Cemal Kafadar – Kendine Ait Bir Roma (2017)

Cemal Kafadar’ın daha önce yayımlanan ‘Kim Var İmiş Biz Burada Yoğ İken’i büyük beğeniyle karşılanmıştı.

Yazar, söz konusu kitabında yeniçeri, derviş, tüccar ve hatun gibi Osmanlı dönemi karakterlerinin izinde Osmanlı’da birey olmayı çarpıcı ayrıntılarla ortaya koymuştu.

Kafadar şimdi de, tarihte Osmanlı himayesine girmiş, bu süreçte dönüştükleri gibi İmparatorluğu dönüştürmüş halkların izlerine odaklanıyor.

‘Kendine Ait Bir Roma’ bunu yaparken de, incelemesinin merkezine ağırlıklı olarak diyar-ı Rum ve Rumîlik olarak tanımlanan olguları alıyor.

  • Diyar-ı Rum neresidir?
  • Rumîlik tam olarak kimleri tanımlar?
  • Tarihte kimlere Rumî denmiştir?
  • Rumîliğin Roma kimliği veya kültürüyle ilişkisi nedir?
  • Bu tanımlar, Bizans İmparatorluğu’nun mirasıyla ne kadar ilişkilidir?

Kafadar, ilgi çekici hikâyeler ve önemli ayrıntılar eşliğinde bu soruların yanıtını ararken, aynı zamanda bu topraklarda geçmişte varlık göstermiş farklı yerelliklere dair bilinmeyenleri de aydınlatıyor.

  • Künye: Cemal Kafadar – Kendine Ait Bir Roma, Metis Yayınları, tarih, 144 sayfa

Zeki Tez – Otomatlar: Mekanik Oyuncaklar Tarihi (2008)

Halen Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi’nde görev yapmakta olan Zeki Tez, ‘Otomatlar: Mekanik Oyuncaklar Tarihi’ isimli bu çalışmasında, otomatların çıkış noktasını ve gelişim seyrini anlatıyor.

Doğayı ve canlıların hareketini gizli bir makine ile taklit eden karmaşık yapılı makineler olarak tanımlanan otomatların ilkinin Çinliler tarafından yapıldığı tahmin ediliyor.

Tez’in çalışması, otomatların Eskiçağ’dan günümüze uzanan gelişim seyrini inceliyor.

Kitapta, otomatların tarihinin yanı sıra, bu makinelerin yaratıcıları olan İskenderiyeli Ksetibos, Byzantionlu Philon, Benû Musa Kardeşler, El-Cezerî ve İskenderiyeli Heron gibi mucitler de anlatılıyor.

  • Künye: Zeki Tez – Otomatlar: Mekanik Oyuncaklar Tarihi, Doruk Yayınları, tarih, 184 sayfa

Orhan Türker – Halki’den Heybeli’ye (2008)

Orhan Türker’in elimizdeki çalışması, Halki adasının günümüzün Heybeli’sine dönüşmesini anlatıyor.

Rumca adıyla Halki, Türker’in verdiği bilgiye göre, en erken ve en çabuk Türkleşen İstanbul adalarından.

XIX. yüzyıldan beri adada var olan Deniz Kuvvetleri’ne ait okul ve tesislere ek olarak, adada çok sayıda Türke iş imkânı sağlayan sanatoryumun bunda önemli bir katkısı var.

Türker’in kitabı, önceleri okulları, kiliseleri, manastırları, mezarlığı, sosyal hayatı ve artık tarihe karışmış insanlarıyla, tamı tamına bir Rum adası olan Halki’yi, ardından da günümüzün Heybeli’sini anlatıyor.

Kitap, adaya dair önemli ayrıntıları barındırması ve oldukça kapsamlı olmasıyla ilgi çekiyor.

  • Künye: Orhan Türker – Halki’den Heybeli’ye, Sel Yayıncılık, tarih, 120 sayfa

Ali Ulvi Özdemir – Anılarda Batı Anadolu Kuva-yı Milliyesi (2017)

Batı Anadolu’da Mondros sonrası başlayan işgallere ilk tepki 15 Mayıs 1919’da Yunan işgaline karşı gerçekleşti.

Ali Ulvi Özdemir’in elimizdeki kitabı ise, öncesi ve sonrasıyla Batı Anadolu Kuva-yı Milliyesi’nin serencamını anlatıyor.

Arşivler ile bu dönemi birebir yaşamış tanıkların yayımlanmamış anılarından yola çıkan Özdemir,

  • Kuva-yı Milliye’nin oluşumuna giden süreçteki siyasi ve sosyal gelişmeleri,
  • Halkın, ordunun ve aydınların işgaller karşısındaki tutumu sonucunda örgütlü bir direniş gücünün ortaya çıkışını,
  • İlk milis oluşumlarının ve küçük gönüllü çetelerin ortaya çıkışını,
  • Kuva-yı Milliye örgütlerinin adım adım yerel otoriteler haline gelişini,
  • Ve düzenli orduya geçişle birlikte Kuva-yı Milliye’nin tarihsel misyonunu tamamlayışını ele alıyor.

Buna benzer pek çok konuyla zenginleşen kitap, alan için önemli bir kaynak.

  • Künye: Ali Ulvi Özdemir – Anılarda Batı Anadolu Kuva-yı Milliyesi, Tarihçi Kitabevi, tarih, 376 sayfa

Kont Galeazzo Ciano – Savaş Günlükleri: 1939-1943 (2017)

Önemli bir tarihi figür olan Kont Galeazzo Ciano’nun çok sıra dışı bir hikâyesi var.

Kendisi, Mussolini’nin damadıydı.

Fakat onu daha da dikkat çekici kılan husus, Ciano’nun Yüksek Faşist Konsey’de Mussolini’nin görevden alınması lehine oy kullandığı ve kendisinin bu yüzden kurşuna dizilmiş olması.

Ciano’nun Savaş Günlükleri ise, 2. Dünya Savaşı ve Mussolini dönemi İtalya’sı açısından en önemli kaynaklardan biri.

Burada, Ciano’nun 2. Dünya Savaşı’na yön vermiş önemli aktörlerle yaptığı görüşmeleri ve fikirleri yer alıyor.

Günlüklerde,

  • İtalya’nın Arnavutluk’u nasıl ilhak ettiği ve Hırvatistan için hangi planlarının olduğu,
  • Ülkenin savaşa nasıl hazırlıksız yakalandığı,
  • Yunanistan ve Kuzey Afrika’da yaşadığı felaketlerin nedenleri ve bunun gibi pek çok önemli bilgiyi barındırıyor.

Bu günlüklerin bizi de ayrıca ilgilendiren yönü ise, İtalya’nın Balkanlar’da Türkiye’yi nasıl izlediğini ve İtalya’daki faşist iktidarın 2. Dünya Savaşı öncesi ve sonrasında Türkiye’ye karşı düşüncelerinin neler olduğunu aydınlığa kavuşturması.

  • Künye: Kont Galeazzo Ciano – Savaş Günlükleri: 1939-1943, çeviren: Selçuk Uygur, Kronik Kitap, tarih, 640 sayfa

Cyril Mango – Bizans: Yeni Roma İmparatorluğu (2008)

Bizans İmparatorluğu konusunda saygın isimlerden Cyril Mango, Bizans ve Ortadoğu toplumlarıyla ilginç benzerlikleri örnekleriyle ortaya koyduğu bu çalışmasında, İmparatorluğu üç ayrı incelemeye tabi tutuyor.

Mango ilkinde, Bizans’ı Roma tarihinin devamı olarak inceliyor,

İkincisinde, Hıristiyan kültürünün oluşumundaki rolü çerçevesinden izliyor,

Ve son olarak da, bir Doğu devleti ve toplumu olarak ele alıyor.

Bizans’taki çok dillilik, ekonomik sistem, kentsel yapı, toplumsal düzen, eğitim kurumları ve Bizans’ın edebiyat ve sanat alanında ortaya koydukları, anlaşılabilir bir dille kaleme alınan kitapta yer alan konulardan birkaçı.

  • Künye: Cyril Mango – Bizans: Yeni Roma İmparatorluğu, çeviren: Gül Çağalı Güven, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 344 sayfa

Aydın Çakmak – Sürgünde Bir Hakan (2014)

Aydın Çakmak, hakkında en çok kelam edilen Osmanlı padişahlarından II. Abdülhamit’in Selanik ve Beylerbeyi günlerini araştırıyor.

Abdülhamit, 31 Mart Olayı’ndan sonra Selanik’e sürgün edilmiş, burada geçirdiği üç buçuk yılın ardından İstanbul’a nakledilerek Beylerbeyi’nde göz hapsinde bir hayat sürmüştü.

Kitapta, II. Meşrutiyet’in ilanından II. Abdülhamid’in Selanik’e sürgün edilmesine kadar geçen olaylar ile padişahın mal varlığına el konulması ve aleyhine açılan davalar anlatılıyor.

  • Künye: Aydın Çakmak – Sürgünde Bir Hakan, Ötüken Yayınları, tarih, 304 sayfa

Mehmet Fuad Köprülü – Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar (2014)

Mehmet Fuad Köprülü, İslamiyet’ten sonraki Türk edebiyatında, halk dilini ve halk veznini kullanarak geniş kitlelere ulaşan büyük mutasavvıfların izini sürüyor.

Köprülü burada halk tasavvuf edebiyatı ve ilk mutasavvıf şairlerin hususiyetlerini inceliyor.

Yazar ayrıca, Hoca Ahmed Yesevi ile Yunus Emre başta olmak üzere,

  • Yusuf Hemedani,
  • Arslan Babazade Mansur,
  • Tac Hoca,
  • Ve Süleyman Bakırganî gibi alana önemli katkılar sunmuş isimlerin hayatları ve eserlerini ayrıntılı bir biçimde ele alıyor.

Künye: Mehmet Fuad Köprülü – Türk Edebiyatında İlk Mutasavvıflar, Alfa Yayınları, tarih, 556 sayfa

Eugen Weber – Köylülerden Fransızlara: Fransa Kırsalının Modernleşmesi, 1870-1914 (2017)

Fransa’da 1789 Devrimi’nden sonra modern ulus devlet ve Fransız kimliği hangi aşamalardan geçerek oluştu?

Eugen Weber’in yalnızca Fransa değil, genel olarak Avrupa kıtasında modern devletin inşa süreçleri hakkındaki bu harikulade eseri, alan açısından altın değerinde.

Yazar burada, Fransız kimliğinin oluşumunda, 19. yüzyılın ikinci yarısından sonra zorunlu eğitim, mecburi askerlik hizmetleri, kitle iletişim araçlarının kırsala girişinin etkili olduğunu kapsamlı bir şekilde gözler önüne sermekte.

Kitapta,

  • Paris Fransızcasının taşrada egemen oluşundan sonra, burada konuşulan farklı dillerin nasıl arka plana itildiği,
  • Fransa’da liberal merkez egemenliğinin, ulusal aidiyetle nasıl iç içe geçtiği,
  • Bu durumun taşrayı hem coğrafi hem de siyasi anlamda nasıl merkeze bağladığı,
  • Ve barbar, vahşi olarak görülen yerli halkların, bir nevi sömürgeleştirmeyle “uygarlığa” ve Fransızlığa nasıl asimile edildiği gibi, burada anlatamadığımız birçok konu irdeleniyor.

Çalışma uluslaşma, asimilasyon, modernleşme, sömürgeleştirme ve uygarlık kavramları üzerine düşünen her okurun kitaplığında bulunmalı.

  • Künye: Eugen Weber – Köylülerden Fransızlara (Fransa Kırsalının Modernleşmesi, 1870-1914), çeviren: Çağdaş Sümer, Heretik Yayıncılık, tarih, 776 sayfa

Ye. Agibalova ve G. Donskoy – Ortaçağ Tarihi (2017)

Materyalist tarih çalışmalarının iyi bir örneği olan ‘Ortaçağ Tarihi’, 5. yüzyıl ve 17. yüzyıl arasındaki gelişmeleri kapsamlı bir bakışla izliyor.

  • Feodal sistemin kuruluşu,
  • İslamiyetin doğuşu ve Arapların birleşmesi,
  • Feodal sistem ile birlikte zanaat ve ticaretin gelişimi, yine bu dönemde Batı ve Orta Avrupa’da şehirlerin büyümesi,
  • Hıristiyan Kilisesi’nin 11. ve 13. yüzyıllardaki muazzam gücünün arkasındaki etkenler,
  • Haçlı seferlerinin amaçları ve sonuçları,
  • Batı Avrupa’da merkezi devletlerin kuruluşu,
  • Bohemya’da Hussit hareketi,
  • Osmanlı İmparatorluğu’nun doğuşu ve gelişimi; Avrupa halklarının Türk istilacıya karşı verdikleri mücadeleler,
  • Coğrafi keşifler ile Avrupa’da feodal sistemde ilk gediklerin açılmaya başlanması ve Batı’nın korkunç sömürgecilik deneyimi,
  • İngiltere’de kapitalist gelişmenin başlaması,
  • Avrupa’da reform ve Almanya’da köylü savaşları,
  • Rönesans’ın Avrupa’da yarattığı büyük kültürel dönüşüm,
  • Ve Rönesans sürecinde ortaya çıkan İtalya, Almanya, Hollanda ve İspanya’nın büyük sanatçıları…

Çok sayıda resim, harita, tasvir ve tabloyla zenginleşmiş kitap, tarihi asalak sınıfların eylemlerinden ziyade bizzat emekçilerin mücadelelerine odaklanarak vermesiyle ayrıca önemli.

  • Künye: Ye. Agibalova ve G. Donskoy – Ortaçağ Tarihi, çeviren: Çağdaş Sümer, Yordam Kitap, tarih, 287 sayfa