Volin – Bilinmeyen Devrim (2017)

Asıl adı Vsevolod Mihayloviç Eyhenbaum olan Volin, 1911’de anarşist fikirlerle tanıştı.

Rusya’da 1917 Şubat Devrimi’nden sonra anarko-sendikalist Golos Truda (Emeğin Sesi) gazetesinin redaktörlüğünü yapan Volin, Ekim Devrimi’nden sonra Bolşevik yönetime eleştirel tavır takındı.

Volin’in, ilk baskısı yazarın ölümünden sonra, 1947’de yapılan elimizdeki önemli çalışması ise, 1917 Ekim Devrimi’nin öncesi ve sonrası hakkında en önemli kaynaklardan biri.

Volin bu kapsamlı kitabında,

  • Çarlık Rusya’sında 1825-1925 zaman aralığında Devrim’i sağlayan ön koşullar,
  • Çarlığın yenilgisi ve devrimin yükselişi,
  • Gapon efsanesi ve genel grev,
  • Bolşevizm ve anarşizm arasında çelişki ve çatışmalar,
  • Bolşevik anlayışın nedenleri ve sonuçları,
  • Ekim öncesinde Bolşeviklerin ve anarşistlerin tutumu,
  • Ekim devrimi karşısında anarşistlerin konumu,
  • Bolşevik iktidarında Bolşeviklerle anarşistler arasındaki anlaşmazlıkların nedenleri,
  • Sovyetlerdeki anarşist örgütlerin çalışmaları,
  • Ve Rus devriminde anarşist basın, gibi önemli konular ele alınıyor.

Volin’in kapsamıyla dikkat çeken kitabı, hem hareketin bütününün anlaşılmasını sağlaması hem hareketin aslî öğelerinin altını çizmesi hem de kimi değerlendirmelere ve çıkarsamalara olanak vermesiyle, Ekim Devrimi’ne yakından bakmak açısından büyük öneme haiz.

  • Künye: Volin – Bilinmeyen Devrim, çeviren: Erden Akbulut, Ayrıntı Yayınları, tarih, 672 sayfa, 2017

Orhan Keskintaş – Adalet, Ahlâk ve Nizam: Osmanlı Siyasetnameleri (2017)

Osmanlı’da siyasi ve toplumsal benliğin kuruluşunda siyasetnamelerin önemli bir payı var.

Orhan Keskintaş da bu önemli çalışmasında, siyasetnamelerin ana teması olan adalet, ahlâk ve düzen kavramlarının tarihsel, sosyal ve kültürel yapı içinde oynadığı rolleri açıklığa kavuşturuyor, aynı zamanda siyasetnamelerin Osmanlı kurumlarının oluşumu ve işleyişindeki önemlerini de analiz ediyor.

Kitapta,

  • Siyasetnamelere kaynaklık eden İslam’ın adalet, ahlâk ve nizam anlayışının kökenleri,
  • Siyasetnamelerin altyapısını oluşturan metafizik yapı,
  • Osmanlı siyasetnamelerinin konu, biçim ve sınıfsal özellikleri,
  • Osmanlı siyasetnamelerinde adalet, ahlâk ve düşüncesinin beslendiği ana kaynaklar,
  • Ve Batı ve İslam dünyasındaki devlet kavramları arasındaki farklılıklar gibi, birçok ilgi çekici konu irdeleniyor.

Çalışma, yalnızca siyasetnamelerdeki adalet, ahlâk ve nizam kavramlarını betimlemiyor, aynı zamanda onların Osmanlı’daki toplumsal ve siyasal süreçler açısından işlevlerini ve toplumun kendini düşünüş biçimine katkılarını da yorumluyor.

  • Künye: Orhan Keskintaş – Adalet, Ahlâk ve Nizam: Osmanlı Siyasetnameleri, İletişim Yayınları, tarih, 344 sayfa, 2017

China Miéville – Ekim: Rus Devrimi’nin Hikâyesi (2017)

Fantastik edebiyat alanında tanınmış bir isim olan China Miéville, devrimin ritmi içinde kaybolmaya istekli olanlar ve baş döndürücü bir hikâyeyi merak edenler için Ekim Devrimi’ni anlatıyor.

Ekim Devrimi ve öncesinde yaşananları tamı tamına bir hikâye olarak anlatmaya koyulan Miéville, bir rahibin ateist oğlunun anlatımlarıyla okurunu maceraların, ümitlerin, ihanetlerin, tesadüflerin ve cesaretin iç içe geçtiği 1917 yılına götürüyor.

Kitap, 1917’nin Şubat ayından başlayarak büyük devrime doğru hızla yol alan zamanı gün gün, ay ay takip ediyor.

Ekim Devrimi hakkında akıcı ve zengin bir kitap okumak isteyenler bu kitabı sevecektir.

  • Künye: China Miéville – Ekim: Rus Devrimi’nin Hikâyesi, çeviren: Saim Özen, Ayrıntı Yayınları, anlatı, 400 sayfa

Thomas Kühne – Aidiyet ve Soykırım: Hitler Toplumu (1918-1945) (2017)

Nazilerin Yahudilere yönelik soykırımı, bazı kişilere göre, Adolf Hitler başta olmak üzere, kimi yönetici elitlerin çılgınlıklarından ibaretti.

Oysa tam aksine soykırım, farklı kesimlerin katkı sağladığı bir toplumsal mutabakatın ürünüydü.

Thomas Kühne’nin elimizdeki nitelikli çalışması ise, soykırımı “ulusal-kültürel kimlik inşası” bağlamında inceleyerek soykırımın toplumsal mutabakat boyutlarını açıklığa kavuşturuyor.

Yazara göre 1. Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle çıkan Alman toplumu büyük bir utanç içindeydi.

Fakat bu utanç, aynı zamanda Alman toplumu üzerinde önemli bir aidiyet ve bağlılık hissiyatı da yaratmıştı.

Kühne, 1. Dünya Savaşı’nı eksen aldığı tarihsel bir perspektifle, bu utanç duygusunun, Yahudi nefretiyle birleşerek Almanların ulusal bilinçlerini kuvvetlendiren en önemli faktöre dönüştüğünü gözler önüne seriyor.

Soykırım çalışmaları alanındaki önemli çalışmalardan biri olan kitap, özellikle Yahudilere yönelik soykırımın Alman kimliğinin oluşmasındaki rolünü açıklığa kavuşturması ve bunun yanı sıra tüm kitlesel katliamları ve bu katliamlar sonrası kurulan toplumları anlamamızı sağlamasıyla önemli.

Kitabın, Taner Akçam’ın aydınlatıcı bir sunuşuyla açılığını da belirtelim.

  • Künye: Thomas Kühne – Aidiyet ve Soykırım: Hitler Toplumu (1918-1945), çeviren: Arlet İncidüzen, Heretik Yayıncılık, tarih, 271 sayfa, 2017

Paul Robert Magocsi – Şu Mübarek Topraklar: Kırım ve Kırım Tatarları (2017)

Bu şahane kitap, yüzyıllardır Türkiye’yle ve özellikle de Osmanlı İmparatorluğu’yla sıkı bağlara sahip bir toprak parçası olagelmiş Kırım hakkında en kapsamlı ve güncel verileri barındıran bir kaynak.

Kitabın yazarı, Toronto Üniversitesi’nde tarih ve siyaset bilimi profesörü Paul Robert Magocsi, aynı zamanda 1980’den bu yana Ukrayna Çalışmaları John Yaremko Kürsüsü’nün başkanlığını da yürütüyor.

Kitapta,

  • Kırım’ın ilk medeniyetleri,
  • Kırım’da varlık göstermiş Antik Yunanlar, Kıpçaklar, Gotlar, Moğollar, Bizanslılar, Tatarlar ve Osmanlılar,
  • Kırım Tatarlarının kökeni,
  • Kırım Hanlığı’nın kuruluşu ve tarihsel serüveni,
  • Osmanlı zamanında Kırım,
  • Rus İmparatorluğu zamanında Kırım,
  • Sovyetler döneminde Kırım,
  • İkinci Dünya Savaşı sırasında Kırım,
  • Sovyetler zamanında sürgüne gönderilen Kırım Tatarları,
  • Ve bağımsız Ukrayna döneminde Kırım gibi önemli konular ele alınıyor.

Kırım’ın tarihi hakkında nitelikli bir kaynak isteyenler bu çalışmayı kaçırmamalı.

  • Künye: Paul Robert Magocsi – Şu Mübarek Topraklar: Kırım ve Kırım Tatarları, çeviren: Ferit Burak Aydar, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 176 sayfa, 2017

Tony Judt – Olgular Değişince (2017)

‘Savaş Sonrası: 1945 Sonrası Avrupa Tarihi’, ‘Kötülük Kol Gezerken’, ‘Yirminci Yüzyıl Üzerine Düşünceler’ ve ‘Anılar Şalesi’, Avrupa tarihi alanında en önemli otoritelerden biri sayılan Tony Judt’un daha önce Türkçede yayımlanmış çalışmaları.

‘Olgular Değişince’ ise, 2010’da aramızdan ayrılan Judt’un 1995-2010 arasında kaleme aldığı ufuk açıcı denemelerini bir araya getiriyor.

Judt buradaki denemelerinde,

  • İsrail, Holokost ve Yahudiler,
  • İsrail ve Filistin sorunu,
  • 11 Eylül saldırısının getirdiği kargaşa,
  • Irak Savaşı,
  • Yeni dünya düzeni,
  • Ortadoğu’da derinleşen kriz,
  • Amerika’nın gerilemesi,
  • Uluslararası ilişkiler,
  • Devletin dönüşümü,
  • Bellek ve unutuş gibi, geçmişin ve çağımızın belli başlı sorunlarını tartışıyor.

Bir zamanlar “Neredeyse her zaman rahatsız edici olan bir hikâyeyi anlatmak ve rahatsızlığın neden hakikatin bir parçası olduğunu açıklamak için iyi ve doğru yaşamalıyız. İyi örgütlenmiş bir toplum, kendimize ilişkin hakikati topluca bildiğimiz ve kendimize ilişkin hoş yalanlar söylemediğimiz bir toplumdur.” demiş Judt’un bu denemeleri, kendisinin tarihsel ve güncel sorunlara karşı tutumunu aydınlatmaları ve muazzam entelektüel zekâsını gözler önüne sermeleriyle önemli.

  • Künye: Tony Judt – Olgular Değişince, yayına hazırlayan: Jennifer Homans, çeviren: Dilek Şendil, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 328 sayfa, 2017

David Vincent – Mahremiyet: Kısa Bir Tarih (2017)

Son yıllarda, özellikle de sosyal ağların gündelik, hatta özel hayatımızın vazgeçilmez bir parçası haline gelişi, mahremiyetin ortadan kalktığına dair şikâyetlerin daha sık dillendirilmesini de beraberinde getirdi.

Bu nitelikli kitap ise, bugün açık bir tehdit altında olan mahremiyetin 14. yüzyıldan bugüne uzanan gelişimi ve yaşadığı muazzam dönüşümü konu ediniyor.

Yalnız kalmak bir haktır.

Peki, kendimizi neden gönüllü olarak ifşa ediyoruz?

Vincent, bu sorunun yanıtını ararken,

  • Ev hayatının dönüşümü,
  • Refah ve mülkiyet ilişkisi,
  • Ev tasarımının evrimi,
  • Şehirleşme,
  • Yüz yüze iletişim,
  • Dinsel inanç ve dinsel ritüeller,
  • Ve yeni teknolojiler gibi birçok konu ve kavram üzerinde yeniden ve derinlemesine düşünüyor.

“Mahremiyetin internetten önceki on yılları zamanın sisi içinde kaybolmuş gibi görünüyor,” diyen Vincent, çalışmasında mahremiyetin kapsamlı bir tarihçesini sunduğu gibi, aynı zamanda insanın, kültürün geçirdiği olağanüstü dönüşümü de kayda alıyor.

  • Künye: David Vincent – Mahremiyet: Kısa Bir Tarih, çeviren: Deniz Cumhur Başaraner, Epos Yayınları, 232 sayfa, 2017

Neil Faulkner – Halkların Rus Devrimi Tarihi (2017)

Ekim Devrimi’ne sosyalist bir perspektiften bakan, her okurun rahatça anlayabileceği tarzda kaleme alınmış bir çalışma.

“Rus Devrimi, dünya tarihinin muhtemelen en yanlış anlaşılmış olayıdır,” diyen Faulkner, bu devrimin yükselen demokrasi taleplerine yanıt veren, bir demokrasi ve yaratıcılık patlaması olduğunu belirtiyor.

Yazar, Ekim Devrimi, kapitalizmde büyük bir gedik yaratmakla birlikte, sonradan geri çekildiğini ve karşı-devrimle yıkıldığını söylüyor.

Rusya’da Çarlık iktidarına karşı ezilenlerin nasıl örgütlendiklerini irdeleyerek açılan kitap,

  • Lenin ve Bolşeviklerin tarih sahnesine çıkışı,
  • 1917’de büyük devrimin yapılışı,
  • Devrimin, kapitalizmin aşılması konusunda dünyaya nasıl umutlar verdiği,
  • Sovyetlerin 1918-1938 döneminde yaşananlar,
  • Ve Stalin’in Bolşevik Devrimi’ndeki konumu gibi ilgi çekici konuları tartışıyor.

Kitabın, Bolşevik Devrimi’nin 100. yılını yaşadığımız şu günlerde, tarihte büyük bir gedik yaratmış bu deneyimin öncesi ve sonrası için önemli bir kaynak olduğunu söylemeliyiz.

  • Künye: Neil Faulkner – Halkların Rus Devrimi Tarihi, çeviren: Tuncel Öncel, Yordam Kitap, tarih, 272 sayfa, 2017

 

Kolektif – Prusia’dan Bursa’ya (2014)

Şimdiye kadar hiçbir yerde yayımlanmamış kimi fotoğraflar da barındıran, zengin bir Bursa monografisi.

Kitap, şehrin Antikçağ’dan bugüne tarihini ayrıntılı bir şekilde verdiği gibi, Ahilik teşkilatının esasları, etnik ve dini faktörlerin ticarete yansımaları gibi, şehrin 8500 yıllık ekonomik tarihini ortaya koyan bilgi, öykü ve anekdotlar da sunuyor.

  • Künye: Kolektif – Prusia’dan Bursa’ya, hazırlayan: Erdoğan Bilenser, Yapı Kredi Yayınları

Jacques Pauwels – Hayırlı Savaş Söylencesi: İkinci Dünya Savaşı’nda Amerika (2017)

Amerika Birleşik Devletleri’nin 2. Dünya Savaşı’ndaki rolü, kendilerinin savunageldikleri gibi başından sonuna değin pirüpak mıydı, yoksa birbirinden kirli ilişkilerin ve ittifakların üzerine mi inşa edilmişti?

Jacques Pauwels’in elimizdeki kitabı, ikincisinin daha ağır bastığını gözler sermesiyle, bir anlamda ABD’nin gizli tarihi niyetine okunacak bir inceleme.

  • ABD’li vatandaşlar savaştan önce neden faşizme o denli yoğun yakınlık duyuyordu?
  • ABD’li büyük kartellerin Nazilerle ilişkileri neydi?
  • Amerika neden Nazilere karşı harekete geçmede neden bu kadar geç davrandı?
  • Amerikalıların Dresden’i kentini yerle bir etmesinin altındaki nedenler nelerdi?
  • Hiroşima ve Nagazaki’ye atılan atom bombalarının asıl amacı neydi?
  • Soğuk Savaş’ın ortaya çıkmasında, Amerika’nın bu savaştaki çelişik tutumunun payı neydi?

Pauwels bu ve bunun gibi birçok soruya yanıt ararken, ABD’nin dünyanın ikinci büyük savaşındaki rolünü çok yönlü bir bakışla aydınlığa kavuşturuyor.

  • Künye: Jacques Pauwels – Hayırlı Savaş Söylencesi: İkinci Dünya Savaşı’nda Amerika, çeviren: Çağdaş Sümer, Yordam Kitap, tarih, 368 sayfa, 2017