Barbara K. Lipska – Aklını Yitiren Sinirbilimci (2021)

Barbara Lipska ünlü bir nörobilimci iken, frontal lob bölgesinin kapanmasıyla aniden kendini deliliğin karanlık dehlizlerinde buldu.

Daha sonra iyileşen Lipska bu eşsiz kitabında, akıl sağlığını yitirmenin ne anlama geldiğini muhteşem bir açıklıkla anlatıyor.

Lipska’ya kariyerinin zirvesindeyken, beynine yayılan melanoma teşhisi kondu.

Aylar içinde, beynin bilişsel becerileri kontrol eden frontal lob bölgesi kapanmaya başladı ve deliliğin karanlık dehlizlerine daldı.

Demans ve ailesiyle iş arkadaşlarını dehşete düşüren şizofreni benzeri semptomlar sergiledi.

Ne mutlu ki, doktorların önerdiği immünoterapi, mucizevi bir şekilde işe yaradı ve Lipska normale döndü.

Bu kitabın ortaya çıkmasına olanak sağlayan asıl faktör ise, Lipska’nın iyileştikten sonra da delilikle olan o dansını müthiş bir netlikle hatırlıyor olmasıydı.

Lipska kitabında, olağandışı deneyiminden yararlanarak akıl hastalığı, beyin hasarı ve yaşın davranışlarımızı, kişiliğimizi, bilişsel becerilerimizi ve hafızamızı nasıl bozabileceğini açıklıyor.

Bu değişiklikleri yaşamanın, akıl sağlığını yitirmenin neye benzediğini ve iyileşmeden sonraki yaşamın nasıl olduğunu anlatarak aynı rahatsızlığı yaşayanlara, yakınlarına ve nörobilimsel araştırmaya çok büyük katkıda bulunuyor.

‘Aklını Yitiren Sinirbilimci’, beynin nasıl tuhaf ve şaşırtıcı semptomlar üretebildiğini daha iyi kavramak için harika fırsat.

  • Künye: Barbara K. Lipska ve Elaine McArdle – Aklını Yitiren Sinirbilimci: Deliliğimin ve İyileşmemin Hikâyesi, çeviren: Erkan Aktaş, Paloma Yayınevi, psikoloji, 224 sayfa, 2021

Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık (2021)

Türkiye’de cinselliğin kültürel ve kişilerarası boyutları üzerine eşsiz bir inceleme.

Yeliz Turan Yunusoğlu’nun ‘Yatak Odasındaki Kalabalık’ adlı bu yapıtı, sözü vajinismus deneyimi yaşayan kadınlara vermesiyle Türkiye’de bu alanda yapılmış ilk çalışma.

Cinsel ilişki iki çubuğu birbirine sürterek ateş yakmaya çalışmak kadar mekanik olsaydı, kimse cinsel hazzın ve doyumun peşine düşmez, cinsel ihtiyaçlarını kendi kendine ya da herhangi biriyle halledebilirdi.

Ama açıkça görüldüğü gibi, cinsel ilişkide aranan aslında üç-beş kasılmaya ulaşmak değildir çünkü cinsellik cinsel organlarımızla beraber tüm bedenimizi, değerlerimizi, inanışlarımızı ve de duygularımızı içerir.

Vajinismus, yani kadının bedenindeki kimi tepkiler nedeniyle cinsel ilişkinin “tamamlanamaması” ise, genellikle tıp alanında ele alınır.

Türkiye’de sıklıkla kadının “evlilik kurumu içindeki görevi”ni yerine getirememesi üzerinden tanımlanır ve beden parçalarına odaklanmış tedavilerle, kadının ihtiyaç ve taleplerine pek de kulak verilmeksizin, acilen çözülmeye çalışılır.

Oysa cinsel ilişkinin verilmiş roller uyarınca kolayca gerçekleştirilmesi gereken “doğal” bir şey olduğu ön kabulü, toplumun cinsellik üzerindeki yoğun etkisini göz ardı eder.

‘Yatak Odasındaki Kalabalık’, katılımcıların aile hayatları, partnerleriyle ilişkileri ve tıbbi çözüm ararken karşılaştıkları sorunlar üzerine anlatılarını aktarıyor.

Yunusoğlu, kitabı için şöyle diyor:

“Bu çalışmayı yapmaktaki hedefim, kadınların yaşadıkları güçlükleri sadece tasvir etmek değil, aynı zamanda içinde bulundukları durumu değiştirmelerine yardımcı olmaktı. Kadınları cinsel olarak sağlıklı kılmak için cinsel arzularını daha iyi yönetme, karar sürecine aktif katılımlarını sağlama ve cinselliği kendi kontrollerinde yaşama konusunda cesaretlendirmeye ihtiyaç olduğunu düşünüyorum.”

  • Künye: Yeliz Turan Yunusoğlu – Yatak Odasındaki Kalabalık: Türkiye’de Kadınların Vajinismus Deneyimleri, Metis Yayınları, kadın, 336 sayfa, 2021

Anthony David – Dipsiz Çukurun İçine Doğru (2021)

Yedi örnek vaka üzerinden beynin ve ruhun muazzam yarıklarını gözler önüne seren çok iyi bir çalışma.

Nöropskiyatr Anthony David,  şizofreni, iki uçlu bozukluk, depresyon, sanrılar, anoreksiya nervoza, dönüştürme bozukluğu ve yadsıma sendromundan mustarip yedi sıra dışı karakterin gerçek hikâyelerini anlatıyor.

Burada,

  • Hissettiği çaresizliğin kısırdöngüsünden kurtulamayan Thomas,
  • Bedeniyle ilgili gerçeklikten kopuk kanaatlerin komaya sürüklediği Emma,
  • Yaşadığı toplumun ırkçılığı altında ezilen Junior,
  • Koşullarla başa çıkamayınca çözümü hasta rolüne çekilmekte bulan Christopher,
  • Ve çileci tutumunun yeme bozukluğuna sürüklediği Caitlin gibi sıra dışı karakterlerin bize çok şey anlatan yaşamlarıyla karşılaşıyoruz.

David kimi zaman fizyolojik nedenlerin, genetik mirasın ya da travmatik bir kazanın, kimi zaman da protestonun, inançların, umutsuzluğun kendi momentumunu kazandığı, iradenin akıp gittiği gerçek hikâyeler aracılığıyla bizi Dipsiz Çukurun İçine Doğru çekiyor.

Bu çukurun karanlığında yitmemenin tek yolu, zihni ve bedeni iki ayrı varlıkmış gibi düşünmeden, biyolojik, psikolojik ve toplumsal alan arasındaki sürekliliği kaybetmeden, maddi beynimiz dışında bir gerçeklik olmadığını unutmadan bireyi yeniden inşa etmek.

Kitap, insan beyninin, zihninin ve ruhunun esrarengiz dehlizlerinde ufuk açıcı bir yolculuğa çıkmak için çok iyi fırsat.

  • Künye: Anthony David – Dipsiz Çukurun İçine Doğru: Bir Nöropsikiyatrın Rahatsız Zihinler Üzerine Notları, çeviren: Mehmet Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, psikoloji, 176 sayfa, 2021

Hillary L. McBride – Anneler, Kızları ve Beden Algısı (2021)

İdeal beden algısı kadınları tüketiyor.

Psikolog Hillary McBride bu harika kitabında, kadınların bedenlerini nesneleştirmelerine neden olan tuzakları açıklıyor, kadınlara bedenleri ve kendileriyle sağlıklı ilişki kurmak konusunda çok değerli önerilerde bulunuyor.

Medyanın, eril dilin, kimi zaman bilinçli ya da bilinçsizce de olsa annelerimizin ve hemcinslerimizin yarattığı ideal beden hapishanesi yeme bozukluklarına yol açabiliyor, hatta yaşamı nasıl ele aldığımızın ve onu nasıl yaşadığımızın da belirleyici faktörü olabiliyor.

McBride da, değerimizin başkalarının hakkımızdaki düşüncelerine, hayatta sergilediğimiz performansa bağlı olmadığının altını çiziyor ve bizzat kendi hikâyesinin yanı sıra, bu kitap için görüştüğü anne ve kızların hikâyelerinden de yola çıkarak bu yolun bizi nasıl büyük bir çıkmaza sürüklediğini ortaya koyuyor.

‘Anneler, Kızları ve Beden Algısı’, kendisini olduğu gibi sevmeyi öğrenmeyi dileyenler kadar, kız çocuğu yetiştiren her okurun başucu kitabı olacak nitelikte bir eser.

  • Künye: Hillary L. McBride – Anneler, Kızları ve Beden Algısı: Kendimizi Olduğumuz Gibi Sevebilmeyi Öğrenmek, çeviren: Gül Korkmaz, Okuyan Us Yayınları, psikoloji, 268 sayfa, 2021

Anthony Storr – Sahte Peygamberler, Yalan Cemaatler (2021)

Tarihteki sahtekârlar ve saplantılı kişiler ordusu üzerine harika bir çözümleme.

Psikiyatrist Anthony Storr, İsa’dan Jim Jones’a, David Koresh’ten Loyolalı Ignatius’a kötü nam salmış gurulardan saygınlık kazanmış tinsel liderlere, yelpazenin farklı tarafında yer alsalar da birbirinin tıpatıp aynı sahte peygamberler üzerine düşünüyor.

Usta işi bir guru rehberi olarak okunabilecek kitabında Storr, daha önce yapılan çalışmalardan farklı olarak, guruların öğretilerini ele almak yerine, onları psikiyatrinin ışığı altında inceliyor.

Storr’a göre, hem sadece kendiyle ilgilenen hem de otoriter olan kişilere güvenmemeliyiz.

Zira “Kendinden emin olma karizması hepimizin içindeki çocuğu tuzağa düşüren bir kapandır.”

Gurdjieff, Rajneesh, Jung ve Freud gibi isimlerin de karşımıza çıktığı kitap, adına ister guru, ister sahte peygamber, isterse tinsel lider diyelim, bu tipteki kişilerin ruh sağlığımızı nasıl tehdit ettiğini gözler önüne sermesiyle önemli.

  • Künye: Anthony Storr – Sahte Peygamberler, Yalan Cemaatler: Bazıları Deli Ama Hepsi Aynı, çeviren: Aslı Day, Okuyan Us Yayınları, psikiyatri, 306 sayfa, 2021

Rita Sommers Flanagan ve John Sommers Flanagan – Klinik Görüşme (2020)

Özellikle genç klinisyenlerin kaçırmaması gereken bu çalışma, klinik görüşmelerin nasıl yapılacağı konusunda bir başvuru kaynağı.

Rita Sommers-Flanagan ve John Sommers-Flanagan psikoloji, psikiyatri, psikolojik danışma ve rehberlik, sosyal hizmetler başta olmak üzere görüşme ile bir başka kişiye yardım etmeyi amaç edinmiş pek çok meslek çalışanına zengin bir içerik sunuyor.

Toplamda dört kısımdan oluşan çalışmanın ilk kısmında, klinik görüşmede temel ve güncel uygulamalar açıklanıyor.

İkinci kısım, klinik görüşme sürecinde dinleme ve ilişki geliştirmeyi, üçüncü kısım da, görüşmenin yapılandırılması ve değerlendirilmesi sürecini ele alıyor.

Çalışmanın son kısmı ise, zorlu danışanlar, genç danışanlar, aile ve çift görüşmeleri gibi özel gruplarla klinik görüşmelerin nasıl yapılacağını irdeliyor.

  • Künye: Rita Sommers-Flanagan ve John Sommers-Flanagan – Klinik Görüşme: Psikolojik Değerlendirme Esasları, çeviren: Gülçin Akbaş ve Leman Korkmaz, İthaki Yayınları, psikoloji, 608 sayfa, 2020

 

Mona DeKoven Fishbane – İlişkilerin Nörobiyolojisi (2021)

Nihayet kadın erkek ilişkilerine kişisel gelişim değil de bilimsel bir gözle bakan bir kitapla karşı karşıyayız.

Çift ilişkileri hakkında bilimsel olarak bilinenlerle beynin işleyişine dair öğrendiklerimizi birleştiren Mona DeKoven Fishbane, çiftlerin psikolojik ve nörobiyolojik serüvenleri konusunda bizi aydınlatıyor.

Güncel nörobilimsel araştırma bulguları barındırmasıyla büyük önem arz eden çalışma, beynin ilişkilerimizi nasıl etkilediğini gözler önüne seriyor.

Bunu yaparken pratik uygulama önerileri ve canlı vaka örnekleriyle de kitabını zenginleştiren Fishbane, özellikle çift terapisi alanında çalışan uzmanlara, uygulamalarını derinleştirip zenginleştirme olanağı sunuyor.

  • Künye: Mona DeKoven Fishbane – İlişkilerin Nörobiyolojisi; Beyni Bilerek Sevmek, çeviren: Fatma Arıcı Şahin, İbrahim Keklik, Duygu Dinçer ve Ahmet Abakay, İmge Kitabevi, bilim, 414 sayfa, 2021

Émile Boutroux – William James Kimdir? (2021)

William James, yalnızca Amerikan felsefesinin klasik döneminin en önemli figürlerinden biri değil, aynı zamanda ilk özgün Amerikan felsefesi diye tarif edilen pragmatizmin de önemli temsilcilerindendir.

Modern felsefe alanında uzun yıllar çalışmış Émile Boutroux’nun bu özenli incelemesi ise, fizyoloji, anatomi, psikoloji ve felsefe alanlarında dersler vermiş bu önemli ismin fikirlerine çok iyi bir giriş.

Boutroux çalışmasına, James’in yaşamı ve kişiliğini kısaca anlatarak başlıyor ve devamında da, William James’in felsefe, psikoloji, dini psikoloji, pragmatizm, metafizik ve pedagoji alanlarındaki çalışmalarını ayrıntılı bir şekilde açıklıyor.

Temel kavramları üzerinden James’in mirasının sistematik bir envanterini okura sunan iyi bir kitap.

  • Künye: Émile Boutroux – William James Kimdir?, çeviren: Sadık Altan, Fol Kitap, inceleme, 88 sayfa, 2021

Lev Vigotski – Psikolojideki Krizin Tarihsel Anlamı (2021)

Kuramları psikoloji biliminde devrim yaratmış Lev Vigotski, gelişim psikolojisinden eğitim bilimine ve sanat psikolojisine çok farklı alanlarda üretti.

Düşünürün ilk kez 1926’da yayımlanan ve güncelliğini bugün de koruyan ‘Psikolojideki Krizin Tarihsel Anlamı’, psikoloji biliminin içinde bulunduğu krizden kurtuluşunun yolunun Marksist materyalist bir yöntembilime dayalı psikoloji bilimini yeniden inşa etmek olduğunu belirtiyor.

Vigotski bu amaçla, Marx’ın kapitalist toplumsal üretim ilişkilerini çözümleme yöntemini, psikoloji biliminin konusuna uygun kavramlar ve kavramsal aygıtlarla psikoloji bilimine uyguluyor.

Kendi döneminin ana akım psikoloji eğilimlerinin bir çeşit meta-psikolojiye dönüştüklerini, bir dünya görüşü, bir metafizik olarak ortaya çıktıklarını söyleyen Vigotski’nin burada yürüttüğü tartışma, günümüzde psikoloji biliminde yöntem birliği eksikliğinden kaynaklı tartışmaların doğru sonuca ulaştırılmasına da katkı sağlayabilecek nitelikte.

Öte yandan kitap, psikolojinin Freud, Adler, Pavlov gibi büyük isimleriyle, Gestalt okuluyla, Rusya’daki Machçılıkla vb. kriz ve yöntembilim bağlamında derinlemesine bir tartışma yürütmesiyle tarihi öneme de sahip.

  • Künye: Lev Vigotski – Psikolojideki Krizin Tarihsel Anlamı: Yöntembilimsel Bir İnceleme, çeviren: Şükrü Alpagut, Yordam Kitap, psikoloji, 256 sayfa, 2021

Robert Heath – Bilinçaltını Ayartmak (2021)

Reklamcılık hem bilinç hem de bilinçaltı seviyede çalışır.

İlki hakkında biraz uyanık olsak da, reklam ve pazarlamacıların bilinçaltı manipülasyonlarının pek farkına varmayız.

İşte bu konudaki bilinmeyenleri açıklayan ‘Bilinçaltını Ayartmak’, reklam psikolojisinin nasıl kullanıldığı üzerine usta işi bir çalışma olarak karşımızda duruyor.

Marka iletişimi alanında uzun yıllardır çalışmakta olan Robert Heath, reklamları hem bilinçaltı hem de yarı bilinçli seviyede işleme şeklimizin kararlarımız üzerindeki etkisini derinlemesine izliyor.

Bunu yaparken kapsamlı psikolojik ve nörobilimsel araştırmalardan da yararlanan Heath, reklamcılık dünyasının nasıl çalıştığını ve sırlarını, üstelik başarılı olmuş reklam kampanyalarından çarpıcı örneklerle zenginleştirerek gözler önüne seriyor.

  • Künye: Robert Heath – Bilinçaltını Ayartmak: Reklam Psikolojisi, çeviren: Emrah Bilge, The Kitap Yayınları, psikoloji, 288 sayfa, 2021