Vahram Ter-Matevosyan – Komünizm Gözünden Kemalizm (2023)

Kemalizm ve Kemalizmin ideolojik temelleri, yaygın olarak Batı merkezli yorumların çizdikleri kısıtlı çerçeveler eşliğinde ele alındı.

‘Komünizm Gözünden Kemalizm: Türkiye’nin Dönüşümüne Sovyet Yaklaşımları’, aksi bir yönde ilerleyerek Kemalizmin biçimlenişi ve dönüşümünü, yaygınlaşması ve egemen hale gelişini, Sovyetler Birliği’ndeki tartışmaları odağına alarak inceliyor.

Türkiye ve Sovyetler Birliği arasında müttefiklik ve düşmanlık gibi karşıt politik tutumları barındıran 1920-1970 arası döneme odaklanan Vahram Ter-Matevosyan, genellikle modernleşme teorilerinin ve jeopolitiğin konusu olan iki ülkenin birbirini nasıl algıladığı sorusunu, Türkiye Cumhuriyeti’nin ideolojik inşası ve evrimini dikkatle takip eden Sovyet araştırmacılarının çalışmalarından yola çıkarak cevaplandırmaya çalışıyor.

Kemalizm hakkındaki tarihyazımını şekillendiren egemen bakışa bir alternatif sunmayı amaçlayan yazar, tarihyazımının bugüne dek dikkate almadığı, Kemalizm üzerine Sovyet düşünce dünyasının zenginliğini günümüze uzanan bir perspektifle sunmakla beraber, Sovyet devlet çıkarlarının enternasyonal sosyalist siyasete nasıl şekil verdiğini de görmemize olanak tanıyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Bu kitap, Türkiye’nin Batılılaşma modelinin Kemalizmin tarihyazımını güçlü bir şekilde şekillendirdiğini savunmanın yanı sıra, Kemalizme dair ‘Batılı olmayan’, konumuz bağlamında Sovyet pespektiflerinden yararlanarak, Cumhuriyet Türkiyesi ve onun tarihine dair anlayışımızı tartışmaya açıyor ve ona katkıda bulunuyor.”

  • Künye: Vahram Ter-Matevosyan – Komünizm Gözünden Kemalizm: Türkiye’nin Dönüşümüne Sovyet Yaklaşımları, çeviren: Gözde Yılmaz, İletişim Yayınları, siyaset, 231 sayfa, 2023

Rob Boddice – Duygular Tarihi (2023)

Tarihçiler bir süredir, insanların duygularının ve duygularını ifade etme biçimlerinin geçmiş olayların gidişatında oynadığı rolün üzerine daha fazla eğilmeye başladılar.

Duyguların tarihe yön verebileceği fikri yeni değilse de duyguların evrensel değil tarihsel olabileceği fikri, geçmişi anlama çabasının önüne yeni sorunlar çıkardı; tarihyazımı için yepyeni olanaklar, fırsatlar ve konular da sundu.

Rob Boddice, bu kitapta, hızla gelişen ve her geçen gün daha fazla ilgi gören duygular tarihinin kavramlarını, teorilerini, yöntemlerini, başarılarını, sorunlarını ve geleceğini masaya yatırıyor.

Duygular tarihinin antropoloji, psikoloji, felsefe ve nörobilimle kurduğu ilişkilerin bir haritasını çıkarıyor.

Tarihyazımının bu güncel ve gelecek vaat eden dalının, disiplinin temel varsayımlarıyla nasıl hesaplaştığını, başka alanlarla kurduğu köprüler aracılığıyla geçmişe bakmanın güncel ve daha farklı bir yolunu nasıl sunduğunu ortaya koyuyor.

Tarih disiplininin hem içinden hem de dışından duygular tarihine yöneltilen eleştirilere bir yanıt veriyor.

Bu yeni alanın, insan beyninin işleyişine, bilişsel faaliyetlere ve genel olarak insan deneyimine ilişkin anlayışımızı zenginleştirmenin bir yolunu sunduğunu da gösteriyor.

  • Künye: Rob Boddice – Duygular Tarihi, çeviren: Asena Pala, Fol Kitap, tarih, 312 sayfa, 2023

Sula Bozis – İstanbullu Rumlar (2023)

Bizans İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’i kısmen kuşatan Haliç’in doğu yakası, “şehir ötesi” anlamına gelen Peran veya Perea adıyla anılıyordu.

Pera’da Bizans döneminden beri Cenevizli ve Venedikli unsurlar mevcuttu. İstanbul’un fethinden sonra 1535’te Fransız elçisine Galata Kulesi dışında, “Pera bağlarında” oturma izni verilmesiyle elçilik oraya taşınmış, bunu diğer yabancı elçilikler, on yedinci yüzyıldan itibaren de Rum tüccar aileleri izlemişti. Sonraki yüzyıllarda çeşitli amaçlarla Osmanlı İmparatorluğu’na gelen Avrupalılarla diğer gayrimüslimlerin semte yerleşmesi sonucu ortaya çıkan kentsoylu Pera mozaiği, özellikle son devir Osmanlı siyasi, kültürel ve toplumsal tarihinde son derece büyük bir rol oynadı.

Bu mozaiğin en önemli unsuru, 1804’te Galatasaray’da Panayia Kilisesi’nin açılmasıyla Pera-Stavrodromi Rum Cemaati adını alan Rum toplumuydu.

Tarih boyunca Pera, İstanbul’un Fener’den sonra en büyük Rum nüfusunu barındıran semti olmuştu.

Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılması ve 20. yüzyıl boyunca Türk-Yunan ilişkilerinin inişli çıkışlı seyrinden olumsuz etkilenen Rum Cemaati, özellikle 6-7 Eylül 1955 saldırılarından sonra hızla küçülmüştü.

Sula Bozis’in yazmalar, diplomalar, okul kayıtları, fotoğraf albümleri gibi çok çeşitli yazılı kaynakların yanı sıra sözlü tarih araştırmalarına da dayanarak hazırladığı ‘İstanbullu Rumlar’ adlı çalışmasının bu genişletilmiş yeni baskısı, Rum cemaatinin tarihini derli toplu bir şekilde günümüz okuruna sunarken, dolaylı olarak bugünkü Türkiye’nin kültür ve şehirleşme tarihine de ışık tutuyor.

  • Künye: Sula Bozis – İstanbullu Rumlar, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 296 sayfa, 2023

Frederick Douglass – Amerikalı Köle Frederick Douglass’ın Yaşam Öyküsü (2023)

 

Frederick Douglass on dokuzuncu yüzyılda yaşamış ünlü bir kölelik karşıtı olarak hatırlansa da bu ifade tek başına Douglass’ın gerçekte kim olduğunu ve ne kadar büyük bir etki yarattığını tam olarak ifade etmez.

Douglass düşünceleri, sözleri ve eylemleriyle ABD’nin dönüşümünde önemli bir role sahiptir.

Başarısının büyüklüğü, köle doğduğunu düşündüğünüzde daha da belirginleşir.

Bu yaşam öyküsü bir bakıma ham hatıralardan oluşan otobiyografidir ama aynı zamanda bir kölenin adaletsiz bir kaderi kabullenmeyi reddetmesinin öyküsüdür.

Tarifsiz zulmün, toplumsal çalkantının, kişisel mücadele ve zaferin ilk ağızdan anlatımıdır.

Etkisi o kadar derindir ki, yazılmasından yaklaşık iki asır sonra bugün bile özgürlük ve eşit hak mücadelelerinde anılır.

Bu yaşam öyküsü, dünyanın herhangi bir yerindeki ırk, etnisite, din vb. temelli ayrımcılıkla mücadelede daima referans verilmesi gereken, gerçek, çarpıcı ve çok güçlü bir özgürleşme öyküsüdür.

“Ne olursa olsun, her ne pahasına olursa olsun gelin, rüzgâra karşı açtığınız pankartların üzerine dini ve siyasi ilkeniz olarak şunları yazın, ‘KÖLELİĞE TAVİZ YOK! KÖLE SAHİPLERİYLE BİRLİK YOK!’”

  • Künye: Frederick Douglass – Amerikalı Köle Frederick Douglass’ın Yaşam Öyküsü, çeviren: Selda Arıt, Heretik Yayıncılık, anı, 152 sayfa, 2023

Kolektif – Şekâvet, Hıyânet, İsyan (2023)

‘Şekâvet, Hıyânet, İsyan’da 19. yüzyıl Osmanlısı’ndan Cumhuriyet’e uzanan dönemde, genel olarak eşkıyalık olarak adlandırılan, kaçakçılık ve isyan hareketlerini de içeren pratikler ve söylemler ele alınıyor.

Yalçın Çakmak ve Ahmet Özcan’ın derledikleri kitapta, devletin ve karşı direnç merkezlerinin nasıl konumlandıklarına ışık tutuluyor.

Balkanlar’da, Anadolu, Kürdistan ve Arap vilayetlerinde tırmanan şiddeti denetim altına almak adına yapılan ıslahatlardan ve eşkıyalığın farklı alanlardaki görüngülerinden hareket ederek, devlet söylemi ve pratiklerinde, toplumsal yaşamda, edebiyatta, sinemada ve folklorda eşkıyalığın tezahürleri inceleniyor.

Alişar Akpınar, Toygun Altıntaş, Suavi Aydın, Salih Başkutlu, Mustafa Batman, Ercan Çağlayan, Yalçın Çakmak, Özgür Çataltepe, Erdal Çiftçi, Cevat Dargın, Kudret Emiroğlu, Serdar Erkan, Mehmet Ertan, Fatih Gencer, İlker Kiremit, Ümit Kurt, Orhan Örs, Ahmet Özcan, Mehmet Yıldırım, Abdulazim Şimşek, Serhat Aras Tuna, Murat Yağcı ve Eren Yıldırım’ın makaleleri eşkıyalık olgusu ve anlatılarını farklı açılardan ele alıp, zengin ve derinlikli bir analiz sunuyorlar.

Kitaptan bir alıntı:

“[Osmanlı mantığı içinde] yönetimdeki temel sorunlardan biri, vergi, yağma ve haraç düzeninin (…) mülkiyet haklarıyla ilişkili olarak hukuk ve siyaset ile beraber ideoloji ve söylem açılarından tanımlanıp ayırt edilmesi konusunda yöneticilerin gönülsüz olmasıdır. Bu işleyiş, modern hukukun en temel ilkeleri olan, kişiye, zamana, mekâna göre değişmemesi gereken kanun uygulamalarını Cumhuriyet döneminde de mahkûm etmiş ve sürekli yenilenen klik/kadrolar, defaten yeni olduğunu iddia ettikleri uygulamalarla ‘eşkıyalık yapmış’, bu nedenle de yönetilenlerden eşkıyalıklar yaratmışlardır.”

  • Künye: Kolektif – Şekâvet, Hıyânet, İsyan: Geç Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Eşkıyalık, derleyen: Yalçın Çakmak ve Ahmet Özcan, İletişim Yayınları, inceleme, 432 sayfa, 2023

Catherine Nixey – Kasvetli Çağ (2023)

‘Kasvetli Çağ’, farklı kültürlere ve inançlara karşı hoşgörülü olan kadim Roma İmparatorluğu’nun Hıristiyanlığın gelişiyle başlayan karanlık tarihini anlatıyor.

Greko-Romen dünyada insan avları, kitap yakmalar, sürgün edilen filozoflar, yağmacı keşiş çeteleri, tapınakların yerle bir edilmesi, heykel ve tasvirlerin tahribatı gibi pek çok hadisenin yaşandığı bu dönem, Klasik Antikçağ’ın mirasını ortadan kaldırmış ve “klasik dünya”yı büyük bir yıkıma uğratmıştı.

Catherine Nixey gazeteci olmanın yazınsal imkânlarını sonuna kadar kullanarak sürükleyici bir tarih kitabı sunuyor.

‘Kasvetli Çağ’ yayımlandığı tarihte yılın en iyi kitaplarından biri kabul edilmiş, özgünlüğü ve üslubu dolayısıyla akademik olsun olmasın pek çok övgüye değer görülmüştü.

Kitap, Hıristiyanlık galip geldiğinde nelerin kaybedildiğini açığa çıkan yıkım ve çaresizliği gözler önüne seriyor.

  • Künye: Catherine Nixey – Kasvetli Çağ: Klasik Dünyanın Hıristiyanlar Tarafından Yıkılışı, çeviren: Arzu Akgün, Yapı Kredi Yayınları, tarih, 256 sayfa, 2023

Kolektif – Bizans Dünyası (2023)

Bizans dünyasına zengin bir pencereden bakmak isteyenler bu çalışmayı kaçırmasın.

Kitapta, Kriz zamanlarında Bizans siyasal sürecinden Bizans’ta köleliğe ve ortodoksluğa direnen gayri resmi sanata pek çok konu ele alınıyor.

Kitapta,

  • Bizans aristokrasisinin yükselişi ve İmparatorluk düzeninin gerilemesi,
  • Para, sikkeler ve ekonomi,
  • Ordu ve askeri lojistik,
  • Kadın ve çocuk çalışmaları,
  • Bizans tarih yazıcılığında güçlü kadınlar ve onların eşleri,
  • Bizanslı erkekler,
  • Monoteistler, düalistler ve paganlar,
  • Latin Hıristiyanların erdemleri ve hataları,
  • Mektup yazımı,
  • Bizans şiir geleneğinde eğilimler ve gelişmeler,
  • Bizans İtalyasında Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanlar,
  • Bizans’taki manevi edebiyat,
  • Bizans ikonaları,
  • Bizans kilise sanatında semavi ve dünyevi hiyerarşiler,
  • Konstantinopolis ve Ortaçağ şehir kimliğinin inşası,
  • Bizans tahkimatlarında uygulama, algı ve deneyim,
  • Freeman, Gregorovius ve Schlumberger gibi popüler Bizans tarihinin öncüleri
  • Ve Havariyyun kilisesinden esinlenilen Ortaçağ kiliseleri gibi ilgi çekici konular ele alınıyor.

Künye: Kolektif – Bizans Dünyası, editör: Paul Stephenson, çeviren: Tevabil Alkaç, Alfa Yayınları, tarih, 752 sayfa, 2023

Deniz T. Kılınçoğlu – Osmanlı İmparatorluğu’nda İktisat ve Kapitalizm (2023)

Geç Osmanlı’da yürütülen iktisadi tartışmalar hakkında şu ana kadar yapılmış en ayrıntılı inceleme.

Deniz T. Kılınçoğlu’nun çalışması, 19. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nda iktisadi düşüncenin gelişimini hem dönüşen toplumun sancıları bağlamında değerlendirmesi hem de kapitalizmin gelişimini yeniden düşünmek için fırsatlar sunmasıyla harikulade.

Bu kitap, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılında yaşanan düşünsel ve kültürel dönüşüme yeni bir bakış açısı getiriyor.

Dönemin iktisadi düşünce atmosferini inceleyen çalışma, iktisat biliminin Osmanlı’ya girişi, bu yeni disiplinlerden alınan kavramların geleneksel iktisadi değerlerle harmanlanarak yerlileştirilmesi ve edebi eserler gibi popüler araçlarla hayatın her alanına yayılmasının dinamiklerini ele alıyor.

Yazar, temel olarak şu üç soruya cevap arıyor:

  • Toplumsal ilişkilere dair yeni bir anlayış ve analiz yöntemi sunan iktisat bilimi, Osmanlıların dünyaya ve kendilerine bakışını nasıl etkiledi?
  • Bu bilimin yarattığı yeni dünya algısı, Osmanlıların güncel meseleler ve imparatorluğun geleceğine dair düşüncelerini nasıl şekillendirdi?
  • Osmanlı aydınları, iktisadi yazından ilhamla geliştirdikleri fikir, kavram ve değerleri, modernleşme ve toplumsal değişim amaçları için nasıl kullandılar?

Çalışma, sosyal ve beşeri bilimlerle ilgilenen tüm okurlar için önemli bir kaynak.

  • Künye: Deniz T. Kılınçoğlu – Osmanlı İmparatorluğu’nda İktisat ve Kapitalizm, çeviren: Onur Gayretli, Heretik Yayıncılık, iktisat, 400 sayfa, 2023

Andreas David Mordtmann – İstanbul ve Yeni Osmanlılar (2023)

Alman şarkiyatçı ve diplomat Andreas David Mordtmann entelektüel mesaisinin önemli bir kısmını Şark’ın tarihi, arkeolojisi ve ahvaline dair incelemelere tahsis etmişti.

Anadolu’nun muhtelif yerlerine öncü seyahatler yaptı, bu gözlemleri çoğu ücra Anadolu bölgesi için bugün dahi tarihsel belge niteliği taşıyor.

1800’lü yılların ikinci yarısında İstanbul’da geçirdiği dönemde ticaret mahkemesi azalığı, Mekteb-i Mülkiye’de coğrafya ile antropoloji hocalığı gibi çeşitli görevler aldı ve devletin ileri gelenleriyle yakın ilişkiler kurdu, Tanzimat devrinin önde gelen fikir insanlarıyla dostluklar kurdu.

Bu ilişkiler dolayısıyla başkenti ve Osmanlı’yı yakından gözlemledi, dönemin cemiyetlerinde çeşitli roller oynadı, neticede Osmanlı’nın siyasi, idari, askerî, sosyal ve ekonomik durumuna dair gözlemlerini içeren bu eseri ortaya koydu.

‘İstanbul ve Yeni Osmanlılar’, sadece Kırım Savaşı sonrası İstanbul ve Balkanlardaki isyanlar, bozulan iktisadi dengeler, idaredeki sıkıntılar, hukuk ve eğitim alanlarındaki sıkıntılarla sarmalanmış Sultan Abdülaziz dönemine götürmekle kalmaz, “yeni” bir devrin ümitlerini, insanlarını ve ideallerini de ele alır.

Mordtmann, İstanbullu Müslüman elitlerin hazırladığı çöküş için iki sebep gösterir: Yanlış eğitim ve dinî taassup.

Alman şarkiyatçılığının İstanbullu büyük üstadı Mordtmann’ın hatıratı Christopher Neumann’ın sunuşuyla sunuluyor.

  • Künye: Andreas David Mordtmann – İstanbul ve Yeni Osmanlılar, çeviren: Gertraude Habermann-Songu, Dergah Yayınları, anı, 470 sayfa, 2023

Hakan Erdem – Osmanlı’da Köleliğin Sonu (2023)

Osmanlı toplumunda kölelik sona erse de hukuki statü açısından kölelik imparatorluğun sonuna dek lağvedilmemişti.

Başka bir deyişle Osmanlı İmparatorluğu sona ererken, hatta 20. yüzyılın ilk yirmi yılında, kölelik ölmek üzere olan ama hukuken tanınan bir kurumdu.

İşte Hakan Erdem bu özgün çalışmasında, Osmanlı’da köleliğin bir iradeyle kaldırılmaksızın nasıl sona erdiğini aydınlatıyor.

Osmanlı köleliği ve köle ticaretinin bastırılması literatürüne önemli bir katkı olan çalışma, köleliğin karşılaştırmalı tarihiyle ilgilenen araştırmacılar için özellikle yararlı.

Erdem’in çalışmasının en önemli yönünün ise, Türkiye’deki Osmanlı köleliği üzerine söylemin, daha geniş Batı kölelik söyleminin artık tam bir parçası olduğu gerçeğini pekiştirmesidir diyebiliriz.

Kitaptan bir alıntı:

“Efendileri tarafından azat edilmeyi beklemekle yetinmeyen köleler, Osmanlı yetkililerinin yardımsever tutumlarından bizzat yararlandılar ve kaçma yoluna başvurarak bu meseleyi gittikçe artan bir şekilde kendi ellerine almaya başladılar. Azat olmayı sağladıktan sonra ise kendi hayatlarının, iyi veya kötü, başmimarı oldular. Özgürlük o gün de, bugün olduğu gibi, bu anlama geliyordu.”

  • Künye: Hakan Erdem – Osmanlı’da Köleliğin Sonu (1800-1909), çeviren: Bahar Tırnakçı, Timaş Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2023