Hüsamettin Çetinkaya – Ahlak ve Politika (2007)

  • AHLAK VE POLİTİKA, Hüsamettin Çetinkaya, Ara-lık Yayınları, siyaset, 216 sayfa

Ahlaklı olmak her durum için geçerli, özellikle de siyaset için. Siyasetin bireyi ahlaktan uzaklaştırdığı, siyasete dair çok önceden dillendirilen bir şikayet. Hüsamettin Çetinkaya’nın bu siyaset kuramı çalışması, ahlaklı bir siyaseti mümkün kılacak önerilerden oluşuyor. Çetinkaya’nın bunun mümkün olabilmesi için önerdiği ilk yol, “yurttaş özne”nin, “evrensel insanlığın ahlaki öznesine” dönüşmesi şeklinde özetlenebilir. Çetinkaya, Kant ahlakının bir çözümlemesiyle çalışmasına başlarken, ahlakın evrensel, insani bir kabul olması halinde gerçekçi olabileceğini savunuyor. Çalışma bu yönleriyle, bir teori kitabı olmaktan çok, günümüz ahlak anlayışını kapsamlı olarak eleştiriyor.

Jean-Jacques Rousseau – Toplum Sözleşmesi (2011)

  • TOPLUM SÖZLEŞMESİ, Jean-Jacques Rousseau, Ahmet Şensılay, Anahtar Kitaplar, felsefe, 214 sayfa

Jean-Jacques Rousseau’nun, Aydınlanma çağının en iyi ürünlerinden olan ‘Toplum Sözleşmesi’, ünlü “İnsanoğlu özgür doğmuştur, ama her yerde zincire vurulmuştur” sözleriyle başlar. Rousseau bu eserinde, insanlığın önceleri doğal durumda yaşarken daha sonra özel mülkiyetin ortaya çıkması, devletin zenginlerin çıkarını savunması ve uygarlığın gelişmesiyle beraber yozlaşmanın başladığını savunur. İnsanın doğal duruma dönmesinin mümkün olmadığını belirten düşünür, ideal devletin nasıl olması gerektiğini ele alır. Ona göre bu, yeni bir toplum sözleşmesiyle mümkündür. Bu yolla bireysel özgürlük ile insanlığın ortak yararını birleştirmeye çalışır.

Daryl Glaser ve David M. Walker (ed.) – 20. Yüzyılda Marksizm (2011)

  • 20. YÜZYILDA MARKSİZM, editör: Daryl Glaser ve David M. Walker, çeviren: Burak Gürel, Onur Koyunlu ve Sungur Savran, Versus Kitap, siyaset, 336 sayfa

Makale derlemelerinden oluşan ’20. Yüzyılda Marksizm’, 20. yüzyıl Marksizminin bugüne, yani 21. yüzyıl kuşağına bıraktığı mirası detaylı bir bakışla sunuyor. İlk bölümün Lenin’e ayrıldığı kitabın devamında, sosyal demokrasi, Stalinizm ve devrimci Marksizm gibi, 20. yüzyıl işçi hareketinin üç ana akımının öncüleri ele alınıyor. Lev Trotskiy, Rosa Luxemburg, Kautsky, Bernstein ve Menşevikler gibi önemli aktörlerin Marksizme katkılarının da irdelendiği kitabın asıl özgünlüğü ise, Avrupa, Asya, Latin Amerika ve Afrika’da Marksizmin gelişmesini incelemesi. Çalışmanın, Sungur Savran imzalı kapsamlı bir önsözle açıldığını da belirtelim.

John Sanbonmatsu – Postmodern Prens (2007)

  • POSTMODERN PRENS, John Sanbonmatsu, çeviren: Emre Ergüven, Bağlam Yayınları, siyaset, 344 sayfa

John Sanbonmatsu’nun ‘Postmodern Prens’i, ‘Eleştirel Kuram, Sol Strateji ve Yeni Bir Siyasi Öznenin Oluşumu’ alt başlığını taşıyor. Sol siyasetin strateji sorunlarına odaklanan bu siyaset kuramı çalışmasında Sanbonmatsu, 1960’larda yeni solun izlediği siyaseti inceliyor, bu siyasetin ekspresivizminin nasıl siyasî bölünmeye yol açtığını ve postmodern duruma nasıl zemin hazırladığını sunuyor. Çalışma buradan hareketle, postmodern durumun tarihi temele dayandırılmış bir eleştirisini sunuyor, sosyalist siyasetin postmodern düşüncelerin oluşmasına nasıl yardımcı olduğunu ortaya koymayı amaçlıyor ve bu tıkanma anında, Marksist siyesetin yapabileceklerini tartışıyor.

Erdal Şen – Yassıada’nın Karakutusu (2007)

  • YASSIADA’NIN KARAKUTUSU, Erdal Şen, Zaman Kitap, tarih, 184 sayfa

Erdal Şen’in ‘Yassıada’nın Karakutusu’ isimli bu tarih çalışması, Türkiye’nin yakın dönemindeki DP iktidarını ve bu iktidarın en önemli aktörlerinden Adnan Menderes’in trajik sonuna odaklanıyor. Çalışmanın önemli özelliklerinden biri, araştırmanın, Başbakanlık tarafından gizliliği kaldırılan belgeler üzerinden yapılmış olması. Dolayısıyla kitapta, Menderes ve dönemin diğer siyasilerine ait el konulan mektuplar, Menderes’in kişisel notları, telefon görüşmeleri, fotoğraflar ve yazışmalar gibi önemli belgeler yer alıyor. Şen’in çalışması, Türkiye’de elli yıl önce DP iktidarıyla başlayan dalgalanmayı ve Menderes’in Yassıada’daki trajik sonunu ayrıntılı olarak vermesiyle önemli bir kaynak.

Fikret Sazak (der.) – Türkiye’de Sendikal Kriz ve Sendikal Arayışlar (2007)

  • TÜRKİYE’DE SENDİKAL KRİZ VE SENDİKAL ARAYIŞLAR, derleyen: Fikret Sazak, Epos Yayınları, siyaset, 296 sayfa

Son dönemlerde, sadece Türkiye’de değil, dünyanın genelinde de sendikal mücadelede bir tıkanmadan, krizden bahsediliyor. Bu durum, sendikal haklarda gerilemeden, üye sayılarında sürekli azalmasından, genel örgütlenme oranlarının düşmesinden, sendikaların ekonomik, sosyal ve siyasal süreçlerde etkinliklerini yitirmelerinden anlaşılıyor. Fikret Sazak’ın derlediği bu çalışmada, Aziz Çelik, Murat Özveri, Özgür Müftüoğlu, Yıldırım Koç, Yüksel Akkaya, Mehmet Beşeli ve Metin Özuğurlu’nun sendikal krizin Türkiye’deki yansımalarıyla ilgili kaleme aldığı yazılar yer alıyor.

Cenk Saraçoğlu – Şehir, Orta Sınıf ve Kürtler (2011)

  • ŞEHİR, ORTA SINIF VE KÜRTLER, Cenk Saraçoğlu, İletişim Yayınları, inceleme, 192 sayfa

 

Cenk Saraçoğlu ‘Şehir, Orta Sınıf ve Kürtler’de, son dönemlerde sıklıkla tartışılan Kürt düşmanlığı olgusunu sistemli bir şekilde ele alıyor. Kasım 2009’da İzmir’de DTP konvoyuna yapılan taşlı saldırı inceleyerek başlayan kitap, bizzat Kürt karşıtı bir hissiyat taşıyanların zihniyet dünyasını analiz ederek, bir tutum olarak Kürt düşmanlığının ne tür söylemler üzerinden dile döküldüğünü ve nasıl bir mantıkla haklı çıkarılmaya çalışıldığını ortaya koymasıyla dikkat çekiyor. Saraçoğlu’nun çalışmasında karşımıza çıkan bir diğer önemli nokta da, gündelik/popüler milliyetçi kesimin Kürt algısındaki dönüşümü ayrıntılı bir şekilde açığa çıkarması. Bu amaçla, İzmir’in son yirmi yılda uğradığı toplumsal ve ekonomik dönüşümü irdeleyen yazar, bir dönemlerin başat yaklaşımı olan inkârın yerini, “tanıyarak dışlamaya” bıraktığını gösteriyor.

Nedim Şener – Kırmızı Cuma (2011)

  • KIRMIZI CUMA, Nedim Şener, Doğan Kitapçılık, siyaset, 512 sayfa

Hrant Dink’in katledilişinin üzerinden dört yıl geçti. İşte, alt başlığı ‘Dink’in Kalemini Kim Kırdı?’ olan ‘Kırmızı Cuma’, suikaste dair birçok ayrıntıyı okurlarına sunuyor. Dink cinayetini en iyi takip eden isimlerden gazeteci Nedim Şener’in, kitabın alt başlığına aldığı sorunun yanıtı aslında ortada. Zira burada ifadesine yer verilen sanık Engin Yılmaz, “Dink’in kalemini devlet kırdı” diyerek, bunun cevabını gayet net bir şekilde veriyor. Kitap, Dink’in öldürüleceğini bilip de hiçbir şey yapmayan Trabzon polisinin, İstanbul polisinin, Emniyet İstihbarat Daire Başkanlığı’nın, MİT’in ve Jandarma’nın ihmalini gözler önüne seriyor.

H. Nedim Şahhüseyinoğlu – Bozuk Düzende Yaşam (2007)

  • BOZUK DÜZENDE YAŞAM, H. Nedim Şahhüseyinoğlu, Berfin Yayınları, anı, 352 sayfa

H. Nedim Şahhüseyinoğlu köy enstitülerinden bir öğretmen. Şahhüseyinoğlu, hayat deneyimini, “Şehirde ‘Kuyruklu Kürt’ diye alay edilen bir çocukken, toplumun aydınlanmasının neferlerinden biri olmuşum.” şeklinde özetliyor. Kendisi uzun yıllar, sol politikada çaba sarf etmiş, örgütlenme-sendikacılık alanında çalışmalarda bulunmuş bir isim. Dolayısıyla onun anılarından oluşan elimizdeki kitap, Türkiye’nin çalkantılı yakın dönemine, sol siyasetten bir muhalifin gözünden bakmasıyla dikkate değer. Şahhüseyinoğlu’nun anılarında çocukluk yılları, köy enstitüleriyle tanışma, öğretmenlik yılları, sendikal mücadele, örgütlenme çalışmaları, kitap yasakları, düşünce suçları, Sivas Katliamı, sansür ve Kahramanmaraş Katliamı gibi çok sayıda ayrıntı yer alıyor. Kitap, Türkiye’nin yakın tarihiyle ve özellikle de Türkiye’deki sol siyasetin geçirdiği aşamalar ve deneyimlerle ilgilenenlere önerilir.

İlker Belek – Marksizm ve Sınıf Bilinci (2007)

  • MARKSİZM VE SINIF BİLİNCİ, İlker Belek, Dipnot Kitabevi, siyaset, 177 sayfa

Bilindiği gibi sınıf bilinci, Marksizme içkin kavramlardan. Bu yalnızca temel bir kavram olmakla kalmıyor, aynı zamanda de Marksizmin devrim kuramının temel taşlarından birini oluşturuyor. Fakat Marksizmin bu konuda söyledikleri belli ölçülerde belirsiz, bazı açılardan eksik veya karmaşık olarak nitelenebilir. İlker Belek’in bu kitabı da bu karmaşıklığı gidermek adına, sadece sınıf bilincine odaklanan bir çalışma. Belek, Marksist klasiklerde, sınıf bilinciyle ilgili değerlendirmeleri ve bu konudaki güncel Marksist literatürdeki tartışmaları okuyucuya sunuyor. Kitabının ilk bölümünde, yapı, özne, sınıf ve bilinç gibi konular, Marksist düşünüşün önemli aktörlerinin fikirleri çerçevesinde ele alınıyor. İkinci bölüm, bu temel çerçevenin genişletilip zenginleştirilmesi olarak düşünülebilir. Kitabın en ilgi çekici bölümü diyebileceğimiz üçüncü bölümünde ise, sınıf bilincinin Türkiye açısından kapsamlı bir değerlendirmesi yapılıyor.