Neil Faulkner – Marksist Dünya Tarihi (2014)

Arkeolog ve tarihçi Neil Faulkner ‘Marksist Dünya Tarihi’nde, neandertallerden neoliberallere dünya tarihini Marksist bir perspektiften okuyor.

Geçmişi kavrama şeklimizin bugün nasıl hareket edeceğimizi etkilediğini hatırlatan Faulkner, tarihin aslında bu nedenle siyasi ve tartışmalı bir alan olduğunu söylüyor.

Yazar konuyu ele alırken, ilk çağların avcı ve çiftçi topluluklarından ilk sınıflı toplumlara, feodal toplumdan ilk burjuva devrimlerine, sanayi kapitalizminin yükselişinden emperyalist savaşlara ve büyük bunalımdan soğuk savaş ve yeni dünya düzensizliğine kadar, tarihin önemli kırılma anlarını kayıt altına alıyor.

  • Künye: Neil Faulkner – Marksist Dünya Tarihi, çeviren: Tuncel Öncel, Yordam Kitap, tarih, 431 sayfa

Hülya Dündar Şahin – Narsisist Entrikalar (2017)

Nahid Sırrı Örik, yazarların, edebiyat araştırmacılarının, eleştirmenlerin unutulmuşluğa terk ettiği, yitik yazarlarımızdan.

Neyse ki tüm bu unutulmuşluğa rağmen, bilhassa son zamanlarda Örik’in kişiliği ve edebiyatını farklı yönleriyle ele alan çalışmaların sayısında bariz bir artış da söz konusu.

İşte Hülya Dündar Şahin’in bu nitelikli çalışması da, Nahit Sırrı Örik’in yapıtlarına psikanalitik bir çerçeveden bakıyor.

Kitap, Örik’in yapıtlarında “patolojik narsisizm” bağlamında büyüklenmecilik, hayran olunma arzusu, kıskançlık, haset, acımasızlık, sömürücülük, para ve iktidar hırsı gibi örüntülerin izini sürmesiyle dikkat çekiyor.

Yazar bununla da yetinmeyerek Örik’in karakterlerini ve bu karakterlerin başat kişilik özelliklerini, yapıtlarındaki temel değerleri, Örik’in kadın-erkek ve ebeveyn-çocuk ilişkilerini nasıl tasvir ettiğini, Örik’in yapıtlarındaki entrikaların yapısını da ayrıntılı bir bakışla ortaya koyuyor.

Örik edebiyatına özgün bir katkı.

  • Künye: Hülya Dündar Şahin – Narsisist Entrikalar, Metis Yayınları, edebiyat inceleme, 352 sayfa

Filiz Özdem – Umudunu Yitirmeyen Sığırcık (2017)

Annesi, babası ve kardeşleri uçan, fakat kendisi henüz uçma yaşına gelmemiş küçük sığırcık yavrusu büyük bir korku ve heyecan içindedir.

Küçük sığırcık gökyüzüne hayrandır.

Hele hele orada uçan başka kuşları görünce, onları kıskanmadan edemez.

Kahramanımız gökyüzünü ve uçmayı sever sevmesine, fakat işin doğrusu çok da korkaktır.

Şimdi onun ihtiyacı olan tek şey cesaretini azıcık olsun toplaması ve kendine güvenebilmesi.

Zira mükemmel kanatlarıyla gökyüzü ve uçma tutkusu, işin gerisini kendiliğinden getirmekte hiç zorlanmayacaktır.

Daha önce yayımladığı çocuk kitaplarıyla da bildiğimiz Filiz Özdem’den keyifli bir cesaret öyküsü.

Kitaba, Seçil Çokan’ın güzel resimleri de eşlik ediyor.

  • Künye: Filiz Özdem – Umudunu Yitirmeyen Sığırcık, resimleyen: Seçil Çokan, Yapı Kredi Yayınları, çocuk, 36 sayfa

Alexander S. Kirshner – Militan Demokrasi (2017)

Doğası gereği kırılgan olan demokrasiyi, onu kullanarak iktidara gelmiş antidemokratlardan nasıl koruyabiliriz?

Başka bir deyişle, siyasi bir parti, çoğunluğun desteğini arkasına aldıktan sonra kendisi gibi olmayan yurttaşları gayri resmi yollara başvurarak cezalandırmaya başladığında, hangi militan tedbirleri alabiliriz?

Siyaset bilimi alanında çalışan Alexander S. Kirshner, barındırdığı imkânlar ve sınırlarıyla militan demokrasiyi kapsamlı bir bakışla anlatarak bu sorulara yanıt veriyor.

  • Demokrasiyi savunma amaçlı siyasal düzenlemeler,
  • Antidemokratların sistemden dışlanmasını gerekçelendirme yolları,
  • Çoğunluğun gücünü arkasına alan antidemokratlara karşı önleyici müdahale kurumları inşa etmek…

Kirsher kitabında bu ve bunun gibi pek çok konuyu irdeliyor, demokrasinin tüm kırılganlığına rağmen neden halen en iyi temsil sistemlerinden biri olduğunu açıklıyor.

  • Künye: Alexander S. Kirshner – Militan Demokrasi, çeviren: Ferit Burak Aydar, İş Kültür Yayınları, siyaset, 240 sayfa

 

Muriel Barbery – Elflerin Yaşamı (2017)

2006 yılında yayımlanan ‘Kirpinin Zarafeti’yle dünya çapında ün kazanmış Muriel Barbery’den, fantastik bir evrende geçen, doğayla uyumlu yaşama övgü niteliğinde bir roman.

Barbery burada, farklı dünyalara ait, ama elflerle iletişim kurabilmek gibi ortak bir yeteneğe sahip iki küçük kızın etrafında dönen bir hikâye sunuyor.

Maria doğayla iç içe yaşar, hayvanlar ve ağaçlarla konuşur.

Clara ise ilk kez dokunduğu piyanoyu mükemmel bir şekilde çalabilme yeteneğine sahip bir müzik dâhisidir.

Günün birinde, dünya kötülük güçlerinin hedefi olur.

Nefret ve kötülük bu andan sonra bulaşıcı bir hastalık gibi gezegenin en ücra köşelerine dahi yayılmaya ve dünyadaki uyumun yeniden kurulması için uğraşan güçlerle kötülük güçleri arasında büyük bir savaş yaşanmaya başlar.

Tam bu esnada elfler de bu savaşın bir tarafı olarak yeryüzüne gelir.

Şimdi iyiliğin tarafında yer alanların tek umudu, bu iki küçük kızdan başkası değildir.

Zira iki kız, doğanın ve sanatın gücünü bir araya getirerek, dünyanın kaosa sürüklenmesine engel olma becerisine sahiptir.

  • Künye: Muriel Barbery – Elflerin Yaşamı, çeviren: Nihan Çetinkaya, Kırmızı Kedi Yayınevi, roman, 272 sayfa

Zehra Tapunç – Leo’nun Renkleri (2017)

Leonardo Da Vinci, henüz Leonardo Da Vinci olmadan önce, İtalya’nın küçük ve sevimli kasabası Vinci’de yaşayan bir çocuktu.

Küçük Leo günün birinde, gizemli bir pusula alır.

Leo, şimdi arkadaşlarıyla bir olup bu pusulayı yazanı bulmaya çalışır.

Yalnız pusulayı gönderen kişi hakkında, küçük bir not dışında hiçbir ipucu yoktur.

Bu not da şöyledir: “Seni bu dünyada en çok seven…”

Peki, Leo’yu bu dünyada en çok seven kişi kim olabilir?

İşte Leo ve arkadaşları, pusulanın ardındaki gizemi çözmeye çalışırken, asıl olarak bu sorunun yanıtını arar.

Bakalım kahramanlarımız amaçlarına ulaşabilecekler mi?

Çocuk edebiyatının tanınmış yazarlarından Zehra Tapunç’un kaleme aldığı, Hande Övür’ün de çizimleriyle renk kattığı bu hikâye, çocukları, küçük Leo’nun yaşadığı o döneme doğru keyifli bir yolculuğa çıkarıyor.

  • Künye: Zehra Tapunç – Leo’nun Renkleri, resimleyen: Hande Ünver, Altın Kitaplar, çocuk, 192 sayfa

Kayhan Delibaş – Risk Toplumu (2017)

Belirsizliklerin arttığı, korku kültürünün yaygınlaştığı, güven erozyonunun doruğa ulaştığı içinde yaşadığımız dönemi en iyi açıklayan iki kavram, risk toplumu ve belirsizlikler çağı.

Bilhassa son on yılda yaşanan inanılmaz toplumsal dönüşüm, kültürel dünyamızı o kadar etkiledi ki, bunun kaçınılmaz bir sonucu olarak söylentiler, dedikodular, şehir efsaneleri ve komplo teorilerinin hızla yayıldığı ve toplumsal hayatın her alanına hızla sirayet ettiği görülüyor.

İşte Kayhan Delibaş da bu nitelikli çalışmasında, söylentileri sosyolojik bir perspektiften risk toplumu, belirsizlikler ve güven erozyonu gibi kuramlar çerçevesinden irdeliyor.

Kitap, söylenti, dedikodu, şehir efsanesi ve komplo teorilerilerinin neden bu denli sık ortaya çıkmaya başladıklarını, toplum içinde hangi yollarla yayıldıklarını, nasıl ve neden bu denli geniş bir alanı etkilediklerini ayrıntılı bir bakışla irdeliyor.

  • Künye: Kayhan Delibaş – Risk Toplumu, Ayrıntı Yayınları, sosyoloji, 320 sayfa

Émile Durkheim – Sosyalizm Dersleri (2017)

Sosyolojinin kurucularından sayılan Émile Durkheim, yaşadığı dönemde de kitleleri peşinden sürükleyen sosyalist idealler hakkında neler düşünüyordu?

Düşünürün Türkçe külliyatına önemli bir katkı sunan elimizdeki kitap, Durkheim’ın sosyalizm hakkındaki fikirlerini serimleyen derslerini bir araya getiriyor.

Durkheim burada, sosyalist kurama ve onun pratiklerine odaklanmakla kalmıyor, aynı zamanda sosyalizmi, sosyolojinin bir konusu olarak ele alıp irdeliyor.

Düşünür derslerinde ayrıca, Fransız sosyalizminin kurucusu Saint-Simon’un düşüncelerinin beslendiği kaynakların kapsamlı bir analizini de yapıyor.

  • Künye: Émile Durkheim – Sosyalizm Dersleri, çeviren: Gökçe Yavaş, Pinhan Yayıncılık, sosyoloji, 300 sayfa

Arthur Asa Berger – Bir Postmodernist için Postmortem (2017)

Ettore Gnocchi, ünlü bir postmodern kuramcıdır.

Günün birinde Gnocchi, evinde verdiği bir akşam yemeği esnasında gizemli bir cinayete kurban gider.

Evde bulunanlar düşünüldüğünde cinayeti kimin işlediği tamı tamına bir muammadır.

Gnocchi’nin eşi, onu fikirlerini çalmakla suçlayan bir Rus dilbilimci, Gnocchi’nin metresi olduğu söylenen bir yüksek lisans öğrencisi, bir İngiliz romancı, kendisinden nefret eden eski bir öğrencisi…

Bu cinayeti çözme işini üstlenen Dedektif Solomon Hunter, şüphelileri tek tek ele almaya başlar.

Fakat her şeyden önce, dedektifin postmodernizmin ne olduğunu keşfetmesi gerekiyor.

Böylece kahramanımız kendini Baudrillard’dan Foucault’ya, Habermas’tan Deleuze’e uzanan, postmodern düşünceyi etkilemiş, ona yön vermiş önemli düşünürlerin fikirleriyle örülü felsefi bir yolculuğun içinde bulur.

Hunter’ın bu yolculuğunda varacağı durakta, gerçek katilin kim olduğu da ortaya çıkacaktır.

Daha önce ‘Durkheim Öldü’ adlı kitabıyla da hatırlanacak Arthur Asa Berger, yeni felsefi polisiye romanıyla okurlarının karşısında.

  • Künye: Arthur Asa Berger – Bir Postmodernist için Postmortem, çeviren: Damla Tanla Kurt, Heretik Yayıncılık, roman, 216 sayfa

Sezar Atmaca – Denizcilik Alfabesi (2017)

Çocuğu ve yetişkiniyle her yaştan deniz meraklısını denizcilikle tanıştırma potansiyeline sahip nitelikli bir kılavuz.

Çapadan dümene, hava tahmininden işaret bayraklarına, seyir defterinden lumboza, omurgadan ön yelkene, pusuladan sancağa ve şamandıradan usturmaçaya pek çok maddeyi özlü bir şekilde açıklayan kitap, aynı zamanda bunları daha anlaşılabilir kılmak adına çizgilerin gücünden de yararlanmış.

Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkenin okurlarında deniz algısını güçlendirecek, onlara denize açılma cesareti aşılayacak bir çalışma.

Deniz, insan ve tekne ilişkisini, her birini diğerinden ayırmadan birbirleriyle ilişkili bir bütün olarak tanımlayarak açıklayan kitap, İlban Ertem, Deniz Karagül ve Kadir Abbas’ın şahane çizimleriyle de daha bir zenginleşmiş.

  • Künye: Sezar Atmaca – Denizcilik Alfabesi, çizimler: İlban Ertem, Deniz Karagül ve Kadir Abbas, İletişim Yayınları, hobi, 72 sayfa