Iris Marion Young – Adalet ve Farklılık Politikası (2023)

Iris Young’ın ‘Adalet ve Farklılık Politikası’ndaki argümanı, bu kitabın ilk kez basıldığı zamanlarda da anlaşıldığı üzere, felsefi açıdan zengin olmasının yanı sıra ileri görüşlü olarak da nitelenebilir.

Adalet, farklılıkları desteklemeli mi yoksa tek düze insan yaratmaya mı çalışmalı?

  • Farklılıkları destekleyen bir adalet tüm vatandaşlarına eşitliği nasıl getirmeli?
  • Feminizm, Siyah özgürleşmesi, Amerikan Yerlileri hareketi ve gey ve lezbiyen özgürleşmesi gibi sol siyasetle ilişkili yeni grup temelli toplumsal hareketlerin iddialarının adalet ve siyaset felsefesi açısından sonuçları neler olmalıdır?
  • Postmodern felsefenin Batılı adalet sistemine meydan okumasının adalet ve siyaset felsefesi üzerindeki etkileri nelerdir?
  • Eşitlik ve demokrasiye yönelik geleneksel sosyalist çağrılar adalet sistemine nasıl eklenebilir?
  • Yeni toplumsal hareketler dolaylı olarak hangi sosyal adalet anlayışlarına hitap eder ve geleneksel adalet anlayışlarıyla nasıl yüzleşir veya onları nasıl değiştirir?

İşte bu kitap daha önceki adalet teorilerinde ele alınmayan ancak günümüzde eksikliği hissedilen bu yeni soru ve sorunlara cevap arıyor.

  • Künye: Iris Marion Young – Adalet ve Farklılık Politikası, çeviren: Nadire Özdemir, Fol Kitap, felsefe, 416 sayfa, 2023

Pelin Pınar Giritlioğlu – Kentin Hukuku (2023)

 

 

Planlamanın hukuk ve siyasetle giderek daha fazla iç içe geçtiği günlerde, ülkemiz kentleri afetlerle, kentsel dönüşümle, yasal gelişmeler ve hukuk mücadeleleriyle oldukça yoğun bir gündeme ev sahipliği yapıyor.

Bu sistemden beslenen iktidar, güç, bölüşüm ilişkilerinin alt ölçekte kenti ve kent mekânını sınır tanımaksızın şekillendirişine tanıklık ediyoruz.

Bu tanıklık, ormanlar, tarım alanları, meralar, su havzaları, tarihi kent mekânları, kimlik ve bellek gibi kente dair ne varsa tümünü içeriyor.

Kent mekânı hızla bir mücadele alanı olmaya başlıyor.

‘Kentin Hukuku’ adlı bu çalışma, teori ve pratiği hukuk zemininde bir araya getirmeyi hedefleyerek tüm bu süreci, kentlerdeki deneyimler üzerinden ele alıp okumaya, sorgulamaya ve okuyucuya aktarmaya çalışıyor.

Tek bir zaman dilimine odaklanmama ve süreci bir bütün olarak okuma ve anlama çabasıyla ele alınan tüm bu deneyim, çalışmada planlama ilke ve esasları, planlama hiyerarşisi, plan uygulamaları ve davalar, emsal yargı kararları, örnek olaylar, yasal gelişmeler ve kent mekânındaki hukuksuzluğa bir itiraz olarak yükseltilen kent mücadeleleri üzerinden ele alınarak sunuluyor.

Kent, mekân, hukuk arasındaki sorunlu ilişki, ‘Kentin Hukuku’nda; planlama, kentsel koruma, kentsel dönüşüm, kentsel yenileme, kamulaştırma ve kamusal alanlar ekseninden derinlemesine bir sorgulamayla ortaya konuyor.

  • Künye: Pelin Pınar Giritlioğlu – Kentin Hukuku, Nobel Yayınları, kent çalışmaları, 384, 2023

Samuel Pufendorf – Doğal Hukuka Göre İnsanın ve Yurttaşın Ödevi (2023)

1632-1694 yılları arasında yaşayan Samuel Pufendorf, Reform hareketleri, mezhep anlaşmazlıkları, Otuz Yıl Savaşları, Vestfalya Antlaşması ve Aydınlanma gibi 17. yüzyıl Avrupa tarihinin en önemli olaylarına tanıklık etmiş çok önemli bir düşünürdür.

Pufendorf, yaşamının son on sekiz yılında, başarılı, modern Protestan devlet kurucular ve aydınlanmış mutlakiyetçiliğin örnekleri olarak görülen üç hükümdara danışmanlık yapmıştır.

Bu nedenle yazıları, modern, devlet merkezli siyasi pratiğin felsefi sunumları olarak kabul edilmiştir.

Avrupa’da yeni düzenin hangi temeller üzerine kurulması gerektiği konusunda fikir yürüten Pufendorf’un düşüncelerini, kaleme aldığı çok sayıdaki eserde görürüz.

‘Doğal Hukuka Göre İnsanın ve Yurttaşın Ödevi’ başlığını taşıyan bu eser, Pufendorf’un Otuz Yıl Savaşları sonrasında Avrupa’nın yeni yapısının nasıl olması gerektiğine dair görüşlerini içeriyor.

Ona göre, tüm Avrupalıların yeni siyasi düzene rıza göstermesini sağlayabilecek ve barışı getirebilecek yeni bir ahlak, onları bölen dinsel farklılıklardan bağımsız olmalı ve bununla birlikte bu rakip dinlere yönelik inanç ve ibadete ahlak çerçevesinde izin verilmeliydi.

Pufendorf, Reform hareketleri sonucunda Avrupa’da yaşanan mezhep savaşlarının Avrupa siyasi ve toplumsal sistemine verdiği zararın düzeltilmesi için kafa yoran ve bu amaçla fikirlerini yazıya döken önemli bir 17. yüzyıl düşünürü.

Yaklaşık 30 yıl süren bu savaş döneminin ardından yeni düzenin hangi temeller üzerine bina edilmesine dair kaleme aldığı bu eser, çeşitli tartışmalara kapı aralamış olsa da dönemin Avrupa siyasetinin sınırlarının çizilmesinde etkili oldu.

Bu nedenle bu eser, Batı siyaset düşüncesinin önemli çalışmaları arasında yer alıyor.

  • Künye: Samuel Pufendorf – Doğal Hukuka Göre İnsanın ve Yurttaşın Ödevi, editör: James Tully, çeviren: Reha Kuldaşlı, Timaş Yayınları, hukuk, 208 sayfa, 2023

Kolektif – Kadına Karşı Ayrımcılık (2023)

“Kadınlara karşı ayrımcılık” çok geniş kapsamlı ve disiplinlerarası bir kavram.

Bu kitapta yer alan katkılar bu gerçeğin ışığında, kadına karşı ayrımcılık sorununa odaklanan incelemelerden oluşuyor.

Ve bu yaklaşım, kadının insan haklarına ilişkin uluslararası temel normatif bir düzenleme olan Birleşmiş Milletler Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi (kısa adıyla CEDAW) bağlamında derinlemesine inceleniyor.

Kadınlara karşı ayrımcılığın önlenmesine yönelik Sözleşme ile kurulan bu koruma rejiminin geliştirilerek inşa edilmesi, birkaç yıl sonra yarım yüzyıla varacak, iç devinimi çok yüksek olan bir süreci kapsıyor.

Bu devinimin başlıca aktörleri elbette kadınlar, yerel ve uluslararası kadın hakları hareketi ve uluslararası örgütler bünyesinde gerçekleştirilen mücadele.

Bu hakların korunması rejiminin ürettiği ve diğer disiplinler alanındaki gelişmeleri dikkate alarak geliştirdiği, kavramsal ve uygulamaya dair önemli bir hak standartları birikimi oluştu.

Bu önemli gelişim, bu kitaba katkıda bulunan, uluslararası ve yerel kadın hakları çalışmaları ve hareketi alanında yetkin araştırmacıların farklı başlıklar altında, geniş bir çerçeveye yayılan çalışmalarıyla irdeleniyor.

CEDAW hak koruma rejimi, CEDAW Komitesi’nin Genel Tavsiyeleri, Nihai Gözlem Raporları, Komite nezdinde bireysel şikâyet başvurusu ve soruşturma usulleri, bireysel başvurulara ilişkin Komite kararları; özen yükümlülüğü kavramı; geçici özel önlemler ve özel önlemler; toplumsal cinsiyet eşitliği; toplumsal cinsiyete dayalı şiddet; kesişimsellik; Türkiye ve CEDAW bağlarının kurulması ve gelişimi, Türkiye hukukunda CEDAW’a uyma yükümlülüğünün yapıtaşlarının eleştirel olarak değerlendirilmesi kitabın omurgasını oluşturan konular.

Kitap, cinsiyete dayalı ayrımcılık konusunda, CEDAW deneyimini değerlendirme bağlamında, Türkçe literatüre önemli bir katkı sağlayacaktır.

Bu kitap, İstanbul Bilgi Üniversitesi, İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi bünyesinde, uzman araştırmacılar Gökçeçiçek Ayata ve Sevinç Eryılmaz tarafından yürütülen, Federal Almanya Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosluğu tarafından desteklenen “Hukukçular için CEDAW Okuryazarlığı” başlıklı proje kapsamında hazırlandı.

  • Künye: Kolektif – Kadına Karşı Ayrımcılık: Hukuk Toplum Devlet ve CEDAW, derleyen: Sevinç Eryılmaz, Gökçeçiçek Ayata ve Pınar Çağlı, Zoe Kitap, hukuk, 408 sayfa, 2023

Yağmur Birdal – Erkek Adalet Kıskacında Kadınlar (2023)

Neredeyse düne kadar normal görülen kadına şiddetin feministlerce deşifre edilerek suç niteliği kazanması ve bu şiddete yönelik kamusal müdahaleye ilişkin ihtiyaç çağrısı, bugün toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanamadığı koşullarda halen karşılığını tam olarak bulamadı.

Toplum tarafından güvenli addedilen evleri içinde sistematik şiddete ve eziyete maruz kalan kadınlar, tarih boyunca hemcinslerinin yaptığı gibi, bu şiddete dur diyebilmek için bazen kocalarını, partnerlerini, aile fertlerini öldürmekten başka çıkar yol bulamıyor.

Yenin içinde kalması gereken bu “görünmez” eziyete ömür boyu katlanmaları, sabretmeleri toplum tarafından meşru kabul edilirken, işkencecisini öldüren bu kadınlar, hem o noktaya gelene kadar resmi yardım ve müdahale çağrılarının yanıtsız ve etkisiz kalmasıyla, hem de olay akabinde kendilerini bu noktaya getiren özgül koşulların ve yaşadıkları sürecin yarattığı travmatik tahribatın gözardı edilmesiyle geleneksel hukuka içkin cinsiyetçi ayrımcılığa maruz bırakılarak hukuk içinde bir kez daha örseleniyor.

Feminist adli ve klinik psikolog Lenore Walker’ın ortaya attığı “örselenmiş kadın sendromu” kavramı bu kadınların eylemlerini olması gerektiği gibi bütüncül bir bakış açısıyla görme ve değerlendirme imkânı yaratıyor.

Eril hukukun, bu çağrıya kulak verdiğinde, sosyo-kültürel ve psikolojik de dahil olmak üzere kadınları çevreleyen koşulları gözeten, cinsiyete duyarlı mekanizmalarla “erkek değil, gerçek adalet”i sağlama ihtimalinin kapısını aralıyor.

Yağmur Birdal, “örselenmiş kadın sendromu” ve kadın suçluluğu kavramının dünya kriminoloji literatürüne girişini ve tuttuğu yeri farklı ve karşıt yaklaşımlarla birlikte ele alırken, Türkiye’de kocasını öldüren kadınların yargılanmasındaki adil olmayan süreç ve unsurları da örnekleriyle gözler önüne seriyor.

Basına da yansıyan bu tür davaların vekilliğini üstlenen avukatlarla yürüttüğü araştırma sonucunda, sistemin neden ve nasıl işlemediğini, resmi makamların cinsiyetçi reflekslerini, daha farklı bir yargılama süreci için meşru müdafaa, mazeret nedeni, haksız tahrik gibi kavramların nasıl ele alınması gerektiğini de açıklıkla ortaya koyuyor.

Hukukçular kadar her yaştan kadının da okuması gereken ufuk açıcı bir çalışma…

  • Künye: Yağmur Birdal – Erkek Adalet Kıskacında Kadınlar: Örselenmiş Kadın Sendromu ve Feminist Kriminoloji, Sel Yayıncılık, hukuk, 212 sayfa, 2023

Sami Selçuk – Zorba Devletten Hukukun Üstünlüğüne (2023)

Dünyada ve Türkiye’de çok hızlı bir değişim yaşanıyor.

Geleceğin dünyası ve Türkiyesi bambaşka olacak.

Bu değişim sadece bilim ve teknolojide, bilgisayarda, elektronikte, biyokimyada değil; ekonomide, hukukta, sosyal hayatın her kesiminde, kültürde ve en önemlisi zihinlerde ortaya çıkacak.

Peki, Türkiye bu değişimi karşılamaya hazır mı?

Eski Yargıtay Başkanı Sami Selçuk, son dönemde hukuk ve devlet felsefesi konusunda tek isim olarak öne çıkarken; temel hal ve hürriyetleri, demokrasiyi ve hukukun üstünlüğünü savunan hür düşünceli, demokrat aydın tipinin önde gelen temsilcisi olarak de tanınıyor.

Selçuk, yirmi yıldan fazla süre önce kaleme aldığı eldeki kitabında, gerici anlayışı temsil eden zorba devlet durumundan, medeniyetin gereği olan hukuk devletine geçişin dinamiklerini çok yönlü bir bakışla irdeliyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Çoğulculuk bilincine ulaşmış, onu sindirip özümsemiş bir halk, büyük bir halktır; kimseyi ötekileştirmez. Her insanı bir hukuk öznesi olarak görür ve onun haklarını da kendi hakkı gibi savunur; savundukça çoğalacağını bilir. Gerçek tekil değil, çoğuldur. Doğa tek tip insan yaratan bir klinik değildir (…) iki binli yıllara evrilirken bu konuda hepimize düşen ödevler vardır. Ödevlerimizin ortak paydası, kuşkusuz, bilimi uygulamaya aktarmak ve demokrasiyi yerli yerine oturtmaktır.”

  • Künye: Sami Selçuk – Zorba Devletten Hukukun Üstünlüğüne, İmge Kitabevi, hukuk, 514 sayfa, 2023

Kolektif – Psikolojik Hukukbilim (2023)

Psikolojik hukukbilim, hukuk alanında psikolojiden yararlanma fikri üzerine temellenir.

Psikoloji bilimlerinin teori ve yöntemlerine dayanarak politika oluşturmanın ve adaleti tesis etmenin yeni yollarını araştırır.

Bu kitap, edebiyat eleştirisi, psikanaliz, feminist teori, politik ekonomi gibi çeşitli eleştirel düşünce biçimlerine dayanan ‘radikal’ bir bakış sunuyor.

Çalışma, psikohukuki düşünce biçiminin temellerini ortaya koyuyor.

Adli psikiyatri çerçevesinde hüküm verme, ebeveyn katli, isnat edilebilirlik, ergen kimlik gelişimi, cezai yaptırımlılık ve suçlu rehabilitasyonu dâhil olmak üzere bir dizi karmaşık konuyu ele alıyor.

Kitap, adli psikoloji araştırması ve uygulamasında yeni ve gerekli bir hat belirliyor.

Psikohukuki hüküm verme pratiğini imal eden ve sürdüren kültürel ve sosyal güçlerin farkında olarak derleme, hukuk-psikoloji-suç hareketinin, asıl amacı olan yurttaş adaletine ve sosyal refaha katkı yapacak bir yola radikal ajanda tarafından anlamlı bir şekilde nasıl geri döndürebileceğini, eleştirel bir perspektifle araştırıyor.

Ted Kaczynski’nin ele alındığı vaka analizlerinden, Freudyen profil analizlerine, sistemler kuramı bağlamında incelenen hukuk kavrayışından, hukuk dünyasında eşitliğin ve şiddet üretmeyen yasaların gerçek anlamda nasıl tesis edilebileceğine eğilen eser, Türkiye’de henüz üzerinde durulmamış bir dizi soruna ışık tutuyor.

Bu açıdan kitap, vakalara yeni bir mercek tutmaya imkân sağlıyor.

  • Künye: Kolektif – Psikolojik Hukukbilim: Hukuk, Suç ve Toplum, editör: Bruce A. Arrigo, çeviren: Zeki Avcı, Fol Kitap, hukuk, 344 sayfa, 2023

Tolga Şirin – Meclis Hükümeti (2023)

Meclis hükümeti 1793’te Jakobenlerin, 1918’de Bolşeviklerin ve 1921’de Kemalistlerin kabul ettiği siyasal rejimin adı.

Jean-Jacques Rousseau ve Karl Marx’ın teorilerinde ve sırasıyla Maximilien Robespierre ve Vladimir İlyiç Lenin’in pratiklerinde karşılık bulan bu modelin, Atatürk Türkiye’sinde de kendine özgü bir yansıması olmuştu.

Bu devrimci model, günümüzdeki anayasa tartışmalarında nadiren gündeme geliyor veya kimilerince olumsuz sıfatlarla anılıyor.

Anayasa Hukukçusu Tolga Şirin, bu kitabında, adı geçen filozofların anayasa teorilerini karşılaştırmalı olarak ele alıyor; Fransız, Rus ve Türk devrimlerinin neden bu modeli tercih ettiklerini analiz ediyor ve bir bakıma bu siyasal rejime sahip çıkıyor.

Meclis Hükümeti’nin, kuvvetlerin yürütmede birleştiği modellerden neden farklı ele alınması gerektiğini akıcı bir dille anlatan yazar, çalışmasını Bonapartizm ile Jakobenizmin bir tutulamayacağı belirlemesiyle tamamlıyor.

Günümüzdeki pek çok tartışmaya da eleştirel bir projeksiyon tutan eser, sadece hukukçulara değil; siyaset bilimi, tarih ve felsefe gibi farklı alanlarla ilgilenen okurlara da hitap ediyor.

  • Künye: Tolga Şirin – Meclis Hükümeti: Rousseau’dan Marx’a, Lenin’den Atatürk’e Bir Ortak Kesen, On İki Levha Yayınları, hukuk, 200 sayfa, 2023

Adam Gearey – Hukuk ve Estetik (2023)

Hukukçuların işlerine bir sanat eseri, saygı duyulası bir zarafet, uyum, denge ve diğer estetik değerler olarak bakabilir miyiz?

Adam Gearey, Nietzsche’den Lacan’a ve hatta Bob Dylan’a uzanarak bir hukuk estetiğinin imkânları üzerine düşünüyor.

‘Hukuk ve Estetik’, ismini aldığı iki kavramın edebiyat eserleri, özellikle de şiirler üzerinden kesişim noktalarına odaklanıyor.

Hukukun bir estetik beğeni nesnesi olarak ele alınabileceğinden hareketle, hukuk disiplini içinde karşılaşmaya alışık olunan adalet, uyum, denge, form gibi kavramları, alışık olunmayan şekilde etik değil ama bu kez estetik değerlendirmeye konu ediyor.

Bunun için de Eleştirel Hukuk Çalışmaları’nın açtığı yoldan geçiyor.

Weinrib, White, Frost, Shelley, Lacan, Nietzsche, Goodrich, hatta Bob Dylan gibi isimlerin ortaya koyduğu eser, kavram ve bakış açısı setiyle okuyucuya yeni bir ufuk getiriyor.

  • Künye: Adam Gearey – Hukuk ve Estetik, çeviren: Dilara Ağaoğlu Canay, Efil Yayınevi, hukuk, 120 sayfa, 2023

Kolektif – Doğa ve Evrim (2023)

Biyolojik evrim ya da kısaca adlandırıldığı şekliyle evrim, yeryüzündeki canlıların belli mekanizmalar dâhilinde değişip dönüşmeleri olgusunu ifade eder.

Bu içeriğiyle evrim, bir kuram değil bir olgudur.

Bu olgu tarihin çok erken dönemlerinden bu yana farklı düşünürler tarafından gözlemlenmiş, anlamlandırılmaya çalışıldı.

Evrim olgusunu yönlendiren başlıca mekanizmalardan birisi olan doğal seçilimin Charles Darwin tarafından ortaya konulması, bu düşünsel hattın önemli aşamalarından biridir.

Ancak evrimi anlama ve anlamlandırma yolundaki çaba orada başlamaz, çok daha gerilere uzanır.

Bu derleme Anaksimandros ve Epikuros’tan başlayan, El Câhız ve İbn Tufeyl’den geçen, Machiavelli, Humboldt ve Nietzsche’ye uğrayan, Subhi Edhem’i ve W.D. Hamilton’u kapsayarak Peter Singer’a uzanan bir çizgide, evrim düşüncesine yapılmış katkılardan bir seçki sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Doğa ve Evrim, editör: Cemal Bâli Akal ve Ozan Erözden, Zoe Kitap, inceleme, 282 sayfa, 2023