Josh Cohen – Çalış(ma)mak: Daha Ciddi Bir Mesai (2021)

Çalışmanın ve köleliğin yüceltildiği günümüzde, hiçbir şey yapmamak en devrimci tutumdur.

Psikanalist ve edebiyat kuramcısı Josh Cohen de, hiçbir şey yapmama sanatının inceliklerine ışık tutuyor, alternatif bir yaşamın olanaklarını tartışıyor.

Cohen’e göre, kendimizi daima çok fazla şey yapma dürtüsü ve hiçbir şey yapmama arzusu arasında sıkışmış olarak buluruz.

Suçluluk duyarız, zira arzularımızı bünyemizin utanç verici ya da fuzuli bir arızası olarak görmeye meyleden varlıklarız.

İşte ‘Çalış(ma)mak’, Orson Welles’ten Emily Dickinson’a, David Foster Wallace’tan Andy Warhol’a pek çok ismi karşımıza çıkararak ve aynı zamanda edebiyat, kültürel çalışmalar ile psikanaliz gibi farklı disiplinlerden yararlanarak bizi çalışmak, arzular, tembellik, can sıkıntısı ve hiçbir şey yapmamak gibi konular üzerine daha kışkırtıcı bir perspektifle bakmaya davet ediyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Peki ya duygusuz sırıtışıyla saat yönünde hareket eden Duracell Tavşanına ne demeli? Sinir bozucu olmakla birlikte dikkat çeken bu tavşan, yaşamlarımızın sürüklenebileceği otomatikleşmiş durumu hissettirir. Duracell Tavşanı gücünü kişisel bir amaç ya da arzudan değil bitmez tükenmez gayrişahsi bir enerjiden alarak yoluna devam edip durur. Yüzüne yapışmış sırıtışın ardında apokaliptik pop kültürümüzün her yerde karşımıza çıkan simgesi, körlemesine ilerlemenin arafının pençesine düşmüş o zombinin aşikâr figürü saklanır.”

  • Künye: Josh Cohen – Çalış(ma)mak: Daha Ciddi Bir Mesai, çeviren: Burcu Halaç, Sel Yayıncılık, inceleme, 264 sayfa, 2021

James Ball – Sistem (2021)

İnternetin özgür, karmaşık, tehlikeli ve rahatsız edici tüm yönleri üzerine harika bir çalışma.

Pulitzer ödüllü gazeteci-yazar James Ball, eleştirel bir bakışla, bir zamanlar demokrasinin yenilikçi bir uzantısı olarak coşkuyla karşılanan internetin insanları güçlendirdiği kadar onları aynı zamanda zayıflattığını da ortaya koyuyor.

İnternet denen bu karmaşık ağın sahiplerinin, finansörlerinin ve denetleyicilerinin kimler olduğunu derinlemesine araştıran Ball, bu devasa sistemin nasıl geliştiğini, ekonomi ve politikayı kullanarak toplumu nasıl şekillendirdiğini gözler önüne seriyor.

Ball, bilgisayar bilimcilerden kablolu yayıncılara, milyarder yatırımcılardan reklamcılara, aktivistlerden istihbarat kurumlarına kadar pek çok kişiyle röportaj yaparak internetin keşfedildiği ilk günden günümüze kadarki dönüşümünün kısa tarihini yazıyor.

Facebook, Google, Amazon, Apple gibi şirketlerin iç işleyişini çözümleyerek buzdağının görünmeyen yüzüne dikkat çekiyor.

Silikon Vadisi’nin karizmatik CEO’ları Mark Zuckerberg, Jeff Bezos, Larry Page gibi isimleri masaya yatırarak internetin özgür, karmaşık, tehlikeli ve rahatsız edici tüm yönlerini ortaya koyuyor.

  • Künye: James Ball – Sistem, çeviren: Yasin Konyalı, Timaş Yayınları, inceleme, 252 sayfa, 2021

Elias Canetti – Davalar: Franz Kafka Hakkında (2021)

Büyük yazar Elias Canetti, Kafka’yı kendisine o kadar yakın görüyordu ki, Stockholm’e Nobel ödülünü almaya giderken, aslında “Kafka’ya eşlik ettiğini” belirtmişti.

Bu kitap ise, Canetti’nin Kafka üzerine notlarını, yazılarını ve konuşmalarını bir araya getirmesiyle çok değerli.

Canetti Vakfı’nın görevlendirmesiyle Susanne Lüdemann ve Kristian Wachinger tarafından yayıma hazırlanan çalışma, Canetti’nin “Öteki Dava” denemesinin yanı sıra, denemenin yazılmasından önceki 1946–1966 yıllarında, deneme üzerinde çalıştığı 1967–68 yıllarında ve daha sonraki 1969–1994 yıllarında yazdığı notlar yer alıyor.

Kitapta ayrıca Canetti’nin 1948 yılında Bryanston Summer School’da verdiği “Proust, Kafka Konferansı” ve 10 Mayıs 1980’de, kendisine verilen Johann Peter Hebel Ödülünün töreninde yaptığı “Hebel ve Kafka” başlıklı konuşma da yer alıyor.

Canetti, Kafka ile ilk kez, 1930/31 kışında, tek romanı ‘Körleşme’ üzerinde çalışırken, Viyana’daki Lanyi kitabevinde karşılaştığı ‘Dönüşüm’ ve ‘Açlık Sanatçısı’nı okuyarak tanıştı.

Canetti’nin, ‘Körleşme’nin sonraki akışı üzerinde etkili olduklarını itiraf ettiği bu iki öyküyü okuması, Kafka’yla ömür boyu süren ve izleri bu kitapta toplanan tartışmasının başlangıcına işaret ediyor.

Kitap, Canetti’nin Kafka’ya ilişkin düşüncelerini sunduğu gibi, kendi hayatından ilginç ayrıntılar da barındırıyor.

  • Künye: Elias Canetti – Davalar: Franz Kafka Hakkında, çeviren: Mustafa Tüzel, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 384 sayfa, 2021

Nicolai Hartmann – Romantikler (2021)

Dört büyük romantik üzerine kısa ama etkileyici bir metin.

Alman filozof Nicolai Hartmann’ın enfes çalışması, romantik yaşam ve düşünceye giriş niteliğinde.

Ağırlıklı olarak romantik akımın ünlü simaları Schlegel, Hölderlin, Novalis, Schleiermacher’i, ayrıca akımın öncüsü Hemsterhuis’un düşüncelerini de irdeleyen Hartmann, romantizmi kendine has kılan belli başlı yönlerini ve kavramsal temellerini açıklıyor.

Kitap, yukarıdaki isimlerin her birinin kendi katkılarını duru bir şekilde aydınlattığı gibi, aynı zamanda romantizmin hem şiire ve hem de felsefeye yönelen kollarını da saptıyor.

  • Künye: Nicolai Hartmann – Romantikler: Schlegel, Hölderlin, Novalis, Schleiermacher, çeviren: Saygın Günenç, Fol Kitap, inceleme, 128 sayfa, 2021

Çimen Günay-Erkol – Yaralı Erkeklikler (2021)

12 Mart darbesini konu edinen romanlar benzersizdir.

Örneğin, verili erkekliğe cesur eleştiriler getirmeleriyle öncü eserlerdir.

Çimen Günay-Erkol da, gözden geçirilmiş baskısıyla raflardaki yerini alan bu özenli çalışmasında, 1971 ile 1980 yılları arasında yayımlanan, döneme ilişkin tanıklıklar içeren romanları Eleştirel Erkeklik Çalışmaları bağlamında inceliyor.

Yazarın burada net bir şekilde ortaya koyduğu şekilde, özellikle çatışma dönemlerini yansıtan hemen hemen tüm edebiyat metinlerinde olduğu gibi, bu dönemin edebiyatında da erkeklik eleştirel bir mesele haline gelmişti.

Bu eserler aracılığıyla, askerî darbenin travmatize ettiği entelektüel erkekler, sokaklarda çatışan devrimci sol ve milliyetçi sağın ataerkinin tezgâhlarında suç ortaklığı yapan üyeleri, aile reisliği ve örgüt liderliği gibi otorite pozisyonlarına yerleşen erkekler görünür kılınır ve açık yüreklilikle tartışmaya açılır.

Türkiye’deki siyasi kültürün derinlemesine dönüşmesi için erkekliğin eleştirel bir gözle sorgulanması hayatidir.

Eldeki kitap da, bu tartışmaya katkıda bulunmasıyla çok değerli ve anlamlı.

  • Künye: Çimen Günay-Erkol – Yaralı Erkeklikler: 12 Mart Romanlarında Yalnızlık, Yabancılaşma ve Öfke, İletişim Yayınları, inceleme, 328 sayfa, 2021

Lena Dominelli – Baskı Karşıtı Sosyal Çalışma (2021)

Bugün, dünyada pek çok insanın temel kaygısı, baskıların ortadan kaldırılabilmesini ve herkesin kendini ifade etme hakkına kavuşabilmesini mümkün kılabilmek.

İnsanların özgürlük ve güçlenmeye ilişkin taleplerinin yanı sıra farklı nüfus grupları arasında daha eşitlikçi sosyal ilişkiler yaratılmasına ilişkin istekler, ulus devletin baskın yurttaşlık ve katılım tanımları ile yine ulus devletin bir parçası olan refah ve sivil toplum tanımlarına da meydan okuyor.

Bu meydan okuma da, içinde sosyal çalışmanın da bulunduğu bakım odaklı mesleklerin hem kuramsal temelleri hem de uygulamaları üzerinde büyük etkiler yaratıyor.

İşte Dominelli’nin çalışması da, uygulayıcıların, yaşam deneyimleri baskıcı güç ilişkileri tarafından şekillenmiş müracaatçılara daha uygun hizmetler sunabilmelerine yardımcı olmayı hedeflemesiyle önemli.

Kitabın odak noktası, yaşamlarının her günü karşılarına çıkan ve onları kendi yaratıcı potansiyellerinin farkında olmaktan mahrum bırakan çeşitli dezavantajlı koşullarla mücadele edenler.

Kitap, sınıf, ırk, toplumsal cinsiyet, yaş, engellilik ya da cinsel yönelim gibi her biri farklı toplumsal bölünmelere karşılık gelen ve birbiri üzerine eklenerek farklı sonuçlar doğuran baskı biçimlerine ilişkin eklektik bir yaklaşımın ötesine geçmeyi amaçlıyor.

Dominelli, öncelikle, sosyal çalışmacılardan baskı altında olmanın gerçekliğin yalnızca bir kısmı olduğunu ve hem kendilerinin hem de müracaatçılarının baskı yaratan ilişkilerden azade olmadıklarını anlamalarını talep ediyor.

  • Künye: Lena Dominelli – Baskı Karşıtı Sosyal Çalışma, çeviren: Özlem Cankurtaran, Nika Yayınevi, inceleme, 288 sayfa, 2021

David Graeber – Tırışkadan İşler (2021)

Dünyaya hiçbir faydaları dokunmadığı gibi, kimileri topluma büyük zararlar veren tırışkadan işler üzerine muazzam bir antropolojik ve siyasi değerlendirme.

Yakın zamanda aramızdan ayrılan büyük antropolog David Graeber, kimseye faydası dokunmayan pek çok işin, kuşaklar boyunca nasıl katlanarak çoğaldığını gözler önüne seriyor.

Graeber, toplumsal yaşamdaki işlerin yarısından fazlasını oluşturan, tamamen anlamsız beş tür iş olduğunu savunuyor.

  • Üstlerine kendilerini önemli hissettirmeye yarayan işler: örneğin resepsiyon görevlileri, idari asistanlar, kapı görevlileri.
  • İşverenleri adına başkalarına zarar vermek veya onları aldatmak için hareket eden işler: örneğin lobiciler, şirket avukatları, tele-pazarlamacılar, halkla ilişkiler uzmanları.
  • Kalıcı olarak düzeltilebilecek sorunları geçici olarak düzelten işler: örneğin çantaları gelmeyen yolcuları sakinleştiren havayolu büro personeli.
  • Yararlı bir şeyin yapılmadığı zamanlarda yapıldığı izlenimini yaratan işler: örneğin anket yöneticileri, kurum içi dergi gazetecileri, kurumsal uyum görevlileri.
  • Çalışanları yöneten veya onlar için fazladan iş yaratan görev yöneticileri: örneğin orta düzey yönetim ve liderlik uzmanları.

Bu tür işlerin büyük ölçüde özel sektörde olduğunu belirten Graeber, ayrıca toplumsal norm işi adeta bir din olarak algıladığı için pek çok çalışanın anlamsız bulsalar da bu işleri yaptıklarını ortaya koyuyor.

Graeber, saçma ve anlamsız işleri yapmanın yarattığı döngüyü “derin psikolojik şiddet” olarak tanımlıyor ve bu durumun kolektif ruhumuzda büyük bir yara izi bıraktığını söylüyor.

  • Künye: David Graeber – Tırışkadan İşler, çeviren: Burak Esen, Everest Yayınları, inceleme, 416 sayfa, 2021

Cemil Aydın – İslam Dünyası Fikri (2021)

İslam dünyası, modernliği nasıl algıladı?

Cemil Aydın’ın bu önemli çalışması, “İslam dünyası” fikrinin hangi tarihsel ve siyasal çerçevelerde oluşup geliştiği üzerine düşünüyor.

Çalışma özellikle, hem Müslümanların modernlikle inişli çıkışlı serüveninden edindikleri deneyimi, hem de bu deneyimin dünyanın geri kalanının algısını nasıl şekillendirdiğini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor diyebiliriz.

İslamı, başlı başına bir kültür ve uygarlık geleneği olarak ele alan Aydın, “İslam dünyası” ifadesinin nasıl geliştiğini çok yönlü bir bakışla sorguladığı gibi, bu ifadenin günlük söylemlerde nasıl yer edindiğini de gösteriyor.

  • Künye: Cemil Aydın – İslam Dünyası Fikri: Küresel Bir Entelektüel Tarih Çalışması, çeviren: Hasan Aksakal, Alfa Yayınları, inceleme, 336 sayfa, 2021

Edward W. Said – Kültür ve Emperyalizm (2021)

Edward Said’ten modern Batı metropolleri ile bu metropollerin denizaşırı toprakları arasındaki ilişkilerin biçimlenişi üzerine eşsiz bir analiz.

Said’in kült yapıtı ‘Şarkiyatçılık’ın devamı olarak da okunabilecek ‘Kültür ve Emperyalizm’, Batı edebiyatı ve emperyalizm arasındaki karşılıklı ilişki üzerine derinlemesine düşünüyor.

Bunu yaparken Conrad, Gide, Camus, Chateaubriand, Flaubert, Goethe, Bronte, Kipling ve Orwell gibi Batılı yazarlara ait birçok eseri merkeze alan Said, emperyal kültüre ait anlatıların kodlarını çözümlüyor, aynı zamanda Batılı emperyal güçlerin her zaman mutlaka bir direnişle karşılaştığı olgusunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

Çalışma aynı zamanda Fanon, C.L.R. James, Yeats, Chinua Achebe ve Salman Rüşdi gibi yazarlardaki “muhalefet” anlatılarının da izini sürüyor.

Yeni bir baskıyla raflardaki yerini alan ‘Kültür ve Emperyalizm’, bir yandan kültürün, Batı “yüksek kültürü”nün emperyalizmle ilişkisini sorgulayıp bu ilişkiyi ortaya çıkarmasıyla, diğer yandan da buna maruz kalanların, sömürgeleştirilenlerin emperyalizme düşünsel ve edebi direnişlerini incelemesiyle çok önemli.

  • Künye: Edward W. Said – Kültür ve Emperyalizm, çeviren: Necmiye Alpay, Metis Yayınları, inceleme, 464 sayfa, 2021

Gökçen Beyinli – İslam ve Sair Halk (2021)

Kemalist modernleşmenin dayattığı “tek tip” din anlayışı, halkta nasıl karşılık buldu?

Gökçen Beyinli, tekke ve tarikatları kapatan 677 Sayılı Kanun ile “laik” Türk Devleti’nin İslama dair yasakların işleyiş sürecini ele alıyor.

1925-1965 dönemini merkeze alarak yasakların devlet ve halk arasında nasıl müzakere edildiğini, hurafelere, türbe ziyaretine ve evliya inancına odaklanarak inceliyor.

Yazar bu amaçla, ilk kez gün yüzüne çıkan Diyanet İşleri Başkanlığı ve İstanbul Türbeler Müze Müdürlüğü arşivlerine ek olarak Başbakanlık Cumhuriyet Arşivleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi Tutanakları, dönemin İslamcı dergileri, Halkevlerinin yayınları, gazeteler ve ilgili aktörlerin anılarını da incelemeye dâhil ediyor.

Kemalist modernleşmenin halkı “medenileştirme” sürecinde cinsiyet, etnik ve dini farklılığa ve bir arada yaşamaya daha fazla imkân tanıyan, bugüne göre daha çeşitli olan dindarlık biçimlerini zayıflattığını savunan Beyinli, sıradan insanların, yani “sair halk”ın da sesine kulak vererek “cahil,” “saf” gibi değersizleştirici söylemler karşısında nasıl direniş taktikleri geliştirdiklerini açığa çıkarıyor.

Kitap mevlit gibi ritüelleri ve kadınların dini alanda ve camilerde istenmeyen varlığı gibi temaları da tartışıyor.

‘İslam ve Sair Halk’, halk, hurafeler ve türbelerin kadınsılaştırılarak değersizleştirmesinin, “tek tip” din anlayışının egemen olmasında ve dini alanın “eril” normlarla inşa edilmesindeki rolünü tartışarak Kemalist modernleşmenin mirasını farklı bir bakışla görmemize olanak tanıyor.

  • Künye: Gökçen Beyinli – İslam ve Sair Halk: Laik Türkiye’de Hurafeler, Kadınlar, Türbeler, Kitap Yayınevi, inceleme, 282 sayfa, 2021