Kolektif – Beden ve Anlam (2023)

 

Beden ve anlam, yirminci yüzyıl felsefesinin temel problemlerindendir.

Bu derleme, beden ve anlamı, felsefi ve sosyolojik bağlamda tartışarak beden ve anlam arasındaki ilişkinin kuruluşu, anlamın bedensel temasla ilişkisi, anlamın bedenin karşısında ya da bedenden yalıtılmış bir şekilde konumlandırılması, beden üzerine inşa edilen toplumsal, ideolojik, kültürel ve tarihsel anlamlar ve bedeni biçimlendiren anlamlar, bedenin mekânla ve bulunduğu mekâna bağlı olarak ortaya çıkan anlamlarla ilişkisi, bedenin yaşamsallığı ve ölümle ilişkisi gibi konuları sorunsallaştırıyor.

Çağımızın düşüncesi ve kültürel ögeleri, beden ve anlama dair farklı kavram ve kabulleri içermekte, bu kavramlar üzerinden dünya ile ilişkimizi yeniden tanımlıyor, kültürel kodlarımız bu kabuller çerçevesinde yeniden üretiliyor.

Beden ve anlam, bir başka deyişle madde ve mana, birbirinden ayrı dünyalara ait iki varlık türü olarak kabul görmüşken çağdaş anlam tartışmaları, bedenin anlamın oluşumundaki rolüne vurgu yaparak, beden ve anlam ilişkisini kuran yeni bir çerçeve oluşturmuşlar ve bedeni tartışmanın merkezine koymuşlardır.

Aysun Aydın’ın editörlüğünde kitaplaşan ‘Beden ve Anlam’, bir problem olarak bedeni ve anlamı tartışan, özellikle bedenin ve anlamın birlikte ele alınışını felsefi ve sosyolojik bağlamda konu edinen makalelerden oluşuyor.

  • Künye: Kolektif – Beden ve Anlam, editör: Aysun Aydın, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 248 sayfa, 2023

Alfred North Whitehead – Sembolizm (2023)

Alfred North Whitehead’in bu kitabı, Hume ve Kant’ın epistemolojik meydan okumasına yanıtı olarak okunabilir.

Düşünür burada, cebir ve dil gibi sembolizm türlerini ve tüm sembolik modların en doğal ve yaygın olanı olarak duyu sunumunu tartışmaya açıyor.

Doğrudan bilginin bir sonucu olarak işlev görme biçimimizde sembolizmin kilit bir faktör olduğunu belirten Whitehead’in burada irdelediği diğer konular da sembolizm ve algı ve yanlışlık ve sembolizm.

Kitaptan bir alıntı:

“Sembolizm ile doğrudan bilgi arasında mühim bir fark vardır. Doğrudan deneyim yanılmazdır. Deneyimlediğiniz şeyi deneyimlersiniz. Ancak sembolizm, sembolizmin bizi varsaymaya yönlendirdiği dünyada bir örneği olmayan, yalnızca kavramlardan ibaret olan şeylere ilişkin eylemlere, hislere, duygulara ve inançlara neden olabileceği anlamında bir hayli yanıltıcıdır.

Bu çalışmanın esas iddiası, insan sembolizminin köklerinin, dışsal dünyanın dolaysız algılamanın iki ayrı türü arasındaki sembolik etkileşimi olduğudur. Bu sayede, dış dünyayla ilgili bilgimizin birbirleriyle yakından bağlantılı fakat farklı olan iki kaynağı vardır. Bu türler birbirlerini tekrar etmezler ve gerçek bir bilgi çeşitliliği söz konusudur. Birinin belirsiz olduğu yerde diğeri kesin ve birinin önemli olduğu yerde diğeri sıradandır.”

  • Künye: Alfred North Whitehead – Sembolizm: Anlamı ve Etkisi, çeviren: Seray Soysal, Say Yayınları, felsefe, 88 sayfa, 2023

Maurice Merleau-Ponty – Görünür ile Görünmez (2023)

‘Görünür ile Görünmez’, Maurice Merleau-Ponty’nin çalışma notlarıyla birlikte yarım kalmış son yapıtıdır ancak mevcut haliyle bile derin felsefi projesini mükemmelen yansıtır.

Merleau-Ponty burada yeni bir ontoloji teklif eder bize.

Bunu felsefenin özcü kategorileri ve geleneksel düşüncenin buyurgan grameri ile yapmaz.

İnsanın algısını, görme kabiliyetini, duyumsama gücünü ve varlığın ışıltısını son derece naif bir tutumla fenomenolojik bir zemine taşır.

Bir sanat yapıtının ortaya koyduğu gibi kişinin algı ve deneyimlerindeki tamamen kendine özgü sese, mantık, uyum ve hayal gücüne ulaşmaya çalışır.

Filozofun düşünceleri bir sistem inşa etmekten çok varlığın benzersizliğini duyurmaya yönelik bir çabadır.

Onun felsefesi öznelliğin, içselliğin felsefesi değildir.

Algılama ya da algısal inanç dediği şey görünürün ötesinde belleği ve hayal gücünü harekete geçiren, insanın kendisinden önce var olan dünya ile, öteki ile, doğa ile görünmeyen muazzam ilişkisidir.

Merleau-Ponty’yi okurken düz bir felsefe metninin sınırlarında gezinmeyiz.

Bedeni keşfetmek, dünyanın tenine dokunmak, görünür olandaki görünmezi fark etmek var olmanın gerçek amacını duyurur gibidir.

Doğa algılandığı andan itibaren ufuk bakışımızı çevreler; müziğin, edebiyatın ve resmin betimlediği doğa bizi kendisine çağırır.

Seyredilen, işitilen ve algılanan saf bir manzaranın parçası oluruz.

Aynı düzlemdeki varlıklar birbirleriyle kaynaşır, öyle ki biz değil onlar bize konuşur.

Sadece ses değil sözü sarmalayan sessizlik de dile gelir.

‘Görünür ile Görünmez’, geleneksel felsefeye yönelik getirdiği itirazlarla, özellikle Descartes, Hegel ve Sartre eleştirileriyle birlikte modern düşünce ve sanat dünyası için yepyeni bir sayfa açıyor.

  • Künye: Maurice Merleau-Ponty – Görünür ile Görünmez, çeviren: Hanife Güven, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 383 sayfa, 2023

İbn Cebirol – Ahlak Terbiyesi (2023)

Endülüslü Yahudi filozof ve şair İbn Cebirol (1020/21-1058), dönemin yazın geleneğine uyarak Arapça kaleme aldığı felsefi eserlerinde madde ile suret ilişkisini, Yeni Platoncu metafiziği ve Sahte-Empedoklesçi fikirleri yeniden değerlendirmiştir.

Ahlâka dair temel fikriyatını yansıttığı ‘Kitâbü Islâhi’l-Ahlâk’ta ise teorik ve pratik ahlâkın niteliklerini zihinsel, ruhsal ve fiziksel süreçler çerçevesinde ele almış, psikofizyolojiye dair dikkate şayan fikirler ortaya atmıştır.

Bu eserinde dikkat çeken unsurlardan biri, nefsin faziletlerini ve rezîletlerini, Aristotelesçi erdem anlayışını tarif eden “Altın Orta” kuramına vurgu yaparak açıklamasıdır.

İbn Cebirol’un birçok medeniyete ait felsefi geleneği tek potada eritmesi de onu farklı kılar.

Mezkûr eserinde Eski ve Yeni Ahit gibi dinî metinlere yaptığı atıflarla beraber, Yunan filozoflardan ve Arap şairlerinden yaptığı alıntılarla geniş bir felsefe mirasını Endülüs’ün kendine has entelektüel çatısında birleştirmiş, insanın ahlâkî ve fizyolojik yapısı arasında bağ kurarak özgün bir yapı ortaya koymuştur.

İbn Cebirol’ün eserleri vasıtasıyla hem İslâm felsefesine hem de Orta Çağ Avrupası skolastik düşüncesine büyük bir etki bıraktığı aşikârdır.

Bu sebeple, onun eserleri modern Avrupa felsefe çevrelerinin dikkatinden kaçmamış, defalarca yeni edisyonlarla birçok Avrupa diline çevrilmiştir.

Filozofun ‘Ahlâk Terbiyesi’ (‘Kitâbü Islâhi’l-Ahlâk’) başlıklı bu çalışması, İbn Cebirol uzmanı Fırat Çelebi’nin titiz çevirisiyle ilk defa tam metin hâlinde Türkçede.

  • Künye: İbn Cebirol – Ahlak Terbiyesi (Kitabü Islahi’l-Ahlak), çeviren: Fırat Çelebi, Runik Kitap, felsefe, 104 sayfa, 2023

Gaston Bachelard – Mumun Alevi (2023)

‘Mumun Alevi’, alev imgeleri üstüne, yer yer değme şairi kıskandıracak güzellikte, felsefi bir metin, hatta filozofun girişte kullandığı ifadeyle, “düşünceyle yazılmış” bir şiirdir; ömrünün sonuna doğru olduğundan mıdır bilinmez, Bachelard’ın kendi benliğini gizlemediği, hülyalarını olmasa bile, başkalarının hülyaları karşısında hissettiklerini yazmaktan çekinmediği, az çok kişisel bir yapıt; bu yönüyle de sistematik incelemeden ziyade deneme sayılabilecek bir metin.

‘Mumun Alevi’, Bachelard’ın ateş nesnesinin çevresinde oluşturulan düşlere vakfettiği emeğin bir parçası.

Savaş Kılıç’ın sunumuyla…

Kitaptan bir alıntı:

“Tüm imgeler arasında, alev imgeleri şiirden bir işaret taşırlar. Alev karşısında hayal kuran herkes gücül bir şairdir. Alev karşısında dalınan her hülya, hayranlık duyan birinin hülyasıdır. Aleve doğal, hatta doğuştan gelme bir hayranlığımız vardır. Alev, görme zevkinde bir yoğunlaşmayı, her zaman görülenin ötesini özendirir. Bizi bakmaya zorlar.”

  • Künye: Gaston Bachelard – Mumun Alevi, çeviren: Işık Ergüden, Minotor Kitap, felsefe, 112 sayfa, 2023

Wolfram Eilenberger – Büyücüler Çağı (2023)

Yaşam ve insan varoluşu hakkında yeni soruların sorulduğu, bazı fikirlerin ilk kez düşünüldüğü bir on yıl.

Uzun yıllar Philosophie Magazin dergisinin yayın yönetmenliğini yapan Wolfram Eilenberger; iki dünya savaşı arası dönemde 1920’lerin ruh halini, büyük belirsizliği, biten bir savaşın ardında bıraktığı tahribatı ve bir sonrakinin yaklaşan ayak seslerini, yükselen ekonomik krize karşın her şeye eşlik eden yaşam sevincini, eskinin yıkıldığı ama yeninin ne olduğunun da tam bilinemediği bir zaman aralığını dört büyük filozofun hayatı üzerinden anlatıyor.

Dünyaya çarpan bir göktaşı misali aniden ortaya çıkan ve Hannah Arendt’e olan aşkıyla kavrulan Martin Heidegger. Cambridge’deki herkes bir felsefe tanrısı olarak ona taparken taşrada ilkokul çocuklarına yoksulluk içinde ders vermeyi seçen, servetini reddetmiş bir milyarderin oğlu, büyük dâhi Ludwig Wittgenstein. Letonyalı bir anarşistle Capri’de yaşadığı aşkın bir devrimciye dönüştürdüğü Walter Benjamin.

Ve son olarak, ülkesini terk etmeden önce Hamburg’un burjuva mahallelerinde Nazi iktidarının ve Yahudi düşmanlığının yükselişine çıplak gözle tanık olan Ernst Cassirer.

Farklı kökenlerden, farklı dünya anlayışlarından gelip farklı bir geleceğe yelken açsalar da temelde peşine düştükleri soru aynıdır: İnsan nedir?

Eilenberger, bu dört aykırı filozofun yaşamlarında ve devrimci düşüncelerinde bugünkü dünyamızın kökenlerini görüyor.

1920’lere felsefe tarihi üzerinden bu bakış; aynı zamanda günümüz dünyasındaki benzer anlamsızlığa, tıkanmışlığa dair hem bir hatırlatma hem de bir ilham kaynağı.

Ama hepsinden önce büyüleyici bir okuma deneyimi.

  • Künye: Wolfram Eilenberger – Büyücüler Çağı: Felsefenin İhtişamlı On Yılı 1919-1929, çeviren: Ali Nalbant, Kolektif Kitap, felsefe, 376 sayfa, 2023

Iris Murdoch – Sartre (2023)

Jean-Paul Sartre’ı anlamak, içinde yaşadığımız çağa ilişkin önemli bir şeyi anlamak demektir.

Filozof, politikacı, roman yazarı olarak Sartre, derinden derine çağdaş bir kimsedir ve çağdaş olduğunun da farkındadır; çağımızın üslûbu vardır onda.

Çalışmalarının tümüne göz attığımızda, bu üslûbun Avrupa ahlak felsefesinin, metafiziğinin ve politikasının doğal bir ürünü ve sonucu olduğunu kavrarız.

Başka bir yazarda gizli kalabilen bağlantılar, Sartre’ın eserinin açık-seçikliğinde kendilerini oldukları gibi gösterirler.

Düşüncesiyle eylemini durmadan yenilenen ama belirli bir yönde ilerleyen bir sentez içinde kaynaştırmak ister Sartre.

Uyandırdığı büyük ilginin kaynağını, kavranması hayli güç felsefi düşüncelerinden çok bu düşüncelerden kaynak alan edebiyat ürünlerinde ve eyleminde gerçekleştirdiği külyutmaz ve eleştirici tutumda, yürekli ve içten davranışta aramak gerekir.

Sartre’ın romanları ve felsefesi üzerine derinlikli bir analiz.

Kitaptan bir alıntı:

“Sartre, Hegel-sonrası üç düşünce akımının kavşak noktasında bulunan bir düşünürdür. Bu üç düşünce akımı şunlardır: Marksizm, Varoluşçuluk ve Fenomenoloji. Sartre, bu üç akımın her birinin etkisini duymuş ve üç akımı da etkilemiştir.”

  • Künye: Iris Murdoch – Sartre: Romantik Rasyonalist, çeviren: Selahattin Hilav, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 112 sayfa, 2023

Nancy Fraser ve Rahel Jaeggi – Kapitalizm (2023)

Çağdaş kapitalizmin temel sıkıntılarını ortaya koyan, iki seçkin akademisyen arasında ilgi çekici ve derinlemesine bir söyleşi.

Dünya, toplumsal, ekolojik, siyasal, uygarlıkla ilgili pek çok sayıda krizin kasırgasına kapılmış durumdayken Nancy Fraser ve Rahel Jaeggi, bizi acil olarak elimizi taşın altına koymaya davet ediyor.

Yirmi birinci yüzyıla gelindiğinde kapitalizm, hayatta kalma şansımızı zorlayan, giderek derinleşen, üst üste binen -ekolojik, politik, sosyal- bir krizler çağı getirdi.

Siyaset felsefecileri Fraser ve Jaeggi, bu muhteşem ve geniş kapsamlı söyleşide, kapitalizmi yıkımın kaynağı olarak tanımlıyor ve onun içsel kriz eğilimini inceliyorlar.

Tarih, eleştirel kuram, ekoloji, feminizm ve siyaset kuramını bir araya getiren Fraser ve Jaeggi, kapitalizmin bağımlı olanları ayırma eğiliminin -insanı insan olmayan doğadan, meta üretiminden ve toplumsal yeniden üretimden-, kapitalizmin kriz eğiliminin merkezinde yer aldığını keşfediyorlar.

Fraser ve Jaeggi, bu ‘sınır mücadelelerinin’ kapitalizmin en yıkıcı gücünü oluşturduklarını, fakat aynı zamanda da mücadele eden bir sol hareketin yıkımı durdurabileceği ve çok ihtiyaç duyduğumuz kapitalist olmayan bir geleceği inşa edebileceği alanlar olduklarını söylüyorlar.

  • Künye: Nancy Fraser ve Rahel Jaeggi – Kapitalizm: Eleştirel Kuram Çerçevesinde Bir Söyleşi, çeviren: Eren Karaca, Nika Yayınevi, siyaset, 318 sayfa, 2023

Isaiah Berlin – Rus Düşünürleri (2023)

“Tilki pek çok şey bilir, kirpi ise tek bir büyük şey.”

İngilizce yazan eleştirmenlerin çok azı Rus düşüncesi ve kültürü hakkında Isaiah Berlin kadar ferasetli yazılar yazabilmiştir.

İşte elinizdeki kitap, Berlin’in otuz küsur yıllık bir süreçte yazdığı, Rusya’nın olağanüstü yazar ve filozoflarının Rus kültürü üzerindeki benzersiz etkilerini çeşitli temalar etrafında irdeleyen bu tarihî yazılarının derli toplu bir derlemesi niteliğini taşıyor.

‘Rus Düşünürleri’nde Berlin, ünlü “Kirpi ile Tilki” makalesinde ele aldığı Tolstoy’un tarih felsefesine ek olarak, “Rusların dünyadaki sosyal değişime en büyük katkısı” diye betimlediği Rus entelijansiyasını oluşturan Herzen, Bakunin, Turgenyev ve Belinski gibi on dokuzuncu yüzyılın büyük yazar ve düşünürlerini ortaya çıkarmış toplumsal ve siyasal koşulları da inceliyor.

Berlin, Rus düşünürleri hakkındaki bir dizi canlı portre yazısında, entelijansiyanın en dikkat çekici mensuplarını, mutlak değerlerden duydukları şüphe ile ahlaki eylemlere ilişkin bütün meseleleri bir anda çözüme kavuşturacak tek bir hakikati keşfetme arzuları arasında sürekli olarak bölünmüş figürler şeklinde resmediyor.

  • Künye: Isaiah Berlin – Rus Düşünürleri, çeviren: Güneş Ayas, Minotor Kitap, felsefe, 560 sayfa, 2023

Ernst Cassirer – Jean-Jacques Rousseau Meselesi (2023)

Yirminci yüzyılın en önemli filozoflarından Ernst Cassirer bu kitapta, modern Batı düşüncesinin problem çocuğu Jean-Jacques Rousseau’yu sorguluyor.

Rousseau (1712-1778) ölümünün üzerinden yaklaşık iki yüz elli yıl geçmesine rağmen siyaset teorisinden din ve toplum anlayışına, doğa ve insan tanımından iyi ile kötüyü ele alış biçimine dek olağanüstü derecede belirleyici ve kafa karıştırıcı fikirleriyle hâlâ aramızdadır.

Batı felsefe geleneğinin Nietzsche ile birlikte en enigmatik ismi sayılan Rousseau’yu bir ‘mesele’ olarak gören Cassirer, onun en bilindik eserlerinden ve fikirlerinden başlayarak okurlarına çok kapsamlı bir değerlendirme sunuyor.

Nur Küçük’ün yetkin çevirisi, Peter Gay’in detaylı sunuş metni ve ekleriyle birlikte ilk kez Türkçeye kazandırılan ‘Jean-Jacques Rousseau Meselesi’, çok önemli bir hatırlatmada bulunuyor.

Rousseau’yu anlamak, modern Batı felsefesinin bütün temel ‘mesele’lerini anlamak demektir.

  • Künye: Ernst Cassirer – Jean-Jacques Rousseau Meselesi, çeviren: Nur Küçük, Beyoğlu Kitabevi, felsefe, 160 sayfa, 2023