Mehmet Zeki İşcan – İslami Düşüncede Yenilik (2015)

İslam din olarak varlığını sürdürüp gelişecek mi yoksa bir sistem, bir örgüt görüntüsü içinde mi kalacak?

Bu soruya yanıt arayan Mehmet Zeki İşcan, Ebu Hanife, İmam Maturidi, Hasan Basri ve Gazali gibi İslami düşünürlerin görüşleri bağlamında Selefiliğin sosyo-politik arka planından Türkiye’deki ana akım İslami grupların modernite algısına birçok konuyu tartışıyor.

İşcan’a göre, İslamın özgürleştirici bir teoloji imkânını sunan din söylemi olarak yorumlanması ve böylece özcülüğü değil özgürlüğü, yaşam biçimlerine saygıyı esas alan bir din yorumunun düşünce geleneğimiz içinden yeniden keşfedilmesi gerekiyor.

İşcan, ancak bu yolla dinin doğal mecrasına çevrilebileceğini belirtiyor.

  • Künye: Mehmet Zeki İşcan – İslami Düşüncede Yenilik, Kitap Yayınevi, inceleme, 340 sayfa, 2015

Niyazi Berkes – Türk Düşününde Batı Sorunu (2015)

200 yıla yayılan Türkiye modernleşmesinin temel sorunlarını tartışan ufuk açıcı bir eser.

Niyazi Berkes burada, Osmanlı İmparatorluğu’nda Batılılaşma hareketlerine verilen tepkiler, Meşrutiyet’in başarısızlığının ana sebepleri, Cumhuriyet’in çağdaşlaşma konusunda Osmanlı’dan aldığı miras ve uluslaşma sürecinde batılılaşmanın yeri gibi önemli konuları, kendine has tarzıyla yorumluyor.

Kitap, Türkiye’de etkileri bugün de şiddetle devam eden siyasi ve düşünsel krizleri daha iyi kavramak için bir başvuru kaynağı.

  • Künye: Niyazi Berkes – Türk Düşününde Batı Sorunu, Yapı Kredi Yayınları, inceleme, 276 sayfa, 2015

Otto Jastrow – Mıhalmi Kültürü (2015)

Arapça ve Aramice alanında bir otorite olarak kabul edilen Otto Jastrow’dan, bugün Midyat ve çevresinde yaşamakta olan Mıhalmiler üzerine önemli bir etnografik inceleme.

Bu alanda Türkiye’de yaşanan kaynak eksikliğine ilaç olacak kitap, Mıhalmi topluluğunun sosyal yaşamını ve kültürel durumunu aydınlatıyor.

Mıhalmiler genelde yok sayılan, görmezden gelinen bir topluluktur.

Mıhalmileri ele alan, zaten sayıları oldukça az olan çalışmalar ise, daha çok bu halkın kökenlerini tartışma konusu yapıyor.

Jastrow’un kitabının ise, Mıhalmilere hak ettikleri değeri verdiğini ve ayrıca bu özgün topluluğu objektif bir gözle incelediğini söylemeliyiz.

  • Künye: Otto Jastrow – Mıhalmi Kültürü, çeviren: İhsan Çetin, Avesta Yayınları, inceleme, 224 sayfa, 2015

Terry Eagleton – Radikal Kurban (2019)

Terry Eagleton bu çarpıcı çalışmasında kurban mefhumunu Antikçağdan günümüze, pek çok düşünür ve yazarın eserlerini kat ederek tartışmaya açıyor.

Ölüm, trajedi ve kurban gibi meseleler, kültür ve siyaset kuramcıları kadar bunları fazla teolojik bulan politik solun da pek incelemediği meselelerdir.

Eagleton’ın kitabı, tam da bu kavram ve konuları dert etmesiyle öne çıkan kitap, kurban mefhumu teolojik ve felsefi macerasının nasıl geliştiğinden kurban mefhumu ile çarmıha gerilme, tragedya, eros, ahlak ve aşırılık kavramlarıyla ilişkisine pek çok konuyu tartışıyor.

Eagleton ayrıca, kendi formülleştirdiği hâliyle “radikal kurban” fikrinin, siyaset ve devrimle nasıl ilişkilendirilebileceği üzerine de düşünüyor.

Kitap, Marksizm, göstergelim, psikanaliz ve edebiyat eleştirisi gibi farklı disiplinlerin bir araya geldiği zengin bir tartışma sunuyor.

  • Künye: Terry Eagleton – Radikal Kurban, çeviren: Aslı Önal, Ayrıntı Yayınları, inceleme, 224 sayfa, 2019

Bekir Onur – Türk Modernleşmesinde Çocuk (2009)

Bekir Onur, gelişim psikolojisini temel alarak yazdığı ‘Türk Modernleşmesinde Çocuk’ başlıklı bu kitabında, Türkiye modernleşmesinde çocuğun konumunu irdeliyor; daha da önemlisi bu modernleşme sürecinde ortaya çıkan kimi sorunları yüzeye çıkarıyor.

Onur’un buradaki temel tezi, şu şekilde özetlenebilir:

Türkiye Aydınlanmada geç kalmış, bu nedenle laikleşmeyi tam olarak gerçekleştirememiş, kadın-erkek ilişkilerini geleneksel ve dinsel etkilerden kurtaramamış, bir çocukluk felsefesi oluşturamamış ve çocuk yetiştirme ve eğitme sistemini yeterince çağdaşlaştıramamıştır.

Buna, yoksulluk, kentleşememe ve okullaşma oranının düşüklüğü gibi sorunları da ekleyen yazar, Türkiye’de çocuğun gelişiminde yaşanan sorunları kapsamlı bir şekilde irdeliyor.

Onur ardından, çocukların nasıl kurtarılabileceği konusunda, çağdaş ülkelerin bu olguya nasıl yaklaştıklarını da inceleyerek önerilerde bulunuyor.

  • Künye: Bekir Onur – Türk Modernleşmesinde Çocuk, İmge Kitabevi, psikoloji, 371 sayfa

Brian Massumi – Duygu Politikası (2019)

Duyguların politikayla ilişkisi nedir?

Başka bir deyişle politika, duyguları nasıl dönüştürür, onları ne şekilde etkiler?

Buna, her şey gibi duygular da politiktir yanıtını verebiliriz.

Fakat bu tezin ayrıntılı bir şekilde ortaya konduğunu görmek için Brian Massumi’nin elimizdeki kitabına bakmamız gerekiyor.

Felsefe, siyaset teorisi ve gündelik yaşamın iyi bir bireşimi olan kitabında Massumi, duyguların politik içerimlerini çok yönlü bir perspektifle irdeliyor.

Duygunun politik boyutlarını çok farklı ayrıntılar üzerinden ele alarak, duygu dediğimiz olgunun aslında düşündüğümüz gibi kendiliğinden ortaya çıkmadığını, daha karmaşık süreçlerin ürünü olduğunu gösteren Massumi, duygu pratiğinin politikayla nasıl iç içe geçtiğini ve daha da önemlisi, politikanın bizzat bir yaşam biçimi olduğunu gözler önüne seriyor.

Beden deneyimi felsefesi, medya teorisi ve siyaset felsefesi üstüne çalışan bir akademisyen olan Massumi, araştırmalarında, özellikle yeni medya sanatı ve teknoloji, kapitalizmin küreselleşmesiyle birlikte ortaya çıkan yeni iktidar biçimleri bağlamında, hareket deneyimi ve duyular arası ilişkilere odaklanıyor.

Elimizdeki kitap, Massumi’nin bu alanlardan edindiği deneyimlerin iyi bir örneği.

  • Künye: Brian Massumi – Duygu Politikası, çeviren: Hakan Erdoğan, Otonom Yayıncılık, siyaset, 220 sayfa, 2019

Fırat Mollaer – Kimlik, Tanınma Mücadelesi ve Şarkiyatçılık (2019)

Kimlik ve tanınma, modern dünyanın en önemli ve neredeyse her zaman en karmaşık meselelerindendir.

Türkiye’de de kimlikler Tanzimat’tan itibaren belirlenmiş olsa da, aradan geçen zamana rağmen kimlikler arasındaki çatışma sona ermedi.

İşin kötü bir tarafı da, bu çatışmalar her seferinde hem politikayı belirledi hem de politika tarafından bizzat belirlendi.

İşte Fırat Mollaer’in bu önemli çalışması, kimlik, kimliğin mahiyeti ve kimlik politikasının dinamikleri üzerine derinlemesine bir sorgulama.

Mollaer’in bunu yaparken de, kimlik ve tanınma mücadelesini çağdaş sosyal-siyasal kuram ile postkolonyal çalışmalar çerçevesinde, Edward Said’in izinde çözümlemesi ise, kitabı özgün kılan hususların başında geliyor.

Kimliklere dair kavramsal, kuramsal bir çerçeve oluşturarak kitabına başlayan Mollaer, devamında da, tanınma politikasından sömürge toplumlarında tanınma olgusuna, dünyadaki kimlik ve sürgün anlatısından kimlik alegorilerine pek çok konuyu irdeliyor.

Kimlik ve tanınma sorununun etik-politik sorumlulukla yakından ilgili olduğunu belirten Mollaer’in kitabı, konuya dair yürütülen tartışmaların ne denli canlı olduğunu da gözler önüne seriyor.

  • Künye: Fırat Mollaer – Kimlik, Tanınma Mücadelesi ve Şarkiyatçılık (Edward Said’in İzinde), Metis Yayınları, inceleme, 360 sayfa, 2019

Zeki Tez – Avrupa’da Türk İzi (2015)

Doğu ve özel olarak da Türk imajı, Batı dünyasında nasıl bir dönüşüm geçirdi?

Batı zihin dünyasında oryantalist bakışın oluşumunu ve gelişimini sağlayan başlıca faktörler nelerdi?

Zeki Tez, tarihsel bir perspektif eşliğinde ve sahne sanatlarından müziğe, modadan resme pek çok alandan örneklerle zenginleştirdiği çalışmasında, bu soruların yanıtını arıyor.

  • Künye: Zeki Tez – Avrupa’da Türk İzi, Hayy Kitap

Atasoy Müftüoğlu – Varoluşsal Belirsizlikler (2015)

İslami modelin Batı düşüncesi karşısındaki gerileyişini eleştirel bir gözle değerlendiren, İslami bir gerçekliği inşa etmenin imkânları üzerine düşünen denemeler.

Atasoy Müftüoğlu, İslam dünyasının tarihsel, siyasal, ekonomik, kültürel gerçekliği üretemediğini ve bu gerçekleşmediği müddetçe yaşanılan varoluşsal belirsizliklerin süreceğini savunuyor.

  • Künye: Atasoy Müftüoğlu – Varoluşsal Belirsizlikler, Hece Yayınları

Tuncay Birkan – Dünya ile Devlet Arasında Türk Muharriri 1930-1960 (2019)

Cumhuriyetin erken dönemlerinde Türk muharririnin zihin dünyasını meşgul eden fikir ve çelişkiler nelerdi?

Tuncay Birkan, kapsamıyla dikkat çeken bu enfes kitabında, 1930-1960 arasında çıkmış gazete ve dergiler arasında keyifli bir yolculuğa çıkarak bu soruya aydınlatıcı yanıtlar veriyor.

Çalışma, Refik Halit Karay’dan Peyami Safa’ya, Halide Edip Adıvar’dan Necip Fazıl Kısakürek’e, Nahid Sırrı Örik’ten Nurullah Ataç’a, Reşat Nuri Güntekin’den Halit Ziya Uşaklıgil’e ve Sabiha Sertel’den Suat Derviş’e, dönemin önde gelen isimlerinin devletle, ülkeyle, milliyetçilikle, henüz ayakları üzerinde durmaya başlamış Cumhuriyetle, Köy Enstitüleriyle ve dönemin çağdaş fikirleriyle kurdukları ilişkiyi derinlemesine analiz ediyor.

Birkan o dönemin Türkiye’si hakkında yazarken, tek bir hâkim fikir veya ideolojinin egemen olduğu bir dönemden ziyade, süreci sürekli değişen ve dönüşen hareketli bir resim olarak ele alıyor.

Çalışmayı, Türk yazarının mirası, yazar ve yazar ile iktidar arasındaki ilişki hakkında derin bir sorgulama okumak isteyen okurlara tavsiye ediyoruz.

  • Künye: Tuncay Birkan – Dünya ile Devlet Arasında Türk Muharriri 1930-1960, Metis Yayınları, inceleme, 526 sayfa, 2019