Emin Alper – Jakobenlerden Devrimcilere (2019)

Türkiye’de 1960’lı yıllardaki öğrenci hareketi hakkında çok iyi bir analiz.

Emin Alper dönemin kapsamlı bir fotoğrafını çektiği gibi, bu döneme rengini vermiş ’68 öğrenci hareketinin 12 Mart darbesine kadarki serüveni hakkında bilinmeyen pek çok olguyu da aydınlatıyor.

Kitapta,

  • Mobilize olmuş öğrenci hareketinin maruz kaldığı tehditler,
  • Bu hareketin karşısına çıkan fırsatlar ve bu fırsatların nasıl kullanıldığı,
  • 27 Mayıs darbesinin öğrenci hareketinin oluşumu üzerindeki rolü,
  • 12 Mart darbesine uzanan sürecin toplumsal muhalefet ve öğrenci hareketleri üzerindeki etkileri,
  • Ve bunun gibi pek çok konu tartışılıyor.

Bunun yanı sıra, Türkiye’deki öğrenci hareketlerini karşılaştırmalı bir bakışla dünyanın farklı ülkelerindeki öğrenci hareketleriyle karşılaştırmalı bir şekilde ele almasıyla da dikkat çeken çalışmayı, 27 Mayıs’tan 12 Mart’a uzanan dönemin Türkiye’si hakkında çok değerli bir kaynak olarak öneriyoruz.

  • Künye: Emin Alper – Jakobenlerden Devrimcilere: Türkiye’de Öğrenci Hareketlerinin Dinamikleri (1960-1971), çeviren: Eylem Yenisoy, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, tarih, 493 sayfa, 2019

 

H. Tarık Şengül – Kentsel Çelişki ve Siyaset (2009)

Tarık Şengül ‘Kentsel Çelişki ve Siyaset’ başlıklı elimizdeki eserinde, kapitalist kentleşme süreçlerini eleştirel bir bakışla inceliyor.

İşlediği konuyu, siyasal iktisat perspektifiyle ele alan Şengül, toplumsal çelişkilerin en yoğun yaşandığı kentlerde; çalışan sınıfların ve ezilen kesimlerin kentsel kaynaklardan neden pay alamadıklarını, kendi yaşamlarına ilişkin kararlarda neden söz sahibi olamadıklarını ve kendi kimliklerini kent mekânında neden ifade edemediklerini irdeliyor.

Şengül bunu yaparken, kent mekânı ve yerel mekânların özgünlüğü, küreselleşme-yerelleşme, sosyal adalet, katılım ve demokratikleşme gibi konuları da yeniden tartışmaya açıyor.

  • Künye: H. Tarık Şengül – Kentsel Çelişki ve Siyaset, İmge Kitabevi, siyaset, 358 sayfa

Immanuel Wallerstein – Avrupa Evrenselciliği (2018)

Batı’nın dünyanın geri kalanına müdahale ederken başvurduğu söylemlerin dinamikleri nedir?

Avrupa Evrenselciliği’nde, Avrupa’nın evrenselleşme çabasının tarihsel, ekonomik ve siyasal nedenlerini irdeleyen Immanuel Wallerstein, Batı’nın müdahale söylemini derinlemesine analiz ediyor ve Batı’nın müdahalelerini dayandırdığı şu “evrensel değerler”in neler olduğunu tartışıyor.

  • Amerikan yerlilerini köleleştiren İspanyollar, onları “barbar” ve “ahlakdışı” adetlere sahip olarak tanımlamıştı.
  • Avrupalılar Osmanlı’ya ve Ortadoğu bölgesine nüfuz ederken bu kültürlerin gelişmeye kapalı olduklarını savunmuştu.
  • Daha yakın zamanlı örnekler olarak ise, eski Yugoslavya’ya ve Irak’a müdahale eden Batılı güçler, buralarda diktatörlüklerin bulunduğunu ve insan haklarının çiğnendiğini iddia etmişti.

İşte Wallerstein da bu örneklerden yola çıkarak, Batılıların müdahaleler için bahane yaptığı söz konusu “evrensel değerlerin” neler olduğunu, bunların özünde neye hizmet ettiğini gözler önüne seriyor ve daha da önemlisi bu söylemlerdeki sahtekârlıkların üstesinden nasıl gelebileceğimizi tartışıyor.

  • Künye: Immanuel Wallerstein – Avrupa Evrenselciliği: Gücün Retoriği, çeviren: Aziz Ufuk Kılıç, Bgst Yayınları, siyaset, 101 sayfa, 2018

Jean-François Bayart – Cumhuriyetçi İslam (2015)

Türkiye, İran ve Senegal…

Ekonomik ve siyasal bakımlardan birbirine hiç benzemeyen, her biri kendine özgü bir cumhuriyet ve İslam rejimi geliştirmiş üç ülke.

Jean-François Bayart bu ülkeleri ayrıntılı bir bakışla irdelemekte; İslam’ın demokrasiyle ve demokrasinin cumhuriyetle ilişkisini tartışmakta.

  • Künye: Jean-François Bayart – Cumhuriyetçi İslam, çeviren: Esra Atuk, İletişim Yayınları

Turan Güneş – Türk Demokrasisinin Analizi (2009)

Anayasa hukuku profesörü olan Turan Güneş (1922-1982), genç yaşında siyasete girerek yaşamını bir siyasetçi olarak yürütmüş.

Demokrat kişiliğiyle bilinen Güneş, Türkiye siyaset tarihinin önemli aktörlerinden. Güneş’in, Yön dergisinde yayımlanmış makalelerini, CHP Parti Meclisi’nde bir açık oturumda yapılmış bazı konuşmalarını ve söyleşilerini barındıran bu kitap, Türkiye’nin inişli çıkışlı demokrasi serüvenini anlatıyor.

Dönemin CHP ve DP gibi partilerinin özellikleri konusunda siyasal ve sosyal tahlillerde bulunan Güneş, darbeleri, sol siyaseti, demokrasinin nasıl daha etkin çalışabileceği ve siyasetin sivilleşmesi gibi güncelliğini koruyan konuları irdeliyor.

  • Künye: Turan Güneş – Türk Demokrasisinin Analizi, derleyen: Hurşit Güneş, Agora Kitaplığı, siyaset, 296 sayfa

Murray Bookchin – İnsanlığı Yeniden Büyülemek (2018)

İnsan umutsuz bir vaka mıdır?

Hakikaten azımsanmayacak oranda bir kesimin dile getirdiği gibi insan, akılcılık ve medeniyet, dünyanın başına gelmiş en büyük felaketler midir?

Murray Bookchin’in bu ve benzeri tezlere verdiği yanıt, güçlü bir ‘Hayır’dır!

Bookchin bu kitabında akıl, laiklik, bilim ve insanın evrenselliğine yönelik vurgunun yerini alan narsisist mistisizme, mizantropiye ve toplumsal dinginciliğe karşı sert eleştiriler yöneltiyor ve bunların asıl olarak insanın dönüştürme ve değiştirme kabiliyetini sekteye uğratan, düzeni değiştirmek yerine onu besleyip koruyan yaklaşımlar olduğunu belirtiyor.

Bu toptancı ve karamsar yaklaşımlara karşı aydınlanmacı hümanizm yaklaşımını ortaya koyan Bookchin, düşünce, umut ve yenilenmeyle dünyayı dönüştürme imkânlarına nasıl yeniden kavuşabileceğimiz, insanın devrimci potansiyellerini nasıl yeniden ortaya çıkarabileceğimiz üzerine derinlemesine düşünüyor.

  • Künye: Murray Bookchin – İnsanlığı Yeniden Büyülemek: Anti-Hümanizme, Mizantropiye, Mistisizme ve İlkelciliğe Karşı İnsan Ruhunun Savunusu, çeviren: Gökhan Demir ve Dünya Ahtem Öztogay, Sümer Yayıncılık, siyaset, 360 sayfa, 2018

Yaşar Gürsoy – Allah Kadını Yarattı (2015)

Türkiye tarihinde önemli yere sahip kadınların bilinmeyen yönleri.

Atatürk-Latife Hanım evliliğindeki sır neydi?

CHP, DP ve AKP dönemlerinde kadın imajları nasıldı?

İsmet İnönü, Zerrin Özer’i nasıl keşfetti?

Cumartesi Anneleri yıllar süren mücadelelerinden nasıl başarıyla çıktılar?

Bu ve benzeri pek çok bilinmeyenin yanıtı, kitabımızda.

  • Künye: Yaşar Gürsoy – Allah Kadını Yarattı, İnkılap Kitabevi

Fırat Mollaer – Yerliciliğin Retoriği (2018)

Bizdeki yerliciliğin düşünsel kaynakları ve dinamikleri nelerdir?

Daha da önemlisi, Türkiye’deki yerlicilik, savunulduğu gibi homojen midir yoksa daha çok heterojen midir?

Fırat Mollaer’in bu kitapta giriştiği tartışma, bizdeki yerliciliği çok yönlü bir bakışla deşifre ederken, aynı zamanda yerliciliği toplumsal-siyasal meselelere indirgeyen kültürelciliğe sıkı eleştiriler yöneltiyor.

Yazar burada, yerliciliğin düşünsel kaynağı olarak Yahya Kemal’in, ideologları olarak Necip Fazıl Kısakürek, Sezai Karakoç ve Cemil Meriç’in, antropolog tipi olarak da Ahmet Hamdi Tanpınar’dan düşüncelerini baştanbaşa kat ediyor.

Aynı zamanda Nuri Bilge Ceylan sineması bağlamında da yerliciliği irdeleyen Mollaer, bütün bu aktörlerin söylemlerini Gaston Bachelard, Fredric Jameson, Ernst Renan ve Daryush Shayegan gibi yazar ve düşünürlerin fikirleri üzerinden tartışıyor.

Mollaer’e göre, yerlicilik kültürü bir kavga silahına dönüştürüp toplumu ve siyaseti kültürün bir uzantısı olarak kurgular.

Öte yandan yerlicilik “yerli”den çok “yerli olmayan”la ilgili bir söylemdir, hatta “yerli olmayan”ı inşa etmenin bir yoludur.

“Yerliciliğin düşünsel kaynakları nelerdir?” sorusuna kapsamlı bir yanıt veren çalışma, okurunu yerliciliğin ideolojik ve söylemsel kuruluşu üzerinde düşünmeye çağırıyor.

  • Künye: Fırat Mollaer – Yerliciliğin Retoriği, Phoenix Yayınları, 160 sayfa, 2018

Michael Mann – Faşistler (2015)

Faşist ideolojiyi ve faşistleri, iki dünya savaşı arası Avrupa’da iktidara gelişlerine odaklanarak ele alan nitelikli bir çalışma.

Michael Mann’in kitabını, bu dönemdeki Almanya, Avusturya, Macaristan, Romanya, İtalya ve İspanya’da “kariyerlerinin” altın çağını yaşayan Naziler ve onların işbirlikçilerinin kapsamlı bir incelemesi olarak şiddetle öneriyoruz.

  • Künye: Michael Mann – Faşistler, çeviren: Ulaş Bayraktar, İletişim Yayınları

Federico Finchelstein – Faşizmden Popülizme (2019)

Faşizm ve popülizmin bir torbaya konulması, genellikle statükonun popülist seçeneklerin yegâne alternatifi olarak sunulmasına sebep olur.

Faşizm ve popülizm üzerine yirmi yıldır araştırma yapan ve yazan Federico Finchelstein’in bu harika çalışması, faşizm ile iktidar sahipleri arasındaki tarihsel bağıntıları popülist demokrasiler bağlamında ele alıyor.

İçinde olduğumuz yüzyıla karakterini veren dinamikler kriz, yabancı düşmanlığı ve popülizmdir. Finchelstein, bunların ne yeni ne de basitçe günümüzde yeniden doğmuş hasletler olduğunu söylüyor.

Yazar, öncelikle popülizmin zamana bağlı olarak uyarlanmasının ve yeniden kurgulanmasının tarihinin faşizmle başladığını, fakat iktidara gelmiş popülizmle devam ettiğini söylüyor.

Finchelstein tam da bu amaçla, faşizmin ve popülizmin tarihine, başka bir deyişle kökenlerine doğru aydınlatıcı bir yolculuğa çıkıyor ve bunu yaparken de, Amerikan bakış açısına ve Avrupamerkezci görüşe karşı çıkıyor.

Konuyu Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Latin Amerika’ya uzanan geniş bir coğrafyada ele alan kitabı, öncelikle popülizm ve faşizmi tarihsel bağlamı içinde okumak isteyenlerin çokça aydınlanabilecekleri bir eser olarak öneriyoruz.

  • Künye: Federico Finchelstein – Faşizmden Popülizme, çeviren: Ali Karatay, İletişim Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2019