William A. Pelz – Modern Avrupa Halkları Tarihi (2017)

Siyasi tarih, kapitalizm ve işçi sınıfı tarihi alanlarında çalışan William A. Pelz’in elimizdeki kitabı, benzer tarih kitaplarından farklı bir tarzda yazılmış.

Pelz burada, Avrupa tarihinde yaşanan gelişmeleri, resmi veya değil, tarihçilerin inşa ettikleri perspektiften takip etmek yerine, bizzat Avrupa halklarının gözünden izliyor.

Anaakım tarih çalışmaları, din adamları, seyyahlar, dâhiler, komutanlar, aydınlar, burjuvalar ve yöneticilerin merkezinde olduğu aktörlerin tarihi yaptıkları teziyle hareket eder.

Bu kitap ise, söz konusu geleneksel anlatıya temelden karşı çıkarak, muğlak ve belirsiz addedilerek görmezden gelinmiş halkların tarihin nesnesi değil, bizzat öznesi olduğu fikrinden yola çıkıyor.

Pelz buradan yola çıkarak, halkların gözünden Avrupa’nın son 600 yılının ve bu süre zarfında yaşanmış büyük devrimlerin izini sürüyor.

Derebeylerin “ilk gün” hakkından dünya savaşı cephelerinde vatanperverlik dayatmasını reddeden askerlere, fabrika işgallerinden köylü ayaklanmalarına, genel grevlerden kadın hareketlerine, tarihe yön vermiş pek çok olay, burada.

Bu harika kitap, Avrupa tarihindeki sınıfsal çatışmaların; sömürülen, isyan eden kadın ve erkeklerin nitelikli bir hikâyesi.

  • Künye: William A. Pelz – Modern Avrupa Halkları Tarihi, çeviren: Nil Tuna, Kolektif Kitap, tarih, 320 sayfa, 2017

Asef Bayat – Sokak Siyaseti (2008)

Asef Bayat ‘Sokak Siyaseti’nde, 1979’daki İran İslam Devrimi başta olmak üzere, ülkedeki yoksul halkın, İran tarihindeki çalkantılı dönemlerindeki ayaklanmalarını inceliyor.

Kitabın en ilgi çeken yanı, siyasetin belli bir azınlığın tekelinde kaldığı üçüncü dünya ülkelerinde, sıradan insanların, bireylerin, ailelerin, gecekondu sakinlerinin, işsizlerin ve yeraltı dünyası sakinlerinin siyasetini, ya da tam adıyla sokak siyasetini, kapsamlı bir biçimde araştırmasıdır diyebiliriz.

Bayat, yoksulların siyaseti icra etmek için başvurdukları araçları, “aşağıdan gelen” muhalefetin, siyasi elitlerin nasıl üstesinden gelebildiğini İran örneği üzerinden anlatıyor.

  • Künye: Asef Bayat – Sokak Siyaseti: İran’da Yoksul Halk Hareketleri, çeviren: Soner Torlak, Phoenix Yayınları, siyaset, 334 sayfa

Fredric Jameson – Gerçekçiliğin Çelişkileri (2018)

Önde gelen Marksist eleştirmenlerden Fredric Jameson elimizdeki çalışmasında, on dokuzuncu yüzyıl gerçekçi romanının üzerine derinlemesine bir sorgulama gerçekleştiriyor.

Bu sorgulamayı Balzac, Flaubert, Zola, Tolstoy, Pérez Galdós ve George Eliot gibi isimlerin eserleri üzerinden ilerleyerek yapan Jameson, gerçekçiliği ikili karşıtlıklar üzerinden irdeliyor.

Yazar, gerçekçiliği, gerçekçilik ve epik, gerçekçilik ve idealizm, gerçekçilik ve doğalcılık, gerçekçilik ve sosyalist gerçekçilik, gerçekçilik ve modernizm gibi ikili zıtlıklar bağlamında tartışıyor ve bunu yaparken söz konusu eserlerde gerçekçiliğin siyasal ve metafizik boyutları nasıl inşa edildiğini gözler önüne seriyor.

Gerçekçilikle modernizm arasındaki karşıtlığın içinde başından beri bir tarihsel tahkiye olduğunu belirten Jameson, bu eserleri ortaya çıkaran koşulları daha iyi kavramak için, kaçınılmaz olarak edebiyat tarihinin dışına çıkıp o dönemin kültürel tarihine ve üretim tarzlarına, başka bir deyişle söz konusu dönemin özgül kapitalist koşullarına odaklanmamız gerektiğini gösteriyor.

Jameson’a göre, gerçekçilik bir ideolojidir ve bunun da burjuvazi ve burjuva günlük hayatının ortaya çıkışıyla sıkı bir ilişkisi vardır.

Jameson kitabının ikinci bölümündeyse, gerçekçiliğin, ileri teknoloji savaşının sürdüğü bugünkü durumunu ele alıyor.

Kendisine göre bu yeni küresel gerçeklikte, tarih ve zaman algısını dönüştürmeyi dert edinmiş yazarlar, tarihsel veya bilimkurgu türleri aracılığıyla romana ve gerçekçiliğe yeni bir boyut kazandırıyorlar.

  • Künye: Fredric Jameson – Gerçekçiliğin Çelişkileri, çeviren: Orhan Koçak, Metis Yayınları, edebiyat inceleme, 360 sayfa, 2018

Evangelia Balta – Gerçi Rum İsek de, Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz (2014)

Evangelina Balta’dan Türkçe konuşan Rum Ortodokslar olan Karamanlılar ile Karamanlıca edebiyat, Karamanlıca kitaplar ve süreli yayınlar araştırmalarına nitelikli bir katkı.

Kitapta, Anadolu Ortodokslarının tarihi, Türkçe konuşan Rumların kendilerine dair tanımlamaları, Karamanlıca kitap ve süreli yayınların üretimi ve Karamanlıca kitapların içeriği gibi konular araştırılıyor.

  • Künye: Evangelia Balta – Gerçi Rum İsek de, Rumca Bilmez Türkçe Söyleriz, İş Kültür Yayınları

Joachim Radkau – Doğa ve İktidar: Global Bir Çevre Tarihi (2017)

İnsanlık tarihinin izlerini hemen her yerde, insan eli değmemiş zannedilen yerlerde, erozyona uğramış dağlık bölgelerde, steplerde, balta girmemiş ormanlarda bile bulmak mümkün.

Başka bir deyişle insan-doğa ilişkisi, dünya tarihi ile iç içe geçmiş, ondan bağımsız düşünülemeyecek bir ilişkidir.

İşte Joachim Radkau elimizdeki bu dikkat çekici kitabı da, kapsamlı bir dünya çevre tarihi.

Radkau bu incelemenin merkezine, insan pratiklerinin çevreye etkilerini alıyor ve bunu yaparken de, çevre tarihini sürdürülebilirlik kıstası çerçevesinden yazıyor.

Kitabı en özgün kılan hususun da bu olduğunu söylemeliyiz.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Çevre tarihinin bir disiplin olarak gelişimi,
  • İnsanlık için bir geçim aracı olarak doğanın yeri,
  • Çevre tarihinde, küresel kes-yak tarımı ve yakma saplantısı,
  • Av ve evcilleştirme süreci ve “medeniyetin” gelişimi,
  • “Toprak Ana” ve “Gökyüzündeki Baba” ile özetlenebilecek dinsel ekoloji,
  • İnsani mühendisliklere karşı zincirleme ekolojik tepkiler,
  • Kısıtlı alanda su uygarlıkları olarak Venedik ve Hollanda,
  • Sıtma, sulama ve ormansızlaştırmadan sonra, endemik hastalıklarla doğanın intikam alışı,
  • İnsanın doğa üzerinde iktidar kurma biçimleri,
  • Çevre tarihinde bir dönüm noktası olarak sömürgecilik,
  • Modern çevre bilincinin sömürgeci ve adalı kökenleri,
  • Hindistan’ın çevre tarihinde sömürgecilik ve sömürgecilik sonrası dönüm noktaları,
  • Günümüzde insanın doğayı tüketmesinin sonuçları,
  • Tarımın siyasallaşması,
  • Ağaçlandırma hareketi ve ekolojik orman savunucularının yükselişi…

Radkau’nun çalışması, bu ve bunun gibi, çevre konularına duyarlı ve tarihe ilgili okurunu cezbedecek pek çok dikkat çekici konuyu ele alıyor.

Kesinlikle öneriyoruz.

Bu kitabı okuyanların, Ronald D. Gerste’nin ‘Hava Nasıl Tarih Yazar’ adlı kitabını da beğeneceklerini düşünüyoruz.

  • Künye: Joachim Radkau – Doğa ve İktidar: Global Bir Çevre Tarihi, çeviren: Nafiz Güder, İş Kültür Yayınları, ekoloji, 694 sayfa, 2017

 

Ronald D. Gerste – Hava Nasıl Tarih Yazar (2017)

İbn Haldun yüzyıllar önce “Coğrafya kaderdir.” tespitini yapmıştı.

Ronald Gerste’nin elimizdeki bu çok ilginç kitabı da, tam da okurunu bu tespit üzerine düşündürmesiyle önemli.

Antikçağdan günümüze iklimin ve hava değişikliklerinin tarihteki büyük olaylara nasıl zemin hazırladığı, Gerste’nin çalışmasının omurgasını oluşturuyor.

Yazar bu tezini adım adım geliştirirken,

  • Roma’nın bir dünya imparatorluğuna dönüşmesini sağlayan etkenleri,
  • Amerika kıtasını Colomb’dan çok önce Vikinglerin hangi iklim avantajlarından yararlanarak keşfettiklerini,
  • Maya medeniyetinin neden bir anda yeryüzünden silindiğini,
  • İklimsel değişikliklerin devrimlere zemin hazırlayıp hazırlamadığını,
  • Napoléon’un Rusya’daki büyük tarihsel yenilgisinin Rusya’nın zorlu hava şartlarıyla ilişkisini,
  • yüzyıldaki iklim felaketlerinin geleceğe yön verme ihtimallerini,
  • Ve bunun gibi birçok ilgi çekici konuyu tartışıyor.

Gerste, iklimin dinamik yapısını ve bunun bazen nasıl kritik sonuçlar yarattığını anlatırken, aynı zamanda bugün oldukça gündemde olan iklim sorunları konusuna nasıl yaklaşmamız gerektiği hakkında iyi ipuçları da sunuyor.

  • Künye: Ronald D. Gerste – Hava Nasıl Tarih Yazar, çeviren: Meltem Karaismailoğlu, Kolektif Kitap, 224 sayfa, 2017

İsimsiz – Karamanlı Rum Ortodoks Bir Askerin Seferberlik Hatıraları (2017)

Bu isimsiz günlük, 1. Dünya Savaşı’nda Osmanlı ordusunda görev almış Karamanlı bir Rum askere ait.

Günlük, bu askerin 9 Mart 1915’ten 16 Mart 1919’a kadarki dört yıllık dönemde Çanakkale Cephesi’nde yaşadıklarını kapsamasıyla önemli bir tarihi belge niteliğinde.

Asker, bu süreçte Arıburnu, 3. Kirte ve Kanlısırt gibi Çanakkale Cephesi’nde tarihe yön vermiş muharebelere katılmış.

Ayrıca askerin mensup olduğu tümen, Çanakkale Cephesi’nden geniş Kafkas Cephesi’ndeki Doğu Anadolu ve İran cephelerine kadar taşınmış ve böylece Rum asker savaşın üç farklı cephesinde ve Osmanlı İmparatorluğu’nun çok farklı bölgelerinde bulunmuş oluyor.

Günlük,

  • Seferberliğin Osmanlı toplumunda yiyecek kıtlığı, yetersiz giyim-kuşam ve kötü sağlık koşulları gibi etkileri,
  • Osmanlı’nın coğrafi, etnik ve sosyal özellikleri,
  • Savaş yıllarında askeri ve siyasi gelişmeler,
  • Devletin savaş döneminde yürüttüğü iç siyasetin yansımaları,
  • Savaşın cephe gerisinde neden olduğu siyasi ve sosyal gelişmeler,
  • Ve 1. Dünya Dünya Savaşı’nın rütbesiz askerlerin yaşantısına etkileri gibi konularda çok iyi bir kaynak.

Künye: İsimsiz – Karamanlı Rum Ortodoks Bir Askerin Seferberlik Hatıraları, yayına hazırlayan: Evangelina Balta, çeviriyazı: Thanasis Nikolaidis, Kitap Yayınevi, tarih, 180 sayfa, 2017

Başrahip Der Nerses Babayan – Günlüğümden Sayfalar (2017)

1887’de Antep’te doğan ve 1913’te rahip olan Der Nerses Babayan, 16 Mayıs 1915 tarihinde tutuklanır ve Birecik’te hapsedilir.

Halkının diğer üyelerinin aksine, bir şekilde soykırımdan kurtulan Babayan, ölüm kalım savaşı vereceği zorlu bir sürgüne gönderilir.

Ümit Kurt’un derlediği ve çevirdiği bu günlük ise, başrahibin bu korkunç süreçte yaşadıklarının bir belgeseli.

Kendisi ve ailesiyle beraber, binlerce Ermeni’yle birlikte sürgüne gönderilen Babayan, bu dönemde tanık olduğu zulümleri ve gaddarlıkları gün gün kayıt altına almış.

Mısır’a bağlı Port Said’deki mülteci kampında on beş ay geçiren Babayan, burada yaşadıklarını ayrıntılı olarak günlüğüne kaydetmiş.

Bu günlüğü önemli bir tarihi belge kılan yönü ise, Antep Harbi’ne dair çok önemli veriler barındırması.

1 Nisan 1920’de başlayıp, Fransızların Antep’i Aralık 1921’de boşaltmasıyla son bulan Antep Harbi’ni adım adım takip eden Babayan, bu savaşın Ermeniler açısından nasıl başlayıp sona erdiğini kapsamlı bir şekilde anlatıyor.

Kitabın, Antep Harbi’ne dair, literatüre Ermenice kaynaklardan kazandırılan ilk eserlerden olduğunu özellikle belirtelim.

  • Künye: Başrahip Der Nerses Babayan – Günlüğümden Sayfalar, derleyen ve çeviren: Ümit Kurt, Tarih Vakfı Yurt Yayınları, günlük, 112 sayfa, 2017

Kolektif – Türkler (2014)

Türklerin tarihteki uzun serüvenlerini farklı perspektiflerden tartışan makaleler.

Timur’un Anadolu’yu işgalinin tarihsel sonuçları; Alaeddin Keykubat, Fatih Sultan Mehmet ve Mustafa Kemal’in uyguladığı stratejiler; jeopolitik unsurların Türkçe üzerine etkileri; “Osmanlıcılık” ve “Türkçülük” akımlarının Türk düşünce tarihindeki yeri, bunlardan bazıları.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise, şöyle: Reha Bilge, Ali Akar, Selçuk Mülayim, Ahmet Taşağıl, Tufan Gündüz, Vahdettin Engin ve Ahmet Vurgun.

  • Künye: Kolektif – Türkler, Arvana Yayınları

Fabián Escalante – Kennedy Cinayeti (2017)

Üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen, ABD Başkanı John F. Kennedy cinayetinin üstündeki sis perdesi, henüz tam anlamıyla kalkmış değil.

Bu cinayet, pek çok komplo teorisine ve tartışmaya neden oldu ve bunlar günümüzde de etkisini kaybetmeden devam ediyor.

Fabián Escalante ise bu önemli kitabında, Kennedy cinayetini, o dönem ABD’nin Küba karşıtı tavrı ekseninde okuyor.

Escalante, cinayete dair bilinen pek çok veriyi bir araya getirerek, suikast dosyasının, Küba’ya karşı girişilen sabotaj ve suikastları da barındıran kapsamlı bir ilişkiler ağından bağımsız düşünülemeyeceğini savunuyor.

Kitap, Kennedy’nin öldürülmesiyle ABD’nin dönemin politik, sosyal, askeri ve ekonomik yapısı bağlamında irdeliyor.

  • Künye: Fabián Escalante – Kennedy Cinayeti, çeviren: Celil Denktaş, Yazılama Yayınları, siyaset, 364 sayfa, 2017