Julian Barnes – Arthur ve George (2009)

Çağdaş İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden Julian Barnes, nitelikli romanı ‘Arthur ve George’ta, yaşamları ve kişilikleri birbirinden çok farklı iki karakterin kesişen yollarını hikâye ediyor.

On dokuzuncu yüzyılın sonuyla yirminci yüzyılın başlarında geçen öykünün kahramanlarından ilki, Sherlock Holmes romanlarının yazarı Arthur Conan Doyle, diğeri de, Hint kökenli bir İngiliz olan, babasının öğretilerini tartışmadan kabul eden, içe kapanık George Edalji’dir.

Günün birinde işlemediği bir suçtan yargılanan Edalji, yardım istemek için Doyle’ı ziyaret eder.

Edalji’nin akıllara durgunluk veren hikâyesini öğrenen Doyle, onu savunmaya karar verecektir.

  • Künye: Julian Barnes – Arthur ve George, çeviren: Serdar Rifat Kırkoğlu, Ayrıntı Yayınları, roman, 452 sayfa

Sam Savage – Firmin (2009)

Amerikalı edebiyatçı Sam Savage ‘Firmin’de, 60’lı yıllarda Boston’daki bir kitapçının bodrumunda doğan, kitap okumayı onları yedikçe öğrenen, zekası ve duygularıyla insanı aratmayan Firmin isimli bir farenin hayat hikâyesini anlatıyor.

Zamanla kitapçıdaki tüm kitapları okuyan Firmin, ardından, kendisine çok yakın bulduğu insanlarla iletişime geçmeye, yaşadığı yalnızlığı sonlandırmaya çalışacaktır.

Her zaman bir hümanist olan Firmin, bu yakınlığı kurmaya çalışırken, her seferinde farklı yolları deneyecektir.

Savage, Firmin’in hayallerini ve hayal kırıklıklarını, yaşadığı yabancılaşmayı ve yalnızlığını, kimi zaman mizahi kimi zaman hüzünlü bir üslupla hikâye ediyor.

  • Künye: Sam Savage – Firmin, çeviren: Kemal Küçükgedik, Özgür Yayınları, roman, 157 sayfa

Mike Wayne – Marksizm ve Medya Araştırmaları (2009)

Mike Wayne ‘Marksizm ve Medya Araştırmaları’nda, anahtar Marksist kavramlar aracılığıyla kapsamlı bir medya analizine girişiyor.

Yazar analizini yaparken, kimi bölümlerde internet, dijital teknoloji, televizyon, yazılı medya, sinema, belgesel ve Biri Bizi Gözetliyor türü programlar gibi, argümanlarını daha sağlam kılan çeşitli medya örneklerinden yararlanıyor.

Wayne’ın, bir medya tarihçesini vermekten özellikle imtina eden çalışmasının asıl özgünlüğünün, karşılıklı bir dinamik içinde, güncel medya uygulamalarının analizine Marksizmin kavramları çerçevesinden bakması ve aynı zamanda medyanın bu kavramlarla nasıl ilişki kurabildiğini göstermesidir diyebiliriz.

  • Künye: Mike Wayne – Marksizm ve Medya Araştırmaları, çeviren: Barış Cezar, Yordam Kitap, medya, 350 sayfa

Abdulrazak Gurnah – Sessizliğe Hayranlık (2018)

Sürgün edebiyatı denince ilk akla gelen yazarlardan olan Abdulrazak Gurnah, bu etkileyici romanında, iki toplum arasında sıkışıp kalmış isimsiz bir anlatıcının hayatına iniyor.

Hikâyenin kahramanı, yıllar önce ülkesi Zanzibar’dan İngiltere’ye göç etmiştir.

Aradan geçen zaman diliminde, hayalini kurduğu akademisyenlik mesleğini icra etmekte olan kahramanımız, İngiliz sevgilisiyle dışarıdan bakıldığında mutlu mesut bir hayat yaşamaktadır.

Fakat işler göründüğü gibi değildir.

Gerçekte kahramanımız, şimdi yaşadığı İngiltere’ye hiçbir zaman kendini tam anlamıyla ait hissedememiş, öte yandan İngiliz toplumunun gözünde nihayetinde bir göçmen olarak kalmıştır.

Kahramanımız, bu arada kalma duygusunu atlatabilmek için doğup büyüdüğü topraklara, Zanzibar’a dönmeye karar verir.

Ama bu yolculuk, kahramanımızın açısından hesapta olmayan krizlere sebep olacaktır.

Zira anavatanındaki ruhsal ve manevi engeller, bütün acımasızlıklarıyla onun karşısına dikilecektir.

Gurnah, etnisite, ırk, cinsiyet, ulus, kimlik ve aidiyet temalarını ustaca işleyen ve bunu yaparken de sınırları ve milliyetleri kat eden sağlam bir hikâye sunuyor.

  • Künye: Abdulrazak Gurnah – Sessizliğe Hayranlık, çeviren: Müge Günay, İletişim Yayınları, roman, 249 sayfa, 2018

Simeon Trayçev Radev – Galatasaray Mekteb-i Sultanisi (2018)

Galatasaray Lisesi, eski adıyla Mekteb-i Sultani, Osmanlı’dan bugüne Türkiye’nin çağdaş eğitim geleneğinin en önemli taşıyıcılarından biri olageldi.

Simeon Trayçev Radev’in anılarından oluşan bu kitabı ise, hem bu önemli okulun tarihi hem dönemin atmosferi ve hem de Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçiş sürecinde yaşananlar hakkında harika bir kaynak.

On dokuzuncu yüzyıl boyunca İstanbul ve çevresinde cemaat oluşturan, Radev’in de üyesi olduğu Osmanlı tebaası Bulgarların tarihini anlatarak açılan kitap, bağımsız Bulgar Kilisesi’nin kuruluşu ve

İstanbul’a gönderilen Bulgar gençlerinin eğitimlerine yönelik çalışmalarla ilerliyor.

Kitabın devamında ise,

  • Galatasaray Lisesi’nde nasıl bir eğitim verildiği,
  • Mektebin hocalarının kimlerden oluştuğu,
  • Okulun uluslararası bir okul olmayı başarmasının altındaki etkenler,
  • Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet’e Galatasaray Lisesi eğitim ve öğretiminde değişiklikler olup olmadığı,
  • Ve lisede nehari (gündüzlüler) ve leyli (yatılılar) öğrenciler arasındaki farkların neler olduğu gibi konular ele alınıyor.

Kitap bu ve benzeri konuları aydınlatırken, dönemin İstiklal Caddesi’ndeki, Cadde-i Kebir’deki yaşam hakkında zengin bir fotoğraf da çekiyor.

  • Künye: Simeon Trayçev Radev – Galatasaray Mekteb-i Sultanisi: Resneli Bulgar Bir Talebenin Hatıraları, 1879-1898, açıklama, çeviri ve notlar: Georgi P. Kostandov, Kronik Kitap, anı, 160 sayfa, 2018

Nikolay Buharin – Zamanlar (2018)

Nikolay Buharin, Sovyetler Birliği’ni ortaya çıkaran devrimin önde gelen aktörlerinden biriydi.

Oysa devrim, ilerleyen zamanlarda Buharin’in celladı olacaktı.

Buharin, Sovyetler’de “halk düşmanı” olarak idama mahkûm edildi.

1938’de, 50 yaşındayken kurşuna dizildi.

Otobiyografik yönleri ağır basan romanı ‘Zamanlar’ı ise, cezaevindeki yıllarında yazdı.

Yazar burada, ilk gençlik yıllarına kadar olan hayatını, Rus toplumunun sosyal ve ekonomik özelliklerini anlatıyor.

Buharin’in, kendi adının kısaltması olarak kullandığı Kolya’nın yaşadıklarını hümanist bir üslupla hikâye ettiği romanı, bilhassa o dönemin Rusya’sı hakkında önemli ayrıntı ve betimlemeler barındırmasıyla ilgi çekici.

  • Künye: Nikolay Buharin – Zamanlar, çeviren: Ö. Aydın Süer, Epos Yayınları, roman, 412 sayfa, 2018

Kolektif – Dünü ve Bugünüyle Evrim Teorisi (2009)

Bilindiği gibi 2009 yılı, modern biyolojik evrim kuramının kurucusu İngiliz doğa bilgini Charles Darwin’in doğumunun 200., Darwin’in evrim kuramını anlattığı ‘Türlerin Kökeni’nin yayımlanmasının ise 150. yıldönümü.

Bütün dünyada “Darwin Yılı” olarak kutlanan 2009’da yayımlanan ‘Dünü ve Bugünüyle Evrim Teorisi’ başlıklı bu kapsamlı çalışma, evrime, evrim tartışmalarına ve Yaratılışçılık’a odaklanan yazıları bir araya getiriyor.

Dünü ve bugünüyle evrim kuramı, yaşamın oluşumu, maymundan insana geçişte emeğin rolü, teori ve ideoloji olarak evrim, adaptasyoncu program, evrensel Darwinizm, evrimci psikoloji, Yeni Yaratılışçılık ve Türkiye’de evrim, eğitim ve Yaratılışçılık, yazıların odaklandığı konulardan birkaçı.

Kitap, neo muhafazakârlığın iktidarda olduğu bugün, Darwin’i ve kuramını dogmalardan arındırarak, eksiksiz bir biçimde savunuyor.

  • Künye: Kolektif – Dünü ve Bugünüyle Evrim Teorisi, editör: Kenan Ateş, Evrensel Basım Yayın, bilim, 336 sayfa

Fatih Erdoğan – Annem Bıyık Bıraktı (2015)

Erkeklerin gölgesinde yaşamaya mahkûm edilmiş Merve, günün birinde aldığı radikal bir kararla, toplumsal cinsiyet algılarını alaşağı eder.

İşyerinde sırf erkek diye Merve’nin yerine beceriksiz bir adam terfi ettirilmiştir.

Merve’nin hem buna hem de evdeki adaletsiz işbölümüne tepkisi ise, en görkemlisinden bir pala bıyığı edinmektir.

  • Künye: Fatih Erdoğan – Annem Bıyık Bıraktı, Mavi Bulut Yayınları

Fatmagül Demirel – Adliye Nezareti (2009)

Fatmagül Demirel bu önemli çalışmasında, Osmanlı Devleti’nin son döneminde adliye teşkilatının yapısını, işleyişini ve toplumsal rolünü Adliye Nezareti bağlamında analiz ediyor.

Demirel bu analizi, nezaretin ilki 1879, ikincisi de 1911 yılında hazırlanan teşkilat nizamnamelerini temel alarak yapıyor.

Kitapta ele alınan kimi konular şöyle:

  • Adliye Nezareti’nin idari teşkilatı ve nezarete bağlı komisyonların işleyişiyle nezarete bağlı memurlar,
  • 1879 tarihinde çıkarılan Teşkilat-ı Mehakim Kanunu’yla kurulan mahkemelerin idari teşkilatı ve işleyişi,
  • Adliye müfettişlikleri, müddei-i umumilik, dava vekilleri ve mukavelat muharrirleri gibi, adli teşkilatta ilk defa ortaya çıkan yeni birimler…

Demirel’in çalışması, Osmanlı’nın adalet sisteminin nasıl bir değişim süreci izlediğini, kapsamlı olarak okurlara sunuyor.

  • Künye: Fatmagül Demirel – Adliye Nezareti: Kuruluşu ve Faaliyetleri, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları, tarih, 344 sayfa

Ingvar Ambjørnsen – Sezer ve Tozar: Çomar Amca’nın Mirası (2018)

Ingvar Ambjørnsen, özellikle 1986 yılında yayınlanan ‘Beyaz Zenciler’ adlı romanıyla büyük ün kazanmıştı.

Ambjørnsen şimdi de, kedisi ve köpeğinden ilham aldığı çocuklara yönelik bu seriyle karşımızda.

Serinin ilk kitabında, çirkin köpek Tozar ile karnı sürekli acıkan kedi Sezer, varlığından daha önce hiç haberleri olmayan bir amcaları olduğunu öğrenir.

Kahramanlarımız, gelen bir mektupla, bu gizemli amcadan kendilerine pansiyon miras kaldığını öğrenir.

Tozar ve Sezer bavullarını hazırlayıp yola koyulur.

Bu yolculuk, kahramanlarımıza yepyeni bir dünyanın kapılarını aralayacaktır.

  • Künye: Ingvar Ambjørnsen – Sezer ve Tozar: Çomar Amca’nın Mirası, resimleyen: Per Dybvig, çeviren: Deniz Canefe, Can Yayınları, çocuk, 88 sayfa, 2018