Özgür Uçkan ve Cemil İrtem – WikiLeaks: Yeni Dünya Düzenine Hoş Geldiniz (2011)

  • WIKILEAKS: YENİ DÜNYA DÜZENİNE HOŞ GELDİNİZ, Özgür Uçkan ve Cemil İrtem, Etkileşim Yayınları, siyaset, 366 sayfa

WikiLeaks, hiçbir şeyi olmasa bile, özgürleşip bireyselleşen teknolojinin, devlet aygıtında çatlak yaratabileceğini göstermesiyle önemli. Özgür Uçkan ve Cemil İrtem elimizdeki çalışmalarında, tarih, felsefe, sosyoloji, ekonomi ve siyaset arasındaki bağlantıları analiz ederek, WikiLeaks örneğinde görüldüğü üzere, teknolojinin, bu disiplinler arasındaki ilişkiyi, nasıl daha görünür hale getirdiğini ortaya koyuyor. WikiLeaks’in 28 Kasım 2010 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığı’nın iç yazışma belgelerini dünya gündemine sunarak geleneksel iktidar yapılarını nasıl zorladığını, Ortadoğu’daki son gelişmelerle birlikte irdeliyor. Kitapta, Watergate’in nasıl patladığı, WikiLeaks’e yöneltilen başlıca eleştiriler, Mısır olayları, yeni dünya düzeninde siyasetin ve ekonominin alacağı yeni biçimler gibi konular ele alınıyor.

Ahmet Murat Aytaç – Kitlelerin Ruhu (2011)

  • KİTLELERİN RUHU, Ahmet Murat Aytaç, Dipnot Yayınları, siyaset, 342 sayfa

Ahmet Murat Aytaç ‘Kitlelerin Ruhu’nda, kalabalık ve kitle kavramlarının değişik imge tahayyülleri içindeki tezahürlerini ve bunun yarattığı gerilimleri inceliyor. Aytaç bunu da, siyaset felsefesinde kök salmış, siyasetin epistemolojik analizi yaklaşımıyla değil, siyasal topluluğun varlık koşullarını ele alan ontolojik bir soruşturma yürüterek yapıyor. Yazar burada, kalabalıklar ve siyaset arasındaki ilişkiyi, bir siyasal teknoloji olarak kitle söylemini ve kalabalık ve kitle arasındaki siyasal imgeleri irdeliyor. Kitapta bunun yanı sıra, modern siyasal imgelemin sorunlarına kuramsal yanıtlar da verilmeye çalışılıyor. Sosyal ve siyasal kuramdaki kalabalık tahayyüllerine yönelttiği eleştiriyle öne çıkan çalışma, bunu yaparken, eşitlikçi ve özgürlükçü düşünceyi donatacak yeni imgelerin üretilmesinin zorunlu olduğunu da gösteriyor.

Serdar Şen – Türk Silahlı Kuvvetlerinin Toplum Mühendisliği (2011)

  • TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİN TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ, Serdar Şen, Su Yayınları, inceleme, 160 sayfa

Türkiye’de ordu, hiçbir zaman sadece askerlik mesleğiyle ilgili bir kurum olmadı. Ordunun siyasal alana ve askerlik mesleği dışına taşan faaliyetleri, kurumun Cumhuriyet tarihi boyunca üstlendiği işlevle ilgili. Serdar Şen elimizdeki çalışmasında, Cumhuriyet tarihinden başlayarak, TSK’nın toplum mühendisliği projesi çerçevesinde yürüttüğü faaliyetleri ve bunun sonuçlarını inceliyor. Kitabına, TSK’nın tarihini irdeleyerek başlayan Şen, devamında da, TSK’nın toplumsal alandaki faaliyetlerinde kolaylaştırıcı bir rol üstlendiğini söylediği zorunlu askerliği ve zorunlu askerlik uygulamasına itiraz etmeyi güçleştiren kültürel ve toplumsal etkenleri ele alıyor. Kitabın ilgi çekici kılan hususlardan biri de, TSK’nın faaliyetlerinin, toplumun yarısını oluşturan kadınların toplumsal konumu üzerindeki etkilerini araştırması.

Vladimir İlyiç Lenin – Seçme Yazılar (2011)

  • SEÇME YAZILAR, Vladimir İlyiç Lenin, çeviren: Sungur Savran, Yordam Kitap, siyaset, 383 sayfa

Lenin’in ‘Toplu Eserler’i, ilk olarak 1920’li yıllarda başlatıldı. İşte bu eserlerden Paul Le Blanc tarafından yapılmış bir derlemeden oluşan elimizdeki kitap, Lenin’in devrim, demokrasi ve sosyalizm konusundaki görüşlerini bir araya getiriyor. Lenin burada, Marksist program ve devrimci örgüt, bolşevizmin doğuşu, devrimci yükselişin getirdiği zorlu sorunlar, emperyalist savaş ve 1917 Devrimi gibi konuları ele alıyor.  Lenin’in düşüncesinin asli boyutlarını ve özellikle de devrimci-demokrat bir teorisyen olarak yaptığı katkıların sürekliliği konusunda insana fikir veren kitap, kaliteli baskısı ve görsel zenginliğiyle de dikkat çekiyor.

Joachim Hirsch – Materyalist Devlet Teorisi (2011)

  • MATERYALİST DEVLET TEORİSİ, Joachim Hirsch, çeviren: Levent Bakaç, Alan Yayıncılık, siyaset, 264 sayfa

Birbirinden çok farklı yaklaşımları kapsayan materyalist devlet teorisi, Marx’ın geliştirdiği tarihsel materyalizmi ve onun politik ekonomiye yönelttiği eleştiriyi baz alır. İşte Joachim Hirsch ‘Materyalist Devlet Teorisi’ başlıklı elimizdeki nitelikli çalışmasında, bilhassa 1970’li yıllarda dünya çapında yükselen belli bir etkinliğe sahip materyalist devlet teorisini kapsamlı bir şekilde ele alıyor. Hirsch’in çalışmasını özgün kılan bir diğer husus da, bir yandan söz konusu teoriyi kapsamlı bir şekilde irdelerken, öte yandan okurlarını, kapitalist devletler sisteminin dönüşüm süreçleri konusunda anlaşılabilir bir üslupla aydınlatması.

John Holloway – Kapitalizmde Çatlaklar Yaratmak (2011)

  • KAPİTALİZMDE ÇATLAKLAR YARATMAK, John Holloway, çeviren: Barış Özçorlu, Bülent Doğan, Eylem Canaslan ve Sinem Özer, Otonom Yayıncılık, siyaset, 342 sayfa

John Holloway ‘Kapitalizmde Çatlaklar Yaratmak’ta, kapitalist sistemle mücadele etme konusunda önerilerde bulunuyor. Sermayenin krizini, sınıf mücadelesi ile ilişkilendiren Holloway, bu kilit noktada emek cephesinin özgürleşme pratiğine verebileceği yanıtları araştırıyor. Emeğin isyanlarının, sermayeyi krize sokma ihtimalini ele alan yazara göre, eyleyişin emek biçiminde soyutlanması, kapitalizmin örülmesi anlamına geliyor. Bir isyan rehberi olmayı amaçlayan ve tutkulu bir üslupla yazılan kitap, emeğin örgütlenerek, kapitalist yapıda büyük bir parçalanma yaratacağını ve bu parçalanan yerden yeni bir dünyanın filizleneceğini savunuyor.

Erkan Aydoğanoğlu – Fabrikada Emek Denetimi (2011)

  • FABRİKADA EMEK DENETİMİ, Erkan Aydoğanoğlu, Evrensel Yayınları, inceleme, 195 sayfa

Sendikal örgütlenme ve işçi sınıfı tarihi konusunda yayımlanmış çalışmaları bulunan Erkan Aydoğanoğlu ‘Fabrikada Emek Denetimi’nde, Kocaeli metal işçilerine dair bir alan araştırmasından hareketle, fabrika sistemi içinde uygulanan emek denetimine odaklanıyor. Yazar bunu da, emek sürecinde yaşanan denetim uygulamalarının tarihsel gelişimini gözeterek yapıyor. Kitapta ilkin, bir bütün olarak kapitalist emek süreci ile kapitalist emek sürecinde denetim ve gözetim uygulamalarının kökeni ele alınıyor. Çalışmanın devamında ise, 20. yüzyılla birlikte belirginleşen teknolojik gelişme ve denetim uygulamalarının değişen boyutları değerlendiriliyor.

Deniz Adalı – Türkiye’de Kapitalizmin Gelişmesi, Sınıflar ve Sınıf Mücadelesi (2011)

  • TÜRKİYE’DE KAPİTALİZMİN GELİŞMESİ, SINIFLAR VE SINIF MÜCADELESİ, Deniz Adalı, Kaldıraç Yayınları, siyaset, 246 sayfa

Deniz Adalı ‘Türkiye’de Kapitalizmin Gelişmesi, Sınıflar ve Sınıf Mücadelesi’nde, kapitalist gelişimi hem ekonomik hem de siyasal yönleriyle analiz ediyor. Adalı buradan hareketle, Türkiye’deki kapitalist gelişimi dört döneme ayırıyor. Adalı’nın yaptığı ayrım şöyle özetlenebilir: 1919-1945 arası, burjuva devrimi ve düzenin oturtulması; 1946-1972 arası, sanayi burjuvazisinin yükselişi ve toplumun egemen gücü haline gelmesi; 1973-1980 arası, toplumsal mücadelenin yükselişi ve karşı-devrim ve nihayet 1980 ve sonrası, sistemin yeniden düzenlenmesi. Yazar bu ayrımın ardından, söz konusu dört dönemin kendine has özelliklerini analiz ediyor.

Savaş Açıkkaya – Solun Türk Devrimiyle İmtihanı (2011)

  • SOLUN TÜRK DEVRİMİYLE İMTİHANI, Savaş Açıkkaya, Paraf Yayınları, siyaset, 303 sayfa

Savaş Açıkkaya ‘Solun Türk Devrimiyle İmtihanı’nda, 1961 Anayasasının sağladığı atmosferde güçlenen solun, 12 Mart darbesiyle kesintiye uğrayan Atatürkçü-Kemalist damarını araştırıyor. 27 Mayıs-12 Mart döneminin sol akımlarının, Kemalizmle genelde pozitif bir ilişki içinde olduklarını söyleyen Açıkkaya’ya göre, bu ilişkinin 12 Mart darbesiyle bozulduğunu savunuyor. Yazar çalışmasında, solun resmi ideolojiyle etkileşimini, Yön-Devrim, Ortanın Solu, Milli Demokratik Devrim gibi akımlar ile Türkiye İşçi Partisi’nin Kemalizmle ilişkisini, ayrı ayrı bölümler halinde analiz ediyor. Türkiye solu, özellikle son zamanlarda, Kemalizmle bağını koparmadığı ve böylece gerçek anlamda bir sol siyaset üretemediği için, sıklıkla eleştiriliyor. Açıkkaya’nın çalışması, bu konuyu masaya yatırmasıyla önemli bir boşluğu dolduruyor.

Dan Diner – Karşıt Hafızalar (2011)

  • KARŞIT HAFIZALAR, Dan Diner, çeviren: Hulki Demirel, İletişim Yayınları, siyaset, 112 sayfa

Tarihçi Dan Diner ‘Karşıt Hafızalar’da, Batı’nın, Yahudi soykırımıyla hesaplaşmak konusunda gecikmesinin nedenlerini araştırıyor. Holokostun, derin yarıklarla parçalanmış 20. yüzyılın hafızalardaki simgesi haline geldiğini belirten Diner, soykırımın, Batı medeniyetinin ve kültürünün asli temellerini kökünden salladığını söylüyor. Soykırımın, 1950’li yıllardan itibaren unutulmaya terk edildiğini ve ancak 1990’lı yılların başlamasıyla, giderek artan bir şekilde çağın olumsuz simgesi olarak bilinçlerdeki yerini aldığını gözler önüne seren Diner, bu gecikmenin nedeni olarak öne sürülen 2. Dünya Savaşı ile Soğuk Savaş’ı, ayrı ayrı analiz ediyor.