Peter Singer, Jim Mason – Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz? (2024)

Modern çağın çığır açan ahlak felsefesi filozoflarından Peter Singer, bu kez satın aldığımız ve tükettiğimiz yiyecekler konusunu ele alıyor ve son derece mühim sorular soruyor: Yediklerimiz nereden geliyor, nasıl üretiliyor ve insancıl bir şekilde yetiştiriliyor mu?

Birlikte yazdıkları ‘Hayvan Fabrikaları’nın ardından yeniden bir araya gelen Peter Singer ve Jim Mason, yiyecek tercihlerimizin insanlar, hayvanlar ve çevre üzerindeki etkilerini araştırmak için sarsıcı bir serüvene çıkıyor.

Singer ve Mason, bu serüvene beslenme şekilleri birbirinden tamamen farklı üç Amerikalı ailenin yeme alışkanlıklarını inceleyerek başlıyor ve tükettikleri yiyeceklerin kaynağına giderek, üretim ve pazarlama aşamalarında gündeme gelen ahlaki meseleleri irdeliyor.

Satın aldığımız ürünlerdeki “Organik” ve “Adil Ticaret” gibi etiketlerin geçerliliğini araştırırken, tesislerdeki işçilerin çalışma koşullarını gözler önüne seriyor.

‘Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz?’, organik çiftçilik, adil ticaret, fabrika çiftçiliği ve ticari balıkçılık gibi meseleleri tüm ayrıntılarıyla ele alırken; sürdürülebilirliğin karmaşık dinamiği, genetiği değiştirilmiş organizmalar üzerine süregelen tartışmalar ve yerel alışveriş gibi konuların artılarını ve eksilerini değerlendiriyor.

Herkesin vejetaryen olmayacağının farkında olan Singer ve Mason, yine de beş basit ilkeyle bizlere sağlıklı ve daha insani seçimler yapabilmenin yollarını gösteriyor.

  • Künye: Peter Singer, Jim Mason – Aslında Ne Yiyoruz, Nasıl Yiyoruz?: Gıda Tercihlerimiz Neden Önemli?, çeviren: Pelin Sertoğlu Hız, Ayrıntı Yayınları, beslenme, 416 sayfa, 2024

Peter Singer – Hayvan Özgürleşmesi Hemen Şimdi (2024)

Çok az kitap yaklaşık 50 yıl boyunca güncelliğini korur ve ilk yayımlandığından bu yana sürekli basılmaya devam eder.

1975’teki ilk yayımlanmasından bugüne, elinizdeki çığır açıcı çalışma, milyonlarca insanı “türcülüğün” varlığına karşı uyardı ve dünya çapında, hayvanlara karşı tutumumuzu değiştirmeyi ve onlara yaptığımız zulümleri ortadan kaldırmayı amaçlayan bir harekete ilham verdi.

‘Hayvan Özgürleşmesi Hemen Şimdi’de Singer, günümüzün “endüstriyel çiftliklerinin” ve ürünlerin test edilme işlemlerinin tüyler ürpertici gerçeklerini açığa çıkarıyor, bunların ardındaki sahte gerekçeleri yok ediyor ve bize, ne kadar acı bir şekilde yanıltıldığımızı gösteriyor.

Singer, kitabın ilk yayımlandığı günden sonra ilk kez temel argümanlara ve örneklere dönüp bizi şimdiki ana getiriyor.

Baştan aşağı gözden geçirilen bu baskı, Avrupa Birliği’nde ve ABD’nin çeşitli eyaletlerinde yapılan önemli reformları da kapsıyor ancak diğer taraftan Çin’de hayvansal ürünlere yönelik talebin artması nedeniyle endüstriyel çiftçilikteki devasa genişlemenin etkisini bize gösteriyor.

Et tüketimi bugün çevreye ciddi zarar veriyor ve COVID-19’dan bile daha kötü yeni virüslerin yayılma riskini artırıyor.

‘Hayvan Özgürlüğü Hemen Şimdi’, günümüzün en derin çevresel, sosyal ve ahlaki sorununa alternatif çözümler de içeriyor.

İkna edici bir biçimde vicdanlara ve adalet duygusuna seslenen bu çağrı ona şüpheyle bakanlar için de destek vermeye hazır kişiler için de okunması zorunlu bir eser.

  • Künye: Peter Singer – Hayvan Özgürleşmesi Hemen Şimdi, çeviren: Akın Emre Pilgir, Ayrıntı Yayınları, hayvan, 368 sayfa, 2024

Gary L. Francione, Anna Charlton – Hayvan Haklarını Savunmak (2024)

Şiddetin her türlüsün hüküm sürmeye devam ettiği bir çağda yaşıyoruz.

Bu şiddetin en büyük mağdurları da hayvanlar.

Her yıl milyonlarca hayvan; yiyecek, giyecek, ilaç, eğlence gibi amaçlarla öldürülüyor.

Ancak hayvanların ahlaken bir değeri olduğunu ve onların da hissedebildiğini düşünüyorsak hayvan sömürüsünü sona erdirmek zorundayız.

Abolisyon, insanların köleliğini ve insan sömürüsünü nasıl reddediyorsak hayvanların da sömürülmesini reddetmemiz gerektiğini ifade eder.

Abolistyonistler, hayvan hakları hareketini bir sosyal adalet hareketi olarak görür; hayvan sömürüsünü daha insani hâle getirmeye değil, onu sonlandırmaya çalışır.

Veganlığa da adaletle ilişkili bir mesele olarak yaklaşır.

Onlar için veganlık, ahlaki bir gerekliliktir.

Şiddeti reddederler ve veganlığı şiddetsiz bir yaşamın vazgeçilmez bir parçası sayarlar.

Bu kitap, Abolistyonist yaklaşımı sadece bir kuram olarak incelemek yerine aktivizm pratiklerine odaklanıyor; temel birtakım kavramları ele alarak hayvan hakları meselesine ilişkin kaygılarımızın pratik bir alanda nasıl karşılık bulabileceğini gösteriyor.

  • Künye: Gary L. Francione, Anna Charlton – Hayvan Haklarını Savunmak: Abolisyonist Veganın El Kitabı, çeviren: Eda Çivaş, Yeni İnsan Yayınevi, hayvan, 240 sayfa, 2024

Matt Brown – Hayvanlar Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar (2024)

Develerin hörgüçlerinde su depolanır hatta saksağanlar da parlak nesneleri çalmaya bayılırlar.

Ya da biz hep böyle sandık.

Peki ya gerçekten böyle değilse?

Matt Brown, Doğru Bildiğiniz Yanlışlar serisinin bu kitabında, kendine özgü üslubuyla hayvanlar hakkındaki çeşitli efsaneleri inceliyor ve arkasındaki gerçekleri bir bir ortaya çıkarıyor.

Lemminglerin intihar etmek için kendilerini uçurumlardan attıkları efsanesinden yarasaların kör olduğu efsanesine, kafasını kuma sokan devekuşlarından hep dört ayak üzerine düşen kedilere, evcil hayvanlarımız hakkındaki zengin bilgilerden ürpertici sürüngenlere ve büyük memelilere kadar bu kitap hayvan kavramına ait çok sayıda gerçeği gözler önüne seriyor.

Ayrıca alışılmadık beslenme şekillerine ve filmlerde başrolü kapmış bazı hayvanların ne kadar yanlış formlarda gösterildiklerine dair ek bilgiler de var.

Eğlenceli yaklaşımıyla bu kitap, hayvanlar hakkında çocukluğumuzdan beri süregelen efsane ve hikâyeleri neşeyle çürütüyor ve sizlere keyifli ve bilgilendirici bir okuma sunuyor.

  • Künye: Matt Brown – Hayvanlar Hakkında Doğru Bildiğiniz Yanlışlar, çeviren: Sinan Akbaytürk, Orenda Kitap, hayvan, 160 sayfa, 2024

Michael J. Benton – Dinozorların Yeniden Keşfi (2024)

Dinozorlar, dünya tarihindeki gelmiş geçmiş en ilgi çekici ve gizemli yaratıklardan.

Dinozor temalı kitaplardan filmlere, modern kültürü şekillendirmeleri bir yana, bilim camiasını da uzun süredir meşgul ediyorlar.

Dinozorlar hakkında bir sürü teori ortaya atılıyor, öyle ki bunlar zaman zaman Jurassic Park’ın da dahil olduğu komplo teorilerine bile dönüşüyor.

Oysa, son yıllarda elde edilen yeni bulgular ve teknolojik ilerlemeler sayesinde bilimin artık dinozorlara dair hemen her soruya bir cevabı var:

  • Tüyleri ne renkti?
  • Ebeveyn bakımı nasıldı ve neyle besleniyorlardı?
  • Nasıl hareket ediyor ve koşuyorlardı?
  • Soyları neden ve nasıl tükenmişti?
  • En önemlisi, onları geri getirebilecek miyiz?

Ünlü paleontolog Michael J. Benton ‘Dinozorların Yeniden Keşfi’nde sadece bu soruları cevaplamakla kalmıyor; dinozorların hayatları, evrimleri ve bilimsel araştırmalardaki son keşifler hakkında da heyecan verici bir öykü anlatıyor.

En son paleontolojik kanıtları bir araya getirerek dinozor araştırmalarının spekülasyondan nasıl bilimsel bir alana dönüştüğünü açıklıyor.

Çin’den Patagonya’ya, Burma’dan İngiltere adasına, renkli görseller ve 120’den fazla dinozor çizimiyle bu muazzam canlıların peşinde, dinozor meraklılarına eşsiz bir okuma deneyimi sunuyor.

  • Künye: Michael J. Benton – Dinozorların Yeniden Keşfi: Bilimsel Bir Devrim Tarihi Nasıl Yeniden Yazıyor?, çeviren: Samet Öksüz, İrene Kitap, bilim, 392 sayfa, 2024

Henry Mance – İnsanların Şekillendirdiği Bir Dünyada Hayvanları Nasıl Sevmeli? (2024)

Hayvanları seviyoruz, fakat eylemlerimiz bu sevgiye sığıyor mu?

Sevgimizi sınavdan geçirsek, hayvan yaşamının değersizliği üzerine kurulmuş mezbahalarımız, bir günlükken yavrusundan koparılmış, meme iltihabı ve topallıkla boğuşan süt makinesi ineklerimiz, gaddarlığın vücut bulmuş hali olan balıkçılık yöntemlerimiz, hayvanların yapaylığa ve can sıkıntısına mahkûm edildiği hayvanat bahçelerimiz ve hatta cins hayvan hevesimiz yüzünden eklem sorunlarından ve türlü hastalıklardan mustarip köpeklerimiz, bu sınavdan geçebilir mi?

Henry Mance ‘Hayvanları Nasıl Sevmeli’de, sahne ışıklarını yüz çevirdiğimiz, yok saydığımız, görmezden geldiğimiz hoyratlığımıza çeviriyor.

Kendi sınavını vermek için bir mezbahada yüz yüze geldiği başı kopuk koyunun göğüs kafesine kuş bakışı bakıyor, dondurucu soğukta balık tutmaya, puslu ormanda geyik vurmaya çalışıyor.

Avcılıktan veganlığa uzanan yelpazede sevgisini tanımlamaya çalışırken okuru kendi kültürüne, alışkanlıklarına ve duygularına doğru zorlu bir yolculuğa çıkarıyor.

Sırça köşkünüzden çıkmaya, dünya üzerinde bıraktığımız ayak izini görmeye, hayvanlara adil muamelenin daha iyi yollarını aramaya hazır mısınız?

İnsanlar başka hayvanlarla bağlantı kurmak için kendi yollarını bulur, diyor Mance.

Sizinki ne olacak?

Henry Mance, Financial Times için siyaset ve çevre konularında yazıyor.

  • Künye: Henry Mance – İnsanların Şekillendirdiği Bir Dünyada Hayvanları Nasıl Sevmeli?, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2024

James Herriot – Küçük Büyük Tüm Canlılar (2024)

Dünyanın en sevilen veterineri James Herriot’un yürek ısıtan, eğlenceli ve yer yer hüzünlü dünyasına yakından bakalım.

Kırk yılı aşkın süredir, James Herriot muhteşem öyküleri, derin yaşam sevgisi ve olağanüstü öykü anlatma yeteneği ile okuyucularını kendine hayran bıraktı.

Herriot, onlarca yıldır en küçüğünden en büyüğüne kadar yüzlerce hayvanı tedavi edip hayata tutunmalarına vesile olurken hem hayvanları hem de insanları keskin gözleriyle ve sevgi dolu kalbiyle gözlemledi.

‘Küçük Büyük Tüm Canlılar’da, mesleğe yeni başlayan ve Yorkshire kırsalındaki veterinerlik uygulamalarının, veterinerlik okulunun yetersiz ortamında öğrendiklerinden çok farklı olduğunu keşfeden genç Herriot ile tanışıyoruz.

Bazı ziyaretler yürek burkacak derecede zor, bazıları neşeli ve eğlenceli.

Hayvanlar dünyasına olan sevgisini her cümlesinde hissedeceğiniz yazar, veterinerliğin muhteşem taraflarını, karşılaşılabilecek vaka çeşitliliğini ve hiç bitmeyen zorluklarını keşfediyor ve okurunu da büyülü dünyanın içine sokuyor.

Herriot’un anıları dünya çapında 80 milyon kopya sattı ve hâlâ her yaştan okuyucunun ilgisini çekmeye devam ediyor.

  • Künye: James Herriot – Küçük Büyük Tüm Canlılar: Veterinerliğe Adanmış macera Dolu Bir Ömür, çeviren: Muhlis Ünal Salman, Epsilon Yayıncılık, hayvanlar, 528 sayfa, 2024

Carl Safina – Yaban Dersleri (2023)

 

Nedir bizi biz kılan, doğa mı yoksa çevremiz mi?

İnsanların gelişimine dair uzun zamandır süregelen bir tartışma bu.

Peki ya hayvanlar?

Bazıları kültürün sadece insanlara özgü bir olgu olduğuna inanır.

Ancak bu kitap, tam olarak hayvan kültürlerini ele alıyor.

İspermeçet balinalarının, makavların ve şempanzelerin geleneklerinin olduğunu, belirli bir topluluk içinde bir birey olarak kendilerini tanıdıklarını ve eylemlerinin büyük oranda “öğrenilmiş” olduğunu gösteriyor.

Kalıtım denince aklımıza genler gelir; oysa kültür, nesiller boyunca aktarılan ikinci bir kalıtım biçimidir.

Koşulların değiştiği durumlarda sosyal öğrenme, genlerden çok daha hızlı biçimde uyum sağlamayı mümkün kılar.

‘Yaban Dersleri’, bizi serbest yaşayan hayvan topluluklarındaki bireylerle tanıştırıyor.

Hayvanların nasıl yaşadığına dair önyargılarımızın ötesinde, aydınlatıcı bir açıklama sunuyor.

Carl Safina, hem insanlar hem de diğer hayvanlar için kültürün “Burada nasıl yaşıyoruz?” sorusuna verilen cevaplardan oluştuğunu gösteriyor.

Hayvan kültürlerini açıklarken aynı zamanda insan kültürünü daha iyi anlamamızı sağlıyor.

İnsanlar arasındaki önemsiz kültürel farkların nasıl olup da bu denli çözümsüz gerilimlere yol açtığını açıklıyor.

  • Künye: Carl Safina – Yaban Dersleri: Hayvan Kültürleri Nasıl Aile Kurar, Güzellik Yaratır ve Barış İçinde Yaşar, çeviren: Özgür Umut Hoşafçı, Babil Kitap, antropoloji, 496 sayfa, 2023

Paul Koudounaris – Kedilerin Dünya Tarihi (2023)

Medeniyetin doğuşundan bu yana aramızdalar.

Ve günümüzde kimileri için sadece eğlenceli evcil hayvanlar olarak görünseler de geçmişleri kahramanlık, aşk, trajedi, fedakârlık öyküleriyle dolu.

İkna olmadıysanız Kedi Baba, bilgili bir tekir olarak pagan tanrıların kucağından günümüze, kedigillerin tarihini gözler önüne sermek için burada.

Baba, neredeyse her kıtayı ve binlerce yılı kapsayan bu hayatta kalma hikâyesiyle okuyuculara; tarih öncesi Mısır’daki Kedi Tanrıçası Bastet’ten, cesur okyanus kâşiflerine, Dünya Savaşı kahramanlarından kötü şöhretli Amerikan tekirlerine kadar unutulmuş kahramanları hatırlatıyor.

Aynı zamanda yetenekli bir model olarak kostümlü portreleriyle onlara hayat veriyor.

‘Kedilerin Dünya Tarihi’ geçmişin farklı yönlerine uzanan ve yeniden düşünmemizi sağlayan ama bu kez patilerle yapılan bir yolculuk.

  • Künye: Paul Koudounaris – Kedilerin Dünya Tarihi, çeviren: Şafak Tahmaz, Say Yayınları, hayvan, 328 sayfa, 2023

Fulya Marmara – Cehaletin Kültürel Üretimi ve Hayvanlar (2022)

Günümüzde insanlığın belki de en büyük sorunu, hayatı yorumlama sürecini kendine mal etmesi.

İnsanların pek çoğuna göre her şey insan için.

Bu sebeple de tüm anlama, anlamlandırma, yaratma eylemleri insan merkezli.

Hayata bu bakış açısıyla bakan insan ne yazık ki büyük bir yıkımın eşiğinde olduğunun bilincine varamıyor ve buna devam ettiği takdirde sadece gezegeni paylaştığımız diğer canlıları değil, kendini de yok oluşa sürüklediğini fark edemiyor.

Peki nasıl oluyor da bunca ilerlemeye, teknolojik üstünlüğe sahip insan bu basit gerçekliği göremiyor?

İşte bu noktada cehalet kavramı çıkıyor karşımıza.

Sahip olduğumuz kültür, bulunduğumuz coğrafya, ekonomik şartlar ve fiziksel sınırlar nedeniyle birçok konuda cahiliz.

Ancak burada korkutucu olan bilinçli seçilmiş cehalettir.

ABD’li fütürist Alvin Toffler, “21. yüzyılın cahilleri okuma yazma bilmeyenler değil, öğrenmeyen, öğrendiği yanlışlardan vazgeçmeyen ve yeniden öğrenmeyenler olacak.” derken işte böyle bir cehaleti anlatır.

Böylece cehaletin kültürel inşası; mahremiyet, aptallık, kayıtsızlık, sansür, bilgi kirliliği, inanç, sindirme, bastırma gibi stratejilerle tekrar tekrar üretilmiş olur.

Cehaletin kültürel olarak üretiminden en çok etkilenen canlıların başında ise hayvanlar geliyor.

Bu inşanın en etkili silahı da dil.

Dilin türcü ve yönlendirici kullanımı hayvanlar hakkındaki cehaletimizin en önemli gerekçelerinden biri.

Fulya Marmara, bu kitabında okuru zihinsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Cehaletin yani bilmediklerimizle bildiğimizi sandıklarımızın ve tahakkümü ortaya çıkaran mekanizmaların peşine düşüyor ve diyor ki “İnsanın kurtuluşu; hayatın çoklu yorumuna ve yaratımına saygılı bir bakışın içselleştirilmesiyle mümkündür.”

  • Künye: Fulya Marmara – Cehaletin Kültürel Üretimi ve Hayvanlar: Cehalet ve Tahakküm Süreçlerini Nasıl Geri Çevirebiliriz?, Yeni İnsan Yayınevi, inceleme, 176 sayfa, 2022