Ksenophanes – Fragmanlar (2022)

Ksenophanes, Sokrates öncesi Yunan felsefesinin devlerindendir.

Bu enfes kitap da, Ksenophanes’in teoloji, metafizik ve epistemoloji alanındaki fragmanlarının Eski Yunanca ve Latinceden yapılmış çevirisini ve analizini içeriyor.

Ksenophanes şair ve filozof kimliğiyle 21. yüzyılın insanını sadece evrenin ve insanın varoluşunu düşünmeye ve sorgulamaya değil, aynı zamanda bizzat toplumun içinde yanlış bildiğimizi yüksek sesle eleştirmeye de çağırıyor.

Hiç kuşku yok ki bu, bugünün yanlış inanç ve âdetlerinden sıyrılacak olan yarınki kuşaklarda da yankı bulacak bir çağrıdır.

Bu çalışma MÖ 6. yüzyılda yaşayan Ksenophanes’in hayatı ve düşünceleriyle ilgili antik literatürdeki en eski kaynaklar olan fragmanlarının Eski Yunanca ve Latinceden yapılmış çevirisini ve analizini içeriyor.

Bu fragmanlar, eserleri günümüze ulaşmayan Ksenophanes’i anlamanın en güvenilir araçlarıdır.

  • Künye: Ksenophanes – Fragmanlar: Bir veya Tanrı Üzerine, çeviren: C. Cengiz Çevik, Can Yayınları, 2022

Brian O’Connor – Adorno (2022)

Aydınlanma diyalektiğinden şeyleşmeye negatif diyalektikten özerkliğe, Theodor Adorno felsefesinin merkezi unsurlarını aydınlatan harika bir giriş.

Brian O’Connor’ın özenli çalışması, kronoloji ve terimler sözlüğünün yanı sıra ek okuma önerileriyle de zenginleşmiş.

Adorno, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin önde gelen filozof ve toplum kuramcılarından biridir.

Eleştirel Kuramın gelişmesinde önemli rolü olan, özgün ve de genellikle zor olan yazıları sadece temel felsefi sorular ileri sürmekle kalmayıp aynı zamanda edebiyat, sanat, müzik, sosyoloji ve siyaset kuramına ilişkin derin analizler de sunar.

Bu kapsamlı kitapta O’Connor, Adorno’nun felsefesini, onun eserleriyle ilk kez karşılaşanlara açıklıyor.

O’Connor, bu amaçla, yaşamı ve entelektüel çevresinin bağlamını oluşturan ana felsefi görüşleri aracılığıyla Adorno felsefesinin merkezi unsurlarını değerlendiriyor.

Bu bağlamda Aydınlanmanın diyalektiği, şeyleşme, bütünsellik, dolayımlama, özdeşlik, özdeşsizlik, deneyim, negatif diyalektik, içkinlik, özgürlük, özerklik ve sanatta taklit gibi kavramları, felsefesinin temel alanları üzerinden tartışıyor.

Kronoloji ve terimler sözlüğünün yanı sıra ek okuma önerileri de içeren Adorno, felsefe, edebiyat, sosyoloji ve kültürel çalışmalarla ilgilenenler için kaçırılmayacak bir giriş kitabı.

  • Künye: Brian O’Connor – Adorno, çeviren: Soner Soysal, Alfa Yayınları, felsefe, 264 sayfa, 2022

Jacques Lacan – Freud’un Teorisinde ve Psikanalizin Tekniğinde Ben (2022)

Jacques Lacan’ın bu çalışması, özellikle Freud’un geleneksel ben tasavvurundan nasıl koptuğunu göstermesiyle çok önemli.

‘Freud’un Teorisinde ve Psikanalizin Tekniğinde Ben’, farklı düşünürlerle zengin bir diyaloga girmesiyle de dikkat çekiyor.

Lacan bu seminerinde Sigmund Freud’un yorumlanmasına odaklanıyor yine: Özellikle Freud’un en önemli metinlerinden saydığı ‘Haz İlkesinin Ötesinde’nin yanı sıra psikanaliz tarihinde bir dönüm noktası oluşturan “Irma’ya İğne Yapılması Rüyası”ndan yola çıkarak, bir yandan Freud’un geleneksel ben tasavvurundan nasıl koptuğunu gösteriyor, bir yandan da Freud’dan sonra bu tasavvurdan uzaklaşılmasını örnekleriyle eleştiriyor.

Edgar A. Poe’nun ünlü öyküsü “Çalınmış Mektup”tan ve dönemin öncü bilimi sibernetikten yola çıkarak da simgesel düzeni ve öznelerarasılığı tartışıyor.

Claude Lévi-Strauss, Alexandre Koyré, Maurice Merleau-Ponty ve Jean Hyppolite gibi düşünürlerin gerek konferansları gerekse eserleriyle girilen diyalog semineri daha bir zenginleştiriyor.

‘Freud’un Teorisinde ve Psikanalizin Tekniğinde Ben’, psikanalizin yanı sıra felsefe ve beşeri bilimlere ilgi duyan okurların çokça yararlanacağı bir kitap.

  • Künye: Jacques Lacan – Freud’un Teorisinde ve Psikanalizin Tekniğinde Ben (Seminer 2. Kitap, 1954-1955), çeviren: Savaş Kılıç, Metis Yayınları, psikanaliz, 408 sayfa, 2022

Judith Shklar – Adaletsizliğin Veçheleri (2022)

Bir felaket, hangi durumda talihsizlik, hangi durumda adaletsizlik sayılır?

Judith Shklar, felsefeden politik teoriye ve edebiyata uzanarak, bizi adaletsizliğin doğası üzerine yeniden düşünmeye davet ediyor.

‘Adaletsizliğin Veçheleri’, felsefe ve politik teori alanında 20. yüzyılın ikinci yarısında önemli bir yere sahip olan Shklar’ın en önemli eserleri arasında sayılıyor.

Kitap, tarihte adalet hakkında ortaya konan görüşlere karşı edebiyattan politik teoriye, felsefeden görsel sanatlara kadar birçok alanı kullanarak bir resim ortaya koyuyor.

Adaletsizliğin doğası hakkında gerçek bir anlatı üretebilmenin yeni bir adalet teorisi inşasına girişerek değil, bizzat adaletsizliğin veçheleri ile ilgilenmekle mümkün olabileceğini savunuyor.

Yazar, dolaysız, derin ve ayrıntılı bir perspektifle adaletsizlik tecrübelerinin gerçekte neyi içerdiğini göstererek bizi tüm düşünce tarihini işgal eden adalet sorunu üzerine özgün bir biçimde düşünmeye sevk ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Başkalarının başına gelenleri adaletsizlikten ziyade bir talihsizlik olarak görmek her zaman daha kolay olacaktır. Bir tek mağdurlar bu tutumu bazen benimsemezler. Ancak hepimizin potansiyel mağdurlar olduğunu hatırlarsak o zaman meselenin ciddiyetini kavrar ve sadece adalet konusunu değil, alışılageldik bir girişim olmasa bile, adaletsizlik konusunu derinlemesine incelemeye karar verebiliriz.”

  • Künye: Judith Shklar – Adaletsizliğin Veçheleri, çeviren: Nebi Mehdiyev, Vakıfbank Kültür Yayınları, felsefe, 192 sayfa, 2022

Harun Tepe – On Kavramda Wittgenstein (2022)

Modern felsefe denince ilk akla gelen isimlerden olan Ludwig Wittgenstein’ın fikirleri, bunlara aşina olmayan okurlar için oldukça girifttir.

Harun Tepe de; Wittgenstein’ın düşüncesini anlam, etik ve estetik gibi on kavramı merkeze alarak her seviyeden okurun rahatlıkla anlayabileceği şekilde açıklıyor.

Wittgenstein, kendi rızasıyla Birinci Dünya Savaşı’nın en ön cephelerinde görev almıştı, çünkü ölümle burun buruna yaşamanın nasıl bir şey olduğunu tecrübe etmek istiyordu.

Titiz bir mantık işçiliğinin sonucunda, felsefenin, dilin mantığının yanlış anlaşılmasından doğduğu fikrini ortaya atmış ve böylece felsefi sorunların kaynağını bulduğunu ve “nihai çözüme” ulaştığını iddia etmişti.

Bunun sonucundaysa “felsefeyle uğraşmayı” bırakmıştı.

Trinity College’da felsefe dersleri verdiyse de bu dersler öğrencilerin dikkatini pek de çekmemişti; zira hem Wittgenstein’ın yaptığı şey ders anlatmaktan ziyade sesli düşünmekti hem de ele aldığı konular öyle kolayca nüfuz edilebilecek türden değildi.

‘On Kavramda Wittgenstein’ başlıklı çalışmasında Tepe, bu sıra dışı filozofun sarsıcı ve görece girift fikirlerini ana hatlarıyla açıklıyor.

Dil ile dünya arasındaki ilişki, dünyayı oluşturan şeyin neliği, anlam, etik ve estetik gibi Wittgenstein felsefesinin en temel temalarına, filozofun düşünce dünyasını derli toplu bir şekilde haritalandırarak odaklanıyor.

  • Künye: Harun Tepe – On Kavramda Wittgenstein, Runik Kitap, felsefe, 144 sayfa, 2022

Luce Irigaray – Ateşi Paylaşmak (2022)

Kültürümüzün temelini oluşturan öznellik, gerçek/reel varlığımızla uyumlu mudur?

Çağdaş filozof ve psikanalist Luce Irigaray burada iç ateşimiz olarak arzu, öteki ve duyusallığın diyalektiği üzerine harika bir tartışma sunuyor.

  • İnsanın hakikati nedir?
  • Özlem duyduğu mutlak, gerçek tutkularıyla örtüşür mü?
  • Doğal enerjisini yitirmiş bugünün insanı robottan farklı bir şey midir?
  • İhtiyaçların şekillendirdiği bir kültür yerine arzuların inşa ettiği bir kültürü yaratmamız gerekmez mi?
  • Başka bir tene açılmamızı sağlayan nedir?

Yalnızca yerküreyi değil, içsel ağlarımızı örgütleyen de elementlerdir.

Örneğin ateş her şeyden öte arzuyla ilgilidir.

Çiçeklenebilmemiz, insanlığımızı paylaşabilmemiz için kabullenmemiz ve beslememiz gereken enerji ve devinimdir.

Aynı zamanda arzu, bizim iç ateşimiz, iç güneşimizdir.

Arzu sayesinde her birimizdeki sonsuzluk, sonluluğun içinde düşünülebilir ve deneyimlenebilir hâle gelir.

Ancak görünen o ki ateş hiçbir zaman paylaşılmamış.

Savaşçıl erkek tanrılar tarafından çalınmış ve az çok yapay dünya üretme çalışmalarının hizmetine sunulmuştur.

İşte Irigaray da bu çalışmasında, iç ateşimiz olarak arzu, öteki ve mutlak bağlamında bir duyusallık diyalektiği okuması sunuyor.

  • Künye: Luce Irigaray – Ateşi Paylaşmak: Duyusallığın Diyalektiği, çeviren: Naciye Sağlam, Fol Kitap, felsefe, 136 sayfa, 2022

Robin George Collingwood – Felsefi Yöntem Üzerine Bir Deneme (2022)

‘Felsefi Yöntem Üzerine Bir Deneme’, yirminci yüzyılın en önemli konularından biri olan özne meselesi ve felsefi yöntemin neliği üzerine bir tartışma yürütüyor ve felsefenin neden doğa bilimlerinden ayrı bir araştırma alanı olması gerektiğine dair bir soruşturmayı içeriyor.

‘Doğa Tasarımı’, ‘Tarih Tasarımı’ ve ‘Metafizik Üzerine Bir Deneme’ gibi eserlerinden tanıdığımız Robin George Collingwood bu denemesinde metafelsefeye katkılarını sunuyor ve felsefenin konusunu doğanın konusu haline getirmeye çalışan yirminci yüzyılın temel bir eğiliminin karşısına felsefenin özerkliği argümanını yerleştiriyor; filozofların yaptığı, sözgelimi ahlaktaki ödev ile fayda ayrımı gibi ayrımların empirik sınıflandırmalar değil de semantik ayrımlar olduğunu öne sürüyor.

Felsefi ayrımların semantik ayrımlarla bu şekilde tanımlanması felsefenin konusunun doğal konulara indirgenmesine karşı bir argüman oluşturuyor ve tüm kavramların empirik kavramlar, tüm sınıflandırmaların da empirik sınıflandırmalar olmadığı belirtiliyor.

Dolayısıyla Collingwood’un felsefenin neden kendine özgü bir konuya ve içeriğe sahip olduğu yönündeki açıklaması da radikal empirizme karşı açık bir meydan okuma teşkil ediyor.

  • Künye: Robin George Collingwood – Felsefi Yöntem Üzerine Bir Deneme, çeviren: Mehmet Çetin, Ayrıntı Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2022

Jean-Paul Sartre – Yöntem Araştırmaları (2022)

‘Yöntem Araştırmaları’, varoluşçuluk felsefesi ile Marksizmi uzlaştırmaya girişen sıkı bir metin.

Varoluşçuluğun Marksizmi desteklediğini düşünen Jean-Paul Sartre, insanı Marksizm içinde yeniden tasavvur ediyor.

Savaş sonrası Avrupa düşünce dünyasında devrim yaratan Sartre’ın 1957 tarihli bu uzun denemesi, varoluşçuluk felsefesini Marksizmle uzlaştırma olasılıklarını sorguluyor.

Varoluşçuluğun, yaşadığı çağın egemen felsefesi olarak gördüğü Marksizmi destekleyen, bu düşüncenin pratik izdüşümlerinin kısıtladığı bireysel özgürlüklere tepki olarak gelişen bir ideoloji olduğunu belirten Sartre, tüm aykırılıklara rağmen bu iki düşünce biçiminin tutarlı ve uyumlu olduğunu öne sürüyor.

Daha sonra ‘Diyalektik Aklın Eleştirisi’ne öndeyiş olarak eklenecek bu deneme, Sartre’ın bir şekilde sunacağı Varoluşçu Marksizm düşüncesinin köşe taşı rolünü üstleniyor.

‘Yöntem Araştırmaları’, yirminci yüzyıl düşüncesinde kurulan önemli bir köprünün ilk ayağı.

Kitaptan bir alıntı:

“Bize göre mesele, sık sık ileri sürüldüğü gibi, “usdışı olana payını vermek” değil, tam tersine belirsizliği ve bilmemeyi en aza indirmek; Marksizmi üçüncü bir yol ya da idealist bir hümanizm adına yadsımak değil, insanı Marksizm içinde yeniden ortaya çıkarmaktır.”

  • Künye: Jean-Paul Sartre – Yöntem Araştırmaları, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Can Yayınları, felsefe, 176 sayfa, 2022

Karl Marx ve Friedrich Engels – Komünist Manifesto (2022)

‘Komünist Manifesto’nun zengin bir yeni baskısını arayanları bu tarafa alalım.

Bu edisyona, Marx ve Engels’in, eserin farklı baskıları için yazdıkları önsözler ile Tarık Ali ve aktivist Michael Roberts’ın eleştirel makaleleri de eşlik ediyor.

“Bir dehanın berraklığı ve ihtişamıyla yazılan bu eser, yepyeni bir dünya görüşünü, tutarlı materyalizmi ve sosyal yaşamı ana hatlarıyla ortaya koyuyor.”  – Vladimir Lenin

İlk olarak 1848 yılında Avrupa’daki devrimler öncesinde yayımlanan ‘Komünist Manifesto’, Marx ve Engels tarafından hararetli entelektüel paylaşımlar neticesinde geliştirilmiş tutarlı ve öngörülü fikriyatın bir sonucu.

Tarihsel materyalizmin prensiplerini formüle eden eser, işgücünün zenginlik getireceğini ve bu sebepten de kapitalizmin sömürücü ve özgürlüğe karşı ahlak dışı bir yaklaşım olduğunu öne sürüyor.

Eldeki edisyonda, ‘Komünist Manifesto’nun yanı sıra, sonraki tarihlerde çeşitli dillerde yapılan baskılara Marx ve Engels tarafından yazılan önsözleri ile çağımızın önde gelen Marksist yazarlarından Tarık Ali’nin sunumu ve aktivist yazar Michael Roberts’ın eleştirel makalesi de yer alıyor.

  • Künye: Karl Marx ve Friedrich Engels – Komünist Manifesto, çeviren: Levent Konca, İthaki Yayınları, siyaset, 2022

Kolektif – Kayıp Yüzleşme (2022)

‘Kayıp Yüzleşme’, yirminci yüzyıl düşüncesinin iki büyük ismi olan Levinas ile Lacan arasındaki esrarengiz karşılaşmayı ve bu karşılaşmanın etik, pratik sonuçlarını tartışıyor.

Kitap, Levinasçı etik ve Lacancı psikanalizdeki önemli kavramları karşılaştırmasıyla da çok önemli.

İki düşünürün felsefi geleneğini de sorgulayan kitap, Descartes, Kant, Hegel, Heidegger, Sartre ve Merleau-Ponty’nin mirasının Levinas ve Lacan’ı nasıl etkilediğinin izini sürüyor.

Kitap, yirminci yüzyıl düşüncesinin iki büyük ismi Levinas ve Lacan’a, öteki, iyi, arzu ve yüceltim başlıkları üzerinden karşılaştırmalı bir okuma sunuyor.

Bu, hem psikanaliz ile etiğin, trajedi ile metafiziğin bir araya geldiği bir yeniden düşünme olanağı hem de Hegel, Freud, Heidegger, Derrida ve Irıgaray’ı birlikte okuma imkânı sunan bir karşılaşma.

  • İnsan arzusu ile ötekilik arasında nasıl bir ilişki vardır?
  • İnsan deneyimi bağlamında kökensel olanın kaybı ne anlama gelmektedir?
  • Kişisel tarihimizin sorumluluğunu almak için hangi başlangıç koşullarını kabul etmemiz gerekir?
  • Bu başlangıç koşulları trajik midir, yoksa geri alınamaz bir belirlenimin sonucu mudur?
  • İnsan olmanın anlamı ve sınırı nerede başlar, nerede biter?

Felsefenin hep yeni baştan başlamayı gerektirdiği yerde, Levinas ve Lacan’ı hiç yapılmadığı şekilde bir araya getirme çabası, hem yakın geçmişin hem de şimdinin yakıcı problemlerini bir kez daha düşünmek adına okura önemli olanaklar sunuyor.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar: Sarah Harasym, Tina Chanter, Hans-Dieter Gondek, Donna Brody, Paul-Laurent Assoun, Philippe Van Haute, Alain Juranville, Drucilla Cornell ve Rudi Visker.

  • Künye: Kolektif – Kayıp Yüzleşme: Levinas ve Lacan, editör: Sarah Harasym, çeviren: Kadir Gülen, Fol Kitap, felsefe, 328 sayfa, 2022