David Rosenfeld – Ruh, Zihin ve Psikanalist (2015)

David Rosenfeld, içinden kolay sıyrılamadıkları psikotik yönleri bulunan, diğer bir deyişle kilitli kapının arkasına hapsedilmiş hastalarla yapılmış çalışmaların neticesini sunuyor.

Çalışma en çok, psikanalizdeki analitik çerçeveyi ve karşıaktarımı ustaca kullanmasıyla dikkat çekiyor.

Kitap, Thomas Ogden’in önsözü ile başlıyor ve ayrıca, Ayla Yazıcı’nın hastane ortamında psikotik hastalar ve kurum çalışanları arasındaki ilişkinin farklı yönlerini ele aldığı Akıl Hastanesinde Psikanalist Olmak isimli bölümünü de içeriyor.

  • Künye: David Rosenfeld – Ruh, Zihin ve Psikanalist: Psikotik Yönleri Olan Hastalarla Psikanalitik Çerçevenin Yaratılması, çeviren: Ayla Yazıcı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

Kolektif – Acıyan Beden (2016)

Psikanalitik bir bakışla “Acıyan Bedeni” nasıl anlamlandırırız?

Bu kitapta bir araya gelerek bu sorunun yanıtını arayan yazarlar, psikosomatik kavramını farklı yönleriyle değerlendiriyor.

Çalışmayı, psikanalitik kuram ve uygulamaların beden ve ruhsallık konusunda yürüttüğü güncel tartışmaları yakından takip etmek isteyenlere öneriyoruz.

Kitaba, makaleleriyle katılan isimler ise şöyle: Pınar Limnili, Mine Özmen, Ayla Yazıcı, Berrak Ciğeroğlu, Jacques Press, Bella Habip, Meltem Temiz, Nesli Keskinöz Bilen, Işın Sayın Tamerk, Sibel Mercan, Luigi Solano, Maurice Apprey ve Mine Özgüroğlu.

  • Künye: Kolektif – Acıyan Beden, derleyen: Yasemin Cengiz, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

J. B. Pontalis – Pencereler (2009)

Psikanalist-yazar J. B. Pontalis, alt başlığı ‘Özel Bir Sözcük Dağarcığı’ olan ‘Pencereler’de, bazı sözcüklerin kendisinde çağrıştırdığı anlamları irdeliyor.

Kişisel kullanıma yönelik bir küçük sözlük oluşturmaya çalışan Pontalis, psikanalistlerin ortak malı olan kavramların ötesinde, bu ortak mülke herkesin bir alet kutusu gibi başvurmasını amaçlıyor.

Yazar, kitaba adını veren yazısında ise pencere kavramını inceliyor. “Yaşamımın dönemlerini birbiri ardına sıralanan açık pencereler olarak tanımlayabilirim” diyen Pontalis, buradan hareketle, çocukluk odasındaki, okuldaki, uçaklardaki, trenlerdeki ve otellerdeki pencerelere doğru bir yolculuğa çıkıyor.

  • Künye: J. B. Pontalis – Pencereler, çeviren: Talat Parman, Bağlam Yayıncılık, inceleme, 159 sayfa

Stephen A. Mitchell – Psikanalizde İlişkisel Kavramlar (2009)

Stephen A. Mitchell, birçok eseriyle psikanalitik teorilerin ve teorisyenlerin açıklığa kavuşmasını sağladı.

Mitchell elimizdeki çalışmasında, psikanaliz kuramı ve pratiğini, “seçici bütünleşme” yaklaşımıyla değerlendiriyor.

Mitchell’in “ilişkisel model” olarak adlandırdığı bu yaklaşım, psikanalitik çalışmaların odağını dürtülerden kişilerarası etkileşime kaydırıyor.

Freud’dan sonra psikanalitik kurama tutulan bir ışık niteliğindeki eserinde Mitchell, Harry S. Sullivan, Melanie Klein, D. W. Winnicott, Hans Loewald, Roy Schafer, Heinz  Kohut, Otto Kernberg, John Gedo ve Fred Pine gibi neo-Freudçu kuramcıları da kapsamlı bir şekilde ele alıyor.

  • Künye: Stephen A. Mitchell – Psikanalizde İlişkisel Kavramlar, çeviren: Gülenbaht Algaç ve İrem Anlı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 341 sayfa

Yusuf Alper – Psikodinamik Açıdan Enver Ercan Şiiri (2015)

Enver Ercan şiirindeki ruhsal çatışmaları merkeze almasının yanı sıra, şairin bir insan olarak kapsamlı bir portresini de sunan, ilgi çekici bir inceleme.

Ercan’ın hayatına dair pek çok biyografik ayrıntı sunan çalışma, şairin sanatsal yaratım sürecini izliyor; Ercan şiirinden yapılan bir seçkiyi de okurların beğenisine sunuyor.

  • Künye: Yusuf Alper – Psikodinamik Açıdan Enver Ercan Şiiri, Varlık Yayınları

Kolektif – Cinsiyet, Cinsel Kimlik ve Cinsellik (2019)

Doğuştan edindiğimiz veya edindiğimizi sandığımız cinsel algı ve kimlikler psikanalizde nasıl karşılık bulur?

Psike İstanbul tarafından hazırlanan bir sempozyuma sunulan bildirilerden oluşan bu kitap, her şeyden önce psikanalizin cinsiyet, cinsellik ve cinsel kimlik konusunda ne denli zengin perspektifler sunduğunu bize bir kez daha hatırlatıyor.

Psikanalizde cinsellik konusunda yürütülen en güncel tartışmalara yer vermesiyle önem arz eden ve şimdi yeni baskısıyla raflardaki yerini alan kitapta,

  • Kadın cinselliği,
  • Geleneksel toplumlarda kadın cinselliğine dair başlıca güçlükler ve nedenleri,
  • Üremeye yardımcı tedaviler bağlamında cinsellik,
  • Psikoseksüel kimlik ve libidinal nesnenin seçimi,
  • Cinsel kimlik, ayrılma kaygısı ve yaratıcılık,
  • Erkeklik ve yaşlanma tefekkürleri,
  • Sonradanlık kavramı bağlamında Freud’un cinselliğe getirdiği bakış açısının niteliği,
  • Kadın cinselliğinde üstbenlik,
  • Kadın cinselliğinde önemli üretkenliklerden hamilelik ve annelik süreçleri,
  • Ve cinsel sapkınlıklar gibi pek çok önemli konu irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mine Özgüroğlu, Nilgün Taşkıntuna, Berrak Ciğeroğlu, Gülgün Alptekin, Işın Sayın Tamerk, Pınar Limnili Özeren, M. Işıl Ertüzün, Yeşim Can, Yavuz Erten, Ayla Yazıcı, Itamar Levy, Nayla de Coster, Jacqueline Schaeffer, Sibel Mercan, Sezai Halifeoğlu, Lynne Segal ve Bella Habip.

  • Künye: Kolektif – Cinsiyet, Cinsel Kimlik ve Cinsellik, derleyen: Deniz Arduman Kırcalı, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, psikanaliz, 170 sayfa, 2019

Mutluhan İzmir – Öznenin Diyalektiği (2019)

Mutluhan İzmir’in  Hegel, Sartre ve Lacan’ı diyaloga soktuğu ‘Öznenin Diyalektiği’, yeni baskısıyla raflardaki yerini aldı.

İzmir’in çalışmasında, özne kavramının felsefede ve psikanalizde nasıl gelişim gösterdiğini enine boyuna irdeleniyor.

Sahnedeki oyuncunun ego olduğunu belirten İzmir, oyun yazarının ve ışıkları yönetenin de “öteki” olduğunu söylüyor.

Fakat yazara göre, “ego” da “öteki” de öznenin yapısının içinde yer alır ve özne doğal olarak bu unsurları içeren diyalektik bir bütündür.

Yazar bu bağlamda Hegel, Sartre, Freud ve Lacan’ın düşüncelerinde özne kuramında kendilik konusunun nasıl ele alındığını irdeliyor.

Çalışma özellikle şu soruların yanıtlarını arayanlar için önemli değerlendirmeler barındırıyor.

  • Özne kuramında bilinçle bilinçdışı nasıl bir bütüne işaret eder?
  • Öznenin “Öteki”yle kurduğu diyalektik ilişki nedir?
  • “Öteki” özne yapısının içinde nasıl işler?
  • “Öteki” ve ego birbirini nasıl etkiler?
  • Farklı ego görünümlerinin birbirlerine entegre edilip edilmemesi neden sağlıklı bir kişiliğin olmazsa olmazıdır?

Künye: Mutluhan İzmir – Öznenin Diyalektiği: Hegel, Sartre ve Lacan, İmge Kitabevi, felsefe, 501 sayfa, 2019

Heinz Kohut – Kendiliğin Çözümlenmesi (2019)

Heinz Kohut’un psikanaliz kuramına en büyük katkısı, içe bakış ve eşduyumun rolü üzerine yaptığı önemli çalışmalarıdır.

Daha da önemlisi Kohut, “kendilik psikolojisi” adını verdiği özgün bir kuramsal yaklaşım ve psikanaliz tekniği geliştirerek psikanalize adeta kendi imzasını attı.

İşte Kohut’un elimizdeki çalışması, O’nun ‘Kendiliğin Yeniden Yapılanması’ adlı eseriyle birlikte, psikanaliz alanındaki çalışmalarının harika bir özeti olarak okunmalı.

Kohut burada, narsisizmin libidinal yönlerinin sağlam bir analizini yapıyor ve bunu yaparken de,

  • İdealleştirme aktarımının kliniğe ve terapiye ilişkin yanları,
  • Büyüklenmeci kendiliğin terapide etkinleşmesi,
  • Ve narsisistik aktarımlarla ilgili klinik ve teknik sorunlar gibi konuları çok yönlü bir şekilde tartışıyor.

Kitap, Saffet Murat Tura imzalı, “kendilik psikolojisi”nin özgün yönlerini psikanaliz tarihi içinde değerlendiren aydınlatıcı bir yazısıyla birlikte sunuluyor.

  • Künye: Heinz Kohut – Kendiliğin Çözümlenmesi: Narsisistik Kişilik Bozukluklarının Psikanalitik Tedavisine Sistemli Bir Yaklaşım, çeviren: Cem Atbaşoğlu, Banu Büyükkal ve Cüneyt İşcan, Metis Yayınları, psikanaliz, 288 sayfa, 2019

Georges Canguihem – Normal ve Patolojik (2019)

Georges Canguilhem, ilk kez 1966 yılında yayımlanan bu kitabıyla, 19. yüzyılda bir bilim olarak ortaya çıkıp hızla gelişen biyolojiyi ortaya çıkaran koşulların derinlikli bir analizini yapıyor.

Canguilhem’in bunu yaparken, biyolojinin yükselişiyle paralel biçimde ortaya çıkan sağlık ve hastalığın tanımlandığı yeni algıyı analiz ediyor ve buradan yola çıkarak normal ve patolojik kategorilerinin objektif, bilimsel kavramlar olmadığını gözler önüne seriyor.

Canguilhem’e göre yaşam mekanik ya da kimyasal süreçlerde değil canlının ortamı ile kurduğu karşılıklı yaratıcı ilişkide aranmalıdır.

Başka bir deyişle, yaşam, yaşayandan hareketle anlaşılmalıdır.

Kitap, Modern biyoloji ve tıbbın epistemolojik temellerinin politik, ekonomik ve teknolojik yapıyla nasıl iç içe geçtiğini göstermesiyle de dikkat çekiyor.

Canguilhem’in, özellikle de yeni bilgi alanlarının ortaya çıkışı konusunda burada ortaya koyduğu yaklaşımın, Michel Foucault ve Louis Althusser’in düşüncesi üzerinde etkili olacaktı.

Kitaptan bir alıntı:

Hastaların olduğu bir dünyada hasta olmamak zamanla bir rahatsızlık doğurur….Böylece normal insanda normal kalmakla ilgili bir endişe doğar, sağlığın sınanması için yani onun kanıtı olarak duyulan hastalık ihtiyacı; bilinçdışı bir hastalık arayışı, hastalığı kışkırtma doğar. Normal insanın hastalığı, kendisine duyduğu biyolojik güvende bir yarığın belirmesidir.

  • Künye: Georges Canguihem – Normal ve Patolojik, çeviren: Perge Akgün, MonoKL Yayınları, psikanaliz, 264 sayfa, 2019

Nihan İlhan ve Serpil Aygün Cengiz – Reklama Düş Olarak Bakmak (2015)

Tüketim, kimlik oluşumunda simgesel bir role sahip.

Nihan İlhan ve Serpil Aygün Cengiz tarafından kaleme alınmış bu kitap da, tüketime olağanüstü katkıda bulunan reklamları, psikanalitik yaklaşımla tartışıyor.

Bilhassa kadın moda dergilerinde yer alan reklamları irdeleyen çalışma, reklamlardaki ürünlerin hangi taktiklerle birer gereksinim nesnesine dönüştürüldüğünü gösteriyor.

Sigmund Freud’un, düşlerimize bakışımızı geri dönüşü olmayan biçimde değiştiren ‘Düşlerin Yorumu’ metninden yola çıkan yazarlar, reklamı yapılan ürünlerin hiçbir gerçek nesneyle doyurulmayacak olan arzu nesnesinin yerine geçirilen gereksinim nesnelerine nasıl dönüştürüldüğünü gözler önüne seriyor.

  • Künye: Nihan İlhan ve Serpil Aygün Cengiz – Reklama Düş Olarak Bakmak, Ütopya Yayınları, psikanaliz, 240 sayfa, 2015