Melik Bülbül – İnci Aral ve Barbara Frıschmuth’un Romanlarında Kadın Coğrafyası (2010)

Melik Bülbül, ‘İnci Aral ve Barbara Frischmut’un Romanlarında Kadın Coğrafyası’nda, Aral ve Frischmuth’un eserlerinden hareketle, kadın coğrafyasını ve bu coğrafyada yer alan yazgısal-toplumsal değerleri inceliyor.

Bülbül bu incelemeyi, Aral’ın ‘Ölü Erkek Kuşlar’ romanı ile Frischmuth’un ‘Haschen Nach Wind’ (Rüzgârı Yakalamak) adı altında toplanan dört öyküsü üzerinden yapıyor.

Üç bölümden oluşan kitapta ilkin, özel olarak Türk ve Avusturya yazınında, genel olarak da Batı yazınında kadın olgusu irdeleniyor; ikinci bölümünde, kadın coğrafyası, kadın ve uysallık, cinsellik, değer yargıları, yaşamsal yıkımlar ve sosyal nedenleri gibi kesitlerden yansımalar veriliyor.

Üçüncü bölümde ise, kadının ele alınan yazarların eserlerindeki toplumsal yeri, işlevi, erkek olgusu ve kadının kendi konumunu biçimlendirme girişimleri gibi konular irdeleniyor.

  • Künye: Melik Bülbül – İnci Aral ve Barbara Frıschmuth’un Romanlarında Kadın Coğrafyası, Çizgi Kitabevi, inceleme, 217 sayfa

Kolektif – Kadın ve Mekân (2010)

Uzun soluklu bir çalışmanın ürünü olan ‘Kadın ve Mekân’da yer alan makaleler, kadınların mekânlarda nasıl, ne tür roller ve işlevler üstlendiklerini; mekânlarda kurdukları ilişkilerle, onları nasıl anlamlandırdıklarını ve varoluş biçimleriyle mekânların nasıl bütünleştiğini irdeliyor.

Kitabın ilk bölümünde yer alan makaleler, koşullar ne olursa olsun mekânda kendini konumlandırırken, yoktan kendini var eden kadınları anlatıyor.

İkinci bölümdeki makaleler, mekânlar aracılığıyla varlıkları sınırlanmaya çalışılan kadınları incelerken, son bölümdeki makaleler de, kadın mekân ilişkisinin farklı ortamlara yansımalarını gözler önüne seriyor.

  • Künye: Kolektif – Kadın ve Mekân, derleyen: Ayşen Akpınar, Gönül Bakay ve Handan Dedehayır, Turkuvaz Kitap, kadın, 384 sayfa

Catherine Mayer – Cinsiyet Eşitliği Dünyayı Nasıl Kurtaracak (2019)

Kadınların her biri erkeklerce ve erkekler için biçimlendirilen bir dünyada yolunu bulmaya çalışıyor.

Başka bir deyişle, dünya, erkeklerin etrafında dönüyor.

Birkaç örnek:

  • Küresel bağlamda kadınlar erkeklerden daha az şeye sahipler ve genellikle en kötü ve en kötü denetlenen işlerde çalışarak erkeklerden daha az kazanıyorlar,
  • İnsan bakımı ve bedelsiz ev işlerinin aslan payını üstleniyorlar ve ayrımcılığa, tacize ve cinsel şiddete maruz kalıyorlar,
  • Pek çok araba modelinde yakın dönemlere kadar sadece erkek boyutlarında çarpma testi mankenleri kullanıldığı için kadın sürücüler kazalarda daha ağır yaralanma riski taşıyorlar,
  • Kimi ilaçlar kadınlarda işe yaramıyor çünkü hormonsal döngülerle uğraşmamak için erkek hayvanlarda test ediliyorlar,
  • İş yerlerinde termostatlar erkek metabolizmasına uygun sıcaklıklara ayarlı olduğu için kadınlar üşüyor…

Catherine Mayer bu kitabında, cinsiyet eşitliğinin aslında nasıl erkeklerin de lehine olduğunu açık bir biçimde ortaya koyuyor ve toplumsal cinsiyet açısından gerçek bir eşitliğin yaratılacağı bir dünyanın özünde herkesin menfaatine olacağını çarpıcı örnekler eşliğinde gösteriyor.

Mayer, girift teorik tartışmalar hiç girmeden, bugünün dünyasında eşitsizliğin bertaraf edileceği bir yaşamın olanakları üzerine düşünüyor.

  • Künye: Catherine Mayer – Cinsiyet Eşitliği Dünyayı Nasıl Kurtaracak, çeviri: Barış Cezar, İletişim Yayınları, feminizm, 360 sayfa, 2019

Kolektif – Türkiye’de Kadın ve Müzik (2019)

‘Türkiye’de Kadın ve Müzik’, Türkiye’de kadın bestecilerin tarihini Osmanlı döneminden bugüne uzanarak inceleyen harika bir derleme.

Kadınlar, her yerde olduğu gibi müziğin görünen hiçbir yüzünde de yoktur.

Oysa müzik yaratıcıları olarak kadınlar Türkiye’de Anadolu’da, Çatalhöyük’ün Neolitik kültürlerinde, Mezopotamya’nın Antik Sümer medeniyetinde ve Roma İmparatorluğu süresince hep vardı.

Öte yandan bugün Türk müziği Orta Asya halk müziği, Arap müziği, Bizans, Yunan, Osmanlı İmparatorluğu, İran, Balkanlar, Ermenistan, Avrupa ve hatta Kuzey Amerika’dan gelen türler ve unsurları kucaklıyor.

Kuşkusuz bunda kadın müzisyenlerle bestecilerin çok önemli emeği vardır.

İşte, Türkçe ve İngilizce olarak yayımlanan ve pek çok müzisyenle akademisyenin katkıda bulunduğu bu çalışma, geniş bir zaman aralığında, kadınların müziğe yaptığı katkıyı izliyor, bu emeği daha görünür kılıyor.

Tanrıçalar ve Antik tefçilerden Osmanlı müziğinde kadınlara ve Türkiye Cumhuriyeti’nde kadın bestecilere pek çok konuyu irdeleyen çalışma, aynı zamanda güncel kadın bestecilere ilişkin ayrıntılı bir araştırmaya dayanan Türkiye’den Kadın Besteciler Sözlüğü de barındırıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Patricia Adkins Chiti, E. Şirin Özgün, Ş. Şehvar Beşiroğlu ve Selen Gülün.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Kadın ve Müzik / Women and Music in Turkey, derleyen: Patricia Adkins Chiti ve Selen Gülün, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, kadın, 292 sayfa, 2019

Kolektif – Kelimelerin Kıyısında (2019)

Halide Edip Adıvar, Sabiha Sertel, Azra Erhat, Mina Urgan, Tomris Uyar ve Pınar Kür, Türkiye’de kadın çevirmenler dendiğinde ilk akla gelecek isimlerdendir.

Kuşkusuz bu isimler, bu alanda en çok tanınan kişilerdir, fakat emeği hiç görünmeyen pek çok kadın çevirmenden de bahsedilebilir.

Bu derleme de, Cumhuriyet tarihinin özellikle birinci ve ikinci kuşak kadın çevirmenleri hakkında muazzam bir tarih çalışması oluşuyla büyük önem arz ediyor.

Boğaziçi Üniversitesi Çeviribilim Bölümü’nün doktora programında Şehnaz Tahir Gürçağlar’ın rehberliğinde başlayan çalışma, pek çok kadın çevirmenin portresini sunuyor ve bunları, somut bir tarihsel-kültürel bağlam içinde, sosyolojinin ve çeviribilimin gözünden inceliyor.

Cumhuriyet tarihi boyunca, kültür hayatımıza büyük katkılarda bulunmuş kadın çevirmenlerin olağanüstü emeğini görünür kılan kitapta, yukarıdaki isimlerin yanı sıra ele alınan kadın çevirmenler şöyle:

Seniha Bedri Göknil, Melahât Togar, Adalet Cimcoz, Güzin Dino, Nihal Yeğinobalı, Gönül Suveren, Gülten Suveren, Belgin Dölay, Fatma Artunkal ve Zeynep Bekdik.

  • Künye: Kolektif – Kelimelerin Kıyısında: Türkiye’de Kadın Çevirmenler, İthaki Yayınları, derleyen: Şehnaz Tahir Gürçağlar, İthaki Yayınları, inceleme, 382 sayfa, 2019

Umut Akgündüz – II. Meşrutiyet Döneminde Kadın Olmak (2016)

1908-1918 arasında çıkan düşünce ve kadın dergilerinde, kadın tartışmalarını irdeleyen sağlam bir çalışma.

Ana tanrıça figüründen bugüne kadın kimliğinin tarihsel gelişimi, Osmanlı kadınının toplumsal ve siyasi konumu, II. Meşrutiyet döneminde ilk feminist tartışmaların ortaya çıkışı ve daha fazlası, bu incelemede.

  • Künye: Umut Akgündüz – II. Meşrutiyet Döneminde Kadın Olmak, Yeni İnsan Yayınevi

Kolektif – Türkiye’de Cinsiyet Kültürleri: Dicle Koğacıoğlu Kitabı (2019)

Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi, 2010 yılından bu yana, çok erken yaşta aramızdan ayrılan Dicle Koğacıoğlu anısına makale ödülü vermek gibi, Türkiye’de toplumsal cinsiyet alanında yapılan çalışmalar açısından çok değerli ve anlamlı bir proje yürütüyor.

Elimizdeki kitap ise, hukuk sosyolojisi, cinsiyet çalışmaları, eşitsizlik ve ayrımcılık gibi konular üzerinden ilerleyen söz konusu makalelerden yapılmış çok iyi bir seçki.

Dicle Koğacıoğlu’nun çalışmaları ve mirasına odaklanan yazılarla açılan kitapta,

  • Kürt kadınların dilinde köy boşaltmalarının yer alma biçimleri,
  • Kadınların kendi mekânını oluşturması,
  • Kadının kent deneyimi,
  • Dersim’in Ermeni kadınlarının bellek aktarım pratikleri,
  • Dersim’de sözlü şiir ve ağlama pratikleri,
  • Doğu ve Güneydoğu Anadolu’daki Kürt kadınlarının eğitimi,
  • İstanbul’da eşcinsel ve biseksüel erkeklerin mekânsal sosyalleşmesi,
  • Trans kadın cenazelerindeki pratikler,
  • Ve Doğu Karadeniz’de bir ritüel olarak kız kaçırma gibi ilgi çekici konular irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler de şöyle: Cenk Özbay, Ayşecan Terzioğlu, Ferhunde Özbay, Leyla Bektaş Ata, Melike Gül Demir, Pınar Karababa Kayalıgil, Derya Acuner, Meral Akbaş, Nihan Bozok, Mehtap Tosun, Aylin Demir, Pınar Ensari, Özlem Ezer, Ozan Soybakış, Aslı Zengin, Dilara Çalışkan, Fethiye Beşir ve Ayşe Gül Altınay.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Cinsiyet Kültürleri: Dicle Koğacıoğlu Kitabı, derleyen: Cenk Özbay ve Ayşecan Terzioğlu, İletişim Yayınları, toplumsal cinsiyet çalışmaları, 351 sayfa, 2019

Kolektif – Didem Madak’ı Okumak (2015)

Türkiye şiirine ‘Grapon Kâğıtları’, ‘Ah’lar Ağacı’ ve ‘Pulbiber Mahallesi’ gibi üç şaheser armağan etmiş şairimiz Didem Madak’ı kimlik, zaman ve mekân, dil ve kadınlık halleri bağlamında ele alan metinler.

Kadına yönelik siyasi ve kültürel baskıların giderek arttığı yaşadığımız dönemin sağlam bir kaydı niyetine de okunabilecek çalışma, Madak’a sadece edebiyat eleştirisinin perspektifinden bakmak yerine, daha geniş, farklı disiplinler tarafından beslenen bir bakış açısını benimseyerek bizlere Türkiye’de kadın olmanın, hem kadın hem şair olmanın deneyimlerini hatırlatan bir niteliğe sahip.

  • Künye: Kolektif – Didem Madak’ı Okumak, hazırlayan: Solmaz Zelyüt, Metis Yayınları, edebiyat kuramı, 376 sayfa, 2015

Kutsiye Bozoklar – Sosyalizm ve Kadın İnsan (2009)

‘Sosyalizm ve Kadın İnsan’, Kutsiye Bozoklar’ın kadın sorunu hakkında çeşitli zamanlarda yazmış olduğu yazılarından yapılan bir derleme.

Yazılarıyla, kadın mücadelesini daha görünür kılmaya çalışan Bozoklar, kadına yönelik şiddetin özel mülk sistemiyle ilişkili olduğunu ve tecavüzün bir kirli savaş yöntemi olduğunu örnekler eşliğinde anlatıyor.

Birçok yazının, emperyalist saldırganlığın kadını hedefleyen son dönem örneklerine ayrıldığı kitap, Irak, Afganistan ve Bosna gibi dünyanın farklı coğrafyalarında kadına yönelen kitlesel tecavüzü gözler önüne seriyor.

Bozoklar, söz konusu örneklerden hareketle, kadın mücadelesine katkıda bulunacak teorik bir arka plan kuruyor.

  • Künye: Kutsiye Bozoklar – Sosyalizm ve Kadın İnsan, Akademi Yayınları, kadın, 160 sayfa

N. Ekrem Düzen – Ayrımcılık, Ötekileştirme, Dışlama Rehberi (2015)

Bugün ayrımcılığın sıradanlaşması nedeniyle, toplumun bütün kesimleri birbirini ötekileştirebilir hale geldi.

İşte Ekrem Düzen de burada, herkesin rahatça ayrımcılık, ötekileştirme ve dışlama yapabilmesini kolaylaştıran bir rehber sunuyor.

Kitap, ayrımcılık, ötekileştirme ve dışlamanın içimize nasıl işlediğini, bütün eylemlerimizin içine nasıl sızdığını çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Kitabın ilk bölümü, cinsiyet, etnik köken mezhep gibi, ayrımcılık, ötekileştirme ve dışlama alanlarını açıklıyor.

Çalışmanın ikinci bölümü ise ayrımcılık, ötekileştirme ve dışlamanın varoluşsal-psikolojik kökenlerini irdeliyor.

Daha çok, daha kaliteli, daha etkili ayrımcılık yapmak ve bir “uzman ayrımcı” olmak isteyenlere.

  • Künye: N. Ekrem Düzen – Ayrımcılık, Ötekileştirme, Dışlama Rehberi, Pharmakon Yayınevi, deneme, 157 sayfa, 2015