Tiphaine Samoyault – Roland Barthes (2022)

Edebiyat teorisyeni, filozof, dilbilimci, eleştirmen ve göstergebilimci Roland Barthes (1915-1980), döneminin düşünce dünyasına damgasını vurmuş isimlerden biri.

Kendi “anti-otobiyografi”sini kaleme almış, “yazarın ölümü” tezini ortaya atmış Barthes’ın biyografisini yazmak hiç şüphesiz kolay değil.

Tiphaine Samoyault bu zorlu işi üstlenerek, kapsamlı bir araştırmanın sonucunda çoğu daha önce yayımlanmamış devasa boyuttaki fiş dizini, ajandalar, not defterleri, mektuplar ve tanıklıklardan yararlanarak Barthes’ın varoluşsal, entelektüel ve edebi kariyerinin hikâyesini anlatıyor.

Kitaptan bir alıntı: “Barthes ya da belirsizlikleri: Hayattayken neredeydi? Öldüğünde nerede olacak? Ölüm, seçilen ve teşhir edilen bir yaşamın artık saklamadığı, boşluk ve eksikliklerle dolu alanlarını ortaya çıkarır. Bir vücut arayışında olan bu ses, bundan böyle nasıl yankılanacaktır?”

  • Künye: Tiphaine Samoyault – Roland Barthes, çeviren: Alper Bakım, Everest Yayınları, biyografi, 772 sayfa, 2022

Süreyya Su ve Arif Aytekin – Kaygan Uzamda Hareketler (2022)

“Gilles Deleuze’ün düşüncesine giriş için bir kapı yoktur; birçok kapılar vardır. Üstelik bu kapılar bir başlangıç yerine açılmazlar. Aslında bir yere açılmazlar çünkü Deleuze’ün düşüncesi bir yok-yerdir, yer olmayandır (non-lieux).”

‘Kaygan Uzamda Hareketler’, çağdaş Fransız düşüncesinin iki kült ismi olan Gilles Deleuze ve Félix Guattari’nin felsefesini çok yönlü irdeleyen bir metin.

Süreyya Su ve Arif Aytekin imzalı çalışma, günümüzde postmodern olarak adlandırılan çağdaş siyasal, toplumsal, kültürel ve sanatsal durumları açıklamak için Deleuze ve Guattari’nin ürettiği fikirlerin neden hayati derecede önemli olduğunu gözler önüne sermesiyle özellikle dikkat çekiyor.

Burada, Deleuze’ün Hegel ve Nietzsche’yle ilişkisi, olay felsefesi, virtüel güçler, psikanalizin anti-ödipal eleştirisi, oluş, psikanaliz, şizoanaliz, arzu ve organsız beden gibi Deleuze’ün temel kavramlarını açıklanıyor, Deleuze’ün sinema felsefesinde Godard imgesinin kendine nasıl yer bulduğu tartışılıyor.

Kitapta ayrıca, Guattari’nin arzu üzerine metinlerine de yer verilmiş.

Düşünür bu metinlerinde arzu ve güç arasındaki ilişki, arzu sineması ve arzunun özgürleşmesi konularını ele alıyor.

‘Kaygan Uzamda Hareketler’, felsefeyle ilgilenen her okurun kitaplığında yer almalı.

  • Künye: Süreyya Su ve Arif Aytekin – Kaygan Uzamda Hareketler: Deleuze ve Guattari Üzerine Çalışmalar, Nobel Yayınları, felsefe, 164 sayfa, 2022

Michel Foucault ve Oğuz İnel – Foucault ve Şeyler (2022)

Yirminci yüzyılın en önemli düşünürlerinden olan Michel Foucault’nun oldukça kapsamlı ve girift düşünce bütünü için kısa ve anlaşılır bir kılavuz.

Oğuz İnel bu kurmaca söyleşide Foucault’nun metinleriyle diyaloğa giriyor.

Başka bir deyişle bu kurmaca söyleşi aracılığıyla Foucault’yu Foucault’nun kendisi yorumlamış oluyor.

‘Deliliğin Tarihi’, ‘Hapishanenin Doğuşu’, ‘Kelimeler ve Şeyler’, ‘Cinselliğin Tarihi’ gibi kitaplardan yola çıkılarak ele alınan bir düşünce, filozofun başka metinlerde dile getirdiği düşünceleriyle açıklanıp geliştiriliyor.

Aynı şekilde Foucault kendisine yöneltilen eleştirilerle de karşılaşıyor ve bunları yanıtlıyor.

Filozofun devasa yapıtına kendine özgü bir giriş olarak okunabilir bu çalışma.

  • Künye: Michel Foucault ve Oğuz İnel – Foucault ve Şeyler: Kurmaca Bir Söyleşi, Metis Yayınları, felsefe, 104 sayfa, 2022

Costas Douzinas – Yasanın Arzusu (2022)

Eleştirel hukuk teorisi literatürüne yaptığı katkı bakımından temel kaynak niteliğinde bir kitap.

Pozitivist bilimin ve hukuk felsefesinin ruhsuz soğuk bir kurallar dizisi olarak sunduğu yasanın estetik boyutunu yeniden açığa çıkaran Costas Douzinas, yasayı edebiyat olarak ve sanat olarak okuyor.

Klasik Atina ve Roma’da ve 17. Yüzyılın sonuna kadar Ortaçağ’da hukuk çalışması klasik triviumun (gramer, mantık, retorik) ve özellikle retoriğin parçasıydı.

Antik dönemin hatipleri yasanın ruha ilham vermesi ve toplumsal bağı desteklemesi için, onun sadece bir iktidar ve baskı dili olarak değil aynı zamanda adaleti teşvik eden estetik ve ahlaki bir bütün olarak tezahür etmek zorunda olduğunu bilirdi.

Yasanın bu estetik boyutu Homeros’tan erken modern döneme kadar hukuk kaynaklarında aşikardır.

Gelgelelim, bu durum pozitivist hukuk tarafından gizlenmiştir.

Kafka bir arkadaşına mektubunda “hukuk kitapları okumak insana talaş tadı verir” diye yazmıştı.

Hukukla bu kitaplar üzerinden ilişkilenen herkes bu odunsu tadı hissetmiştir.

Elinizdeki kitap hukukun felsefesini ve nomos’u “kalın kafalı” hukuk ders kitaplarının sunumundan kurtarıyor.

Pozitivist bilimin ve hukuk felsefesinin ruhsuz soğuk bir kurallar dizisi olarak sunduğu yasanın estetik boyutunu yeniden açığa çıkarıyor.

Yasayı edebiyat olarak ve sanat olarak okuyarak yapıyor bunu.

Adalet ve güzellik arasındaki ilişkiyi vurguluyor; nizamın ve sosyal yeniden üretimin esaslarını taşıyan hukuk dilinin hem aklı ikna etme hem de duygular üzerinde tesir gösterme ödevine dikkat çekiyor.

Adaletin güzel bir dil ve tutkulu bir pratik olabileceğini gösteriyor.

Tüm bunları psikanalitik yaklaşımın verimini katarak bina ediyor.

  • Künye: Costas Douzinas – Yasanın Arzusu: Estetik Etik Piskanaliz, çeviren: Ezgi Duman ve İbrahim Şahin Ateş, Dipnot Yayınları, hukuk, 158 sayfa, 2022

Karin A. Fry – Kafası Karışmışlar İçin Arendt (2022)

Hannah Arendt, yirminci yüzyılın en etkili siyaset kuramcılarından biri olarak kabul ediliyor.

Yazıları bir dereceye kadar anlaşılır olsa da, çalışmalarının muazzam genişliği, onun düşüncesiyle ilk kez karşılaşan okurların özel bir çaba göstermesini gerekli kılar.

‘Kafası Karışmışlar İçin Arendt’, bu son derece önemli siyaset düşünürüne açık, özlü ve anlaşılır bir giriş sunuyor.

Arendt’le ilk kez karşılaşan okurlar için hazırlanan bu kitap, onun kuramı ve en önemli çalışmalarıyla birlikte, düşünceleri hakkındaki başlıca eleştirileri ve tartışmaları da tematik bir düzen ve sistematik bir akış içinde sergileyerek, Arendt’in siyaseti yeni bir biçimde tasavvur etmeye dönük tutarlı bir çerçeve arayışını ortaya koyuyor.

  • Künye: Karin A. Fry – Kafası Karışmışlar İçin Arendt, çeviren: Arif Geniş, Dipnot Yayınları, siyaset, 228 sayfa, 2022

David Benatar – İnsanın Çaresizliği (2022)

  • Hayatımızın sahiden bir anlamı var mı yoksa –dostlar arasındaki avutucu söz ve küçük yaşam bilgeliklerini saymazsak– tamamen anlamdan mahrum bir sürecin içinde miyiz?
  • Çaresizliğimizin ne kadar farkındayız?
  • Ölüm denilen kaçınılmaz son bizim için kötü bir şey midir?
  • Ölümsüzlük hayalleri insanlık adına bir ilerleme sayılabilir mi?
  • Her türlü içinden çıkılmaz durum göz önüne getirildiğinde, ölümleri intiharla hızlandırmak daha mı iyi olur?

İnsanın dünyaya gelişindeki temel çaresizlik durumunu gizleyen felsefe gelenekleri ve hattâ “açıklık ve netlik” konusunda övünen kimi analitik filozoflar hayatın anlamına dair bu temel sorular karşısında suskun kaldılar.

Ağır sorular önlerine geldiğinde ya kaçamak yollara başvurdular ya da popüler ve kişisel gelişim yazarları gibi rahatlatıcı, iyimser cevaplar üretme eğiliminde oldular.

‘İnsanın Çaresizliği’, okuyucularını daha açık ve net bir şekilde düşünmeye davet ediyor.

Benatar, hayatlarımızın bir anlamı olsa da ne kadar önemsiz varlıklar olduğumuzu hatırlatıyor.

Karamsarlık olarak adlandırılan süreç esasında gerçeğin bütününü görebilmektir.

Benatar yaşamın geçiciliğini, mutlu görünen yaşamların kalitesinin fazlasıyla düşük olduğunu, insanın büyük acı ve hastalıkları karşısında evrenin kayıtsız tutumunu çözümlerken diğer taraftan aşama aşama ilerleyen kendi mantıksal ve özgün perspektifini okura sunuyor.

  • Künye: David Benatar – İnsanın Çaresizliği, çeviren: Cansu Özge Özmen, Doğu Batı Yayınları, felsefe, 247 sayfa, 2022

Christopher Shields – Aristoteles (2022)

Aristoteles felsefesi üzerine bütünlüklü ve çok yönlü kaynak arayanlara bu kitabı öneriyoruz.

Christopher Shields, hem Aristoteles’in felsefi fikirlerini ve metodolojisini açıklıyor hem de Aristoteles’in mirasının genişçe bir değerlendirmesini yapıyor.

Aristoteles’i antikçağın en önemli filozoflarından biri kılan özellik, geniş bir yelpazeye yayılı farklı konuları sistematik bir bütünlük haline getirebilmiş olmasıdır.

Christopher Shields tam da bu doğrultuda, her birine ayrı bir bölüm ayırarak, Aristoteles’in metafiziğinin, ruh-beden anlayışının, etik ile politika arasındaki ilişkinin, retoriğin ve sanat kuramının hem kendine özgü yanlarını hem de nasıl bir bütünlük inşa ettiklerini yetkin bir biçimde ortaya koyuyor.

Bunu yaparken Aristoteles’in açıklayıcı çerçevesini ve felsefi metodolojisini ihmal etmemesi ise, nasıl bir bakış açısı ve yaklaşımla hareket ettiğini göstermesi bakımından önem taşıyor.

Shields bu kitabında ayrıca, Aristoteles’in mirasının genişçe bir değerlendirmesine yer vererek günümüzde ortaya çıkan yeni Aristotelesçi hareketlerin ana hatlarını da çiziyor.

  • Künye: Christopher Shields – Aristoteles, çeviren: M. Masum Gökyüz, Alfa Yayınları, felsefe, 608 sayfa, 2022

John Gray – Kedi Felsefesi (2022)

Kediler insanı evcilleştirdi desek abartmış olmayız.

John Gray, kedi etiğinden iyi yaşama, bencil olmayan egoizmden Spinozacı anlamda doğamıza uygun yaşamaya pek çok ilgi çekici başlık üzerinden bizi kedi felsefesi üzerine düşünmeye çağırıyor.

En zeki ve yaratıcı zihne sahip tür biziz.

Sadece biz, türünün huzursuzluğuna deva bulmak için bir düşünce disiplinini –felsefeyi– yarattık.

Öyleyse nasıl oluyor da kediler bir şekilde hep memnun ama biz hep dertliyiz?

Belki de büyük filozoflarımızdan çok, kedilerden öğreneceklerimiz vardır.

Çağdaş düşünür Gray insanın felsefeyle, inanışlarla ve modern araçlarla kurduğu dünyasının kırılganlığını bir kedinin patisiyle yoklayıp test ediyor; sevgi, bağlılık, ölümlülük, ahlak, kıskançlık ve benlik gibi belalı konuların kediler için neden meseleye dönüşmediğini anlamaya çalışıyor.

Montaigne’in meşhur kedisinden, Vietnam Savaşı’nı cesaret ve neşesini kaybetmeden atlatmış kedi Mèo’ya, oradan da kedilerle ilgili kendi gözlemlerine uzanarak bir canlının “doğasına sadık olmasının” iyi yaşamak için kilit önemini vurguluyor.

Bebeklikten itibaren toplumsal kabullere göre inşa ettiğimiz kendimize dair imgelerin çoğu zaman bedenimiz ya da yaşamımızın gerçekliğiyle uyuşmadığını, dolayısıyla onların peşinden koşmanın mutluluktan çok hayal kırıklığı getireceğinin altını çizerek, hayatlarımızın her türlü mükemmellik fikrinden daha zengin ve daha anlamlı olduğunu gösteriyor.

‘Kedi Felsefesi’, kışkırtıcı fikirleriyle okurlarını silkeleyen, yün yumağına dolanmanın kedilere özgü olmadığını gösteren küçük ama tesirli bir kitap.

  • Künye: John Gray – Kedi Felsefesi: Kediler ve Hayatın Anlamı, çeviren: Ayşegül Yurdaçalış, Domingo Kitap, felsefe, 144 sayfa, 2022

Barbara Bleisch – Ebeveynlerimize Neden Borçlu Değiliz? (2022)

  • Ailemize neler borçluyuz?
  • Onları ne sıklıkla aramalı ve ziyaret etmeliyiz?
  • Yoksa bizler ihmalkâr bir oğul veya işe yaramaz bir kız evlat mıyız?
  • Annelerimizin ve babalarımızın hoşuna gitmeyen özgür alanlar oluşturduğumuzda, kendimizi sert bir şekilde yargılamalı mıyız?
  • Peki ya iyi çocuk kimdir?
  • Anne babasının her türlü sorumluluğunu üstlenen mi yoksa kendi özgür macerasına atılıp bir yandan da ailesini sevgiyle gözeten mi?

Barbara Bleisch, bu kitapla varoluşsal ve karmaşık aile ilişkilerini cesurca ele alıyor.

Çocukları ebeveynlerine bağlayan tüm unsurları açıkça ortaya koyarak, herkesi ilgilendiren ama pek az kişinin sormaya cesaret ettiği soruları soruyor ve aile ilişkilerinin özünde olanları görme çağrısında bulunuyor.

Sınırların belirsizleştiği, istismarcı ve güvenin kötüye kullanıldığı bir ailede nasıl özgürleşebileceğinizin felsefi bir araştırması olan bu kitap, önyargıları körü körüne kabul etmemeye, onları sorgulamaya ve suçluluk duygusundan kurtulmaya teşvik ediyor.

“Çocuklar bir ailenin barındırdığı zenginliği, ancak ebeveynlerine karşı borçluluk hissetmediklerinde keşfedebilirler” diyen yazar, dikte edilmiş olanın değil, gönülden gelen sevgi ve ilginin paha biçilmez değerini hatırlatıyor.

  • Künye: Barbara Bleisch – Ebeveynlerimize Neden Borçlu Değiliz?, çeviren: Yonca Kocadağ, Beyaz Baykuş Yayınları, felsefe, 144 sayfa, 2022

Cengiz İskender Özkan – Mantığa Giriş (2022)

‘Mantığa Giriş’, hem bir ders kitabı hem de mantık disiplinine ilgi duyan herkes için giriş niteliğinde bir çalışma.

Bu amaçla her bölümün sonuna ilgili konuyu pekiştirmek için bölüm sonu alıştırmaları eklenmiş.

Kitap mantığın kısa bir tarihçesi ve tanımıyla birlikte argüman, çıkarım, önerme, geçerlilik ve tutarlılık gibi mantığın temel kavramlarının açıklamasıyla başlıyor.

Mantık disiplininin tarihsel süreci içinde geliştirilen ve argümanlarda geçerlilik denetleme tekniklerini iki ana kısımda, Klasik Mantık ve Modern Mantık sistemleri bağlamı içinde sunuyor.

Böylece okura mantığın geleneksel yorumuyla birlikte modern yorumu aktarılıyor.

Bu bağlam içinde çalışmanın birinci ana kısmında Klasik Aristoteles Mantığı’nda tasımlar ve geçerlilik denetlemeleri ele alınıyor.

İkinci ana kısım Modern Önerme Mantığı’yla sınırlı tutularak, doğruluk çizelgeleri, dedüksiyon sistemi ve doğruluk ağaçları yoluyla argümanların geçerliliği ve önerme kümelerinin tutarlığı gibi denetleme tekniklerine ayrılmıştır.

  • Künye: Cengiz İskender Özkan – Mantığa Giriş: Klasik Mantık ve Modern Mantık, Say Yayınları, felsefe, 296 sayfa, 2022