Peter Tudebodus – Birinci Haçlı Seferi (2019)

1096-1099 yıllarını kapsayan Birinci Haçlı Seferi, 1071 Malazgirt Savaşı’nı kazanarak Anadolu’ya giren Türklerin önünü almak amacıyla başladı.

Türklerin ilerleyişini durduramayan Bizans İmparatoru I. Aleksios 1095 yılında Batı Avrupa’dan yardım istedi.

Papa II. Urbanus’un çağrısı ve Keşiş Pierre’in (l’Ermite) ateşli vaazları ardından toplanan Birinci Haçlı Ordusu Avrupa’yı kat ederek “Kutsal Topraklar”a doğru ilerledi.

Onları kendi içinde bölünmüş durumdaki bir İslam dünyası karşılayacaktı.

Bu bölünmüşlükten ve özellikle ağır süvarilerinin şaşırtıcı gücünden yararlanan Haçlılar, hiç beklenmedik zaferler kazanarak Filistin’e kadar indiler ve sonunda Kudüs’ü aldılar.

Birinci Haçlı Seferi’nin en büyük önemi, Doğu ile Batı’nın birbirleriyle sadece savaşmakla kalmayıp, ilk kez bu boyutta tanışmalarına da sahne olmasıydı.

Bu tarihi seferin öncesinde yaşananların sağlam bir fotoğrafını çeken elimizdeki muazzam tarihi kaynak ise, sefere bizzat katılmış papaz Peter Tudebodus’un anılarını sunuyor.

Tudebodus, Papa’nın Kutsal Savaş çağrısından Avrupa’dan İstanbul’a gelişlerine, İznik, Antakya ve en önemlisi İstanbul’un görkemli havasının Haçlıların gözlerini nasıl kamaştırdığından Türklerin savaşma becerilerine kadar pek çok konuya dair izlenimlerini paylaşıyor.

Bu tanıklık, Birinci Haçlı Seferi öncesinde Avrupa’nın, Bizans İmparatorluğu’nun ve İslâm coğrafyasının genel durumunun nasıl olduğunu, Haçlıların Türklere ve Müslümanlara bakışının nasıl olduğunu ve Bizanslılar hakkında ne düşündüklerini aydınlatmasıyla önemli.

Tudebodus ayrıca, Haçlıların Antakya’da nasıl yok olmanın eşiğine geldiklerini, burada ölümle burun burunayken kaçma planları yaptıkları sırada birden nasıl Kudüs kapılarına kadar dayandıklarını ve tarihin utanç sayfalarından biri olan Kudüs katliamını, tüm ürpertici ayrıntılarıyla anlatıyor.

  • Künye: Peter Tudebodus – Birinci Haçlı Seferi: Bir Tanığın Kaleminden Kudüs’e Yolculuk, çeviren: Süleyman Genç, Kronik Kitap, tarih, 224 sayfa, 2019

Michael Dillon – Modernleşen Çin’in Tarihi (2016)

On dokuzuncu yüzyılın ikinci yarısından yirmi birinci yüzyılın başlangıcına, köklü ve çok çeşitli çatışmalara sahne olmuş Çin tarihi konusunda bir başyapıt.

Çin-Batı ilişkilerinden Afyon savaşlarına, Müslüman isyanlarından restorasyon sürecine ve Japon işgaline pek çok önemli detay, burada.

University of Durham’da bulunan Centre for Contemporary Chinese Studies’in  kurucu yöneticisi ve aynı üniversitede modern Çin tarihi üzerine dersler veren Michael Dillon, modern Çin’in 19. yüzyılın ikinci yarısı, 20. yüzyılın tamamı ve 21. yüzyılın başlangıcındaki tarihini ayrıntılı bir şekilde izliyor, bu süreçte meydana gelmiş tarihsel değişimlerin karmaşıklığını ve birbiriyle ilişkisini gözler önüne seriyor.

  • Künye: Michael Dillon – Modernleşen Çin’in Tarihi, çeviren: Aydın Atılgan ve Eylem Ümit Atılgan, İletişim Yayınları, tarih, 484 sayfa, 2016

Şenay Özdemir Gümüş – Osmanlı Sularında Balık Avcılığı (2019)

Osmanlı’da balık avcılarına sayyad-ı mahi denirdi.

Sayyad-ı mahilerin yaygın biçimde kullandıkları av araç-gereçleri, özellikle kıyı sularındaki balıkların avlarında kullanılan dalyan ve ığrıp ağı ile daha açıklardaki kayıklardan bırakılan ağlar ve oltalardı.

Peki, genel olarak Osmanlı’da balık avcılığı nasıl yapılırdı?

Şenay Özdemir Gümüş, bu konuda arşivlik bir eserle karşımızda.

Gümüş burada,

  • Osmanlı’da İstanbul Boğazı, Tuna Nehri ve Azak gibi balıkçılık merkezlerini,
  • Hem buralarda hem de deniz, göl veya nehirlerde Osmanlı balık avcılarının nasıl çalıştığını,
  • Balık avcılarının kullandıkları araçlara göre dalyancı veya ığrıpcı olarak adlandırılmalarını,
  • Osmanlı’da av alanlarının nasıl belirlenip oluşturulduğunu,
  • Suların kıyı hattındaki av alanları olarak dalyan ve volilerin, Osmanlı Devleti’nde miri, mülk ve vakıf statüsüne tabii olmasının nedenlerini,
  • Av alanları statülerinin Osmanlı Devleti’nin ticari amaçlı balık avından tahsil ettiği verginin miktarı üzerinde ne gibi etkileri olduğunu,
  • Dalyan ve volilerin, balık avı vergisini içeren mali ünitelerin sınırlarının belirlenmesinde nasıl rol oynadığını,
  • Sattıkları ürüne göre farklılaşan taze balıkçı esnafı ile tuzlu balıkçı esnafının balık satışını,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konuyu ele alıyor.

Gümüş’ün çalışması, bir yönüyle de Osmanlı sularındaki balıkçılık faaliyetlerinin, av araç-gereçlerinin avlanma hakkı ve vergilendirme üzerindeki etkileri çerçevesinde inceliyor.

Kitap, dalyan ve volilere tanınan tasarruf hakkı kapsamında Osmanlı Devleti’nin sularında balık avlama hakkını nasıl düzenlediğini ve bu sularda yabancıların avlanma hakkı, suların sınır oluşturduğu bölgelerde balık avıyla ilgili uygulamalar, balık avından alınan verginin miktarı ve tahsilini de ele alıyor.

  • Künye: Şenay Özdemir Gümüş – Osmanlı Sularında Balık Avcılığı, Kitap Yayınevi, tarih, 151 sayfa, 2019

Kolektif – Savaştaki İmparatorluklar (2016)

Birinci Dünya Savaşı’nı imparatorluklar savaşı olarak tartışan, bu süreçte rol almış Osmanlı’dan Avusturya Macaristan ve Rus İmparatorluğu’na pek çok aktörü geniş bir perspektiften ele alan metinler.

Üç imparatorluğu tarihe gömmüş bir savaşa yeni bir çerçeveden bakmak isteyenlere.

Çalışmanın en dikkat çeken tezi, Birinci Dünya Savaşı’nı sadece Avrupa ulus-devletleri arasında olan bir savaş değil, birincil düzeyde çok etnili, küresel imparatorlukların savaşı olarak görmemiz gerektiği şeklinde özetlenebilir.

Kitabın bir diğer önemi de, savaşta çeşitli rakiplerin farklı imparatorluk nüfuslarını farklılık gösteren yöntemlerle nasıl seferber, sevk ve idare ettiğini ve bunun gerek savaşın genel tarihinde gerek seferber edilen grupların tarihinde ne kadar önemli olduğunu göstermesi.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Mustafa Aksakal, Giuseppe Finaldi, Richard Bosworth, Heather Jones, Peter Haslinger, Joshua Sanborn, Richard S. Fogarty, Bill Nasson, Stephen Garton, Filipe Ribeiro De Meneses, Frederick R. Dickinson, Xu Guoqi, Christopher Capozzola ve Leonard V. Smith.

  • Künye: Kolektif – Savaştaki İmparatorluklar (1911-1923), derleyen: Erez Manela ve Robert Gerwarth, çeviren: Gül Çağalı Güven, İletişim Yayınları, tarih, 456 sayfa, 2016

Mehmet Akan ve Timur Kuran – Türkiye’de Postanın Mikrotarihi (2019)

Posta denince aklımıza ilkin mektup, pul veya damga gelir.

Hâlbuki posta koleksiyonerlerinin de çok iyi bildiği gibi, posta söz konusu olunca en az bunlar kadar yaygın olarak kullanılan posta formları da vardır.

Posta formlarını meraklısı dışında pek kimse bilmez, öte yandan bunların tarihsel gelişimi bize çok şey söyler.

Ne yazık ki, bu konuyu ele alan yeterli kaynak bulunmamaktadır.

Bu kitabın koleksiyoner olan iki yazarı, tam da bu eksiklikten yola çıkarak posta formlarının Osmanlı’dan günümüze gelişimini kapsamlı bir şekilde izliyor.

Bu alanda bir başvuru kaynağı olarak öne çıkan çalışmanın, tam 816 sayfalık elimizdeki ilk cildinde yazarlar, posta formlarının Osmanlı döneminde başlayan tarihini belgeliyor ve bunların derli toplu bir kataloğunu çıkarıyor.

Çalışma, çeşitli form kategorilerine dair teknik bilgiler vermekle kalmıyor.

Yazarlar aynı zamanda, tarihten bugüne dönemlerin siyasi, iktisadi, kültürel, sanatsal ve toplumsal dokusunun formlara nasıl yansıdığını, ayrıca formları kullananların üzerlerine düştükleri kayıtların bize neler söylediği gibi daha özel ve merak uyandırıcı pek çok bilgiyi de sunuyor.

İlk cilt, posta formlarının ortaya çıktığı Osmanlı dönemine genel bir bakışın ardından İstanbul’da ve Ankara’da iki ayrı hükümetin bir arada var olduğu 1920’lere ve oradan çok partili dönemin başladığı 1950’lere uzanıyor.

Kurtuluş Savaşı dönemine ait bazıları Osmanlı formülerlerine sürşarjla, bazıları elle hazırlanmış, bazıları kısıtlı şartlarda basılmış nadir ve benzersiz posta formlarıyla başlayan inceleme, otuz yıllık döneme dair nadide form örnekleriyle sürüyor.

  • Künye: Mehmet Akan ve Timur Kuran – Türkiye’de Postanın Mikrotarihi, 1920-2015, Cilt 1: 1920-1950, İş Kültür Yayınları, tarih, 816 sayfa, 2019

William Sheridan Allen – Naziler İktidarı Nasıl Ele Geçirdi? (2016)

Weimar Cumhuriyeti’nin son yıllarında, 3. Reich’ın ilk yıllarında Nordheim adlı küçük ve durgun bir Alman şehrinde olup bitenler, nasıl oldu da Dünya’daki bütün taşları yerinden oynattı?

William Sheridan Allen bu kitabında, Nazilerin demokrasiyi bir araç olarak kullanıp ardından bunu nasıl demokrasiyi adım adım ortadan kaldırdıklarının sıkı bir incelemesini sunuyor.

Yasal kayıtlar ve birincil kaynaklarla yapılan röportajlara dayanan kitap, 20. yüzyılın en büyük ikilemlerinden birini ele alırken diktatörlüğün demokrasiyi nasıl sinsice ortadan kaldırdığını ve Nazilerin iktidarı ele geçirip nasıl kötüye kullandıklarını gösteriyor.

  • Künye: William Sheridan Allen – Naziler İktidarı Nasıl Ele Geçirdi?, çeviren: Zarife Biliz, Alfa Yayınları, tarih, 465 sayfa, 2016

Jeremy Brecher – Grev! (2019)

Jeremy Brecher, bize bugüne kadarki ABD emek tarihinin dört dörtlük bir fotoğrafını çekiyor.

İlk kez 1972’de yayımlanan, daha sonra farklı baskılarla güncellenen kitap, 1877’deki Büyük Kargaşa’dan 1977’deki UPS taşımacılar grevine, 1934’te Minneapolis sokaklarından 1960’lardaki Vietnam Savaşına, yoksulluğa ve ırkçılığa karşı kitlesel gösterilerden İllinois Decatur’a ve 1990’ların savaş alanına kadar, kitlesel işçi sınıfı eylemleri ve örgütlenmelerinin kapsamlı bir tarihini sunuyor.

Örgütlü işçilerin ve sınıf temelli toplumsal hareketlerin gücünü bir kez daha gözler önüne seren kitap, emek hareketi ve ABD tarihine önemli ve eleştirel bir perspektif sunmasıyla çok değerli.

Amerika’da İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana emek tarihi üzerine yayımlanmış en önemli kitaplardan biri olan ‘Grev!’in asıl vazgeçilmezliği ise, hem şirket gücüne hem de sendika bürokrasisine direnen sıradan insanların bakış açısı ve ruhunu yansıtarak tüm sınırları aşan işçi topluluğu dayanışmasını vurgulaması.

  • Künye: Jeremy Brecher – Grev!, çeviren: Tamer Tosun, Ayrıntı Yayınları, emek tarihi, 560 sayfa, 2019

Michael Walzer – Haklı Savaş Haksız Savaş (2017)

Milliyetçilik, savaş ve ırkçılık üzerine eserler kaleme almış Michael Walzer, ‘Haklı Savaş Haksız Savaş’ta, saldırganlık, tarafsızlık, teslimiyet, siviller, misilleme gibi kavramlar üzerinden savaş ve ahlakın ana meselelerini irdeliyor.

Ele aldığı konuyu, Atinalıların Melos saldırısından ABD’nin Vietnam’daki katliamına kadar birçok örnek üzerinden inceleyen Walzer, savaşların, insanların yüzleşebileceği en ciddi ahlak sınavları olduğunu gözler önüne seriyor.

Yazarın, ele aldığı konuyu özellikle ahlaki bir çerçeveye oturtması ve çağdaş felsefeciler ile ilahiyatçılara sık sık ithafta bulunması, çalışmayı ayrıca sahici kılan unsurlardan.

Kitap, adil savaş fikrine dair modern çalışmaların en önemlilerinden biri.

  • Künye: Michael Walzer – Haklı Savaş Haksız Savaş: Tarihten Örneklerle Desteklenmiş Ahlaki Bir Tez, çeviren: Mehmet Doğan, Alfa Yayınları, siyaset, 440 sayfa, 2017

Fatma Kılıç Denman – İkinci Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi: Kadın (2010)

Fatma Kılıç Denman bu incelemesinde, 26 Ekim 1908’de Selanik’te yayınlanmaya başlayan, İttihatçı genç erkeklerin çıkardığı ve bazen kadınların yazılarının da yer aldığı ‘Kadın’ isimli dergiye odaklanıyor.

Osmanlı kadın hareketine katkıda bulunan dergi, aynı zamanda İttihat ve Terakki Partisi’nin ilkelerini aktarmak gibi siyasi bir misyon da üstlenmişti.

İkinci Meşrutiyet döneminin bir arka planını ve Jön Türklerin ideolojik yapılarını, sosyal ve siyasî fikirlerini anlatarak çalışmasına başlayan Denman, ardından derginin karakteristik özelliklerini, misyon ve felsefesini ve dönemin kadın eksenli tartışmalarının ayrıntılı bir dökümünü veriyor.

  • Künye: Fatma Kılıç Denman – İkinci Meşrutiyet Döneminde Bir Jön Türk Dergisi: Kadın, Libra Kitap, tarih, 272 sayfa

Mustafa Şener – Türkiye Solunda Üç Tarz-ı Siyaset (2010)

Mustafa Şener ‘Türkiye Solunda Üç Tarz-ı Siyaset’te, 1961-1971 döneminde soldaki üç ana akımın, yani Yön Devrim Hareketi’nin (YDH), Milli Demokratik Devrim’in (MDD) ve Türkiye İşçi Partisi’nin (TİP) siyasal strateji konusundaki tezlerini inceliyor; aralarındaki farklılıkların nedenlerini ve sonuçlarını ortaya koyuyor.

Eser, sol hareketin en güçlü olduğu döneme odaklanması ve buradan hareketle solun günümüzde yaşadığı krizin nedenlerini anlamaya çalışmasıyla özellikle dikkat çekiyor diyebiliriz.

Şener, kuramsal ve tarihsel bir arkaplan çizdikten sonra, söz konusu hareketleri inceliyor ve ardından, üç hareketin stratejik tercihlerini, karşılaştırmalı olarak değerlendiriyor.

  • Künye: Mustafa Şener – Türkiye Solunda Üç Tarz-ı Siyaset, Yordam Kitap, tarih, 384 sayfa