Devrim Sevimay – Süreç (2009)

Gazeteci Devrim Sevimay, İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın 29 Temmuz tarihli “İnşallah Çözüm konusunda dünyaya örnek olacak bir Türkiye modeli oluştururuz. Gelin, bu sürece herkes katılsın” çağrısından sonra, Milliyet’te ‘Türkiye Kendi Modelini Arıyor’ adlı bir yazı dizisine başlamıştı.

Sevimay’ın on bir gün boyunca süren yazı dizisi, daha çok Hülya Avşar’ın söyledikleriyle dikkat çekmesine rağmen, Kürt sorununun çözümü konusunda birçok farklı fikri tartışmaya açmasıyla yankı uyandırmıştı.

İşte, söz konusu yazı dizisi, elimizdeki kitapta bir araya getirilmiş. 27 köşe yazarının dizideki yorumlara atfen kaleme aldıkları yazıları da, fotoğrafın tamamlanması için kitabın ikinci bölümüne alınmış.

Kitabın son bölümünde ise, Atalay’ın 29 Temmuz’da yaptığı ve gazetelerde ancak bir bölümü yayımlanan tarihi açıklamanın tam metni yer alıyor.

Yazı dizisinin tümünü bir arada görmek isteyenler için iyi bir fırsat.

  • Künye: Devrim Sevimay – Süreç, Özgür Yayınları, siyaset, 303 sayfa

Walter Benjamin – Estetize Edilmiş Yaşam (2015)

Faşizm kuramını daha iyi kavramak açısından özgün bir bakış açısı sunan metinler.

Düşünür, faşizm ve modern toplumların kültür yaşamı arasındaki ilişkiyi irdelediği gibi, tarih felsefesinin sınırlarını da tartışıyor.

Benjamin, yaşadığımız tarihsel sürecin olumsuzlukları karşısında neler yapacağımızı, özgürleşmek ve tarihin akışına etkide bulunabilmek için neler yapılabileceğini irdeliyor ve bunu yaparken de Alman faşizminin kuramlarındaki “Faşizm” olgusunu açıklığa kavuşturmaya çalışıyor.

Benjamin’e göre, faşizmin oluşumu da, topluma kendini kabul ettirebilmesi de, modern toplumların kültür yaşamının kendi işleyişinden ve işlevlerinden yararlanarak olmaktadır.

Kitabın diğer zenginliği de Ünsal Oskay hocamızın kapsamlı giriş yazısı barındırması.

  • Künye: Walter Benjamin – Estetize Edilmiş Yaşam, derleyen ve çeviren: Ünsal Oskay, İnkılap Kitabevi, siyaset, 176 sayfa, 2015

Kolektif – Siyasetteki Gölge: Korku (2019)

Korku, bireyi, toplumu ve siyaseti nasıl esir alır?

Elimizdeki derlemede, farklı alanlardan gelen sosyal bilimciler hem bu sorunun yanıtını arıyor hem de korkunun bireyi, toplumu ve dolayısıyla siyaseti esir almaması için neler yapılabileceğine kafa yoruyor.

  • Korkunun siyasetteki rolünün ne olduğu,
  • Siyaset felsefesinde korkunun yeri,
  • Gündelik hayatta deneyimlenen korkunun göçmen karşıtlığına evrilmesinin altındaki başlıca dinamikler,
  • Korkunun egemenliğini besleyen faktörler olarak terör ve faşizm olguları ile popülist söylemlerin korkuyu üretmedeki etkileri,
  • Kadın düşmanlığıyla kadın korkusu arasındaki ilişki,
  • Akademik dünyada kaygı, korku ve sansür,
  • Korkuyla yüzleşme ve onu aşmanın yolları,
  • Ve bunun gibi konular tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Erdoğan Altun, Hacı Çevik, Kadir Dede, Tuğçe Erçetin, Özgür Olgun Erden, Emre Erdoğan, Utku Özmakas ve Pınar Uyan Semerci.

  • Künye: Kolektif – Siyasetteki Gölge: Korku, editör: Pınar Uyan Semerci ve Emre Erdoğan, İthaki Yayınları, siyaset, 256 sayfa, 2019

Kolektif – Türkiye’de Hukuku Yeniden Düşünmek (2015)

Bugünkü vaziyeti bir yana bırakalım, Türkiye’nin hukuk tarihine yüzeysel bir bakışla baktığımızda dahi, ülkenin bugüne kadar ya hukuk krizi ya da kriz hukuku ile yönetildiğini görebiliriz.

Bu kitap ise, alanında uzman isimlerin katkılarıyla zenginleşen, Türkiye’nin hukuk sorununu kapsamlı bir perspektifle irdeleyen makaleler sunuyor.

Yeni anayasa çalışmaları ve başkanlık sistemi tartışmaları, basın özgürlüğü ve görüş edinme hakkı, 6638 sayılı iç güvenlik kanunu, yargı bağımsızlığı ve bunun gibi pek çok güncel konu, burada tartışılıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Haluk İnanıcı, İbrahim Ö. Kaboğlu, Hayrettin Ökçesiz, Osman Doğru, Tolga Şirin, Serap Yazıcı, Ersan Şen, Fikret İlkiz, Köksal Bayraktar, Ercan Kanar, Ali Pehlivan, Tankut Centel, Ulaş Karan, Ayhan Erdoğan, Ergin Cinmen, Arif Ali Cangı, H. Fehmi Demir, Seda Akço Bilen ve Zehra Çiğdem Özcan.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’de Hukuku Yeniden Düşünmek, derleyen: Haluk İnanıcı, İletişim Yayınları, hukuk, 379 sayfa, 2015

Samir Amin – Samir Amin Anlatıyor (2019)

Profesör Samir Amin üzerine yazılmış bu kitap, geniş bir okur kitlesine hitap ediyor ve küreselleşme olgusu ile onun “az gelişmiş” denilen ülkelerde neden olduğu duruma dair daha çok şey öğrenmek isteyenler için biçilmiş kaftan.

Kitap, üç kısımdan oluşuyor.

Birinci kısım, Amin’in ailevi kökeni, entelektüel yönelimi ve politik mücadelesini, aynı şekilde Mısır, Mali ve başka bazı ülkelerde ekonomi politikaları oluşturma deneyimini kapsayan bibliyografik notları içeriyor.

Kitabın ikinci kısmı, Samir Amin’in entelektüel yolculuğunu, kapitalizm tahlilinin temellerini, diğer ünlü Üçüncü Dünya iktisatçılarıyla, özellikle de Latin Amerikalı iktisatçılarla yaptığı tartışmaları anlattığı söyleşileri kapsıyor.

Bu bölüm, azgelişmiş ülkelerin (Güney) kalkınması ve kurtuluşuna dair yoğun teorik tartışmalar barındırmasıyla özellikle dikkat çekiyor.

Kitabın üçüncü kısmı ise, Samir Amin’in bazıları burada ilk defa yayımlanan eserlerinden seçilmiş, ekonomik ve politik konulara ilişkin metinlerinden oluşuyor.

Kitabın sonuna eklenen bibliyografya ise, okura Amin’in ele alınan konular ve diğerleri hakkında da olağanüstü entelektüel yaratıcılığının bir panoramasını sunuyor.

  • Künye: Samir Amin – Samir Amin Anlatıyor: Ezilen Halkların, Sömürülen Sınıfların Organik Aydını, hazırlayan: Demba Moussa Dembélé, çeviren: Fikret Başkaya, Yordam Kitap, siyaset, 239 sayfa, 2019

Srdja Popoviç ve Matthew Miller – Devrim Planı (2015)

Tahrir Meydanı ve Wall Street örneklerine benzer; bir araya gelerek yaratıcı fikirler üretmenin ve devamında devrim yapmanın ipuçları.

Yazar Srdja Popoviç, Miloseviç’i şiddet içermeyen yöntemlerle deviren OTPOR hareketinin liderlerindendi.

Popoviç hem bu süreçten edindiği deneyimleri hem de, Pussy Riots’un yaptığı gibi gülmek ve müziği kullanmak, Sırbistan’daki yapılan Lego Adam protestosu,  enflasyona karşı çıkmak için İsrail’de düzenlenen süzme peynir boykotu gibi örneklerle, şiddet içermeyen direnişin amacına ulaştığı gerçek yolları anlatıyor.

Tahrir Meydanı ve Wall Street deneyimlerini de çok yönlü şekilde analiz eden kitap, dünyanın her yerinden aktivistler için uygulanabilir öneriler sunmasıyla, rehber nitelikte bir çalışma.

  • Künye: Srdja Popoviç ve Matthew Miller – Devrim Planı: Diktatörleri Devirmek ya da Sadece Dünyayı Değiştirmek İçin Şiddetsiz Teknikler, çeviren: Ebru Erbaş, Paloma Yayınevi, siyaset, 220 sayfa, 2015

Barış Büyükokutan – Medeni Cumhuriyet (2019)

Sosyolog Barış Büyükokutan bu kısa ama etkili çalışmasında, cumhuriyetçiliğin tarihsel ve güncel bir panoramasını çiziyor.

Türkiye’nin yakın siyasi ve kültürel tarihinin kapsamlı bir değerlendirmesi eşliğinde analizini yapan Büyükokutan, Türkiye’de ve dünyada gerçek cumhuriyetlerin geliştirilmesi için mevcut imkân ve engelleri ortaya koyduğu gibi cumhuriyetçiliğin geleceğine dair dikkat çekici tezler de sunuyor.

Cumhuriyetin, bir doğrudan katılım işi olduğunu, dolayısıyla bu katılımın yalnızca ulusal ve siyasi hayata katılım anlamına gelmediğini düşünen Büyükokutan, Cumhuriyetçiliğin sivil toplumu romantize etmeden ciddiye alması ve aşağıdan yukarıya doğru işlemesi gerektiğini belirtiyor.

Kitapta, Cumhuriyetin ruhu ve felsefesi,  Türkiye solu ve Türkiye siyasal İslamcı kesimin Cumhuriyetçiliğe bakışı, Cumhuriyetin yaşam çevrimi, Cumhuriyetin gerilemesi ve çöküşünün altındaki dinamikler, Cumhuriyette kadınlar ve azınlıklar, Cumhuriyetin kurtulması ve büyümesi gibi oldukça güncel konular tartışılıyor.

  • Künye: Barış Büyükokutan – Medeni Cumhuriyet: Katılımcı Hayatın Sosyolojisi, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 135 sayfa, 2019

Taner Timur – İslam, Laiklik ve Aydınlanma Savaşı (2019)

AKP iktidarında din ve laiklik konuları sıklıkla tartışılıyor.

Fakat bunlar klişe tartışmalardan öteye gidemiyor.

Zira bu tartışmalar, dinin, bilim, felsefe ve toplumsal ilerlemeyle ilişkisinin ne olduğu ve ne olabileceğini irdelemiyor.

İşte Taner Timur’un elimizdeki çalışması, İslam, akılcılık, toplumsal devrim ve karşıdevrim sorununu çok yönlü bir bakışla tartışıyor.

Kitap, uzun bir girişi takip eden dört kısımdan oluşuyor.

İlk kısımda, İslam’ın 7. yüzyılda, Mekke’de, hangi toplumsal ve düşünsel dönüşüm koşulları içinde doğduğunu inceliyor.

Burada, Abbasiler döneminde eski Yunan felsefesi ve akılcılık ile buluşarak Ortaçağ’da ilk aydınlanma kıvılcımlarının çakılışı, fakat bir süre sonra bu ilk aydınlanma sürecinin bir karşıdevrimle nasıl bastırıldığı ele alınıyor.

Timur izleyen dönemde de, Sünni İslam’ın üç boyutlu (fıkıh, kelam ve tasavvuf) gelişme çerçevesinde rasyonalizmden nasıl koptuğunu ve Batı Avrupa, Farabi, İbn Sina, İbn Rüşd gibi çağlarının ilerisinde düşünürleri de özümseyerek Ortaçağ’ı aşarken, İslam’ın akıldan gittikçe uzaklaşarak nasıl karanlığa gömüldüğünü gözler önüne seriyor.

Timur, bu hazin gelişmenin, Müslüman dünyanın neden daha sonra sömürge statüsüne dönüştüğünün anahtarını verdiğini belirtiyor.

Yazar çalışmasının ikinci kısmında ise, bu tartışmayı Cemaleddin Afgani’nin kozmopolit “anti-kolonyalist” kavgası ile Hindistan’da Seyit Ahmet Han’ın  “işbirlikçi reformizmi” bağlamında izliyor.

Bu sorunu Osmanlı ve Türkiye örnekleri üzerinden de izleyen Timur, din, toplum ve siyaset ilişkisi alanında tezleriyle etkili olmuş üç ismin, yani Namık Kemal, Mehmed Akif ve Necip Fazıl’ın düşünceleri çerçevesinde inceliyor.

  • Künye: Taner Timur – İslam, Laiklik ve Aydınlanma Savaşı, Yordam Kitap, siyaset, 270 sayfa, 2019

Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar (2019)

Türkiye’de kadın cinayetleri sınır tanımıyor ve bu durum, gittikçe büyüyen devasa bir sorun olarak karşımızda duruyor.

Erkek şiddetinin pervasızlığı, toplumun duyarsız kaldığı ve devlet kurumlarının da yeteri kadar koruma sağlamadığı kadınları da kendilerini şiddete başvurarak savunmaya sevk ediyor.

Ç.K.ve N. Y. gibi, eşini öldüren birçok kadın bu durumun somut örneği olarak karşımızda duruyor.

İşte Rümeysa Akgün’ün bu kitabı, şu an adam öldürme suçundan cezaevlerinde yaşayan kadınların tanıklıklarını ilk elden vermesiyle çok önemli ve değerli bir çalışma.

Her şeyden önce, kadınları bu suçu işlemeye sevk eden asıl dinamikleri daha iyi kavramamızı sağlamasıyla büyük öneme haiz kitap, bunun yanı sıra kadınların cezaevi yaşamlarını, cezaevlerinden önceki hayatlarını, ataerkinin kadın üzerinde kurduğu muazzam baskıyı ve kadınların bu baskıya nasıl yanıt verdiklerini aydınlatıyor.

Kitabın bize anlattığı acı gerçek ise, tamı tamına şudur: Kadınların başvurduğu şiddet aniden belirivermiş değil.

Bu, toplumun ve siyasi erkin dönüşümüyle iç içe, kökenleri derinlere uzanan ve üstelik acil çözüm bulunmadığı halde önü alınamayacak denli ciddi bir sorundur.

Kitaptan iki alıntı:

“Kız olduğumuz için baskı gördük. Bir şeyi fazla yiyemiyorsun, bir yere gidemiyorsun. Kız çocuğu bu kadar yemez, kız çocuğu her yere gitmez diye sürekli engellendik. Ama erkek kardeşime her şey serbestti. Bu durum bende kıskançlık oluşturdu. Ben de köşelerde onu sıkıştırıp vururdum.”

“Olay günü eşim beni dövdü. Ölmüş anneme küfretti. Zoruma gitti. Aramızda münakaşa başladı ve beni dövdü. Bir ara elinden kurtulup diğer odaya kaçtım. Tüfek vardı. Elinden kurtuldum öldürdüm. Bir anda olay oldu. Daha önce öldürmeyi hiç düşünmedim. Çok kötü dövmüştü.”

  • Künye: Rümeysa Akgün – Adam Öldüren Kadınlar, Nika Yayınevi, kadın, 194 sayfa, 2019

Canan Koç ve Yıldırım Koç – KESK Tarihi 1 (2009)

Canan Koç ve Yıldırım Koç, ‘KESK Tarihi’nin elimizdeki birinci cildinde, 12 Eylül darbesinden sonra başlayan memurların sendikalaşma çabalarından, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) kurulduğu 1985-1995 zaman aralığını inceliyor.

Türkiye’de kamu çalışanlarının sınıfsal konumu ve hukuki statüleriyle kitaplarına başlayan yazarlar, kamu çalışanlarının örgütlülük geçmişini; 1980-1990 zarfında, kamu çalışanları sendikalarının kurulması öncesindeki gelişmeleri; KESK’in kurulmasından önceki kamu çalışanları sendikalarını ve nihayet, KESK’in kuruluşunu anlatıyor.

Yazarlar, inceledikleri dönemi, kronolojik bir hiyerarşi çerçevesinde, zamanın da ruhunu yansıtan bir biçimde ele alıyor.

‘Risk Alanlar, Yolu Açanlar’ alt başlıklı bu cilt, 17-18 Haziran’da Kızılay İşgali’ni gerçekleştiren on binleri meydanda bir araya getirmeyi başaranların öyküsünü anlatıyor.

  • Künye: Canan Koç ve Yıldırım Koç – KESK Tarihi 1, Epos Yayınları, siyaset, 604 sayfa