Elçin Aktoprak – Devletler ve Ulusları (2012)

 

  • DEVLETLER VE ULUSLARI, Elçin Aktoprak, Tan Kitabevi, siyaset, 648 sayfa

Elçin Aktoprak ‘Devletler ve Ulusları’nda, Batı Avrupa’daki milliyetçilik ve ulusal azınlık sorunlarını masaya yatırıyor. Aktoprak, Birleşik Krallık-Kuzey İrlanda, İspanya-Bask Ülkesi ve Fransa-Korsika örneklerini, merkez-çevre bağlamında gelişen “çoğunluk-ulusal azınlık” ilişkileri üzerinden irdeliyor. Yazar bu üç örnek üzerinden, Batı Avrupa’da devletin merkezinde ve çevre bölgelerinde yaşanan farklı uluslaşma süreçlerini ve azınlık sorunlarını karşılaştırmalı bir şekilde inceliyor. Konuyu geniş bir zaman diliminde izleyen kitap, ulus inşa süreçleri ile kapitalizm arasındaki ilişkiye odaklanmasıyla da ilgi çekiyor.

Maria Mies – Ataerki ve Birikim (2012)

Cinsiyete dayalı işbölümünün toplumsal kökenlerini inceleyen bu -klasikleşmiş- eser, kolonileştirme ve ‘evkadınlaştırma’ süreçlerinin genel tarihinin yanı sıra, yeni uluslararası işbölümünü ve kadınların en ucuzundan birer üretici ve tüketici olarak oynamak zorunda bırakıldıkları rolü eleştirel bir perspektifle tahlil ediyor.

Mies, feminist teoride esaslı bir paradigma değişikliğine yol açan bir yaklaşımla kapitalist ataerkinin günümüzdeki küresel ölçekli egemenliğini betimlerken, bu egemenliğe karşı nasıl bir mücadele verilmesi gerektiğine de açıklık getiriyor.

Teori ile pratiğin otantik ve birlikte gelişimini gözeten bu çalışma feminist teorinin ulaşabileceği doruk noktalardan biri…

  • Künye: Maria Mies – Ataerki ve Birikim: Uluslararası İşbölümünde Kadınlar, çeviren: Yıldız Temurtürkan, Dipnot Yayınları, feminizm, 434 sayfa,

Mete Sezgin ve Şafak Ünüvar – Yavaş Şehir (2012)

  • YAVAŞ ŞEHİR, Mete Sezgin ve Şafak Ünüvar, Çizgi Kitabevi, inceleme, 216 sayfa

“Yavaş şehir” akımı, modern/küresel kent yaşamının karmaşasına bir alternatif olarak ortaya çıkmış. Akım bizde Akyaka, Gökçeada, Seferihisar, Taraklı ve Yenipazar’dan oluşan beş şehirle temsil ediliyor. İki yazarlı bu kitap da, turizm ve şehir pazarlaması çerçevesinde yavaş şehir konusuna odaklanıyor. Kitapta, yavaş kentlerin sürdürülebilirliği, şehir pazarlamasında tutundurma çabaları ve “marka kent” kavramı konuları ele alınıyor. Yazarlar ayrıca, yavaş şehre ışık tutacak yavaş akımını inceliyor; bu akıma dahil olan yavaş yaşam, yavaş yemek, yavaş seyahat, yavaş trafik ve yavaş turizmin özelliklerini anlatıyor.

David M. Raup – Yok Oluş (2012)

 

  • YOK OLUŞ, David M. Raup, çeviren: Nıvart Taşçı, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, bilim, 197 sayfa

‘Yok Oluş’ta insanın biyolojik kökenlerini araştıran David M. Raup, anlatımının merkezine yok oluşu, yani tür ölümünü yerleştiriyor. Yazarın yanıtını aradığı temel soru şu: “Jeolojik geçmişte ölmüş olan milyarlarca tür, sırf yeterli olmadıkları için mi (kötü genler yüzünden mi), yoksa yalnızca yanlış zamanda yanlış yerde oldukları için mi (kötü şans yüzünden mi) öldü?” Tür ölümünü, tehlike altındaki türleri, biyoçeşitlilik kaybını ve insan faaliyetinin neden olduğu yok oluşları, günümüzün meseleleriyle de bağlantılandıran Raup, küresel ekolojinin bugünü ve geleceği hakkında değerli bir bakış açısı da sunuyor.

Edward Said – Edward Said ile Konuşmaya Devam (2012)

 

‘Edward Said ile Konuşmaya Devam’, kuşağının en önemli akademik eleştirmenlerinden biri olan ve akademik dünyanın içindeki ve dışındaki birçok insan için yepyeni düşünce ve araştırma alanları açan Edward Said’e bir saygı duruşu niteliğinde.

Düşünürün beklenmeyen ölümünün ardından Homi Bhabha ve W. J. T. Mitchell, hepsi de Said’in eski dostu ve çalışma arkadaşı olan bir dizi entelektüelden, Said’le bıraktıkları yerden “konuşmaya devam etmelerini”, yani çözümlenmemiş ya da az irdelenmiş konuları yeniden ele almalarını istemiş.

Bu yönüyle kitap, Said’in düşüncelerinin ana çizgilerini ortaya koyuyor diyebiliriz.

  • Künye: Edward Said – Edward Said ile Konuşmaya Devam, derleyen: Homi Bhabha ve W. J. T. Mitchell, çeviren: Hayrullah Doğan, Koç Üniversitesi Yayınları, siyaset, 243 sayfa, 2012

Meri İstiroti – Otuz Yaşa Mektuplar (2012)

 

  • OTUZ YAŞA MEKTUPLAR, Meri İstiroti, Doğan Kitap, mektup, 373 sayfa

Meri İstiroti ‘Otuz Yaşa Mektuplar’ için, hayatlarını ve bulundukları mevkilere nasıl geldiklerini merak ettiği birçok kişiyle görüşmüş. Kitapta, ticaret, bilim ve kültür-sanat gibi farklı alanlarda ün yapmış isimlerin, otuz yaşlarına hitaben kaleme aldıkları mektuplar yer alıyor. Birçok insan geçmişini düşünürken, “bugünkü aklım olsaydı çok daha farklı davranırdım” demekten kendini alamaz. Burada yer alan mektupları en iyi özetleyen cümle de, herhalde bu olur. Kitaba katılan isimler, hayatlarının bir muhasebesini çıkardıkları gibi, kendi gençliklerine dair deneyimlerini, şimdinin gençleriyle paylaşıyorlar.

Emine Gürsoy Naskali (ed.) – Veda (2012)

 

  • VEDA, editör: Emine Gürsoy Naskali, Tarihçi Kitabevi, kültür, 297 sayfa

İyi bir tarih ve folklor çalışması olan ‘Veda’, Türkiye toplumunun veda şekilleri ve ritüellerini detaylıca inceliyor. Emine Gürsoy Naskali’nin editörlüğünü üstlentiği kitapta, şarkılarda veda, İzmir’deki Cumhuriyet dönemi mezar taşı sözlerinde veda, kına türkülerinde veda, Kırgız konargöçerlerinde veda törenleri, defin gelenekleri, Köroğlu’nun sonuyla ilgili anlatılar üzerinden kahraman vedası, Cumhuriyet resminde veda teması ve Türkçede veda ifadeleri gibi konular araştırılıyor. Kitap, kopuş ve ayrılık anlamına gelen ve hüzünle iç içe geçmiş vedayı geniş bir kapsamda incelemesiyle dikkat çekiyor diyebiliriz.

Erdem Sönmez – Annales Okulu ve Türkiye’de Tarihyazımı (2012)

  • ANNALES OKULU VE TÜRKİYE’DE TARİHYAZIMI, Erdem Sönmez, Tan Kitabevi, tarih, 243 sayfa

Tarihyazımının önemli duraklarından Annales Okulu, tarih bilimine toplum bilimleri yöntemlerini uygulamak olarak bilinir. Sosyoloji, ekonomi, sosyal psikoloji ve antropoloji gibi toplum bilimleriyle işbirliğine girişen ekol, olayların gerisindeki uzun erimli tarihsel yapıları araştırıyor ve tarihi bir “bilim” olarak inşa etmeye koyuluyordu. İşte Erdem Sönmez bu çalışmasında, Annales’in Türkiye’deki tarihyazımına etkilerini ve boyutlarını ortaya koyuyor. Yazar, bunun için de, Mehmet Fuad Köprülü, Ömer Lütfü Barkan, Mustafa Akdağ ve Halil İnalcık gibi, Osmanlı tarihçiliğinin kurucu isimlerinin çalışmalarını araştırıyor.

Nuri Kayış ve Serhat Hürkan – Sansürsüz Sansür Tarihi (2012)

 

  • SANSÜRSÜZ SANSÜR TARİHİ, Nuri Kayış ve Serhat Hürkan, Sinemis Yayınları, inceleme, 582 sayfa

Amerikalı yazar Chuck Palahniuk’un ‘Ölüm Pornosu’ romanı, Türkiye’deki sansür uygulamalarının son mağdurlarındandı. Hatırlanacağı gibi kitabın çevirmeni Funda Uncu, ifade vermek için çağrıldığı karakolda, polislerin “bu kitabı çevirmeye utanmadın mı?” ve “Manken misin?” gibi sorularına maruz kalmıştı. Elimizdeki kitap da, bu güncel sansür olayı da içinde olmak üzere, yaşadığımız topraklarda sansürün 1795’ten 2011’e uzanan kapsamlı bir hikâyesini kaleme getiriyor. Yazarlar, Osmanlı İmparatorluğu’nun son yüzyılında devlet ve basın ilişkisinden günümüze, medya-iktidar ilişkisinin kapsamlı bir tarihçesini sunuyor.

Michael Brooks – Fizik (2012)

 

  • FİZİK, Michael Brooks, çeviren: Ebru Kılıç, Versus Kitap, bilim, 241 sayfa

Michael Brooks, alana dair bir kılavuz eser olarak değerlendirilebilecek ‘Fizik’te, bu bilim dalının kapsamına giren basit sorulardan zamanda seyahat edilip edilemeyeceği gibi büyük sorulara uzanıyor. Kitabı ilgi çekici kılan hususların başında, kimi basit fizik sorularının, insanlığın gerçekleştirdiği en derin bazı keşiflere nasıl yol açtığını göstermesidir diyebiliriz. Brooks, fiziğin amacından “Schrödinger’in kedisi”ne,  elmanın neden düştüğünden “Tanrı parçacığı”nın ne anlama geldiğine, dünyanın manyetik kalkanından doğanın en güçlü kuvvetinin hangisi olduğuna kadar birçok soruyu açıklamaya koyuluyor.