Sarah Bakewell – Hümanistler (2024)

  • Nasıl bir insansın?
  • İnançlı ya da inançsız ama her koşulda pusulası akıl ve ahlak olan biri mi?
  • Bireyi her türlü büyük ideal ya da dogmanın üstünde gören biri mi?
  • Ya da dünyayı sanatsız hayal edemeyen biri?

Eğer bunlardan herhangi birine yakınsan, ister farkında ol ister olma, sen de köklü bir hümanist düşünce geleneğinin parçasısın.

Tarih boyunca akılcı sorgulamayı, kültürel zenginliği, özgür düşünmeyi ve umudu hayatlarının merkezine koymuş nice olağanüstü insanla benzer fikirleri paylaşıyorsun.

Sarah Bakewell, ‘Hümanistler’de bizi 700 yıllık nefes kesen bir yolculuğa çıkarıyor ve dünyamızı şekillendiren hümanistlerin gözü pek yaşamları ve fikirleriyle tanıştırıyor.

Rönesans âlimlerinden insan hakları savunucularına, Erasmus’tan Zora Neale Hurston’a, hümanizmin en karanlık zamanlarda bile umut aşılama konusundaki gücünü gözler önüne seriyor.

Karmaşa ve düzeni bir arada barındırmayı başaran hümanizmin fanatiklerden, mistik ve tiranlardan gelen tüm karşı çıkışlara rağmen nasıl bu kadar güçlü ve dayanıklı kalabildiğini sorguluyor.

‘Hümanistler’, kurumlar ya da fikirler etrafında kutuplaşmanın ayyuka çıktığı günümüzde, insanı yeniden merkeze alan ve birbirimize özen göstermemizin kıymetini hatırlatan benzersiz bir inceleme.

  • Künye: Sarah Bakewell – Hümanistler: Özgür Düşünme, Sorgulama ve Umudun 700 Yıllık Tarihi, çeviren: Gökçe Çakmak, Domingo Kitap, inceleme, 448 sayfa, 2024

Erich Fromm – Psikolog Olmayanlar İçin Psikoloji (2024)

Erich Fromm hayatını insan varoluşunun temel sorularını yanıtlamaya çalışarak geçirdi.

Onun için “insan kimdir?” sorusu doğrudan yaşamanın özüne götürüyordu.

Bu kitapta yer alan yazılar, Fromm’un psikolojik ve toplumsal sorunlara ilişkin temel düşüncelerini aktaran ve ilk kez yetmişli yıllarda Güney Almanya Radyosu’nda yayınlanan konuşmalarına dayanıyor.

Fromm, saldırganlığın kökenlerinin yanı sıra savaşın ruhsal ve politik koşullarını da araştırıyor, toplumumuzdaki bolluk ve bıkkınlığı inceliyor ve psikolojinin işlevlerini psikolog olmayanlar için açıklıyor.

Fromm’un özgün anlatımı ve incelikli dili, insanlara karşı ne kadar derin bir anlayış ve sevgiyle dolu olduğunu gösteriyor.

Kitaptan bir alıntı:

“Her insan yaşamına uygun olan psikolojiyi uyguluyor ve uygulamalıdır. İnsan başkalarının neler yaşadığını bilmek, onları anlamaya çalışmak zorundadır. Hatta başkalarının nasıl davranacağını tahmin etmek zorundadır.”

  • Künye: Erich Fromm – Psikolog Olmayanlar İçin Psikoloji, çeviren: Özlem Özlen Şimşek, Say Yayınları, psikoloji, 200 sayfa, 2024

Michael Quante – Uzlaşmaz Marx (2024)

Dinî çatışmalar, doğal kaynaklar için verilen mücadeleler, savaşlar, Avrupa kapılarına dayanan mülteci akınları, iklim değişikliklerinin neden olduğu doğal afetler ve bunlara eşlik eden kıtlıklar…

‘Uzlaşmaz Marx’, günümüz kapitalizminin yarattığı bu yıkıcı kargaşa karşısında, onun uzlaşmaz muarızı Marx’ın analitik ve eleştirel gücünün güncelliğini vurguluyor.

Marx’ın düşünce sisteminin fikirler tarihi kanonunun tozlu raflarına kaldırılamayacak kadar canlı olduğunu hatırlatırken, bu güncelliğin sanılandan çok daha kapsamlı olduğuna işaret ediyor: Marx, son on yılda liberal ya da muhafazakâr iktisatçıların dahi sıklıkla hakkını verdiği üzere, basitçe ve sadece kapitalist ekonomik krizlerin bir teorisyeni değildir.

Marx’ın ekonomi politik eleştirisinin temel kavramları insan varoluşuna ilişkin bir dizi etik, felsefi, antropolojik tartışmanın kapısını aralar.

Michael Quante’ye göre Marx’ın “modern kapitalist toplum düzenine ilişkin analizi, içinde bulunduğumuz durumda sorun çözme potansiyeline ve eleştirel güce sahip olmaya devam eden felsefi kavramlarla desteklenmektedir” ve Marksist düşünce, güncelliğini öncelikle bu tartışma izleklerine borçludur.

Yazar, ‘Uzlaşmaz Marx: Kargaşa İçindeki Dünya’yı tam da Marx’ın düşüncesindeki bu kalıcı potansiyeli ve gücü akademik tartışmaların ötesine taşımak, günümüz okurlarına “kendi yaşam gerçekleri üzerine düşünmelerini ve böylece eleştirel bir mesafe koymalarını sağlayabilecek düşünce motiflerini ve içgörüleri” sunmak için kaleme almış.

Zira dünya halklarının “krizlere ve küreselleşmeyle beraber her yerde hüküm süren zorluklara karşı tepkisini, milliyetçilikle, dışlamayla ve çözüm yerine sadece yeni baskılar vadeden siyaseten gerici stratejilerle” verdiğini kaygıyla not düşer.

  • Künye: Michael Quante – Uzlaşmaz Marx: Kargaşa İçindeki Dünya, çeviren: Sezer Karagöz, Yordam Kitap, siyaset, 128 sayfa, 2024

Cemal Taş – “Hey Allah’ın Zalımları” (2024)

Dersim üzerine yaptığı çalışmalarla tanınan Cemal Taş, “Hey Allah’ın Zalımları”nda hem “içeriden” hem “dışarıdan” tanıklarla yaptığı görüşmeleri bir araya getirerek, 1937 ve 1938’de devletin Dersim’de yürüttüğü harekâtların “yok etme”ye yönelik kapsamına dair zengin bir panorama sunuyor.

‘Dağların Kayıp Anahtarı’nın devamı niteliğindeki çalışma, Dersim ’38’i tanıklar ve tanıklıklar üzerinden anlamanın ve anlatmanın önemini ortaya koyuyor.

Zira en yakınlarını kaybedenlerin, bizzat “süngü yarası” taşıyanların, evlerinden yurtlarından olanların iç yakıcı anlatıları, o dönem Dersim’de görev yapanların tanıklıklarıyla tamamlanıyor kitapta.

Dersim toplumu ve kültürü hakkında birçok detayın da bulunabileceği bu sözlü tarih çalışması, yüzleşme, hesaplaşma ve adalet mücadelesine önemli bir katkı…

  • Künye: Cemal Taş – “Hey Allah’ın Zalımları”: Dersim 1938 Anlatıları, İletişim Yayınları, tarih, 310 sayfa, 2024

Warren Treadgold – Kısa Bizans Tarihi (2024)

532 yılında, Bizans İmparatoru Iustinianus, Nika İsyanı’nın patlak verdiğinde büyük bir tehditle karşı karşıya kaldı.

Hipodrom’da toplanan isyancılar, imparatorluk sarayına saldırdılar ve Constantinopolis’in büyük bir kısmı alevlere teslim oldu.

Iustinianus, ünlü general Belisarius’un liderliğinde isyanı bastırdı.

İsyanın ardından, Iustinianus şehri yeniden inşa etmek için büyük bir fırsat yakaladı ve Hagia Sophia’nın muazzam inşa süreci başladı.

  • Roma İmparatorluğu neden ve nasıl ikiye bölündü?
  • Bizans nasıl çöktü ve imparatorluğun mirası günümüzde nasıl yaşıyor?
  • Veba salgınları, düşman saldırıları ve iç karışıklıklar karşısında Bizans nasıl direndi?
  • Bizans sanatının ve mimarisinin benzersiz özellikleri nelerdi?
  • İmparatorluğun sınırları nasıl genişledi ve korundu?
  • Malazgirt Savaşı’nın imparatorluk üzerindeki etkileri nelerdi?
  • Bizans İmparatorları, Türk tehdidine karşı nasıl stratejiler geliştirdi?

Warren Treadgold Bizans İmparatorluğu’nun başlangıcından çöküşüne kadar olan süreçte, imparatorluğun askeri, politik, kültürel ve ekonomik yapılarını ayrıntılı bir şekilde analiz ediyor.

Diocletianus’un imparatorluğu ikiye bölmesinden Constantinopolis’in kuruluşuna, Iustinianus’un büyük fetihlerinden ikonoklazm dönemine kadar birçok kırılma noktasını okuyucuya aktarıyor.

Treadgold’un usta kalemiyle bu kitapta Bizans’ın Batı Roma İmparatorluğu’ndan ayrıldığı tarihten, parçalarına ayrılmış imparatorluktan geriye kalan son devletin Türkler tarafından ortadan kaldırıldığı 1461 yılına kadar geçen zamana kadar bir genel tarih okuyacaksınız.

Treadgold’un akıcı üslubu ve kapsamlı araştırması imparatorluğun mirasını ve dünya tarihindeki rolünü anlamak için benzersiz bir fırsat sunuyor.

‘Kısa Bizans Tarihi’ akademisyenler ve tarih meraklıları için vazgeçilmez bir kaynak kitap olacak.

  • Künye: Warren Treadgold – Kısa Bizans Tarihi, çeviren: Uzay Can Ardal, Kronik Kitap, tarih, 416 sayfa, 2024

Jason Steinhauer – Altüst Edilen Tarih (2024)

İnternet çağıyla birlikte hız, doğrululuktan; viral olmak ise öğrenmekten daha önemli hâle geldi.

İnternet; tarihimizi, geçmişimizi ve toplumumuzu kökünden değiştirdi.

Zaman alan, uzman merkezli, içsel olarak değerli modeli kullanan akademik tarihçiler; anında tatmin edici, kullanıcı merkezli e-tarih karşısında geri plana itiliyor.

Steinhauer, bu kitapta Wikipedia’dan 
Facebook’a, TikTok’tan Instagram’a kadar sosyal medyanın kullanıcı merkezli deneyimi nasıl en üst düzeye çıkardığını tartışıyor, okurları internet ortamında iken üzerinde “tarih” etiketi bulunan bilgileri tüketirken bilinçli olmaya çağırıyor.

Bunu yaparken internet ve sosyal medyanın yükselişinden bu yana geçen yirmi yılda, tarih yazımı pratiğindeki erozyonu metodik olarak inceliyor.

Steinhauer, ‘Altüst Edilen Tarih’te teknolojinin etkilerini ve toplumları sarsma kapasitesini yakından tecrübe ettiğimiz günümüzde sosyal ağların geçmişe dair anlayışımızı nasıl değiştirdiğini daha iyi anlamak için “e-tarih” evreninin röntgenini çekiyor.

E-tarih ile hangi amaçların güdüldüğünü, görünürlük elde etmek için hangi taktiklerin kullanıldığını, internet kullanıcılarının nasıl daha iyi birer çevrimiçi tarihsel bilgi tüketicisine dönüştürülmek 
istendiğini derinlemesine analiz ediyor.

Kendisini “profesyonel tarihçi, kamu tarihçisi” ifadeleriyle tanımlayan Jason Steinhauer’ın kaleme aldığı ‘Altüst Edilen Tarih’, ilham verici ancak bir o kadar da rahatsız edici bir kitap.

  • Künye: Jason Steinhauer – Altüst Edilen Tarih: Sosyal Medya ve İnternet Tarih Anlayışımızı Nasıl Etkiledi?, çeviren: Şafak Tahmaz, The Kitap Yayınları, tarih, 208 sayfa, 2024

Kolektif – Toplumsal Yapı (2024)

Yirmi beş bilim insanının katkılarıyla kapsamlı bir temel referans kitabı olarak hazırlanan ‘Toplumsal Yapı: Türkiye’de Eşitsizlik, Tahakküm, Değişim’, sermaye birikimi, nüfus değişimleri, ailenin dönüşümü, tarımda dönüşüm, üretimin yapısı, devlet-sermaye ilişkilerini güncel veriler ışığında ele alıyor.

Kent ve çevre sorunları, kadın işgücünün durumu, toplumsal cinsiyet rejimi, eşitlik sorunları, ırkçılık, sendikal ve mesleki örgütlenmeler, orta sınıfların ve esnafın konumunda değişimler, toplumsal mücadele alanları gibi konulara eğiliyor. Bu değişim ve mücadelelerin kültürel alana yansımasına ve aile içinde, çalışma hayatında ve dinsel alanda hüküm süren tahakküm ilişkilerine ışık tutuyor.
Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Aksu Bora, Alanur Çavlin, Aslı Aydemir, Aslı Odman, Aybala Ertekin, Cem Özatalay, Cemil Yıldızcan, Deniz Parlak, Deniz Pelek, Deniz Yonucu, Didem Danış, Gözde Orhan, Gülengül Altıntaş, Hande Gülen, Işıl Erdinç, Jean-François Pérouse, Müge Neda Altınoklu, Osman Savaşkan, Ozan Félix Sousbois, Saniye Dedeoğlu, Tanıl Bora, Uraz Aydın, Y. Doğan Çetinkaya, Yıldırım Şentürk, Z. Tül Akbal Süalp.

Kitaptan bir alıntı: “Tıpkı dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de toplumsal yapı tanımları arasında farklar var. Bunlar toplumsal yapının sorunsallaştırılmasına ve incelenmesi sırasında izlenen yol ve yöntemlere yansıyor. Tüm bu çeşitliliğine rağmen, toplumsal yapı incelemelerinde istatikselleştirilmiş demografik, sınıfsal ya da kültürel oluşumlar, ırksal, dinsel tahakküm ilişkileri, toplumsal cinsiyet rejimleri, yani ilk bakışta bizlere dışsal gibi görünen büyük çaplı olgular karşımıza çıkar. Oysa toplumsal yapı, aynı zamanda maddi ve sembolik (kültürel) pratiklerimizin, gömülü olduğu ilişki ağlarının dışında bir olgu değildir. Toplumsal yapının harcını ve taşıyıcı unsurlarını somut, gerçek insanlar, onların maddi faaliyetleri, reel ilişkileri ve bunlar hakkındaki tasavvurları oluşturur. Toplumsal yapıyı bu bütünselliği dikkate alarak incelemek gerekir.”

  • Künye: Kolektif – Toplumsal Yapı: Türkiye’de Eşitsizlik, Tahakküm, Değişim, derleyen: Cem Özatalay, İletişim Yayınları, inceleme, 638 sayfa, 2024

Elizabeth Foley, Beth Coates – Yetişkinlere Shakespeare (2024)

Shakespeare oyunları her çağdan insana hitap etmeyi nasıl başarıyor?

Oyunları gerçekten Shakespeare mi yazdı?

Oyunların ilk kez okuyucuyla buluştuğu Birinci Folyo nasıl derlendi?

Oyunlardan birini ilk kez sahnelendiğinde seyredebilseydik nasıl bir performansla karşılaşacaktık?

Sonelerdeki “Karanlık Leydi” kim olabilir?

Bu kitapta yanıtlarını bulacağınız sorulardan sadece birkaçı…

Shakespeare’in özel hayatı, çağdaşları ve etkileşimleri; dili ve şiirsel yeteneği; eserlerinin tarihsel çerçevesi ve anahtar temaları; az bilinen çalışmaları ve karakterleri, çok bilinen tiratları ve yapıtlarından ünlü alıntılar; kendi türettiği deyişler ve sözcükler gibi birçok başlık altında sürükleyici bir okuma serüveni sizi bekliyor.

  • Künye: Elizabeth Foley, Beth Coates – Yetişkinlere Shakespeare: Shakespeare Hakkında Bilmeniz Gereken Her Şey, çeviren: Zeynep Avcı, Alfa Yayınları, inceleme, 360 sayfa, 2024

Nan Sloane – Durdurulamayan Kadınlar (2024)

‘Durdurulamayan Kadınlar’, 1789’da Fransız Devrimi’nin patlak vermesiyle 1832’de Büyük Reform Yasası’nın yürürlüğe girmesi arasındaki radikal, reformist ve devrimci kadınların öyküsüdür.

Bugün onların çok azı tanınıyor; bazıları kendi günlerinde bile bilinmiyordu.

Hepsi şu anda yaşadığımız dünyaya bir şeyler kattı.

Kadınların siyaseti erkeklere bırakması gerektiği konuşuldu, yazıldı, karşı çıkıldı.

Zor sorular soruldu, iktidar yapılarına meydan okundu.

Bazen konuşanlar mahkûm edildi, hatta bazıları bu uğurda öldü.

Tarih, bu aktivist kadınlara genellikle iyi davranmadı ve sıklıkla bir kenara ya da dipnotlara itildiler, göz ardı edildiler.

Bu kadınlar, bu kitapta hem kendilerinin hem de başkalarının hikâyelerinde merkezde yer alıyorlar ve bunu yaparken dönemin bilinen anlatımlarına farklı sesler getiriyorlar.

Bu kadınlar ve daha birçokları, bugün bildiğimiz siyasi fikirlerin ve özgürlüklerin geliştirilmesinde önemli rol oynadılar ve bazıları hâlâ kazanılması gereken savaşlarda yer aldı ya da hâlâ çözülmemiş sorunları gündeme getirdi.

Okumakta olduğunuz bu kitap, tam olarak onların nefes kesici hikâyeleridir.

  • Künye: Nan Sloane – Durdurulamayan Kadınlar: Radikaller, Reformcular, Devrimciler, çeviren: Defne Yazıcıoğlu, Sander Yayınları, kadın, 320 sayfa, 2024

Elaine Scarry – Acı Çeken Beden (2024)

Elaine Scarry ‘Acı Çeken Beden’de içerisinde yaşadığımız dünyanın hem yıkımında hem de yapımında rol oynayan acının dilinin peşine düşüyor.

Acı en dolayımsız duyudur.

Göz her zaman bir imgeyi görürken, kulak her zaman bir sesi işitir.

Peki, acının nesnesi nedir?

Daima inlemeler ve çığlıkların bulanıklaştırdığı bu duyguyu deneyimin öznesi bile tam olarak anlamazken, acı başkasına nasıl anlatılabilir?

İşte ‘Acı Çeken Beden’in çıkış noktası tam da burasıdır: Tüm bu zorluklara rağmen acıyı ifade eden bir dil için duyulan ihtiyaç.

İnsan Hakları Savunucuları, hukukçular, doktorlar ve sanatçılar acının sözlerini bulmakta önemli başarılar elde etmiştir.

Fakat Scarry bu gibi başarıları kutlamakla ilgilenmez.

Aksine, tam da işkence ve savaşta olduğu gibi, acıyı ifade etmek için kurulan bu dilin acı veren aletleri, silahları ve taktikleri öne çıkararak acı çeken bedenin kendisini nasıl unutturduğunu gözler önüne serer.

Aynı durum, Marx’ın kapitalizm çözümlemesi için de geçerlidir.

Çünkü bu dil dünyanın yalnızca yıkımında değil, kurulumunda da etkindir.

Gerek semavi dinlerin gerekse daha modern söylemlerin kurucu ve yıkıcı dili Scarry’ye göre daima acıyı ifade eden fakat bedeni göz ardı eden bu dil temelinde inşa edilmiştir.

  • Künye: Elaine Scarry – Acı Çeken Beden: Dünyanın Yapımı ve Yıkımı, çeviren: Bilge Demirtaş, Livera Yayınevi, inceleme, 632 sayfa, 2024