Aslıhan Aykaç – Devletin İşçisi Olmak (2021)

Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra işçi sınıfının dinamikleri nasıl bir seyir izledi?

Aslıhan Aykaç, o dönem dünyada yaşanan gelişmeleri de incelemesine dahil ederek Nazilli Basma Fabrikası’nın kuruluş aşaması sürecinde sınıf kimliğinin ve sınıfsal örgütlenmenin dönüşümünü irdeliyor.

Özellikle Türkiye’nin modernleşme surecinin iktisadi politikalarına ışık tutmasıyla büyük önem arz eden çalışma, erken Cumhuriyet dönemi kalkınma, ulusal ekonomi inşası ve sanayileşme hedeflerine yönelik uygulanan politikaların işçi sınıfı oluşumu açısından nasıl sonuçlar verdiğini inceliyor.

Yaklaşık yüz yıllık bir tarihsel süreçte dünya ekonomisindeki gelişmelere paralel olarak uygulanan politikaların toplumsal sonuçlarını gözler önüne seren çalışma, işçi sınıfı oluşumunu, yalnızca tarımsal nüfusun sanayi alanında istihdam edilmesi anlamında değil, aynı zamanda toplumsal yapıdaki dönüşümleri, maddi koşulların ortaklığına dayalı olarak ortaya çıkan sınıf kimliği ve sınıfsal örgütlenme bağlamında da inceliyor.

‘Devletin İşçisi Olmak’, kapitalist üretim ilişkilerinin bir sonucu olarak ortaya çıkan ve genellikle ekonomik ilişkilerin toplumsal sonuçları bağlamında değerlendirilen sınıf ilişkilerini, devlet müdahalelerini de denklemin içine katarak değerlendiren usta işi bir çalışma.

  • Künye: Aslıhan Aykaç – Devletin İşçisi Olmak: Nazilli Basma Fabrikası’nda İşçi Sınıfı Dinamikleri, İletişim Yayınları, inceleme, 183 sayfa, 2021

Huricihan İslamoğlu – Dünya Tarihi ve Siyaset (2021)

Batı modernliğinin “evrenselliği” bugün yoğun bir şekilde tartışılıyor.

Huricihan İslamoğlu da, Batı merkezli modernleşme söylemine karşı eleştirel bir bakış açısı geliştirerek buna alternatif bir geleceği yeniden tahayyül ediyor.

Yüzlerce yıldır verili gerçeklik olarak kabul edilen Batı modernliğinin “evrenselliği”, Batı merkezli dünya tarihi anlayışları artık tartışmaya açılmış̧ durumda: Dünyadaki güç dengelerinin de değişmesiyle gerek siyasi gerek akademik alanda farklı ülkelerin, bölgelerin dünya tarihindeki yeri, Batı’ya hiç̧ de benzemeyen gelişim çizgileri, modelleri ele alınıyor.

Öteden beri tarihteki süreğenliğe dikkat çeken Huricihan İslamoğlu da alışılagelmiş̧ Batı merkezli modernleşme söylemine karsı eleştirel bir bakış̧ acısı geliştiriyor.

Kitaptaki yazılar farklı bir dünya tarihi tahayyülü arayışını temsil ediyor.

Bu arayışın çıkış noktasıysa 13. yüzyıldan 20. yüzyılın ortalarına kadar varlıklarını sürdürmüş Avrasya imparatorlukları.

Liberalizmin bitmek bilmeyen “devlet” meselesi, serbest piyasacı yaklaşımın açmazları, İslamiyetin yaygın olduğu coğrafyayı dünya tarihi içinde konumlandırma cabaları, hukuk-mülkiyet-meşruiyet ilişkisi gibi konuları tartışan ve Çin, Osmanlı ve Babür imparatorlukları örneklerinin kapsamlı bir değerlendirmesini, Batı’yla karşılaştırılmasını da sunan İslamoğlu, ortak bir gelecek tahayyülünün imkânlarını araştırıyor.

  • Künye: Huricihan İslamoğlu Dünya Tarihi ve Siyaset, çeviren: Yağız Ay, İsmail Ilgar ve Aytek Soner Alpan, İletişim Yayınları, tarih, 255 sayfa, 2021

Menderes Çınar – Siyasal Bir Sorun Olarak İslamcılık (2021)

Siyasal İslamcılığın nasıl bir çıkmaz olduğunu görmek için Türkiye’nin son 20 yılına bakmak dahi yeter de artar.

Menderes Çınar, 40 yıl önceki Milli Görüş hareketinden bugüne uzanarak siyasal İslamcılığın demokrasiye ve siyasete indirdiği ağır darbeleri gözler önüne seriyor.

Çınar’ın çalışması, siyasetin konjonktür, mekan ve ajan üçlüsünün eklemlenmesi ile yarattığı ivmeyi 40 yıl öncesine giden Milli Görüş hareketinden başlatarak son

19 yılın siyasal ve sosyal evrenini tamamen kaplayan İslamcı bir siyaset özelinde tartışıyor.

Çınar, son dönem iktidarlarının siyasete indirdiği ağır yaralayıcı darbelerin ülke insanında yarattığı umutsuzluğu da yas tutmadan, açıklayıcı ve umut verici bir tartışmayla ele alıyor.

  • Künye: Menderes Çınar – Siyasal Bir Sorun Olarak İslamcılık: AKP’nin 20 Yılı, Nika Yayınevi, siyaset, 264 sayfa, 2021

Ailton Krenak – Dünyanın Sonunu Erteleme Fikirleri (2021)

İnsanlık tarihte pek çok kez “dünyanın sonu”yla karşılaştı.

Brezilyalı aktivist, akademisyen ve yazar Ailton Krenak, gezegeni kurtarmak, kıyamete engel olmak için acilen neler yapabileceğimizi açıklıyor.

Yalnızca çeşitliliğin tanınması ve insanın diğer türlerden üstün olduğu fikrinin reddedilmesi bile, varlığımıza yeni bir anlam verebilir ve uçuruma doğru bu aptalca yürüyüşümüzü engelleyebilir.

Gezegenimiz, bugün en büyük çevre felaketleriyle karşı karşıya.

Küresel salgınlar, aşırı hava olayları ve devasa orman yangınları şu anda Antroposen olarak adlandırılan dönemin tezahürleri.

Uygarlığımız bizi topraktan, nehirlerden ve ağaçlardan uzaklaştıran yapılar, örgütler, kurumlar, kurallar ve bu kurallara uymayı reddeden herhangi bir topluluğu marjinalleştirmeye -ve bazen de tamamen ortadan kaldırmaya- zorlayan bir dünya sistemi üzerine inşa edilmiştir.

Dünyanın pek çok yerinde yerli halklar daha önce de birçok kez “dünyanın sonu”yla karşı karşıya kalmıştı.

Şimdi ise uçuruma doğru giden bu küresel yürüyüşü durdurmak için öncelikle bakış açımızın homojenleştirici etkisini reddetmeli ve doğada bize ait olan yeri yeniden kazanmamızı sağlayacak yeni bir fikri kucaklamalıyız.

Ancak o zaman hayatta kalmak için yeni çözümler üretebiliriz.

Tutku ve zekâyla kaleme alınmış ‘Dünyanın Sonunu Erteleme Fikirleri’, çağın büyük düşünürlerinden biri tarafından yazılmış bir ekolojik kurtuluş manifestosu.

  • Künye: Ailton Krenak – Dünyanın Sonunu Erteleme Fikirleri, çeviren: Melinda Andonyan, Sander Yayınları, ekoloji, 72 sayfa, 2021

Sinan Yıldırmaz – Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi (2021)

Çok partili hayat geçiş ve DP iktidarıyla birlikte köylüler hem toplumsal hayatta hem de siyasette daha görünür hale geldiler.

Sinan Yıldırmaz ‘Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi’nde, 1945-1960 yıllarını merkeze alarak bu görünürlüğü farklı açılardan inceliyor.

Geçiş dönemi diye tanımlanan dönemlere genellikle güçlü bir belirleyicilik atfedilir ve bir toplumun tarihi, ağırlıkla, söz konusu “geçiş” dönemlerine referansla düşünülür.

1945-1960 yılları arası da –çok partili siyasal hayata geçiş, Demokrat Parti’nin iktidara gelişi ve 1960 Darbesi- Türkiye tarihi için böyle bir dönemi ifade eder. Bazen “geçiş̧” momentlerinin belirgin nitelikleri, dönemin birtakım kritik gelişmelerini görmeyi zorlaştırabilir.

Yıldırmaz, bu çalışmasında “köylülük” üzerinden bu zorluğun üzerine gidiyor.

Köylülerin siyasi bir güç haline gelmesini, siyasal alanda artan görünürlüklerini, siyasi tartışmalarda “hesaba katılmalarını” köy edebiyatından, köylülerin “karıştığı” olaylardan, kırsal alanın dönüşümü, kente göç, gecekondulaşma gibi gelişmelerden hareketle anlamaya çalışıyor.

  • Künye: Sinan Yıldırmaz – Türkiye’de Köylülüğün Sosyal Tarihi (1945-1960), İletişim Yayınları, siyaset, 326 sayfa, 2021

Frédéric Gros – Michel Foucault (2021)

Michel Foucault’nun düşünceleri üzerine derli toplu bir rehber eser arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

Kitap, Foucault’nun Collège de France’ta verdiği dersleri yayıma hazırlamış, Foucault’nun çalışmaları hakkında dünya çapında uzman Frédéric Gros imzalı.

Foucault, kuşkusuz 20. yüzyılın en önemli figürlerinden biri.

Sadece felsefeye değil sosyal bilimlerin bütün alanlarına sızan yeni kavramlar ve yeni bakışlar sunmuş bir düşünür, ayrıca çağının siyasal olaylarına kayıtsız kalmamış bir entelektüel.

Frédéric Gros, onun yaşam güzergâhını takip ederek, döneminde olduğu kadar bugün de tartışılmaya devam eden eserlerini birbirine bağlayan halkaları ortaya koyuyor.

‘Foucault’, dışlanan delilikten kapatma mekânı olarak hapishaneye, cinselliğin tarihinden öznelleştirme pratiklerine, biyopolitikadan yönetimselliğe kadar Foucaultcu “arkeoloji”nin temel izleklerini, kavramlarının gelişimini ve geçirdiği değişimleri aktarıyor. Düşünürü tanımak ve eserlerini anlamak için anlaşılabilir bir rehber…

  • Künye: Frédéric Gros – Michel Foucault, çeviren: İsmet Birkan, İletişim Yayınları, inceleme, 126 sayfa, 2021

Mariana Mazzucato – Girişimci Devlet (2021)

Devletin küçülmesi gerektiği tezine temelden karşı çıkan özgün bir tartışma.

University College London’da, Yenilik ve Kamu Değeri Ekonomisi Bölümü’nde ders veren Mariana Mazzucato, muazzam boyuttaki stratejik kamu yatırımları olmasaydı, bugün internetten GPS’e ve SIRI’ye kadar akıllı ürünlerden hiçbirini üretemeyeceğimizi belirterek devletin ekonomideki rolünü yeniden tartışmaya açıyor.

‘Girişimci Devlet’in çıkış noktasında, küresel düzeyde yaşanan 2008 finans krizi yer alıyor.

Krizin ardından, büyümeyi yeniden başlatmak için atılması gereken tek adımın kamu harcamalarında kesinti olduğuna dair görüşe tepki olarak kaleme alınmış.

Devletin küçülmesi gerektiğini savunanların aksine, dünyanın en etkili ekonomistlerinden biri kabul edilen Mazzucato’ya göre, muazzam boyuttaki stratejik kamu yatırımları olmasaydı, bugün internetten GPS’e ve SIRI’ye kadar akıllı ürünlerden hiçbirini üretemezdik.

Bilişim teknolojisindeki yeniliklerin yanı sıra, yeşil devrimi yaratabilecek yenilenebilir enerji çözümlerini ya da hastalıkları iyileştirecek yeni radikal ilaçların çoğunu da geliştiremezdik.

‘Girişimci Devlet’le Mazzucato, devletin ekonomideki rolüne ilişkin tartışmayı ideolojiden uzak bir yaklaşımla yeni bir çerçeveye oturtmayı ve kamu kurumlarının toplumsal ve ekonomik değişime öncülük etme rolü üzerine dinamik bir müzakere başlatmayı amaçlıyor.

Mazzucato’nun kapsamlı değerlendirmesi masallarla gizlenen bir gerçeği önümüze seriyor: Size ne anlatılırsa anlatılsın, iPhone’dan Google arama motoruna kadar dünyanın en popüler ürünlerini özel şirketlerin değil, vergi mükelleflerinin finanse ettiğini unutmayın.

  • Künye: Mariana Mazzucato – Girişimci Devlet, çeviren: Esin Soğancılar, Koç Üniversitesi Yayınları, iktisat, 320 sayfa, 2021

Şaban İba – Hüdai (2021)

68’li yılların devrimci gençlik liderlerinden Hüdai Arıkan, 30 Mart 1972’de yoldaşları Mahir Çayan, Sinan Kazım Özüdoğru, Sabahattin Kurt, Saffet Alp, Ömer Ayna, Cihan Alptekin, Nihat Yılmaz, Ertan Saruhan ve Ahmet Atasoy ile birlikte devlet güçleri tarafından katledildi.

Şaban İba, devrim, demokrasi ve sosyalizm mücadelesinde iz bırakan bu önemli ismin yaşamını ve mücadelesini anlatıyor.

Bir devrimcinin yaşamı söz konusu olduğunda nasıl devrimci olduğu, kimlerden etkilendiği, kendi kulvarında nasıl yürüdüğü, hangi yol ayrımlarından geçtiği ve ondan geriye nelerin kaldığı önemlidir.

İba burada, Mahir’lerin cezaevi firarından itibaren İstanbul’da başlayan örgütsel ayrışmayı, bölünmeyi, Ankara üzerinden Karadeniz’e gidiş sürecini ve özellikle de Ünye eylemini ve Kızıldere Direnişi’ni yeniden irdeliyor.

  • Künye: Şaban İba – Hüdai: Hüdai Arıkan’ın Yaşamı ve Mücadelesi, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 208 sayfa, 2021

Hayri Demir – Selahattin Demirtaş: Bir Siyasi Rehinelik Öyküsü (2021)

Selahattin Demirtaş ve Osman Kavala gibi siyasi rehineler, Türkiye’de yargı-siyaset ilişkisinin vahameti konusunda ileride ders olarak okutulacak nitelikte.

Gazeteci Hayri Demir, Demirtaş’ın yargılama sürecini merkeze alarak bu karanlık dönemi tüm yönleriyle kayda geçiyor.

Dost ya da düşman, herkes Selahattin Demirtaş’ın yargılandığından haberdar.

Dahası herkesin bu konuya dair bir kanaati de mevcut.

Ancak yakınları ve avukatları dışında neredeyse hiç kimse dava sürecinin ayrıntılarına vakıf değil.

Milyonlar bu dava sürecinde, neler yaşandığını, ne olup bittiğini bilmiyor.

İktidar ise manipülasyon çabasını inatla sürdürüyor.

Demirtaş kendi tanımlamasıyla “Bir siyasi rehine” olarak tutuklandı, yargılandı ve yargılama süreci bu yaklaşımla da sürdürüldü.

Demirtaş’ın yargılama süreci, Türkiye’de siyaset-yargı ilişkisinin çok boyutlu röntgenini çekmeyi kolaylaştırıyor.

Ne yazık ki, ilk andan itibaren geliştirilen süreçle birlikte yargılama safhaları ve yargılamaların temelini oluşturan dava dosyaları bu süreçte yeterince irdelenmedi.

Toplumun büyük bir kesimi bu yargılamaların siyaseten yürütüldüğü konusunda hemfikir olsa da dava sürecine dair başvurabileceği bir kaynak yoktu.

Yargılamalar, toplumdan kaçırılarak cezaevlerinde oluşturulan özel duruşma salonlarında yürütüldü.

Gelecekte Türkiye’nin gerçek siyasal tarihi yazılacaksa bu karanlık dönemi tüm yönleriyle kayda geçmek gerekiyor.

İşte bu kitap da, binlerce sayfalık dava dosyalarını, tutanakları, savunmaları bir süzgeçten geçirerek, bir siyasi rehineliğin nasıl ve ne şekilde hayata geçirildiğini gözler önüne seriyor.

Demir bununla da yetinmeyerek, dava dışında yaşanan gelişmelerin nasıl olup da doğrudan davaların bir parçası olarak vuku bulduğunu da irdeliyor.

  • Künye: Hayri Demir – Selahattin Demirtaş: Bir Siyasi Rehinelik Öyküsü, Nota Bene Yayınları, siyaset, 264 sayfa, 2021

David Renton – Faşizm: Tarihi ve Teorisi (2021)

Son yıllarda o çirkin yüzüyle yeniden hortlamış faşizmin tarihsel dinamiklerini daha iyi kavramak açısından çok önemli bir çalışma.

David Renton, geçmişten günümüze uzanan bir bakışla, faşizmle ilgili teorileri ve iddiaları tartışmaya açıyor.

Ne oldu, nasıl oldu da faşist bir iktidar kitleleri önüne katarak devasa bir soruna dönüştü?

Bu soru hâlâ güncelliğini koruyor.

Renton, cevapların peşine düşerken faşizmin öncelikle neden bir hareket sonra da neden bir siyaset biçimi olduğunu açıklamaya çalışıyor.

Çalışma, Hitler ve Mussolini dönemlerindeki faşist yükselişi, ona karşı çıkan Marksist tepkileri ve faşist söylemlerin ne zaman başladığı konusunu geçmişten günümüze taşıyor.

Troçki ve Gramsci’nin yazıları ile çağdaş teorisyenlerin öne sürdükleri savların çeşitliliği okurun kafasındaki sorulara netlik kazandırıyor.

‘Faşizm: Tarihi ve Teorisi’ geçmişi anlamak ve günümüzde yaşananları yorumlamak isteyenler için bir başvuru kitabı.

  • Künye: David Renton – Faşizm: Tarihi ve Teorisi, çeviren: Meral Kasap Harzem, Nora Kitap, siyaset, 192 sayfa, 2021