Emre Kongar – Diren! (2017)

16 Nisan’da, Türkiye tarihinin dönüm noktalarından birini teşkil edecek referandumla yeni anayasa oylanıyor.

Bu referandum sonucunun evet olması halinde, Türkiye açısından büyük sıkıntıların yaşanacağı bir dönemin başlayacağı, ülkenin önemli bir kesimi tarafından ısrarla dillendiriliyor.

Tarihsel deneyimlere ve Türkiye’nin özgün koşullarına baktığımızda, bu kaygının yersiz olmadığı da açık.

İşte önde gelen toplumbilimcilerden Emre Kongar’ın elimizdeki kitabı, yalnızca 16 Nisan için değil, uzun zamandır yaşanan bu kötü gidişata karşı bizi uyanık olmaya, demokratik değerlere acilen sahip çıkmaya davet ediyor.

Kongar’ın çağrısı, özünde bir davetten de öte: Yazar, direnmenin zamanının gelip çattığı hatta bunun geçmekte olduğu konusunda bizi uyarıyor; şimdiye kadar yaptığımız gibi susup sinmek yerine, demokrasi için, zar zor kurabildiğimiz kurumlarımız ve değerlerimiz için direnmeye çağırıyor.

Kongar’ın tanımladığı direniş ise, yasalar çerçevesinde, barışçı yöntemlerle, demokratik olarak ve demokrasi için bir direniş anlamına gelmekte.

Çalışma, Türkiye’yi gelecekte bekleyen tehlikelere örnek olarak Nazi Almanya’sı ve İran “Devrim”i deneyimlerini de enine boyuna tartışarak bizi aydınlatıyor.

Kongar’ın burada tanımladığı şekliyle sorun ne tek başına başkanlık ne de referandum.

Sorun bunlardan daha kapsamlı, hayatımızın her alanını kuşatmış, bizi adım atamaz hale getirmiş kurumsal baskı ve artık açıkça görüldüğü şekliyle ülkenin tüm mirasını yok sayan bir rejim değişikliğidir.

Kongar’dan bir demokrasi manifestosu…

  • Künye: Emre Kongar – Diren!, Kırmızı Kedi Yayınevi, siyaset, 104 sayfa

Robert O. Paxton – Faşizmin Anatomisi (2014)

Robert O. Paxton ‘Faşizmin Anatomisi’nde, Nazi Almanya’sı ve Mussolini İtalya’sını merkeze alarak faşizm olgusunu, çeşitlerini ve karmaşıklığını ortaya koyuyor, faşizmin bir sistem olarak nasıl işlediğini aydınlatıyor.

Kitapta ele alınan kimi dikkat çekici konular şöyle:

Faşist hareketlerin entelektüel, kültürel ve duygusal kökleri,

İtalya ve Almanya’da başarılı olan faşist hareketin Fransa’da başarısız olmasının nedenleri,

İktidara gelen faşist sistemlerin kurulu düzene sundukları ve iktidara geldikten sonraki uygulamaları,

Faşist yönetimin iktidarı kullanma biçimleri ve uzun dönemdeki radikalleşmeleri,

Günümüzde faşizmin ortaya çıkabilme koşulları…

  • Künye: Robert O. Paxton – Faşizmin Anatomisi, çeviren: Hakan Atay ve Hivren Demir Atay, İletişim Yayınları, siyaset, 419 sayfa

Laurent Cordonnier – Garibanlara Merhamet Yok (2014)

Laurent Cordonnier ‘Garibanlara Merhamet Yok’ta, iktisadın ve çalışma ekonomisinin işsizliği nasıl ele aldığını irdeliyor.

Bunu yaparken emek, emek arzı ve emek talebi gibi kavramların neoklasik iktisat teorisi tarafından nasıl tanımlandığını ele alan Cordonnier, bu teorinin yoksullar ve işsizlere dair katı söylemini gözler önüne seriyor.

İşsizlerin durumlarını düzeltmek için piyasa mekanizmasına güvenilemeyeceğini; asgari ücret uygulamalarının, sendikaların, sosyal yardım ve sosyal güvenlik sistemlerinin de işsizlikte pay sahibi olduğunu gösteren çalışma, istihdamı her yönüyle anlamak ve anlatmak için nitelikli bir kaynak.

  • Künye: Laurent Cordonnier – Garibanlara Merhamet Yok, çeviren: Lütfü Şimşek, İletişim Yayınları, iktisat, 110 sayfa

Raphaël Liogier – İslamlaşma Efsanesi (2014)

Din sosyolojisi alanında çalışan Raphaël Liogier ‘İslamlaşma Efsanesi’nde, Batı’daki İslam korkusunu, İslam’ın Batı medeniyetini ele geçirmeyi amaçladığı efsanesini masaya yatırıyor.

Loidiger, Müslümanların Avrupalıların gözleri önünde nasıl olup da bir tehdide dönüştüğünü anlamak için, öncelikle bu efsanenin kökenine iniyor.

Yazar, Müslüman nüfusun kökten batılı olan halkları aşamalı olarak boğacak şekilde artacağı ve bunun İslam üzerine temelleneceği bir medeniyetle sonuçlanacağı gibi Batı toplumunda yoğun karşılık bulan tezleri tartışıyor ve Avrupalıların bu “Müslüman düşmana” mitine neden ihtiyaç duyduğunu araştırıyor.

  • Künye: Raphaël Liogier – İslamlaşma Efsanesi, çeviren: Hande Turan Abadan, Epos Yayınları, din sosyolojisi, 158 sayfa

Ayşegül Kumsuoğlu – Birlikte Yaşamayı Öğrenmek (2014)

Politik alanda birbirine dost olmanın bu ülkenin güzel yarınları için elzem olduğunu ifade eden Ayşegül Kumsuoğlu ‘Birlikte Yaşamayı Öğrenmek’te, Türkiye tarihine referanslarla eğitim ve politika arasındaki ilişkiyi ele alıyor, bu ilişkinin bir dostluk kurgusuna sahip topluma ulaşmadaki rolünü irdeliyor.

Bu dünyada hep beraber yaşadığımız ve dünyaya gelen her yeni doğanı eğitim süreci boyunca yetiştirirken ona dünyayı ve insanı sevmeyi öğretmek zorunda olduğumuz inancı üzerine kurulu kitap, ülkenin demokratik idealinde bireylerin birbiriyle kurduğu ilişkinin bir dostluk zemininde nasıl inşa edilebileceğini tartışıyor.

  • Künye: Ayşegül Kumsuoğlu – Birlikte Yaşamayı Öğrenmek, H2O Kitap, siyaset, 156 sayfa

Mark MacKinnon – Yeni Soğuk Savaş (2008)

‘Yeni Soğuk Savaş’, Mark MacKinnon’un Rusya ve Amerika arasında yeniden başladı dediği soğuk savaşı anlatıyor.

MacKinnon’a göre, bu savaş, sadece iki güç arasında yaşanmasına rağmen, etkileri bölgedeki diğer ülkeleri de kapsayacak kadar geniş.

Yazar, “yeni soğuk savaş”ın, Moskova’da Putin’in ve Washington’da da Bush’un iktidara geldiği 2000 yılında başladığını savunuyor.

Yazar bu yeni savaşın araçlarının ise, hileli seçimler, devlet eliyle hazırlanan devrimler ve boru hatları üzerindeki kavgalar olduğunu söylüyor.

Şu an Ortadoğu’da görevli olan MacKinnon, bazı gazeteler adına uzun süre Moskova temsilciliği de yürüttüğünden, çalışması bu deneyiminden de besleniyor.

  • Künye: Mark MacKinnon – Yeni Soğuk Savaş, çeviren: Emel Lakşe, Destek Yayınları, siyaset, 378 sayfa

Karl Korsch – Sosyal Bilimler ve Marksizm (2008)

Karl Korsch, György Lukács ve Antonio Gramsci ile birlikte Batı Marksizmi’nin kurucu isimleri arasında yer alıyor.

Yazar ‘Sosyal Bilimler ve Marksizm’de, hem Marksizm’in kendi üzerine düşünebilme kapasitesine sahip olduğunu anlatıyor hem de daha sonra çokça başvurulan ideoloji eleştirisinde de bulunuyor.

Korsch, ortodoks Marksizm’in, Marx ve Engels’in teorisindeki devrimci içeriği, politikadan bağımsız evrensel bir bilim sistemi oluşturma tutkusu yüzünden körelttiğini ve böylelikle de bilimin pratik eleştirisini imkânsız hale getirdiğini savunuyor.

Yazar bu durumun da, bir bütün olarak sosyal bilimlerin gündemine dönük köklü bir müdahale getirdiği iddiasında.

  • Künye: Karl Korsch – Sosyal Bilimler ve Marksizm, derleyen ve çeviren: Vefa Saygın Öğütle, Salyangoz Yayınları, felsefe, 149 sayfa

Kolektif – Sınıfın Suretleri: Emek Süreçleri ve Karşı Hareketler (2017)

Bilhassa son 10 yıllık zaman dilimi içinde, Türkiye’de emeğe ve sınıfa odaklanan akademik eser sayısında gözle görülür bir artış söz konusu.

Türkiye’nin kentsel işçi sınıfının farklı dilimlerinin kuramsal ve olgusal bir dökümü olan ‘Sınıfın Suretleri’ de, bunun nitelikli güncel örneklerinden biri.

Gezici mevsimlik tarım işçisi genç kadınların sınıfsal kompozisyonu,

“Gündelikçi” kadınlar bağlamında, kadın emeğinin güvencesiz kılınması,

Toplumsal cinsiyet ekseninde AVM mağazalarındaki satış işi,

Tıp teknolojisi ve Türkiye’de kuşaklararası cerrah tipolojisi,

Teknokentte sınıf içi iletişim,

Geçmişin mücadele mirası ve bugünün sermaye derebeyliği bağlamında Alpagut-Dodurga kömür madeni işçilerinin deneyimleri,

Bilişim ve iletişim teknolojileri sektörü emekçilerinin sınıf mücadelesi kapasitesi,

Beyaz yakalıların hak örgütlenmelerinin potansiyel imkân ve zorlukları,

Neoliberal üniversite karşısında bir hegemonya kırıcı olarak hackerlar…

Bu ve buna benzer pek çok konunun ele alındığı kitap, alana dair akademik bir perspektif sunmasıyla önemli.

  • Künye: Kolektif – Sınıfın Suretleri: Emek Süreçleri ve Karşı Hareketler, editör: Denizcan Kutlu ve Çağrı Kaderoğlu Bulut, Nota Bene Yayınları, siyaset

Tayfun Atay – Parti, Cemaat, Tarikat (2017)

2002’de AKP iktidara geldiğinde, o günlerden şimdinin en hafif tabiriyle “tedirgin” günlerine geleceğimizi kimse hayal etmemişti.

Toplumsal ayrışmanın ve kutuplaşmanın, Türkiye tarihinde eşi görülmemiş bir boyuta ulaşmasından bahsediyoruz.

Oysaki AKP liberal, demokratik ve özgürlükçü vaatlerle iktidara gelmişti.

İşte, sosyal antropoloji alanındaki önemli katkılarıyla bildiğimiz Tayfun Atay’ın elimizdeki kitabı, AKP’nin söz konusu dönüşümünün nitelikli bir panoramasını sunmasıyla önemli bir rol üstlenmekte.

Alt başlığı, ‘2000’ler Türkiye’sinin Dinbaz-Politik Seyir Defteri’ olan kitap, siyasal İslamın laik Türkiye’deki serencamını, iyi düşünülmüş ayrıntılar ve dozu da gayet iyi ayarlanmış eleştirel bir perspektifle izliyor.

Ülkenin son on beş yılda yaşadığı dönüşümleri kültür, kimlik ve yaşam biçimi bağlamında irdeleyen sağlam bir kitap.

  • Künye: Tayfun Atay – Parti, Cemaat, Tarikat, Can Yayınları, siyaset, 200 sayfa

Yalım Eralp – Perdeyi Aralarken (2017)

Deneyimli diplomatlardan Yalım Eralp Dışişleri Bakanlığı’nda 1962 yılında çalışmaya başlayıp, Birleşmiş Milletler’den NATO’ya, AGİT’ten Amerika ve Hindistan’ın Türkiye Büyükelçiliklerine, dış politikada farklı görevler aldıktan sonra 2000 yılında emekli oldu.

Erdoğan’ın “Mon cher” diyerek küçümsediği ekolden gelen Eralp, “diplomasinin kurdu” tanımını fazlasıyla hak ediyor.

İşte Eralp’in anılarından oluşan bu kitap, Türk dış politikasının nitelikli bir fotoğrafını çekmesiyle önem arz ediyor.

Kitapta karşımıza çıkan bazı ilginç olaylar şöyle:

Doğan Güreş, görev süresinin uzatılmasını neden istedi?

Leyla Zana’nın Nobel Ödülü alması nasıl engellendi?

Tansu Çiller Kürt sorununun çözümünde neden şiddetten yana tavır aldı?

Kardak krizinin arkasındaki etkenler nelerdi?

Eralp, bu ve bunun gibi birçok gelişmeyi zengin ayrıntılarla harmanlayarak ele alıyor.

Eralp’in Türkiye’nin dış politikasındaki güncel durum hakkındaki fikirleri ile Türkiye dış politikasının geleceğine dair öngörüleri de, kitabı önemli kılan hususlardan.

Tüm diplomasi meraklılarına önerilir.

  • Künye: Yalım Eralp – Perdeyi Aralarken, Doğan Kitap, anı, 288 sayfa