Burcu Özdemir – Sovyetler Birliği’nde Komünist Kadın Hareketi (2021)

Sovyetler’de kurulup işçi ve köylü kadınlar arasında örgütlenmiş Jenotdel, kadın hareketi tarihinde dönüm noktasıdır.

Burcu Özdemir’in bu enfes çalışması ise, Jenotdel üzerine Türkiye’de yapılmış ilk bağımsız ve kapsamlı inceleme.

Ekim Devrimi’nden sonra kurulan Jenotdel (1919-1930), Komünist Partisi’nin işçi ve köylü kadınlar arasındaki çalışmalarını örgütleyen birimdi.

Sovyetler Birliği coğrafyasında faaliyet göstermekle birlikte, hiç kuşkusuz tüm dünyadaki kadın hareketinin yıllar süren mücadelesinin bir sonucuydu.

İnessa Armand, Aleksandra Kollontay, Nadejda Krupskaya gibi isimlerin önderliğinde kurulan Jenotdel’in öncelikli hedefi, kadınların toplumun eşit birer üyesi haline getirilmesi ve politik açıdan eğitilmesiydi.

Bunun için komünal tesisler (kreşler, yemekhaneler) açtı; okuma yazma kursları, mitingler, konferanslar düzenledi; dergiler çıkardı.

Yanı sıra, ekonomik açıdan zor durumdaki yalnız, evsiz ve küçük çocuklu kadınlara verilen toplumsal desteği güçlendirdi.

Jenotdel, partiye bağlı bir birim olmakla birlikte geniş yetkilerle donatılmış bir karar merkeziydi.

‘Sovyetler Birliği’nde Komünist Kadın Hareketi’, kadınları özgürleştiren devrimci reformların özellikle Doğu Cumhuriyetlerinde ne büyük tepkiler yarattığını belgelerle ortaya döküyor.

Kız çocuklarının erken yaşta evlendirilmesi, başlık parası, poligami ve çarşafa karşı Jenotdel’in Azerbaycan’da verdiği zorlu mücadele, bu kitabın en dikkat çekici ve ilgiyle okunacak bölümlerinden birini oluşturuyor.

  • Künye: Burcu Özdemir – Sovyetler Birliği’nde Komünist Kadın Hareketi (1919-1930), Yordam Kitap, tarih, 144 sayfa, 2021

Kolektif – Kadının Değişen Dünyası (2021)

İkinci Meşrutiyet döneminde kadının değişen toplumsal konumunu ve geleneksel yaşamdan modern yaşama geçişte kadının dönüşüm sürecini çok yönlü irdeleyen usta işi bir derleme.

Çalışma, Türkiye’deki feminist tarih yazınına çok önemli bir katkı sunuyor.

İkinci Meşrutiyet döneminin en önemli özelliği kadın ve aile yaşamında yol açtığı dönüşümdü.

1908 Devrimi’ni gerçekleştiren Genç Türklerin şiarı olan “hürriyet, müsavat, adalet, uhuvvet” ilkeleri, 19. yüzyılın sonundan itibaren Osmanlı kadınlarının gündeminde olan “müsavat-ı tamme” hayalini gündeme getirmiş ve dönemin siyasal, ekonomik koşullarıyla birleşerek sınırlı da olsa bu alanda önemli adımların atılmasına yol açmıştı.

İşte alanının yetkin isimlerinin yazdığı makalelerden oluşan elimizdeki kitap da, İkinci Meşrutiyet döneminde kadının değişen konumunu, kadın hapishanelerinin fiziki koşullarını ve mahkûmların yaşam şartlarını, kadın işçileri, felsefe ile kadınlar arasındaki ilişkiyi, Batılı kadınların Osmanlı hemcinslerine yaklaşımlarını ve sanatçı kadınları yeniden gündeme getiriyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Fatmagül Berktay, Ümüt Akagündüz, Meliha Nur Çerçinli, Bahar Gökpınar, Özlem Poyraz, Simge Sarçın, Seval Yinilmez Akagündüz, Ayşen Müderrisoğlu ve İlkay Canan Okkalı.

  • Künye: Kolektif – Kadının Değişen Dünyası: Osmanlı Sosyal ve Kültürel Yaşamından İzler (1908-1918), editör: Ayşen Müderrisoğlu, Kronik Kitap, tarih, 256 sayfa, 2021

Rita Ender – Bir Avazda! (2021)

Ne demek içinde bir insan taşımak?

Ne hissettirir insana?

Rita Ender, doğurmak gibi mucizevi bir deneyimi yaşamış kadınların tanıklıklarını sunuyor.

‘Bir Avazda!’, kadınların öncesi ve sonrasıyla doğumu nasıl yaşadığını, nasıl deneyimlediğini ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Kitap, farklı toplumsal geleneklerde kadınların doğum sürecini nasıl yaşadıklarını; değişik hamilelik algılarının, doğum öncesi ve sonrası ritüellerinin, doğum kutlamalarının, batıl olan-olmayan itikatların zengin dünyasını gözler önüne seriyor.

Kitapta söyleşi yapılan isimler ise şöyle: Esin Alpan, Elmas Arus, Anna Maria Beylunioğlu Atlı, Güler Baban, Funda Şenol Cantek, Elena Cedolini, Seta Estukyan, Nüket Franco, Gönül (Birgül) Gülay, Tina İlyadu, Filiz Kerestecioğlu, Irmak Bircan, Gülsün Karamustafa, Nezihe Kayaoğlu, Nardane Kuşçu, Sevin Okyay, Leyla Onar, Manuela Ergin, Yeşim Pündük, Rosana Şapka, Duygu Tokay, Gamze Gül Özşahin, Nilüfer Taşkın, Dilan Epik Topuz, Merve Ünlü ve Jinda Zekioğlu.

  • Künye: Rita Ender – Bir Avazda!: Hamilelik Söyleşileri, İletişim Yayınları, kadın, 208 sayfa, 2021

Suat Derviş – Eylemi Kaleminde Bir Muharrir (2021)

Gazeteci, yazar ve kadın hakları aktivisti Suat Derviş’in bir döneme ışık tutan röportaj ve yazılarından çok iyi bir derleme.

Dört bölümden oluşan kitap, Suat Derviş’in hayatını ve yetiştiği çevreyi anlatarak açılıyor.

İkinci bölüm, Suat Derviş’in röportajlarına yer veriliyor.

Halkçılık, okulsuz çocuklar, nüfus politikası ve çocuklar, işsizlik ve verem bu röportajlarda ele alınan kimi konular.

Üçüncü bölüm, Suat Derviş’in kadın meselesini irdelediği röportajları sunuyor.

Burada da Uluslararası Kadın Kongresi, işçi kadınlar, annelik, savaş ve kadın gibi konular irdeleniyor.

Dördüncü ve son bölüm ise, Suat Derviş’in siyasi düşüncelerini ortaya koyan yazılarına yer veriyor.

1903-1972 yılları arasında yaşamış Suat Derviş, hem Osmanlı Devleti’nin son yıllarına tanıklık etmiş hem de Kurtuluş Savaşı’nı yaşamış ve erken Cumhuriyet’in kendini inşa döneminden 1950’li yıllardan sonraki dönüşüme tanıklık etmişti.

Suat Derviş, gazete yazılarıyla da romanlarıyla da bu sürecin tam merkezinde yer almış, topluma, kadına ve siyasete dair görüşlerini ortaya koymasıyla öne çıkmıştı.

Eldeki kitap da, Suat Derviş’in düşünsel dönüşümünü yansıttığı gibi, erken Cumhuriyet’in toplumsal ve siyasal yapısını bir kadın aydının kaleminden gözler önüne sermesiyle çok önemli.

  • Künye: Suat Derviş – Eylemi Kaleminde Bir Muharrir: Suat Derviş (Siyaset, Toplum ve Kadın Üzerine Röportajlar – Yazılar) 1935-1942, derleyen: Emine Seda Çekin Işık, Libra Kitap, deneme, 244 sayfa, 2021

Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık (2021)

Türkiye’de cinselliğin kültürel ve kişilerarası boyutları üzerine eşsiz bir inceleme.

Yeliz Turan Yunusoğlu’nun ‘Yatak Odasındaki Kalabalık’ adlı bu yapıtı, sözü vajinismus deneyimi yaşayan kadınlara vermesiyle Türkiye’de bu alanda yapılmış ilk çalışma.

Cinsel ilişki iki çubuğu birbirine sürterek ateş yakmaya çalışmak kadar mekanik olsaydı, kimse cinsel hazzın ve doyumun peşine düşmez, cinsel ihtiyaçlarını kendi kendine ya da herhangi biriyle halledebilirdi.

Ama açıkça görüldüğü gibi, cinsel ilişkide aranan aslında üç-beş kasılmaya ulaşmak değildir çünkü cinsellik cinsel organlarımızla beraber tüm bedenimizi, değerlerimizi, inanışlarımızı ve de duygularımızı içerir.

Vajinismus, yani kadının bedenindeki kimi tepkiler nedeniyle cinsel ilişkinin “tamamlanamaması” ise, genellikle tıp alanında ele alınır.

Türkiye’de sıklıkla kadının “evlilik kurumu içindeki görevi”ni yerine getirememesi üzerinden tanımlanır ve beden parçalarına odaklanmış tedavilerle, kadının ihtiyaç ve taleplerine pek de kulak verilmeksizin, acilen çözülmeye çalışılır.

Oysa cinsel ilişkinin verilmiş roller uyarınca kolayca gerçekleştirilmesi gereken “doğal” bir şey olduğu ön kabulü, toplumun cinsellik üzerindeki yoğun etkisini göz ardı eder.

‘Yatak Odasındaki Kalabalık’, katılımcıların aile hayatları, partnerleriyle ilişkileri ve tıbbi çözüm ararken karşılaştıkları sorunlar üzerine anlatılarını aktarıyor.

Yunusoğlu, kitabı için şöyle diyor:

“Bu çalışmayı yapmaktaki hedefim, kadınların yaşadıkları güçlükleri sadece tasvir etmek değil, aynı zamanda içinde bulundukları durumu değiştirmelerine yardımcı olmaktı. Kadınları cinsel olarak sağlıklı kılmak için cinsel arzularını daha iyi yönetme, karar sürecine aktif katılımlarını sağlama ve cinselliği kendi kontrollerinde yaşama konusunda cesaretlendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

  • Künye: Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık: Türkiye’de Kadınların Vajinismus Deneyimleri, Metis Yayınları, kadın, 336 sayfa, 2021

Kolektif – Süregelen Devrim (2021)

‘Süregelen Devrim’, küresel kadın mücadelesinin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

Derleme, küresel kadın hakları hareketinin ve uluslararası insan hakları söyleminin modern kökenlerini ve kaydettiği ilerlemeleri ortaya koymasıyla çok önemli.

Kadın hakları hareketinin ortaya çıkışından bu yana, dünyanın birçok yerinde, cephede muazzam mesafeler kat edildiği bir gerçek.

Fakat halen çocuk yaşta evlendirilen, seks köleliğine zorlanan, sürüklenen, zorla çalıştırılan, tecavüzün savaş silahı olarak kullanıldığı çatışma bölgelerinde sıkışıp kalan, okula gitmesi, hatta özel yaşamlarında kişisel tercihleri engellenen kadınlar ve kız çocukları bulunuyor.

‘Süregelen Devrim’, tüm dünyadaki kadın ve kızların temel haklarını elde etmesi için birçok alanda sürdürülen küresel mücadelenin öyküsünden çarpıcı fotoğraflar çekiyor.

Bu çok yüzlü öykünün coğrafyası, tecavüze uğrayan kadınların hak arama mücadelelerinin eril bürokrasinin umursamazlığına tosladığı ABD’den, Arap Devrimi’nin büyük umutlar uyandırdığı, ancak bu siyasi devrimlerin kadın ve çocuk yaştaki kızların temel haklarını elde etmesi için yetersiz kaldığı, hatta bu hakları daha da kırpma ihtimali doğurduğu açıkça ortaya çıkan Ortadoğu’ya dek uzanıyor.

Kitapta, kadınların mülk hakları, savaş suçu olarak tecavüz, silahlı çatışmanın kadın ve çocuk yaşlarındaki kızlar üzerindeki etkileri, göçmen kadınlara yönelik şiddet, ev işçilerinin hakları gibi acil çözüm bekleyen kadın hakları sorunları masaya yatırılıyor.

  • Künye: Kolektif – Süregelen Devrim: Küresel Kadın Mücadelesinden Sesler, editör: Minky Worden, çeviren: Burak Esen, Sümer Yayıncılık, feminizm, 2021

Caroline Criado Perez – Görünmez Kadınlar (2021)

Verili yapı erkekleri merkeze koyup, kadınları ötekileştiriyor.

Peki, bu durum kadınlar için nasıl zaman, para ve en önemlisi de sağlıkları üzerinde muazzam kayıplara neden oluyor?

Caroline Criado Perez cinsiyet eşitsizliğinin şok edici sonuçlarını çarpıcı bir biçimde ortaya koyuyor.

‘Görünmez Kadınlar’, dünyanın dört bir yanındaki yüzlerce araştırmaya dayanarak kadınların evde, işyerinde, sokakta, hastanede ve benzeri pek çok alanda nasıl ayrımcılığa uğradıklarını, ataerkinin hayal ürünü olmaktan öte, bütün topluma zarar veren somut ve devasa bir sorun olduğunu gösteriyor.

Kitapta yanıtı aranan kimi sorular şöyle:

  • Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlar neden sistematik bir biçimde yok sayılıyor?
  • Ev ve iş yaşamı fark etmeksizin kadınların emekleri neden görmezden geliniyor ve çabalarının karşılığı verilmiyor?
  • Kadınlara dair veri toplamak neden önemlidir?
  • Veri yanlılığı nedir?
  • Günlük yaşamımızın parçası olan çoğu şeyin bu yanlılıkla üretildiğini ve birçok endüstrinin de bunun bir parçası olduğunu biliyor musunuz?
  • İlaç üreticileri cinsler arasındaki bedensel farklılıklara ne kadar önem veriyor?
  • Kullandığımız akıllı telefonlar ve daha pek çok alet gerçekten kadınlara uygun olarak mı tasarlanıyor?
  • Bir araba kazasında kadınların ağır şekilde yaralanma olasılığı %47 oranında daha fazla olmasına rağmen, neden araçlar hâlâ erkek egemen düzene göre üretiliyor?

Künye: Caroline Criado Perez – Görünmez Kadınlar: çeviren: Mine Şengel, Epsilon Yayıncılık, kadın, 440 sayfa, 2021

Yektanurşin Duyan – Türk Sinemasında Kadın Yıldız Olmak (2021)

Türk sinemasında kadın yıldızlar olgusunu hem sinemanın kendine has dinamikleri hem de toplumdaki ideal kadın algısı üzerinden irdeleyen usta işi bir eleştirel inceleme.

Yektanurşin Duyan, Türk sinemasında yıldızlar ve kadın yıldızları, “star sistemini” üreten film endüstrisini merkeze alarak inceliyor.

Bunu yaparken yıldızlığı doğuran toplumsal yapının nasıl işlediğini ortaya koyan Duyan, kadın yıldızlar ile dönemin kadın algısı, başka bir deyişle toplumda ideal olarak kabul gören kadınlık kodları arasında ne gibi bağlantılar olduğunu ele alıyor.

Sinema ile ilgilenenlerin yanı sıra Türkiye’de kadın sorunları ve kadın araştırmaları alanında çalışanların da aydınlanacağı bir çalışma olarak öneriyoruz.

  • Künye: Yektanurşin Duyan – Türk Sinemasında Kadın Yıldız Olmak, Dipnot Yayınları, inceleme, 320 sayfa, 2021

Pénélope Bagieu – Meydan Okuyan Kadınlar (2021)

Kadın olmak, kabile lideri olmayı yahut uzaya gitmeyi engelleyemiyor.

Fransız illüstratör Pénélope Bagieu, dünya tarihinde iz bırakmış devrimci kadınlar üzerine harika bir grafik romanla karşımızda.

Burada, kadınların suda daha rahat hareket etmelerini sağlayacak giysiler tasarlayan Anette’den Çin’e en görkemli dönemini yaşatan imparatoriçeye, dünya rekoru kıran kadın atletten çocuk gelin olmaktan kaçıp rap yıldızı olan Sonita’ya ve araştırmacı gazeteciliğin üstadı Nelly Bly’a, kadın tarihinde devrim yaratmış pek çok aktör yer alıyor.

Görsel zenginliğiyle de dikkat çeken ‘Meydan Okuyan Kadınlar’, kadınlar başta olmak üzere, kendine karşı dürüst kalarak hayatını yaşamak isteyen herkes için ilham verici öyküler barındırmasıyla çok önemli.

  • Künye: Pénélope Bagieu – Meydan Okuyan Kadınlar: Kendilerine Sunulanla Yetinmeyenler, çeviren: Ayşe Meral, Alfa Yayınları, çizgiroman, 312 sayfa, 2021

Hillary L. McBride – Anneler, Kızları ve Beden Algısı (2021)

İdeal beden algısı kadınları tüketiyor.

Psikolog Hillary McBride bu harika kitabında, kadınların bedenlerini nesneleştirmelerine neden olan tuzakları açıklıyor, kadınlara bedenleri ve kendileriyle sağlıklı ilişki kurmak konusunda çok değerli önerilerde bulunuyor.

Medyanın, eril dilin, kimi zaman bilinçli ya da bilinçsizce de olsa annelerimizin ve hemcinslerimizin yarattığı ideal beden hapishanesi yeme bozukluklarına yol açabiliyor, hatta yaşamı nasıl ele aldığımızın ve onu nasıl yaşadığımızın da belirleyici faktörü olabiliyor.

McBride da, değerimizin başkalarının hakkımızdaki düşüncelerine, hayatta sergilediğimiz performansa bağlı olmadığının altını çiziyor ve bizzat kendi hikâyesinin yanı sıra, bu kitap için görüştüğü anne ve kızların hikâyelerinden de yola çıkarak bu yolun bizi nasıl büyük bir çıkmaza sürüklediğini ortaya koyuyor.

‘Anneler, Kızları ve Beden Algısı’, kendisini olduğu gibi sevmeyi öğrenmeyi dileyenler kadar, kız çocuğu yetiştiren her okurun başucu kitabı olacak nitelikte bir eser.

  • Künye: Hillary L. McBride – Anneler, Kızları ve Beden Algısı: Kendimizi Olduğumuz Gibi Sevebilmeyi Öğrenmek, çeviren: Gül Korkmaz, Okuyan Us Yayınları, psikoloji, 268 sayfa, 2021