Ali Tiyar Gök – Gezginin Bitki Bahçeleri (2012)

  • GEZGİNİN BİTKİ BAHÇELERİ, Ali Tiyar Gök, Dharma Yayınları, doğal yaşam, 303 sayfa

Kendini doğaya adamış isimlerden olan Ali Tiyar Gök ‘Gezginin Bitki Bahçeleri’ni, kâh çiçekleri, meyve ve sebzeleri yerinde görüp resimlerini çekerek kâh kırsal alanda yaşayan insanlarla sohbet ederek, beş yıllık bir zaman zarfında hazırlamış. Mevsimleri kollayarak, bitki türlerini yerinde ziyaret edip resimlerini çeken Gök kitabında, bitkilerin tarihi, bitkilerin toplanma süreci, hastalıkta ve tedavide kullanılan bitkiler, bitkilerden yararlanma yöntemleri ve boya elde edilen bitkiler gibi konuları anlatıyor. Rehber nitelikteki kitapta ayrıca, bitkilerin Türkçe-Latince adlarının verildiği bir sözlük de bulunuyor.

Judith Revel – Foucault Sözlüğü (2012)

 

  • FOUCAULT SÖZLÜĞÜ, Judith Revel, çeviren: Veli Urhan, Say Yayıncılık, sözlük, 135 sayfa

Michel Foucault’nun çalışmaları karmaşık olarak bilinir. Bunun bir sebebi araştırma alanlarındaki çeşitlilikse, diğeri de başka disiplinlerden çokça yararlanması. Foucault’nun ortaya koyduğu  “Arkeoloji”, “Bedenlerin Politik Kuşatması”, “Biyopolitik”, “Delilik”, “Cinsellik”, “Disiplin”, “Kendilik Kaygısı”, “Bilgi” ve “Öznelleşme Süreci” gibi kavramlar, bu bireşimin en iyi örnekleridir. Judith Revel’in hazırladığı bu sözlük, Foucault’nun kavramlarını maddeler halinde açıklıyor. Foucault’nun dediği gibi bir “alet çantası” olarak düşünülebilecek sözlük, Foucaultcu çözümlemenin ilgilendiği sorunsalları da saptıyor.

Flann O’Brien – Dalkey Arşivi (2012)

  • DALKEY ARŞİVİ, Flann O’Brien, çeviren: Gülden Hatipoğlu, Everest Yayınları, roman, 241 sayfa

İrlanda edebiyatının önemli kalemlerinden Flann O’Brien’ın bizde ilk yayımlanan eseri, ‘Üçüncü Polis’ti. O’Brien, bir nevi ‘Alice Harikalar Diyarında’ olarak tanımlanabilecek bu romanında, cinayet işleyen anlatıcısının polis karakolunda tanık olduğu absürd olayları anlatmıştı. İşte O’Brien’ın Türkçeye kazandırılan elimizdeki romanı da, yukarıdaki kitaptan da aşina olduğumuz De Shelby karakterine ve onun garip teorilerine yeniden merhaba diyor. Parodi ve hicvin yetkin bir şekilde kullanıldığı romanda, ‘Ulysses’in ahlaksız olduğunu savunan ve din adamı olmak isteyen genç bir James Joyce’la da karşı karşıya geliyoruz.

Silvia Federici – Caliban ve Cadı (2012)

 

Silvia Federici ‘Caliban ve Cadı’da, feodalizmden kapitalizme geçiş sürecinde kadınların konumunu araştırıyor; kapitalizmin gelişimini feminist hareketin öğrettiklerinden ilham alarak yeniden yorumluyor.

Federici’nin çalışması en çok, kapitalist sistemi, sınıfsal sömürüyle cinsiyete dayalı işbölümündeki adaletsizlikler üzerinden açıklamasıyla dikkat çekiyor.

Yazar, Ortaçağdaki büyük cadı avı da dahil olmak üzere geniş bir tarihsel bağlamda, ilksel birikim sürecinde kadınların kendi cinselliklerinin ve bedenlerinin nasıl çitlendiğini ve böylece toplumsal konumlarının nasıl değersizleştirildiğini ortaya koyuyor.

  • Künye: Silvia Federici – Caliban ve Cadı: Kadınlar, Beden ve İlksel Birikim, çeviren: Öznur Karakaş, Otonom Yayıncılık, kadın, 370 sayfa

Hilary Mantel – Kurtlar Hanedanı (2012)

 

  • KURTLAR HANEDANI, Hilary Mantel, çeviren: Beril Tüccarbaşıoğlu Uğur, Artemis Yayınları, roman, 785 sayfa

Hilary Mantel, 1500’lerin İngiltere’sinde geçen ‘Kurtlar Hanedanı’nda, iktidar boşluğuyla boğuşan Kraliyet ailesi ile bunu fırsat bilerek yükselen alt sınıftan zeki bir karakterin kapışmasını hikâye ediyor. İmparatorluğun başındaki VIII. Henry, erkek varis sahibi olamadığı için eşini boşayıp Anne Boleyn ile evlenmeyi planlamaktadır. Fakat Papa ile Avrupa’nın buna karşı çıkması, ülkede kriz yaşanmasına neden olur. Bu kaos, alt tabakadan gelen; kabadayı, rüşvetçi ve siyaset dehası Thomas Cromwell’in işine yarayacaktır. Cromwell çok geçmeden, zekice taktiklerle meclise girecek ve ülkenin kaderini tümüyle değiştirecektir.

Richard Swartz (ed.) – Yanı Başımızdaki Yabancı (2012)

 

  • YANI BAŞIMIZDAKİ YABANCI, editör: Richard Swartz, çeviren: Sezer Duru, Naciye Güngörmüş, Rubin Hoxha ve diğerleri, Everest Yayınları, öykü, 324 sayfa

Avrupa kıtasının doğu kesimi, Soğuk Savaş döneminde jeopolitik bir birliği ifade ediyordu. Sovyetlerin batı kenarı olarak adlandırılan ve tarihten bu yana kritik bir konumda olan bölge, Soğuk Savaş’ın ardından milliyetçiliğin ve etnik çatışmaların yoğunluklu yaşandığı bir coğrafyaya dönüştü. Richard Swartz’ın editörlüğünü üstlendiği bu kitap, Doğu Avrupa’da doğup büyümüş; Hırvat, Arnavut, Boşnak, Sırp, Macar, Sloven ve Bulgar asıllı yazarların bu parçalanmışlığı konu alan metinlerinden oluşuyor. Yazarlar, bir zamanlar aynı ülkenin bayrağı altında yaşayan insanların birbirlerine nasıl düşman olduklarını anlatıyor.

Daniel Quinn – İsmail (2012)

 

  • İSMAİL, Daniel Quinn, çeviren: Selen Çalık, Maya Kitap, roman, 293 sayfa

Daniel Quinn ‘İsmail’ romanında, insanoğlunun doğaya ve kendine verdiği zararları, eleştirel, mizahi ve akıcı bir üslupla anlatıyor. İsmail isimli bir gorilin, gazeteye “Öğretmen öğrencilerini arıyor” başlıklı bir ilan vermesiyle başlayan roman, bu ismin, ilana başvuranları doğa ve insan konularında aydınlatmasıyla ilerliyor. İnsanlığın çevre bilincinden uzak olduğunu söyleyen İsmail, kendini, dünyanın karşı karşıya olduğu felaketlerin vehametini ortaya koymaya adamıştır. Bilge goril, insanlığın yerleşik düzene geçişinden günümüze uzanarak, dünya kaynaklarının tüketimini, savaşları ve çevrenin tahribini anlatıyor.

Songül Sallan Gül – Türkiye’de Kadın Sığınmaevleri (2012)

 

  • TÜRKİYE’DE KADIN SIĞINMAEVLERİ, Songül Sallan Gül, Bağlam Yayınları, kadın, 278 sayfa

Songül Sallan Gül ‘Türkiye’de Kadın Sığınmaevleri’nde, somut veriler eşliğinde ülkedeki kadına yönelik şiddeti irdeliyor ve sığınmaevlerinin buna ne gibi çözümler getireceğini tartışmaya açıyor. İki yıllık bir çalışmanın ürünü olan kitap, İstanbul, Ankara ve İzmir başta olmak üzere on ilde, SHÇEK, belediye ve kadın kuruluşlarına ait yirmi dört sığınma evinde yaşayan kadınlarla yapılan görüşmelere dayanıyor. Söz konusu illerdeki sığınmaevi ve şiddetle mücadele eden kurumların yöneticileriyle de görüşen Gül, farklı ülkelerin deneyimlerinden de hareketle, Türkiye’de kadına yönelik şiddetin boyutlarını ortaya koyuyor.

Søren Kierkegaard – Meseller (2012)

 

  • MESELLER, Soren Kierkegaard, çeviren: Osman Çakmakçı, Pinhan Yayıncılık, felsefe, 143 sayfa

Ünlü düşünür Soren Kierkegaard, felsefi yazılarında meselleri, hikâyeleri ve metaforları yoğun bir şekilde kullanmasıyla bilinir. İşte Osman Çakmakçı’nın derleyip çevirdiği bu kitap, Kierkegaard’ın anlattığı meselleri bir araya getiriyor. ‘Ahmak İşçi’, ‘Cücenin Sekiz Fersahlık Çizmeleri’, ‘Dolandırıcı ile Dul Kadının İki Kuruşu’, ‘Ebedi Öğrenci’, ‘Geri Geri Yürüyen Adam’, ‘Gotham’ın Bilge Adamları’, ‘Kadının Yaradılışı’ ve ‘Kral ile Bakire’, burada yer alan mesellerden birkaçı. Kitapta bir araya getirilen mesellerin, Batı mesel yazma geleneğinin en önemli örneklerinden olmalarıyla dikkat çektiğini söyleyebiliriz.

John R. Bradley – Peçenin Arka Yüzü (2012)

 

  • PEÇENİN ARKA YÜZÜ, John R. Bradley, çeviren: Nur Yener, Yurt Kitap, inceleme, 287 sayfa

John R. Bradley ‘Peçenin Arka Yüzü’nde, Ortadoğu’daki fuhuş sektörünü, bölgenin yaşadığı dönüşümler üzerinden anlamaya çalışıyor. Bradley, Ortadoğu’da 1979 olaylarının ve özellikle İran devrimi ile Mekke kuşatmasının, bölge büyük bir hareketlilik içindeyken nasıl bir İslami köktendincilik dalgasına yol açtığını anlatarak kitabına başlıyor. Yazar devamında da, bu baskıların yanı başında varlık bulan İslami feminizm, geçici evlilikler,  çocuk gelinler, Basra Körfezi’ndeki küçük Bahreyn adasının seks endüstrisi ve Ortadoğu’daki genelevler gibi, bölgeye dair pek bilinmeyen veya görmezden gelinen tabu konuları anlatıyor.