Rupert Furneaux – Tuna Nehri Akmam Diyor (2014)

Rupert Furneaux elimizdeki çalışmasında, 1877-78 Osmanlı-Rus savaşı esnasında büyük direniş sergilemiş Osmanlı Plevne’sini, savaşı başından sonuna bizzat yaşamış muhabirlerin anlatımlarıyla aktarıyor.

Gazi Osman Paşa komutasındaki ordu, Rusların Plevne’ye yönelik kuşatmasına direnerek Batı dünyasının dikkatini çekmişti.

Bu kitap da, dönemin muhabirlerinin bu meşhur savaşa anlatımlarının sağlam bir derlemesini sunmasıyla önemli.

  • Künye: Rupert Furneaux – Tuna Nehri Akmam Diyor, çeviren: Şeniz Türkömer ve Derin Türkömer, İş Kültür Yayınları, anı, 304 sayfa

Kolektif – Metnin Halleri: Osmanlı’da Telif, Tercüme ve Şerh (2014)

Kitap, modern öncesi dönemde telif ve tercüme ile Osmanlı edebiyatı için anahtar konuma sahip Şerh kavramlarını tartışıyor.

Kitapta, Türkçe edebi şerhlerde amaç ve yöntemler, Osmanlı’da yabancı dilden çevirilerde karşılaşılan biçimsel zorluklar, Farsçadan Türkçeye hurûfî metin tercümeleri gibi pek çok konu ele alınıyor.

  • Künye: Kolektif – Metnin Halleri: Osmanlı’da Telif, Tercüme ve Şerh, Klasik Yayınları, tarih, 502 sayfa

Fahri Maden – II. Abdülhamit Dönemi (2014)

Fahri Maden, Osmanlı’nın sıra dışı padişahlarından II. Abdülhamit dönemindeki kimi gelişmeleri anlatıyor.

Maden, padişahın Türkçeye duyduğu ilgiyi, bu dönemde baş gösteren Latin alfabesi meselesini, Berlin Antlaşması’nı, 1881-1893 arasındaki nüfus sayımını, Arnavutluk’un bağımsızlık serüvenini ve bu dönemde öne çıkan bazı reform çalışmalarını ele alıyor.

  • Künye: Fahri Maden – II. Abdülhamit Dönemi, Tarihçi Kitabevi, tarih, 232 sayfa

Cemal Kafadar – Kendine Ait Bir Roma (2017)

Cemal Kafadar’ın daha önce yayımlanan ‘Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken’i büyük beğeniyle karşılanmıştı.

Yazar, söz konusu kitabında yeniçeri, derviş, tüccar ve hatun gibi Osmanlı dönemi karakterlerinin izinde Osmanlı’da birey olmayı çarpıcı ayrıntılarla ortaya koymuştu.

Kafadar şimdi de, tarihte Osmanlı himayesine girmiş, bu süreçte dönüştükleri gibi İmparatorluğu dönüştürmüş halkların izlerine odaklanıyor.

‘Kendine Ait Bir Roma’ bunu yaparken de, incelemesinin merkezine ağırlıklı olarak diyar-ı Rum ve Rumîlik olarak tanımlanan olguları alıyor.

  • Diyar-ı Rum neresidir?
  • Rumîlik tam olarak kimleri tanımlar?
  • Tarihte kimlere Rumî denmiştir?
  • Rumîliğin Roma kimliği veya kültürüyle ilişkisi nedir?
  • Bu tanımlar, Bizans İmparatorluğu’nun mirasıyla ne kadar ilişkilidir?

Kafadar, ilgi çekici hikâyeler ve önemli ayrıntılar eşliğinde bu soruların yanıtını ararken, aynı zamanda bu topraklarda geçmişte varlık göstermiş farklı yerelliklere dair bilinmeyenleri de aydınlatıyor.

  • Künye: Cemal Kafadar – Kendine Ait Bir Roma, Metis Yayınları, tarih, 144 sayfa

Zeki Tez – Otomatlar: Mekanik Oyuncaklar Tarihi (2008)

Halen Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nde görev yapmakta olan Zeki Tez, ‘Otomatlar: Mekanik Oyuncaklar Tarihi’ isimli bu çalışmasında, otomatların çıkış noktasını ve gelişim seyrini anlatıyor.

Doğayı ve canlıların hareketini gizli bir makine ile taklit eden karmaşık yapılı makineler olarak tanımlanan otomatların ilkinin Çinliler tarafından yapıldığı tahmin ediliyor.

Tez’in çalışması, otomatların Eskiçağ’dan günümüze uzanan gelişim seyrini inceliyor.

Kitapta, otomatların tarihinin yanı sıra, bu makinelerin yaratıcıları olan İskenderiyeli Ksetibos, Byzantionlu Philon, Benû Musa Kardeşler, El-Cezerî ve İskenderiyeli Heron gibi mucitler de anlatılıyor.

  • Künye: Zeki Tez – Otomatlar: Mekanik Oyuncaklar Tarihi, Doruk Yayınları, tarih, 184 sayfa

Orhan Türker – Halki’den Heybeli’ye (2008)

Orhan Türker’in elimizdeki çalışması, Halki adasının günümüzün Heybeli’sine dönüşmesini anlatıyor.

Rumca adıyla Halki, Türker’in verdiği bilgiye göre, en erken ve en çabuk Türkleşen İstanbul adalarından.

XIX. yüzyıldan beri adada var olan Deniz Kuvvetleri’ne ait okul ve tesislere ek olarak, adada çok sayıda Türke iş imkânı sağlayan sanatoryumun bunda önemli bir katkısı var.

Türker’in kitabı, önceleri okulları, kiliseleri, manastırları, mezarlığı, sosyal hayatı ve artık tarihe karışmış insanlarıyla, tamı tamına bir Rum adası olan Halki’yi, ardından da günümüzün Heybeli’sini anlatıyor.

Kitap, adaya dair önemli ayrıntıları barındırması ve oldukça kapsamlı olmasıyla ilgi çekiyor.

  • Künye: Orhan Türker – Halki’den Heybeli’ye, Sel Yayıncılık, tarih, 120 sayfa

Ali Ulvi Özdemir – Anılarda Batı Anadolu Kuva-yı Milliyesi (2017)

Batı Anadolu’da Mondros sonrası başlayan işgallere ilk tepki 15 Mayıs 1919’da Yunan işgaline karşı gerçekleşti.

Ali Ulvi Özdemir’in elimizdeki kitabı ise, öncesi ve sonrasıyla Batı Anadolu Kuva-yı Milliyesi’nin serencamını anlatıyor.

Arşivler ile bu dönemi birebir yaşamış tanıkların yayımlanmamış anılarından yola çıkan Özdemir,

  • Kuva-yı Milliye’nin oluşumuna giden süreçteki siyasi ve sosyal gelişmeleri,
  • Halkın, ordunun ve aydınların işgaller karşısındaki tutumu sonucunda örgütlü bir direniş gücünün ortaya çıkışını,
  • İlk milis oluşumlarının ve küçük gönüllü çetelerin ortaya çıkışını,
  • Kuva-yı Milliye örgütlerinin adım adım yerel otoriteler haline gelişini,
  • Ve düzenli orduya geçişle birlikte Kuva-yı Milliye’nin tarihsel misyonunu tamamlayışını ele alıyor.

Buna benzer pek çok konuyla zenginleşen kitap, alan için önemli bir kaynak.

  • Künye: Ali Ulvi Özdemir – Anılarda Batı Anadolu Kuva-yı Milliyesi, Tarihçi Kitabevi, tarih, 376 sayfa

Kont Galeazzo Ciano – Savaş Günlükleri: 1939-1943 (2017)

Önemli bir tarihi figür olan Kont Galeazzo Ciano’nun çok sıra dışı bir hikâyesi var.

Kendisi, Mussolini’nin damadıydı.

Fakat onu daha da dikkat çekici kılan husus, Ciano’nun Yüksek Faşist Konsey’de Mussolini’nin görevden alınması lehine oy kullandığı ve kendisinin bu yüzden kurşuna dizilmiş olması.

Ciano’nun Savaş Günlükleri ise, 2. Dünya Savaşı ve Mussolini dönemi İtalya’sı açısından en önemli kaynaklardan biri.

Burada, Ciano’nun 2. Dünya Savaşı’na yön vermiş önemli aktörlerle yaptığı görüşmeleri ve fikirleri yer alıyor.

Günlüklerde,

  • İtalya’nın Arnavutluk’u nasıl ilhak ettiği ve Hırvatistan için hangi planlarının olduğu,
  • Ülkenin savaşa nasıl hazırlıksız yakalandığı,
  • Yunanistan ve Kuzey Afrika’da yaşadığı felaketlerin nedenleri ve bunun gibi pek çok önemli bilgiyi barındırıyor.

Bu günlüklerin bizi de ayrıca ilgilendiren yönü ise, İtalya’nın Balkanlar’da Türkiye’yi nasıl izlediğini ve İtalya’daki faşist iktidarın 2. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında Türkiye’ye karşı düşüncelerinin neler olduğunu aydınlığa kavuşturması.

  • Künye: Kont Galeazzo Ciano – Savaş Günlükleri: 1939-1943, çeviren: Selçuk Uygur, Kronik Kitap, tarih, 640 sayfa

Cyril Mango – Bizans: Yeni Roma İmparatorluğu (2008)

Bizans İmparatorluğu konusunda saygın isimlerden Cyril Mango, Bizans ve Ortadoğu toplumlarıyla ilginç benzerlikleri örnekleriyle ortaya koyduğu bu çalışmasında, İmparatorluğu üç ayrı incelemeye tabi tutuyor.

Mango ilkinde, Bizans’ı Roma tarihinin devamı olarak inceliyor,

İkincisinde, Hıristiyan kültürünün oluşumundaki rolü çerçevesinden izliyor,

Ve son olarak da, bir Doğu devleti ve toplumu olarak ele alıyor.

Bizans’taki çok dillilik, ekonomik sistem, kentsel yapı, toplumsal düzen, eğitim kurumları ve Bizans’ın edebiyat ve sanat alanında ortaya koydukları, anlaşılabilir bir dille kaleme alınan kitapta yer alan konulardan birkaçı.

  • Künye: Cyril Mango – Bizans: Yeni Roma İmparatorluğu, çeviren: Gül Çağalı Güven, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 344 sayfa

Aydın Çakmak – Sürgünde Bir Hakan (2014)

Aydın Çakmak, hakkında en çok kelam edilen Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit’in Selanik ve Beylerbeyi günlerini araştırıyor.

Abdülhamit, 31 Mart Olayı’ndan sonra Selanik’e sürgün edilmiş, burada geçirdiği üç buçuk yılın ardından İstanbul’a nakledilerek Beylerbeyi’nde göz hapsinde bir hayat sürmüştü.

Kitapta, II. Meşrutiyet’in ilanından II. Abdülhamid’in Selanik’e sürgün edilmesine kadar geçen olaylar ile padişahın mal varlığına el konulması ve aleyhine açılan davalar anlatılıyor.

  • Künye: Aydın Çakmak – Sürgünde Bir Hakan, Ötüken Yayınları, tarih, 304 sayfa