Çağrı Kaderoğlu Bulut – Sınıfın Sınırlarında (2019)

Son zamanların en çok kan kaybeden mesleklerinden biri, açık ara önde gazeteciliktir.

Peki, ne oldu da, 20. yüzyılın en itibarlı mesleklerinden biri olan gazetecilik, 21. yüzyılın ilk yıllarından başlayarak hem toplumsal, hem siyasi hem de sektörel anlamda bu denli geriledi?

Toplumsal sınıflar, emek süreçleri, yöntembilim, toplumsal hareketler ve iletişimin ekonomi politiği gibi alanlarda çalışmakta olan Çağrı Kaderoğlu Bulut’un bu oylumlu kitabı, işte tam da bu sorulara tatmin edici yanıtlar vermesiyle büyük bir boşluğu dolduruyor.

Bizzat gazeteciyi merkeze alarak medyadaki dönüşümü çok yönlü bir şekilde çözümleyen Bulut, neoliberal sürecin gazetecilik mesleğine etkilerini, gazetecinin bu süreçte değişen konumunu, toplumsal sınıf ilişkileri içinde gazetecinin ne gibi roller üstlendiğini, gazetecilikte emek ve proleterleşme sürecini, gazetecilerin örgütlen(eme)me deneyimlerini derinlemesine analiz ediyor.

Saha çalışmalarıyla da zenginleşen kitabın, gazeteciliğin tarihsel gelişimini zengin bir içerikle çözümlediğini de belirtelim.

  • Künye: Çağrı Kaderoğlu Bulut – Sınıfın Sınırlarında: Gazeteciler ve Proleterleşme, Nota Bene Yayınları, inceleme, 400 sayfa, 2019

Bruno Latour – Rota (2019)

Doğa, toprak talan ediliyor ve bu durum, yüzyıllardır süren sınıfsal eşitsizlikleri daha katmerli hale getiriyor.

Bugün su ve gıda hakkı, yoğun şekilde ezilenlerin gündemine girmiş durumda.

Sosyoloji, felsefe ve antropoloji alanlarında yaptığı çalışmalarıyla bildiğimiz Bruno Latour da, bu gibi sorunların hızla büyümesinin belli bir tarihsel eğrinin sonuna geldiğimizi işaret ettiğini savunuyor.

Yazara göre, toplumsal sınıf mücadelesi, bir jeo-toplumsal yer mücadelesine dönüşmektedir, zira artık toprak yok olmaktadır ve asıl mücadele de bunun için verilmelidir.

Dünyanın temel hammaddelerinden biri olan toprağın kıtlaşmasının, göçmenliğin artışının altındaki başlıca etken olduğunu düşünen Latour, bunun sadece dünyanın riskli bölgelerinde yaşayanların değil, aslında hepimizi derinden etkileyecek bir sorun olduğunu belirtiyor.

Latour, Küresellik/Yerellik, Sağ/Sol, Batı hayranlığı/karşıtlığı üzerinden politika yapmanın geçersiz kaldığını, onun yerine toprağa bağlanmamız ve dünyasallaşmamız gerektiğini söylüyor.

Zira yazara göre toprağa bağlanmak ve dünyasallaşmak, modernleşmenin birbiriyle çelişkili kıldığı, aslında birbirini tamamlayan iki harekettir.

‘Rota’, bütün bunların yanı sıra, ekolojik siyaset ile yeşil hareketlerin neden bugün yaşadığımız sorunlara çözüm olamayacağını tartışmasıyla da dikkat çekiyor.

  • Künye: Bruno Latour – Rota: Politikada Yönümüzü Nasıl Bulacağız?, çeviren: Orçun Türkay, Kolektif Kitap, siyaset, 128 sayfa, 2019

Rudolf Rocker – Milliyetçilik ve Kültür (2019)

Nazilerin tüm Avrupa’yı esir aldığı bir dönemde Amerika’ya kaçmak zorunda kalmış Rudolf Rocker, hayatı boyunca uluslararası anarşist hareketin ve anarko-sendikalizmin yetenekli bir propagandisti oldu.

Yazarın bizde daha önce ‘Anarko Sendikalizm’ adlı önemli kitabı yayımlanmıştı.

Şimdi de yine kendisine ait kült bir yapıtla, ‘Milliyetçilik ve Kültür’le karşı karşıyayız.

Rocker’in bu yapıtı, altı yıl süren çeviri, redaksiyon ve kontrol aşamalarının ardından yayımlanabildi.

1930’lar Almanya’sının felakete götüren koşullarında yazılan kitap, milliyetçiliğin kültür içindeki izlerini kılcal damarlarına kadar sürerken bütün bir Batı dünyasının kültür ve düşünce tarihini liberter bir gözle analiz ediyor.

Uzun bir tarihsel alanda gezinen çalışma, olağanüstü aydınlatıcı olmasının yanı sıra,  dönem Avrupa’sının iyi bir fotoğrafını çekmesi, devlet tapıncına sıkı eleştiriler getirmesi ve despotizmin insanlık için nasıl bir felaket anlamına geldiğini çarpıcı bir şekilde ortaya koymasıyla dikkat çekiyor.

Kitaptan birkaç alıntı:

Bir halkta siyasî iktidar arzusu ne kadar az gelişmişse kültürel yaşam biçimleri o kadar zengindir.

En iyi devlet anayasası bile kaçınılmaz olarak özgürlüğün deli ceketidir. Anayasaları yapan kodaman terziler, özgürlük kumaşını o kadar kırpmışlar ki, geriye kalandan giyilebilir bir gecelik bile çıkmaz.

Sorun nasıl yönetildiğimiz değil yönetiliyor olmamızdır.

  • Künye: Rudolf Rocker – Milliyetçilik ve Kültür, çeviren: Ali Çakıroğlu, Kaos Yayınları, inceleme, 704 sayfa, 2019

Pierre Merlet – SSCB’de Komünist Muhalefet: Troçkistler (2015)

Sovyet Bolşevik Partisi’nin bağrından doğan Troçkizmin siyasi serüveni.

Stalin bürokrasisinin binlercesini kaybettiği Troçkist hareketin ortaya çıktığı koşullar, Rusya’da proleter devrimin gelişimi ve Bolşevizmin yenilgisinin altında yatan nedenler gibi konularda aydınlanmak isteyenlere.

Pierre Merlet, aslında Troçkistlerin trajik macerasını anlatsa da, aslında bu kitabı, Rusya’da ve dünyada proleter devrimin sürekliliği için mücadele eden Bolşevizm’in yenilgisinin hikâyesidir.

  • Künye: Pierre Merlet – SSCB’de Komünist Muhalefet: Troçkistler, çeviren: Elif Hikmet, h2O Kitap, tarih, 176 sayfa, 2015

Abdullah Aysu – Gıda Krizi (2015)

Her geçen gün derinleşen gıda krizi, özellikle yoksul kesimleri vuruyor.

Abdullah Aysu’nun bu kitabı da, gıda fiyatlarındaki, kapitalist küreselleşmenin neden olduğu artışların yarattığı kriz; sermayenin sömürdüğü doğada oluşan ve oluşmaya devam eden tahribatın muhtemel sonuçları; başka bir tarım, gıda ve yaşamın imkânları üzerine düşünmek isteyenlere hitap etmekte.

Kitap üç bölümden oluşuyor.

Birinci bölümünde gıda fiyatlarındaki, serbest piyasanın (kapitalist küreselleşmenin) neden olduğu artış, “Küresel Gıda Krizi” başlığı altında nedenleriyle birlikte ele alınıyor.

İkinci bölümde sermayenin yeni birikim alanı olarak gördüğü ve şuursuzca sömürmeye giriştiği doğada oluşan ve oluşmaya devam eden ekolojik tahribatın muhtemel sonuçlarının üzerindeki perde kaldırılmaya çalışılıyor.

Üçüncü bölümde ise, toplumsal muhalefet örgütlerinin ve hükümetlerin gıda güvenliği limitlerinin ötesine geçerek düşünmeleri ve başka bir tarım, gıda ve yaşam hayal edebilmeleri için devrimci bir kavram olan gıda egemenliği tartışmaya açılıyor.

  • Künye: Abdullah Aysu – Gıda Krizi, Metis Yayınları, ekoloji, 312 sayfa, 2015

Asbjørn Wahl – Refah Devletinin Yükselişi ve Düşüşü (2015)

Bu kitap, uzun bir tarihe sahip refah devletine, özellikle de bunun Kuzey ülkeleri modeline sıkı eleştiriler yönelten bir inceleme.

Bu sosyal modelin toplumsal ve tarihsel kökenlerine, 1980’lerden bu yana süren neoliberal saldırıların modele etkilerine ve daha da önemlisi refah devletinin geleceğine dair nitelikli bir tartışma.

Asbjørn Wahl, toplumda gücün nasıl yer değiştirdiğini ve bunun neden giderek artan eşitsizliklere yol açtığını gözler önüne seriyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, dikkatini sosyal demokrasinin serpilip gelişmesinin ve halen yaşamakta olduğu yıkımın ardında yatan güç dengesindeki değişim üzerinde yoğunlaştırması.

  • Künye: Asbjørn Wahl – Refah Devletinin Yükselişi ve Düşüşü, çeviren: Haldun Ünal ve Baran Öztürk, h2O Kitap, siyaset, 288 sayfa, 2015

Marcel Bazin ve Stéphane de Tapia – Türkiye Coğrafyası (2015)

Marcel Bazin ve Stéphane de Tapia imzalı bu kitap, ilk bakışta Türkiye coğrafyasını, fakat daha da önemlisi bu coğrafyayı derinden etkilemiş tarihsel olaylar bağlamında okuyan ilgi çekici bir inceleme.

Kapsamıyla dikkat çeken kitapta,

  • Bölgede Türk devletlerinin oluşumu,
  • Doğal ortam ve tarım,
  • Ulaşım ve turizm,
  • Sosyo-ekonomik göstergeler ve sınai üretim,
  • Avrupa ve ABD ile ilişkiler,
  • Avrupa’nın, özellikle Türkiye’nin AB’ye girişi ile ilgili bakış açısı,
  • Türkiye’nin bir Avrupa mı, yoksa Asya ülkesi mi olduğu,
  • Ülkenin jeopolitik konumu gereği gördüğü “köprü” görevinin gerçekten Türkiye’ye özgü olup olmadığı,
  • Ve bunun gibi pek çok önemli konu ele alınıyor.

Künye: Marcel Bazin ve Stéphane de Tapia – Türkiye Coğrafyası, çeviren: Arzu Nilay Kocasu, İletişim Yayınları, coğrafya, 350 sayfa, 2015

Fredric Jameson – Ütopya Denen Arzu (2009)

Fredric Jameson ‘Ütopya Denen Arzu’da, kapsamlı bir bakışla bilimkurguyu ve ütopyayı inceliyor.

Ütopya biçiminin kendisi, radikal farklılık üzerine, radikal ötekilik üzerine ve toplumsal bütünlüğün sistemsel doğası üzerine temsili bir düşünmedir. diyen Jameson, ütopyanın, kapitalizmin alternatiflerinin gerçekleşemez ve olanaksız olduğuna dair genel inanışa karşı durduğunu söylüyor.

Jameson, Thomas More’un ütopyaya adını veren ‘Ütopya’sından başlayarak, Philip K. Dick, Ursula K. Le Guin ve diğer önde gelen bilimkurgu yazarlarının eserlerinde bilimkurgu ve ütopyanın izini sürüyor ve bunun yanı sıra ütopya kavramının neden hâlâ vazgeçilmez olduğunu tartışıyor.

  • Künye: Fredric Jameson – Ütopya Denen Arzu, çeviren: Ferit Burak Aydar, Metis Yayınları, felsefe, 325 sayfa

Burcu Bostanoğlu ve Mehmet Akif Okur – Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Kuram (2009)

Burcu Bostanoğlu ve Mehmet Akif Okur imzalı ‘Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Kuram’, uluslararası ilişkiler düşüncesinde eleştirel kuramın öncülerinden Robert W. Cox’un fikirlerini tanıtıyor.

Cox’un alana getirdiği en büyük katkı, realizmin değişen dünyanın olaylarını kapsamakta yetersiz kaldığı gerçeğinden hareketle, tarihi birbirinden kopuk, rastgele olayların dizisi gibi algılayan geleneksel teorinin yerine, olayların içinde cereyan ettiği ortam olarak incelemesinin ortasına yerleştirmesi.

Cox’un, statükonun nasıl değiştirilebileceğinin bilimsel koşullarını araştıran “Eleştirel Kuram”ı, siyaset için alternatif manevra alanlarını irdelemesiyle dikkate değer.

  • Künye: Burcu Bostanoğlu ve Mehmet Akif Okur – Uluslararası İlişkilerde Eleştirel Kuram, İmge Kitabevi, siyaset, 135 sayfa

Hannah Arendt – Kant’ın Siyaset Felsefesi Üzerine Dersler (2019)

Kant’ta yargılama, kendisini “öğretilemeyen fakat sadece icra edilebilen hususi bir yetenek” olarak gösterir.

Hannah Arendt de, 1970 güz döneminde New School For Social Research’te verdiği ve bu kitapta bir araya getirilen derslerinde, zor bir konu olan Kant’ın siyaset felsefesini ustaca yaklaşımıyla soruşturuyor.

Arendt bu derslerinde, Kant’ın ‘Yargı Yetisinin Eleştirisi’ eserine odaklanıyor ve buradan yola çıkarak kendi siyaset felsefesini geliştiriyor.

Düşünür bunu yaparken de,

  • İnsan yaşamına anlam ve değer verenin ne olduğu,
  • Metafizik hakikatlerden yoksun oluşumuzun sonuçları,
  • Eleştirel düşüncenin neden vazgeçilmez olduğu,
  • İnsan onurunun ne demek olduğu,
  • Tarihsel düşünümün doğası,
  • İlerleme fikri ile bireyin otonomisi arasındaki gerilim,
  • Evrensel ile tikel arasındaki ilişki,
  • Ve yargı yetisinin kurtarıcı rolü gibi, önemli konuları tartışıyor.

Kitabın, Ronald Beiner’in açıklayıcı yorumları ve kitabın Türkçe baskısı için kaleme aldığı aydınlatıcı bir önsözle yayımlandığını da özellikle belirtelim.

  • Künye: Hannah Arendt – Kant’ın Siyaset Felsefesi Üzerine Dersler, derleyen: Ronald Beiner, çeviren: Devrim Sezer ve İsmail Ilgar, İletişim Yayınları, siyaset, 264 sayfa, 2019