Kolektif – Tekinsiz Evren ve Yalnızlık (2023)

Tekinsizlik ve yalnızlığı psikanalitik kuram ve uygulamalardan yola çıkarak, pandeminin gölgesinde yeniden düşündüren ve tartıştıran bir kitap.

İstanbul Psikanaliz Eğitim Araştırma ve Geliştirme Derneği (Psike İstanbul) tarafından 6 Aralık 2020 tarihinde “Tekinsiz Evren” ve 11-12 Aralık 2021 tarihinde “Yalnızlık” başlıklarıyla gerçekleştirilen Psikanalitik Bakışlar sempozyumlarındaki sunumların derlemesini içeren bu kitap, tekinsizlik ve yalnızlığı psikanalitik kuram ve uygulamalardan yola çıkarak pandeminin gölgesinde yeniden düşünen ve tartışan yazılardan oluşuyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler şöyle: Hülya Akar Özmen, Aslı Day, Ayla Yazıcı, Berrak Ciğeroğlu, Salman Akhtar, Işın Sayın Tamerk, Yeşim Korkut, Bella Habip, Ayfer Tunç, Danielle Knafo, Shmuel Erlich, Türkay Demir, Alp Kamazoğlu, Y. Özay Özdemir, Refhan Balkan.

Kitaptan bir alıntı:

“Yalnızlık veya kendini yalnız hissetme meselesi, esas itibarıyla iki temel boyutla, ayrı veya birlikte olmakla ilişkilidir. Bu meselenin merkezinde, hayatımızı ve ruhsal durumumuzu sürekli şekillendiren bu iki temel nitelik arasında nasıl bir etkileşim olduğu ve bunların birbirlerini nasıl etkiledikleri, tamamladıkları ve birbirleriyle nasıl çeliştikleri sorusu yatar. Hele ki psikanalitik perspektiften (sosyolojik, psikolojik, ampirik ve betimleyici perspektifin tersine) yaklaşıldığında daha da önemli olan soru şudur: Bu ayrıklık veya birliktelik boyutları nasıl deneyimlenir? Ve ruhsallığımızın hangi yönleri bu deneyimi şekillendirir?

“Ayrıklık-yapma biçiminde yalnızlık, nesne kaybının, yasın ve nesnenin yeniden bulunmasının tanıdık hatlarında deneyimlenir. Birliktelik-olma biçiminde ise nesnenin yanında bile kopukluk, ölülük ve boşluk olarak deneyimlenir.”

  • Künye: Kolektif – Tekinsiz Evren ve Yalnızlık, derleyen: Hülya Akar Özmen, Minotor Kitap, psikanaliz, 224 sayfa, 2023

John Gibson Lockhart – Napolyon Bonaparte’ın Hayatı (2023)

“Hayatım yazılsa roman olurdu.” demişti.

Savaş meydanında korkunç bir düşman, geceleriyse tutkulu bir romantikti. Napolyon Bonapart tarihin en büyüleyici ve kutuplaştırıcı figürlerinden biri kabul edildi.

John Gibson Lockhart’ın bu ayrıntılı biyografisi ise, ünlü Fransız kumandanı ve imparatorunu tüm göz kamaştırıcı yönleriyle ele alıyor.

Napolyon gençliğinin ateşli enerjisi ve karşı konulmaz hırsıyla askerlik kariyerinde görkemli bir yükseliş gösterdi.

Zaman zaman karakterine yakışmayan ve eşine azap veren aşklar yaşadı ama hiçbir zaman başka bir kadının, zihni üzerinde etkili olmasına izin vermedi.

Henüz otuz beş yaşındayken Papa’nın huzurunda Fransız İmparatoru olarak taç giydi.

Birkaç yıl içinde, modern tarihte eşi benzeri görülmemiş gücüyle Avrupa’nın etkin efendisi hâline geldi.

Çöküşü de daha az dramatik olmayacaktı.

  • Künye: John Gibson Lockhart – Napolyon Bonaparte’ın Hayatı, çeviren: Uğur Gülsün, İthaki Yayınları, biyografi, 624 sayfa, 2023

R. Haldun Aydıngün – Demokrat bir Türkiye İçin Kişisel Gelişim Rehberi (2023)

Bu kitap yazarın bir mühendis ve bir sosyal bilimci olarak Dünyayı ve Türkiye’yi izlerken edindiği gözlemlere ve çıkarımlara dayanıyor.

Türkiye’nin bir türlü demokrasiye geçememiş olmasının en birincil nedeninin insanımızda (yazar buna kendini ve çevresindeki hemen herkesi de katmaktadır) demokrasi duygusunun yetersiz olmasını gösteriyor ve on iki başlık altında kendisinde ve toplumda gördüğü temel, anti-demokrat kültürel birikimleri ortaya koyuyor ve bunlardan kurtulabilmek için yapılması gerekenleri de anlatıyor.

Kitap demokrasi karşıtı kesimleri ikna etmek için değil demokrat olduğuna inananlar için yazılmış.

  • Künye: R. Haldun Aydıngün – Demokrat bir Türkiye İçin Kişisel Gelişim Rehberi, Arkeopera Yayınları, siyaset, 128 sayfa, 2023

Kolektif – Türkiye’nin 1980’li Yılları (2023)

Türkiye’de ‘80’ler, siyasi, iktisadi ve büyük bir toplumsal dönüşümün miladıdır.

Travmaların, yeni bir insan ve toplum tipinin, arayışların olduğu kadar kayboluşların, dahası yeni bir “dünya”nın habercisidir…

  • 24 Ocak Kararları, 12 Eylül Darbesi ve 1982 Anayasası
  • Mamak, Metris, Diyarbakır cezaevleri
  • Kenan Evren, Turgut Özal, Bülent Ecevit, Turhan Feyzioğlu, Erdal İnönü, Saim Bülend Ulusu, Mesut Yılmaz, Yıldırım Akbulut, Hüsamettin Cindoruk
  • Ordu ve siyaset ilişkisi, bankerler, prensler, 1402’likler, toplu davalar, YÖK
  • Aydınlar Dilekçesi, İnsan Hakları Derneği, 1989 Bahar Eylemleri, Devekuşu Kabare
  • Feminist hareket, LGBTİ+ hareketi, Kürt hareketi, Aleviler
  • Müzik, sinema ve edebiyat âleminde gelişmeler ve tartışmalar…

Mete Kaan Kaynar’ın hazırladığı derlemeye İsmet Akça, Mehmet Ö. Alkan, Murat Arslan, Şükrü Aslan, Gökhan Atılgan, Pınar Aydoğan, Ahmet Bayar, Arzu Bayar, Tanıl Bora, Kemal Can, Aziz Çelik, Zişan Ataman Çelik, Elifcan Çoruk, Kadir Dede, Hande Dönmez, Selçuk Duran, Veysel Ergüç, Çimen Günay-Erkol, Kaan Gaytancıoğlu, Çağdaş Görücü, Demet Gülçiçek, Şenol Gündoğdu, Bora Gürdaş, Nurettin Kalkan, Murat Karayalçın, Erdinç Kaygusuz, Mete Kaan Kaynar, Tuğçe Kelleci, Nuray Ertürk-Keskin, Merve Eken-Küçükaksoy, Bayram Koca, Selçuk Koca, Ertuğrul Zengin, Levent Odabaşı, Göze Orhon, Asım Öz, Gencer Özcan, Celal Oral Özdemir, Cansu Parlak, Selman Saç, Ayşem Sezer-Şanlı, Funda Şenol, Tuncay Şur, Alper Torun, Sibel Utar, Anıl Varel, Aybars Yanık, Kerem Yavaşça, Koray R. Yılmaz, Onur Alp Yılmaz, Mehmet Yüce, Besim Can Zırh, Bengü Öztan-Körün katkıda bulunmuş.

  • Künye: Kolektif – Türkiye’nin 1980’li Yılları, derleyen: Mete Kaan Kaynar, İletişim Yayınları, inceleme, 1272 sayfa, 2023

Nicholas Humphrey – Kırmızıyı Görmek (2023)

Bilinç nedir, ne yapar, neden var?

Kırmızı bir perde görmek insana dünyaya dair bir şey söyler.

Ama zihinde yeni bir olguya da yol açar: zihnimizdeki bir duyuma, kırmızılık hissine.

Geleneksel bilim bilinç duyumların nelerden oluştuğunu, bunları nasıl elde ettiğimizi veya bunlara nasıl sahip olduğumuzu bize henüz söylemedi.

İşte bu kitap da bilincin amacını evrimsel bir perspektiften değerlendiriyor.

Felsefe, psikoloji, biyoloji ve bilişsel bilim arasındaki sınırları zorlayan bu kitapta okurlar, bilinç hakkındaki yerleşik bilimsel kabullere meydan okuyan bir bakış açısıyla tanışacaklar.

  • Künye: Nicholas Humphrey – Kırmızıyı Görmek: Bilinç Üzerine Bir İnceleme, çeviren: Ferit Burak Aydar, Fol Kitap, bilim, 128 sayfa, 2023

Charles Liu – A’dan Z’ye Astronomi (2023)

Uzay; asteroitler, kuyruklu yıldızlar, aylar, gezegenler, yıldızlar, takımyıldızlar ve galaksilerle dolu.

Bunlar hemen göze çarpanlar.

Bir de ancak en ileri teknolojili teleskoplarla görülebilen ya da algılanabilen öte gezegenler, kara delikler, pulsarlar, kuazarlar, nötron yıldızları, bulutsular ve daha başka pek çok şey var.

Bu kitap, tüm bu gök cisimlerinin nasıl oluştuğuna, tüm bu kozmolojik olayların nasıl meydana geldiğine dair temel bilgiler içeriyor.

‘A’dan Z’ye Astronomi’, sizi bilim tarihinde bir gezintiye çıkarıyor, size astronominin –insanın ta en başından beri kozmosu gözetlemeye ve sırlarını çözmeye çabalayışının– öyküsünü anlatıyor.

  • Evren sonlu mu sonsuz mu?
  • Öte gezegenlerde hayat var mı?
  • Gökcisimleri neden birbirini çeker?
  • Gama ışını patlaması nedir?
  • Astrobiyoloji nedir? gibi sorularınıza tatmin edici yanıtlar veriyor.

Hiçbir sorunuz yanıtsız kalmasın!

  • Künye: Charles Liu – A’dan Z’ye Astronomi: Evren, Gökadalar, Yıldızlar, Güneş Sistemi, Uzay Programları, Uzayda Hayat, çeviren: Mehmet Emin Özel, Say Yayınları, bilim, 464 sayfa, 2023

Paul Langevin – Bilim ve Laiklik (2023)

Paul Langevin, 20. yüzyılın en önemli bilim insanlarından birisi olmasına rağmen maalesef Türkiye’de çok dar ve genelde bilim tarihine ilgi gösterenlerle sınırlı bir kesimin ve onların da çok genel hatlarıyla tanıdığı bir fizikçi.

Bu kitap bu adaletsizliği kısmen de olsa gidermeyi hedefliyor.

Kafa ve yüreğiyle insanlığın özgür geleceğine, aydınlanmış bireylerin oynayacağı belirleyici role inanan ve tüm bilimsel birikimiyle karanlığı temsil eden bütün ideolojilere karşı ömrü boyunca mücadele etmiş bu büyük bilim insanının daha yakından tanınması hiç kuşkusuz özgürlük mücadelesine de katkı sunacaktır.

  • Künye: Paul Langevin – Bilim ve Laiklik, çeviren: Mustafa Öcal, Ginko Bilim Yayınları, bilim, 64 sayfa, 2023

Alexandre Matheron – Spinoza’da Birey ve Topluluk (2023)

Günümüzün en büyük Spinoza yorumcularından biri olan Alexandre Matheron, conatus teorisini merkeze alır ve politikayı bir güç ontolojisi olarak düşünmenin önünü açar.

Bu kitabında da Spinoza’nın ‘Ethica’sı ile politik yapıtlarını bireylik ve ortaklık, birey ve topluluk kavramları yoluyla sistematik bir biçimde iç içe geçiriyor, tekil bireyler gibi politik toplumu da bir beden, doğrudan cismani bir varlık olarak ele alıyor.

Nasıl ki Spinoza’da her birey kuvvetlerin iletişiminin bir sonucu, hareket ve durağanlığın belirli bir oranı ise, ona göre, politik toplum da duyguların ve onların iletişimlerinin bir sonucudur.

Başka bir deyişle, ister tekil birey, ister politik toplum olsun, beden daima bir karşılaşma, etkileşim ve ortaklık pratiğidir.

Matheron’un bu Spinoza okuması, burjuva egemenlik teorisinin önvarsaydığı, birey ile topluluk, özgürlük ile ortaklık arasındaki sözde aşılamaz boşluğu bir duygular fiziğiyle doldurur ve böylece bizi politik batıl inançlarımızın belki de en kötüsünden kurtulmaya çağırır: Ortaklık yalnızca zorunluluk değil, aynı zamanda özgürlüktür.

Daha önemlisi, ortaklık ne kadar sınırsızsa, bireysel özgürlük o kadar eksiksiz ve yetkindir.

  • Künye: Alexandre Matheron – Spinoza’da Birey ve Topluluk, çeviren: Ece Durmuş, Otonom Yayıncılık, 608 sayfa, 2023

Jean-Paul Roux – Altay Türklerinde Ölüm (2023)

“Aklın ölümü kavradığı andan itibaren ölüm tüm insani varlığa egemen olmuştur” diye başlar ‘Altay Türklerinde Ölüm’.

Bugün tıbbileşmiş zihinlerimizle ölümü yaşamın yokluğu olarak görüyor, ölmeyi eksilme olarak tecrübe ediyoruz.

Modern öncesi toplumlarda ölüm –Altay Türklerinin inanışında da tezahür ettiği şekliyle– yaşamın değillenmesi değil, farklı bir surette devam ettirilmesidir.

Ölüm topluma aittir, çünkü ölenler ve gittikleri diyar da toplumun devamıdır.

Büyük Türkolog Jean-Paul Roux, uçsuz bucaksız bozkırın sakinlerinin, Altay halklarının yaşam kavramını açığa çıkarabilmek için onların ölümden ne anladıklarını, ölmekle neyi murat ettiklerini, ölmeyi nasıl kurguladıklarını, ölümlülükten ne anladıklarını, neyin öldüğünü ve neyin kaldığını, ölümün etrafında vücuda getirdikleri toplumsallığı ele alır.

Ölüm, Altay inanışında yaşamla ve kolektifle yeniden tanışmadır, hem ölen hem de geri kalanlar için.

İlk kez 1963’te yayımlanan Roux’nun bu çalışması, kuramsal zarafeti ve nefes kesen sentez çabasıyla okurlara yeni kapılar açmaya devam ediyor.

  • Künye: Jean-Paul Roux – Altay Türklerinde Ölüm, çeviren: Aykut Kazancıgil, Dergah Yayınları, tarih, 320 sayfa, 2023

Iris Marion Young – Adalet ve Farklılık Politikası (2023)

Iris Young’ın ‘Adalet ve Farklılık Politikası’ndaki argümanı, bu kitabın ilk kez basıldığı zamanlarda da anlaşıldığı üzere, felsefi açıdan zengin olmasının yanı sıra ileri görüşlü olarak da nitelenebilir.

Adalet, farklılıkları desteklemeli mi yoksa tek düze insan yaratmaya mı çalışmalı?

  • Farklılıkları destekleyen bir adalet tüm vatandaşlarına eşitliği nasıl getirmeli?
  • Feminizm, Siyah özgürleşmesi, Amerikan Yerlileri hareketi ve gey ve lezbiyen özgürleşmesi gibi sol siyasetle ilişkili yeni grup temelli toplumsal hareketlerin iddialarının adalet ve siyaset felsefesi açısından sonuçları neler olmalıdır?
  • Postmodern felsefenin Batılı adalet sistemine meydan okumasının adalet ve siyaset felsefesi üzerindeki etkileri nelerdir?
  • Eşitlik ve demokrasiye yönelik geleneksel sosyalist çağrılar adalet sistemine nasıl eklenebilir?
  • Yeni toplumsal hareketler dolaylı olarak hangi sosyal adalet anlayışlarına hitap eder ve geleneksel adalet anlayışlarıyla nasıl yüzleşir veya onları nasıl değiştirir?

İşte bu kitap daha önceki adalet teorilerinde ele alınmayan ancak günümüzde eksikliği hissedilen bu yeni soru ve sorunlara cevap arıyor.

  • Künye: Iris Marion Young – Adalet ve Farklılık Politikası, çeviren: Nadire Özdemir, Fol Kitap, felsefe, 416 sayfa, 2023