini belirten yazarlar, farkındalığı ve öz-denetimi daha güçlü, daha iyi bir öz-kavrayışın yolumuzu aydınlatabileceğini düşünüyor.

  • Künye: Zygmunt Bauman ve Stanislaw Obirek – Tanrı’ya ve İnsana Dair, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 160 sayfa, 2018

Slavoj Žižek – Kieślowski ya da Maddeci Teoloji (2009)

‘Kieślowski ya da Maddeci Teoloji’, Slavoj Žižek’in, ünlü Polonyalı yönetmen Krzysztof Kieślowski’ye odaklanan metinlerinden oluşuyor.

Kieslowski, ‘Kırmızı’ isimli filmini bitirdikten sonra, sinemayı bırakarak sakin bir hayat yaşamaya karar vermiş, fakat kısa bir süre sonra ölmüştü.

Žižek kitabında, Kieslowski sinemasını farklı açılardan yorumlarken, onun ani ölümünü de tartışıyor.

Žižek, ölümünün, Kieslowski’nin “meslek ya da sakin hayat” arasında yaptığı seçimi boşa çıkardığını belirterek, “Acaba ani ölümü sakin kır yaşamındaki emekliliğin sahte bir konu olduğunu, aslında ölümün metaforu işlevini gören bir fantazi perdesi olduğunu mu işaret eder?” diye soruyor.

  • Künye: Slavoj Žižek – Kieślowski ya da Maddeci Teoloji, çeviren: Sabri Gürses, Encore Yayınları, felsefe, 111 sayfa