Kolektif – En Uzak Sahilin Kıyısında (2021)

Bugün yaşadığımız felaketi tarihsel koşullarıyla irdelerken alternatif bir yaşamın koşulları üzerine de düşünen iyi bir derleme.

Çalışma, geleceğe dair umutla düşünmek için bugünü iyi kavramamız gerektiği gerçeğinden yola çıkıyor.

‘En Uzak Sahilin Kıyısında: Yeni Bir Yaşam Kurabilir miyiz?’ bir felaket kitabı değil.

Ama bir ütopya da değil.

Bugünü tarihsel koşullarıyla birlikte anlamanın geleceği kurmak için elzem olduğunu savunan çok sesli bir kitap.

Çalışma, pandeminin yarattığı sağlık krizi üzerinden açtığı tartışma, neoliberal toplumların kırıIganlıklarını ortaya koyarken geleceğin muhtemel su, gıda, iklim ve benzeri çevre felaketlerinin toplumsal çerçevesini ortaya koyuyor.

Üstelik bunu yaparken bir yandan da başka bir yaşamın somut izleklerini tartışıyor.

Her biri alanında bilimsel çalışmalarıyla tanınan yazarların kaleminden toplumsal bir sorumlulukla çıkan derleme, geleceğe dair umutla bakmamıza olanak sağlayacak, çözüm önerilerine ilham olacak türden.

Kitaba yazılarıyla katılan isimler ise şöyle: Gökhan Demir, Cihan Özpınar, Cemil Yıldızcan, Ali Yalçın Göymen, Özgür Narin, Ali Rıza Güngen, Arif Arslan, Stefo Benlisoy, Foti Benlisoy, Nilay Etiler, Selma Değirmenci, Özlem Saadet Işıl, T. Gül Köksal, Melda Yaman ve Uraz Aydın.

  • Künye: Kolektif – En Uzak Sahilin Kıyısında: Yeni Bir Yaşam Kurabilir miyiz?, editör: Ali Yalçın Göymen, Habitus Kitap, inceleme, 328 sayfa, 2021

Kolektif – Tarihsel Gelişimi İçerisinde Marx’ın Düşüncesi (2021)

Marx’ın eserleri güncel, somut sorunlara devrimci yanıtlar üretir.

Her biri devrimci mücadelenin güncel sorunlarından yola çıkan makalelerden oluşan bu çalışma da, Marx’ın eserlerinin tam da bu gözle irdeliyor ve Marx’ın düşüncesinin tarihsel gelişimini ele alıyor.

Yazarlar, ‘Hegel’in Hukuk Felsefesinin Eleştiri’nden ‘Felsefenin Sefaleti’ne, ‘Grundrisse’ten ‘Komünist Manifesto’ya ve ‘Kapital’den ‘Feuerbach Üzerine Tezler’e, Marx’ın pek çok eserini merkeze alarak,

  • Marksizm’in ortaya çıkışı,
  • Tarihin materyalist kavranışı,
  • Burjuva iktisadı,
  • İşçi sınıfının bağımsız devrim programı,
  • Karşıdevrimden devrime siyaset,
  • Ve sermayenin parazit varlığı gibi önemli konuları tartışıyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Cem Tuğlu Olpak, Erhan Nalçacı, Nevzat Evrim Önal, Volkan Algan, Fatma Pınar Arslan, Anıl Çınar, Özgür Şen ve Nevzat Evrim Önal.

  • Künye: Kolektif – Tarihsel Gelişimi İçerisinde Marx’ın Düşüncesi, editör: Nevzat Evrim Önal, Yazılama Yayınları, siyaset, 220 sayfa, 2021

Bruno Latour – Toplumsalı Yeniden Toplama (2021)

Toplum tam olarak nedir?

Bruno Latour’un toplumsal nosyonunu yeniden tanımladığı bu kitabı, “aktör-ağ teorisi”ni daha iyi kavramak isteyenler için de iyi bir kaynak.

“Toplumsal” kelimesi ne anlama gelir?

Neden bazı faaliyetlerin “toplumsal bir boyut”u olduğu söylenir?

Toplumsal olanı özel bir alan, belirli bir âlem ya da tikel bir tür şey olarak değil; yalnızca hayli kendine özgü bir yeniden ortaklık kurma ve yeniden bir araya toplama hareketi olarak tanımlayan Latour, ‘Toplumsalı Yeniden Toplama’da “toplumsal”ın başlangıçtaki anlamına dönerek ve tekrar bağlantıları izleyebilmesini sağlayarak toplumsal nosyonunu yeniden tanımlamaya girişiyor.

‘Toplumsalı Yeniden Toplama’, “aktör-ağ teorisi”ni ve onun en etkili taraftarlarından Latour’un fikirlerini merak edenler için önemli bir kaynak.

  • Künye: Bruno Latour – Toplumsalı Yeniden Toplama: Aktör-Ağ Teorisine Bir Giriş, çeviren: Nüvit Bingöl, Tellekt Kitap, sosyoloji, 392 sayfa, 2021

Foti Benlisoy – Kapitalist Kıyamet: Sermaye mi Dünya mı? (2021)

Bu dünyayı yok edebilecek en büyük tehlike kapitalizmdir.

Foti Benlisoy, çağımızın devrimci pratiğinin, alıştıra alıştıra gelmekte olan bu kapitalist felaketi nasıl aşabileceğini tartışıyor.

“Dünyanın sonu” ya da “kıyamet”, eski zamanlarda İsrafil’in borusunu öttürmesiyle başlayıp bir defada olup bitecek tekil bir olaydı.

Şimdiyse “seküler” kıyamet, yani “bizim dünyamızın sonu”, ağır çekimde, alıştıra alıştıra gerçekleşiyor.

Bizim kıyametimiz, dünyanın bir felaketten bir başkasına sürüklendiği ekolojik çöküşün distopik dünyası.

Farklı biçimlere bürünen bir çoklu krizler, çoklu felaketler zamanı.

Zamana yayılan, farklı bağlam ve koşullarda farklı biçimlere bürünüp felaketli sonuçlar yaratan bir “eşitsiz ve bileşik kıyamet” devri.

Sermaye yıkmadan yaratamaz, “yaşayanları da ölüleri de öldürmeden” gelişemez, büyüyemez.

“Felaket kapitalizmi” sadece afetleri yeni bir kâr kapısı, bir fırsat olarak değerlendirmekle kalmaz, aynı zamanda bilfiil felaket üretir, felaketin ekonomik değeri üzerine bina olur.

Dolayısıyla felaket, “bir başka dünya” mücadelesinin merkezî bir alanı olmak zorunda.

Bu kıyamet çağında ismine yaraşır her komünizm artık “felaket komünizmi” olmak durumunda.

Günümüzün komünizmi ister istemez yaşanan yenilgilere ve daima eli kulağında olan felaketlere dair keskin bir duyguyla yüklü olacak.

Çağımızın devrimci pratiği, felaket ile normallik arasındaki yanıltıcı ayrıma dayanarak değil, kapitalist felaketin içinde, ona karşı ve onu aşmaya dönük olarak şekillenecek.

  • Künye: Foti Benlisoy – Kapitalist Kıyamet: Sermaye mi Dünya mı?, Habitus Kitap, siyaset, 344 sayfa, 2021

Efe Baştürk – Sokrates’ten Rousseau’ya Politika Felsefesi Tarihi (2021)

Politika felsefesine, Sokrates’in ‘Savunma’sından Rouseau’nun ‘Toplum Sözleşmesi’ne, alanın klasikleşmiş yapıtları üzerinden iyi bir giriş kitabı arayanlara bu çalışmayı öneriyoruz.

Efe Baştürk, antik dönemden modern döneme uzanarak okurunu politik felsefe tarihinde aydınlatıcı bir yolculuğa çıkıyor.

Siyasal düşünce felsefesinin doğrudan bu çok zamanlı yapıtlarına dayanarak anlatan Baştürk, klasik yapıtların bize temel soruları sormayı öğrettiğini bir kez daha vurguluyor.

Düşünce tarihindeki bütün kırılmaların bu “yeni soruları sorabilme” yeteneğiyle ortaya çıktığını hatırladığımızda, klasikleri okumanın önemi bir kez daha ortaya çıkar.

Kitapta, Sokrates ve ‘Savunma’sında ‘yasa’ ve ‘yurttaş’ fikrinden, Platon’un ‘Devlet’inde ‘doğruluk’ ve ‘adalet’in anlamına ve Aristoteles’in ‘Politikası’na politik düşüncenin kurucu düşünürleri sade bir üslupla ele alınıyor.

Aynı zamanda Makyavel’in ‘Prens’i ve Hobbes’un ‘Leviathan’ına adım atacağımız modern politika felsefesinin bu kitaptaki yolculuğu, Spinoza’nın ‘Politik İnceleme’si ve Rousseau’nun ‘Toplum Sözleşmesi’ ile son buluyor.

Politik düşünce tarihine giriş yapmak isteyen ve okumalarını derinleştirmek isteyen okur için bu kitap önemli bir izlek sunuyor.

  • Künye: Efe Baştürk – Sokrates’ten Rousseau’ya Politika Felsefesi Tarihi, Fol Kitap, felsefe, 400 sayfa, 2021

Lucía Álvarez de Toledo – Che Guevara’nın Yaşam Öyküsü (2021)

Bize imkânsızı istemeyi öğretmiş Che Guevara’nın hayatı ve mücadelesi üzerine eşsiz bir biyografi.

Tam 15 yıldır Che’nin hayatı üzerine çalışan Lucía Álvarez de Toledo, dünya tarihinin bu en büyük devrimcisi üzerine şimdiye kadar yazılmış en kapsamlı biyografiyle karşımızda.

Marx’ın Avrupa’da dolaşan komünizm hayaleti gibi, Latin Amerika’nın ardından bütün dünyada ikonik bir hayalet dolaşıyor: Che Guevara hayaleti.

Toledo’nun titiz bir arşiv çalışması yaparak kaleme aldığı eser, Ernesto “Che” Guevara de la Serna’nın 39 yıllık yaşamını okurlarla buluşturuyor.

Che Guevara’nın sermayenin emperyalizm ve kolonyalizm bağlamındaki tarihsel biçimi ile bu tarihsel sömürü biçimlerinin nasıl yeniden üretildiğine ilişkin düşünceleri, ABD emperyalizmi düşmanlığı, bürokratizm karşıtlığı ve bu sebepten ötürü Sovyetler Birliği ile yaşadığı anlaşmazlık, Çin ile Küba arasında oynadığı rol de yine ayrıntılarıyla dikkat çekilen hususlardan bazıları.

Kitap, Che Guevara hakkında yazılmış en kapsamlı çalışmalardan biri olmakla kalmıyor, Latin Amerika’daki mücadele tarihine ilgi duyan okurlara da detaylı bir kaynakça sunuyor.

  • Künye: Lucía Álvarez de Toledo – Che Guevara’nın Yaşam Öyküsü, çeviren: Behzat Hıroğlu, Ayrıntı Yayınları, biyografi, 544 sayfa, 2021

Kadir Akın – Saklı Tarihin İzinde (2021)

Osmanlı Meclisi’nde Ermeni vekillerin yürüttüğü sosyalist mücadelenin mahiyeti neydi?

Kadir Akın, daha önce gün yüzüne çıkmamış belgelere dayanarak Türkiye sosyalist hareketi tarihinde Ermeni vekillerin rolüne ışık tutuyor.

Osmanlı’nın özellikle son 50 yılına yenilmiş devrimlerin bakış açısından bakan Akın, tarihsel olguların üzerindeki örtüyü kaldırarak “Hınçak Partisi ve onurlu devrimcileri ortak tarihimizin ve enternasyonalist mirasımızın bir damarı ve entelektüel ve politik müktesebatımızın bir bileşeni değil midir?” sorusuna yanıt arıyor.

Osmanlı Meclis-i Mebûsan’ında Ermeni milletvekillerinin mücadelesini anlatan çalışma, Ermeni milletvekillerinin mecliste yalnızca Ermeni halkının değil, tüm Osmanlı halkının haklarını savunduğunu ve mağdurların sözcüsü olduklarını çarpıcı örneklerle ortaya koyuyor.

  • Künye: Kadir Akın – Saklı Tarihin İzinde: Osmanlı’da Modernleşme, Anayasa, Sosyalizmin Kökleri ve Ermeni Vekiller, Dipnot Yayınları, tarih, 354 sayfa, 2021

Zafer Aydın – ’68’in İşçileri (2021)

Toplumsal ve siyasi belleğimizde silinmez izler bırakmış ’68’in işçileri üzerine harika bir çalışma.

Zafer Aydın, rüzgârlar tersten estiği zamanlarda dahi bayrağı elinden bırakmamış işçilerin olağanüstü öyküleri üzerinden dönemi, dönemin ruhunu aktarıyor.

Etki ve sonuçlarıyla bir dönemi ve kuşağı ifade eden 1968, dünyadaki örneklerinden farklı olarak Türkiye’de öğrenci gençlik, öğrenci gençliğin eylemleri, önderleri, militanlarıyla anılıyor.

Oysa aynı dönemde öğrenci gençlikle benzer biçimde uyanış, aydınlanma ve politikleşme sürecini yaşamış, hak arama, dünyayı değiştirme mücadelesine girişmiş, bir de işçi kuşağı var.

Bu kitap, anti-emperyalist gösterilerden, fabrika işgallerine, grevlere, direnişlerle, 15-16 Haziran’a, DGM Direnişine, kitlesel 1 Mayıs kutlamalarına kadar yüzlerce eyleme, etkinliğe imza atmış, parçası olmuş ve bedel ödemiş ’68’in işçilerini görünür, bilinir hale getirmesiyle çok önemli.

Aydın, Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan ‘İşçilerin Haziranı – 15-16 Haziran 1970’ kitabı için görüşme yaptıklarının bir kısmının yaşam öyküsü üzerinden dönemi, dönemin ruhunu, ’68’in işçilerinin çıktıkları yolculuğa nasıl devam ettiklerini, neler yaptıklarını, dünyanın ve Türkiye’nin yaşadığı değişim ve dönüşümlerde nasıl tutum aldıklarını aktarıyor.

İtiraz etmekten vazgeçmemiş, yıkılmış duvarların enkazı altında kalmadan, bildikleri yoldan yürümeye devam etmiş, yorgun bedenlerine aldırmadan, her eylemin, grevin, direnişin parçası olan insanların hayat hikâyelerinden hâlâ öğreneceğimiz çok şey var.

  • Künye: Zafer Aydın – ’68’in İşçileri, Ayrıntı Yayınları, siyaset, 271 sayfa, 2021

Kolektif – Her Şey Değişmeli! (2021)

Koronavirüs pandemisi, kapitalizmin hayatımızı cehenneme çevirmesi için fırsat oldu.

Çağımızın önde gelen düşünürlerinin katkıda bulunduğu bu derleme ise, bugüne yakışır devrimci bir tutumun nasıl olması gerektiği üzerine kafa yoruyor.

‘Her Şey Değişmeli!’, içinde bulunduğumuz durumun sorumlusu olan finansal kuruluşlar hızla sisteme “format atmak” peşindeyken, daha adil bir dünya için farklı alanlardan alternatif çözüm önerileri getiren isimlerin makalelerine yer veriyor.

Yazarlar, bu anlatıya kendi çözümlerimizle yanıt vermemiz gerektiğini, kapitalizmin “büyük sıfırlama” adını verdiği Truva atını yenmemiz gerektiğini hatırlatıyor bize.

Katılımcılar, teknolojinin kontrolünü elinde bulunduran az sayıdaki şirketin özelleştirdiği kamusal hayatı, siyaseti geri almak için; sağlık, eğitim, barınma ve emeğin daha az baltalandığı bir dünya için çalışan; bu uğurda benzersiz bir formül bulmaktan ziyade bilgiye dayalı önerilerin paylaşıldığı bir ortak çalışma hedefliyor.

Kitapta,

  • Koronavirüs günlerinde umut ve mizah,
  • Ölümcül bir kombinasyon olarak korona ve neo-faşizm,
  • Dijital sömürgecilik ve covid-19,
  • Kamusal insanın çöküşü 2020,
  • Pandemide enternasyonalizm,
  • Virüs sonrası dünya üzerine öngörüler,
  • Kapitalizm, Covid-19 ve ABD seçimi,
  • Pandemi günlerinde teknoloji,
  • Kapitalizmin ruh sağlığımız üzerindeki etkileri,
  • Borçlar, tırışkadan işler ve siyasi öz-örgütlenme,
  • Covid-1984 ve gözetim kapitalizmi,
  • Para ve borç yaratmaya zemin hazırlayan kârlı yalanlar,
  • Ve uyduruk reçeteler mi, sosyalizm mi? gibi, pek çok önemli konu irdeleniyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: David Adler, Tarık Ali, Gael Garcia Bernal, Larry Charles, Noam Chomsky, Daniel Ellsberg, Brian Eno, Kenneth Goldsmith, David Graeber, Johann Hari, Maja Kantar, Stephanie Kelton, Stefania Maurizi, Ivana Nenadovic, Maja Pelevic, Vijay Prashad, Angela Richter, Saskia Sassen, Saša Savanovic, Jeremy Scahill, Richard Sennett, John Shipton, Astra Taylor, Ece Temelkuran, Yanis Varoufakis, Roger Waters, Slavoj Žižek ve Shoshana Zuboff.

  • Künye: Kolektif – Her Şey Değişmeli!: Covid-19’un Ardından Dünya, hazırlayan: Renata Ávila ve Srećko Horvat, çeviren: Kemal Güleç, Metis Yayınları, siyaset, 320 sayfa, 2021

Ebru Pektaş – Kadın Kurtuluş Hareketi (2021)

Aydınlanma’dan bugüne kadın kurtuluş hareketi nasıl bir seyir izledi?

Daha da önemlisi, “Kadının devrime hükmetmesi”nin yolları nedir?

Ebru Pektaş, kadın ütopyalarından burjuva devrimlerine ve günümüzün komünalist reçetelerine uzanarak bu sorulara çarpıcı yanıtlar veriyor.

Kitapta, şu soruların yanıtları aranıyor:

  • Kadının kurtuluşu adına elimizde nasıl bir stratejiler bütünü, ne tip deneyimler vardır?
  • Aydınlanma ile açılan büyük tarihsel dönemeç kadınlara neler vadetmiştir?
  • Önceki yüzyılda Avrupa devrimlerle çalkalanırken, hak taleplerinden özgürlük arayışlarına kadınlar hangi konumda yer almıştır?
  • Bu tabloda Paris’in komünar kadınları ne tip çözümler üretmiştir?
  • yüzyıla damgasını vuran “reel sosyalizm” deneyimleri, “kadının kurtuluşu” başlığında, ne tür vaatler, mevziler ve hayal kırıklıkları ile ayrıştırılabilir?
  • Tüm bu tarihsel izlek ile günümüzün komünalist yaklaşımları, müşterekler perspektifi ve “feminist grev” gibi örnekleri nasıl ilişkilendirilebilir?

Pektaş, ‘Kadın Kurtuluş Hareketi’nde bu gibi soruların ışığında, kadınların ezilmişliği ve baskının nedenleri hakkında süren uçsuz bucaksız kuramsal arayışların dışına çıkarak “kurtuluş fikri”ni dünyevi ve gündelik olanla, somut ve yaşamsal konularla ilişkilendiriyor.

Çalışma, kadın ütopyalarından burjuva devrimlerine, Komün deneyiminden “reel sosyalizm” pratiklerine ve nihayet günümüzün komünalist reçetelerine uzanan bir hatta “kadının devrime hükmetmesi”nin yollarını araştırıyor.

Pektaş, şöyle diyor:

“Bu kitapta temel tez olarak ‘hâlâ’, kadının kurtuluşunun ön koşulunun sosyalizm olduğunu savunuyorum. Ancak bu ön koşulun, kadın mücadelesine içerilmesi gereken bir ‘iktidar perspektifi’ ile birlikte düşünülmesi zorunludur. Zira sosyalizm ön koşulunu, tüm mahiyeti ile gerçek kılacak şey, ‘kadının devrime hükmetmesi’dir.”

  • Künye: Ebru Pektaş – Kadın Kurtuluş Hareketi: Ütopyalar ve Devrimler, Yordam Kitap, feminizm, 272 sayfa, 2021