Minsoo Kang – Yaşayan Makinelerin Olağanüstü Düşleri (2015)

Avrupa düşüncesinde bir kavram olarak “otomaton”, yani “canlıyı taklit eden makine” kavramı üzerine tarihsel bir inceleme.

Modern öncesinden 20. yüzyıla kadar uzanan zaman diliminde, kavramın hayali ve fiili formlarda belli başlı tezahürlerini ve sembolik gücünü açıklayan bir eser.

Minsoo Kang’ın burada ortaya koydukları, bir anlamda bugün sıklıkla yürütülen yapay zeka tartışmalarına katkı sunacak türden olmasıyla da önemli.

  • Künye: Minsoo Kang – Avrupa İmgeleminde Otomatlar Yaşayan Makinelerin Olağanüstü Düşleri, çeviren: Orhan Düz, İthaki Yayınları, inceleme, 496 sayfa, 2015

Ömür Harmanşah – Eski Yakındoğu’da Kent, Bellek, Anıt (2015)

Eskiçağ metinlerini, arkeolojik kazı ve yüzey araştırmalarıyla çevre ve mekân analizleri ışığında ele alan özgün bir eser.

Kent mekânlarının toplumsal bellek ve kimliği şekillendirdiği, bunun yanı sıra mekân kurma pratiğinin siyasi bir edim olduğu, Ömür Harmanşah’ın çalışmasının temel tezi.

Kitapta,

  • Anadolu ve yukarı Mezopotamya’da çevre ve tarih,
  • Bölgesel yüzey araştırmalarının bize neler anlattığı,
  • Geç Hitit coğrafyasında kentleşme, anıt ve tören,
  • Kaya anıtları, yeni kentler ve sömürge peyzajları,
  • Malatya’da mahal ve mekân,
  • Konar göçerlerin yerleşik hayata geçmesi,
  • Asur imparatorluk coğrafyasının kuruluşu,
  • Dönüşen bir dünyada kentler, coğrafyalar ve siyasi aktörler,
  • Dicle ve Fırat boyunda kurulan kentler,
  • Asur kaya anıtları,
  • Yukarı Mezopotamya kentlerinde planlama ve kentsel kurulum özellikleri,
  • Mimari teknolojiler ve kentsel mekânın poetikası,
  • Ve bunun gibi pek çok ilgi çekici konu ele alınıyor.

Çalışma, özellikle kent kurma pratiğinin kültürel tarihini sunmasıyla dikkat çekiyor.

  • Künye: Ömür Harmanşah – Eski Yakındoğu’da Kent, Bellek, Anıt, çeviren: Fügen Yavuz, Koç Üniversitesi Yayınları, arkeoloji, 358 sayfa, 2015

Hratch Tchilingirian – Ermeni Kilisesi (2019)

Ermeni Kilisesi’nin doğuşu ve gelişimi hakkında bizde hiçbir eser bulunmuyor.

Ermeni kilisesi, din sosyolojisi, diaspora kimliği ve Ortadoğu’daki azınlık toplulukları üzerine çok sayıda çalışması bulunan Hratch Tchilingirian’ın bu çalışması ise, Ermeni Kilisesi’nin tarihi, inanç sistemi ve gelişimi üzerine Türkçede yayımlanmış ilk kaynak.

İlk baskısı 1993’te yapılan ve daha sonra farklı zamanlarda yeniden basılan çalışmasında Tchilingirian, Ermeni Kilisesi’nin hangi koşullarda doğduğunu, gelişimini, halk arasında yayılışını ve geçirdiği tarihsel dönüşümleri kayda alıyor.

Tchilingirian bununla da yetinmeyerek, okurunu, Kilise’nin farklı makamları, hiyerarşisi, inancının içeriği, diğer kiliselerden farkları ve benzerlikleri gibi konularda da aydınlatıyor.

Kitabın bir diğer önemli katkısı ise, Ermeni Kilisesi’nin modern zamanlardaki macerasını da irdelemesi ve 21. yüzyılda karşı karşıya kaldığı zorluklar ve imkânlar üzerine tespitlerde bulunması.

Türkçe baskısı için yazarı tarafından yeniden gözden geçirilen ve çok sayıda görselle de zenginleşen çalışma, Ermeni Kilise’nin tarihi üzerinden Ermeni halkının tarihine doğru bir yolculuğa çıkıyor.

  • Künye: Hratch Tchilingirian – Ermeni Kilisesi, çeviren: Lora Sarı, Aras Yayıncılık, tarih, 104 sayfa, 2019

Mustafa Oral – Türkiye’de Romantik Tarihçilik (2019)

Romantiklere göre tarih, yaşanılan zamanın kurumlarını gerçekten anlamak ve değerlendirmek amacına yönelik olmalıydı.

Bunun için de geçmişe değer verilmeli korunmalıydı.

Mustafa Oral’ın, şimdi üçüncü baskısını yapan bu zengin çalışması da, romantik tarihçilik olgusunu yalnızca Türkiye örneğinden yola çıkarak değil, aynı zamanda Avrupa, İslam, Osmanlı ve Cumhuriyet tarihçilik yaklaşımlarını geniş bir düzlemde karşılaştırarak irdelemesiyle önemli.

Oral,

  • Aydınlanma ile ortaya çıkan epistemolojik bağlamın tarih / tarihçilik anlayışına ve düşüncesine nasıl bir katkı yaptığını,
  • Bizdeki tarihçilik geleneğinin ve tarih düşüncesindeki değişim ve sürekliliğin, Avrupası düşüncesiyle girilen etkileşimden nasıl etkilendiğini,
  • Romantik tarihçilerin geçmişe bakışlarını,
  • Romantik tarihçilerle birlikte Ortaçağa karşı belirgin bir ilgi uyanışının nedenlerini,
  • Romantik tarih anlayışı ile rasyonalist tarih görüşü arasındaki tepki ve gerilimleri,
  • Meşrutiyet yılları ile Osmanlı modernleşmesinin, romantik tarih söylemiyle ilişkisini ve bu ilişkinin Cumhuriyet ideolojisine nasıl evrildiğini,
  • Ve bunun gibi konuları tartışıyor.

Oral’ın tarihçilik, tarih anlayışı, tarih yazımı ve tarihsel düşüncenin Osmanlı’dan Meşrutiyet’e ve oradan Cumhuriyet’e uzanan süreçte geçirdiği dönüşümü kayda geçirmesiyle özellikle dikkat çeken çalışması, bunu yaparken önde gelen tarihçilerin eserlerini de adeta didik didik etmesiyle önemli.

  • Künye: Mustafa Oral – Türkiye’de Romantik Tarihçilik, Yeni İnsan Yayınevi, tarih, 304 sayfa, 2019

Murat Belge – İstanbul’un Sayfaları (2009)

Yazar, tarihçi, profesör ve edebiyat eleştirmeni Murat Belge’nin, İstanbul konulu daha önce yayımlanmış kitapları ilgi çekmişti.

Belge, elimizdeki eseri ‘İstanbul’un Sayfaları’nda da, okurlarını yeniden, İstanbul’da binyılları kapsayan bir kültür yolculuğuna çıkarıyor.

Belge, tarihin seyrinde İstanbul’a ev sahipliği yapmış başlıca medeniyetleri, onların belli başlı eserleri çerçevesinden anlatıyor.

Doğu ile Batı’yı birbirine bağlayan şehrin olağanüstü konumu; Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorlukları döneminde İstanbul; Cumhuriyet’in modernleşme sürecinin şehre yansımaları; kozmopolit yönleri baskın Beyoğlu; Galata ve çevresinin binyılları bulan geçmişi; özgün mimarisi, renkleri ve yalılarıyla Boğaziçi, Belge’nin yorumlarıyla karşımıza çıkan konulardan birkaçı.

Belge’nin yetkin anlatımı, Reha Arcan’ın üç yüz elliyi aşkın renkli fotoğrafıyla da zenginleştirilmiş.

  • Künye: Murat Belge – İstanbul’un Sayfaları, Doğan Kitap, şehir, 173 sayfa

Cemal Kafadar – İki Dünya Âresinde (2019)

Dünya tarihindeki en uzun ömürlü hanedan devletlerinden biri olan Osmanlı’nın doğuşu ve yükselişi, bugün yeniden tarihçilerin gündemini meşgul eden önemli konulardandır.

Cemal Kafadar’ın bu yetkin eseri de, Osmanlı Devleti’nin doğuşunu anlatıyor ve daha da önemlisi, bu sürecin tarih çalışmalarında ele alınış şeklini enine boyuna tartışıyor.

Çalışmanın asıl özgünlüğünün, Osmanlı’yı bir uç beyliğinden 14. ve 21. yüzyıllar arasında Güneybatı Asya ve Güneydoğu Avrupa’nın kaderini belirleyecek devasa bir imparatorluğa götüren Ortaçağ Anadolusu’ndaki uç muhitini, kendine has sosyal ve kültürel dinamikleriyle birlikte yeniden yorumlamasıdır diyebiliriz.

Kafadar burada,

  • Milletlerin tarihinde kimlik olgusunu,
  • Paul Wittek’in, modern tarihçilikte Osmanlı Devleti’nin doğuşu meselesine yönelik tezini ve buna getirilen eleştirileri,
  • Ortaçağ Anadolusu’ndaki uç anlatılarında gaza ve gazileri,
  • Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu,
  • Beyliğin ilk zamanlarında ittifak ve ihtilafların nasıl sevk ve idare edildiğini,
  • İmparatorluğa ait siyasî teknoloji ve ideolojinin inşa sürecini,
  • Ve bunun gibi ilgi çekici konuları irdeliyor.

Kafadar’ın çalışması, ortaçağ ve modern tarih yazıcılığının kimi önkabullerini yeniden tartışmaya açmasıyla, bu konuda çalışan, okuyan ve düşünenler için kaçırılmaz bir eser.

  • Künye: Cemal Kafadar – İki Dünya Âresinde: Osmanlı Devleti’nin Kuruluşu, çeviren: A. Tunç Şen, Metis Yayınları, tarih, 312 sayfa, 2019

Kolektif – Dünya Tarihi (2009)

Birçok yazarın katkıda bulunduğu ve sadece tarihçilere değil herkese hitap etmeyi amaçlayan ‘Dünya Tarihi’, uygarlığın doğuşundan günümüze, tarihin en önemli olaylarını ve kişiliklerini anlatıyor.

Başvuru kitabı niteliğindeki eser özellikle, sade ve kolay anlaşılabilir anlatımı ve zengin görselliğiyle dikkat çekiyor.

Kitap, tarihöncesinden başlayarak, ilk imparatorlukları, antik dünyayı, ortaçağı, erken modern çağı, modern tarihi, dünya savaşlarını, savaş arası dönemi ve günümüz tarihini anlatıyor.

Kitabın ayrıca, zaman çizelgeleri ve barındırdığı çok sayıda resimle, okura keyifli bir okuma sunduğunu da belirtelim.

  • Künye: Kolektif – Dünya Tarihi, yayına hazırlayan: Emre Ergüven, çeviren: Aysun Yavuz, NTV Yayınları, tarih, 544 sayfa

Kolektif – Birinci Dünya Savaşı’nda Cihat ve İslam (2019)

Bu kitap, Osmanlı Sultanı V. Mehmed Reeşad’ın Kasım 1914’te ilan ettiği cihatla ilgili çok sayıda makale barındırıyor.

Cihadın ilan edilişinden bir süre sonra, Christiaan Snouck Hugronje’nin kaleme aldığı “Almanya’da Üretilmiş Kutsal Savaş” başlıklı makalesi, Avrupa’da ateşli tartışmalara konu oldu.

Hugronje, manifesto niteliği taşıyan bu makalesinde, zehir zemberek bir dille Almanları, Osmanlıların cihat ilan etmesinin arkasındaki esas sorumlular olarak suçluyordu.

Hugronje’ye göre cihat çağrısı, kişisel inançlarını yasal devlet ve seküler toplumun gerekleriyle uzlaştırarak Müslüman halkları modern dünyaya taşıma girişimlerine karşı, esas olarak Ortaçağ’a özgü bu kavramı canlandırmak son derece sorumsuz bir tehditti.

İşte bu kitaptaki makaleler, bizzat Hugronje’nin makalesini merkeze alarak iddia edildiği gibi cihadın Alman icadı olup olmadığını tartıştığı gibi, cihat olgusunun İslamiyet’teki ve Osmanlı siyasetindeki yerini kapsamlı bir bakışla irdeliyor.

Kitapta tartışılan kimi konular şöyle:

  • Cihadın Osmanlı’daki yeri,
  • Alman İmparatorluğu’nun Yakındoğu ve Ortadoğu’daki propaganda faaliyetlerinde siyasal İslam’ı kullanması,
  • Osmanlı cihadının yurtiçi boyutları,
  • Birinci Dünya Savaşı dönemi Türk edebiyatında cihat, İslam ve milliyetçiliğin yansımaları,
  • yüzyıl başında Osmanlı Müslüman kadınları ve savaş,
  • Bir propaganda veya bir mimari cihat örneği olarak Wünsdorf “Halbmondlager” camisi,
  • Birinci Dünya Savaşı’nda Cemal Paşa’nın Şam’da İslam mimarisini restorasyonu,
  • Birinci Dünya Savaşı’nda Şerif Hüseyin Paşa propagandası…

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Erik Jan Zürcher, Léon Buskens, Mustafa Aksakal, Tilman Lüdke, Mehmet Beşikçi, Erol Köroğlu, Nicole van Os, Martin Gussone, Hans Theunissen, Joshua Teitelbaum, Umar Ryad ve Ahmed K. al-Rawi.

  • Künye: Kolektif – Birinci Dünya Savaşı’nda Cihat ve İslam, derleyen: Erik Jan Zürcher, çeviren: Ayşen Gür, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, tarih, 318 sayfa, 2019

Lewis Grassic Gibbon – Spartaküs (2009)

İskoç yazar Lewis Grassic Gibbon ‘Spartaküs’te, İ.Ö. 73’te gladyatör Spartaküs önderliğindeki köle ayaklanmasını anlatıyor.

Roman, gladyatörken Roma ordusundan kaçan ve ardından yakalanıp köle olarak satılan Spartaküs’ün, kendisi gibi kölelerle, egemenlere karşı verdiği savaşın hikâyesini sunuyor.

Zengin bir tarihi arka plan eşliğinde kurgusunu kaleme alan Gibbon, Spartaküs’ün kendisiyle birlikte Roma ordusundan kaçan arkadaşlarıyla savaşma kararı alışının; amansız bir çatışma sonucu Publies Varinus’u yenişinin; tüm başarılarına rağmen Marcus Crassus tarafından yenilgiye uğratılmalarının ve kölelerin acımasız bir şekilde çarmıha gerilişinin hikâyesini anlatıyor.

  • Künye: Lewis Grassic Gibbon – Spartaküs, çeviren: Sermet Yalçın, Yordam Kitap, roman, 288 sayfa

Celal Şengör – Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması (2015)

Hasan Ali Yücel’in, 1938-1946 arasını kapsayan Milli Eğitim Bakanlığı süresince yaptığı çalışmaların hangi bilim felsefesine dayandığını ve bunların Türkiye aydınlanmasındaki rolünü irdeleyen bir eser.

Atatürk’ün başlattığı eğitim reformları ile onları destekleyen milletvekili, Milli Eğitim Bakanı, Tercüme Bürosu ve Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’nın kurucusu, Köy Enstitüleri’nin fikir babası, tarihçi, musikişinas, edebiyatçı, eğitimci ve gazeteci Yücel’in düşünce dünyasına daha yakından bakmak isteyenlere.

  • Künye: A. M. Celal Şengör – Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması, İş Kültür Yayınları, inceleme, 192 sayfa, 2015