Nâzım Hikmet ve Semiha Berksoy – Nâzım Hikmet ve “Tosca”sı Semiha Berksoy (2008)

‘Nâzım Hikmet ve “Tosca”sı Semiha Berksoy’, Dünya şairi Nâzım Hikmet’in Semiha Berksoy’la mektuplaşmalarını okura sunuyor.

Semiha Berksoy, Nâzım Hikmet’le, ünlü ‘Kafatası’ piyesinin sahne hazırlıkları esnasında tanışmıştı.

O zaman Muhsin Ertuğrul’un ‘Tiyatro Mektebi’nde öğrenci olan Berksoy, şiirleri ve Darülbedayi’de oynanan oyunlarıyla Nâzım Hikmet’ten etkilenir.

Nâzım Hikmet’in ‘Kafatası’ndaki “Çiçekçi Kız” rolü için Berksoy’a şiir okutması, iki sanatçı arasında uzun yıllar süren bir arkadaşlığın ve dostluğun başlangıcı olur.

Bu kitap, sanat aşkıyla başlayan bu arkadaşlığın ve dostluğun belgeleri olan mektupları bir araya getirmesiyle dikkat çekiyor.

Nâzım Hikmet’in mektupları, şairin cezaevi yıllarına ve o dönem çalışmalarına dair ayrıntılar barındırırken; Semiha Berksoy’un mektupları da, kariyerindeki gelişimi, hedeflerini ve sevinçlerini anlatıyor.

  • Künye: Nâzım Hikmet ve Semiha Berksoy – Nâzım Hikmet ve “Tosca”sı Semiha Berksoy, Yapı Kredi Yayınları, mektup, 163 sayfa

Françoise Giroud – Alma Mahler veya Sevilme Sanatı (2008)

Françoise Giroud ‘Alma Mahler veya Sevilme Sanatı’nda, bir dönemin femme fatale’i Alma Mahler Werfel’in hikâyesini anlatıyor.

İlk kocası Gustav Mahler’den sonra Alma Mahler, Oscar Kokoschka’nın metresi, Walter Gropius’un karısı olmuş ve en son da Franz Werfel’le evlenmişti.

Zamanında Thomas Mann ile eşit tutulan Werfel’in, “Yaşayan çok az sayıdaki büyücülerden biri,” dediği Anna Mahler, yaşadığı dönemde müzik, resim, mimari ve edebiyat dünyasının ünlü isimlerini etkiledi.

Mahler’in hayatını ilginç kılan en önemli hususlardan biri de, hayatı boyunca yaratıcı insanlar arasında yaşamasıydı.

Fakat yaşadığı ilişkilerde bağlanmayı reddetmesi ve bu ilişkileri bozan, ihanet edenin daima o olması, bu nev-i şahsına münhasır kişiliğin karakteristik özelliği oldu.

Giroud, bir dönemin bu efsane isminin ilginç kişiliğini ve yaşadığı ilişkileri anlatıyor.

  • Künye: Françoise Giroud – Alma Mahler veya Sevilme Sanatı, çeviren: Ayşe Öktem, Pan Yayıncılık, biyografi, 239 sayfa

Margaret Hooks – Devrimci Fotoğrafçı: Tina Modotti (2008)

İtalya’da doğan komünist devrimci fotoğrafçı Tina Modotti, yüzyılın en büyük fotoğrafçılarından biri olarak kabul ediliyor.

Modotti’nin çektiği fotoğraflar, Meksika hayatına dair önemli birer yapıt olmalarıyla öne çıkıyor.

‘Flor de Manita’, ‘Woman With Olla’, ‘Campesinos’, ‘Bandolier, Corn, Guitar’, ‘Reading el Machete’, ‘Hands of the Puppeteer’, ‘May Day March’ ve ‘Mother and Child’, Modotti’nin kariyerinin önemli fotoğraflarından birkaçı.

Margaret Hooks’un kaleme aldığı kitapta, Modotti’nin fotoğraf sanatındaki yaratıcılığının yanı sıra, politik kimliği ve özel dünyasıyla ilgili ayrıntılar da bulunuyor.

Sanatçının fotoğraf çekmeyi öğrendiği Edward Weston’la ilişkisi, Meksika’da Diego Rivera, Frida Kahlo; İspanya iç savaşının efsane isimlerinden Vittorio Vidali, nam-ı diğer ‘Kumandan Carlos’la ilişkileri, kitapta yer alan kimi konular.

  • Künye: Margaret Hooks – Devrimci Fotoğrafçı: Tina Modotti, çeviren: Laleper Aytek, Agora Kitaplığı, biyografi, 334 sayfa

Italo Calvino – Kum Koleksiyonu (2008)

Italo Calvino’nun usta bir ayrıntı kâşifi olduğunu ve bu ayrıntıları okuru cezbedecek, onu heyecanlandıracak ve şaşırtacak bir biçimde ele aldığını iyi biliyoruz.

Yazarın denemelerini topladığı ‘Kum Koleksiyonu’ için de bunun en iyi örneklerinden biridir diyebiliriz.

Calvino’nun ansiklopedi merakı ve farklı uzmanlıklara duyduğu ilgi, denemelerin asıl çerçevesini oluşturuyor.

Calvino bir dizi nesne aracılığıyla bir tarihin izini sürüyor: eski dünya haritaları, balmumu mankenler, kil çiviyazı tabletleri, popüler baskılar, kabile kültürleri kalıntıları, yazarın kullandığı nesnelerden birkaçı.

Denemelerdeki konu zenginliği ve okur için hazırlanan sürprizler, kitabın diğer dikkat çeken yönleri.

Kitapta ayrıca, Calvino’nun Japonya, Meksika ve İran’a yapmış olduğu gezilerinin izlenimlerinin bulunduğunu da belirtelim.

  • Künye: Italo Calvino – Kum Koleksiyonu, çeviren: Kemal Atakay, Yapı Kredi Yayınları, deneme, 214 sayfa

Jonathan Safran Foer – Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın (2008)

Jonathan Safran Foer, ikinci romanı ‘Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın’da, Babasını 11 Eylül saldırısında kaybetmiş Oscar ile dedesinin bazen hüzünlü bazen gülünç maceralarını anlatıyor.

Kurguyu ilgi çekici kılan unsur, yaşanan bu trajedi üzerinden Hiroşima ve Dresden’in bombalanması gibi başka trajik olaylarla kurduğu bağlantılardır diyebiliriz.

Gerçeklik ile hayal dünyasını harmanlayan roman, işlediği konulara samimi yaklaşımı, eğlenceli üslubu ve okur için sürprizler sunmasıyla zevkli bir okuma vaat ediyor.

Eser, babasından geriye sadece bir anahtarın kaldığı Oscar’ın bu anahtarın açacağı kapının izini sürerken yaşadıklarına dayanıyor.

  • Künye: Jonathan Safran Foer – Aşırı Gürültülü ve İnanılmaz Yakın, çeviren: Algan Sezgintüredi, Siren Yayınları, roman, 367 sayfa

Güner Doğan – “Venediklü ile Dahi Sulh Oluna”: 17. ve 18. Yüzyıllarda Osmanlı-Venedik İlişkileri (2017)

Osmanlı ve İtalyan arşivlerinin yanı sıra, zengin belge ve kaynaklardan yararlanan bu önemli inceleme, Osmanlı’nın 1699 Karlofça Antlaşması’ndan 1718 Pasarofça Antlaşması ve sonrasına uzanan süreçte Venedik ile yaşanan sınır tespit sorunları üzerinden dönemin siyasi, diplomatik ve askeri bir manzarasını sunuyor.

On yedinci ve on sekizinci yüzyıllar gibi, Osmanlı ve Venedik tarihleri açısından önemli dönüşümlerin yaşandığı bir dönemi ele alan Güner Doğan, süreçte rol alan aktörleri de çalışmasına dâhil ederek iki ülke arasındaki ilişkilerin kapsamlı bir dökümünü yapıyor.

Venedik Cumhuriyeti’nin erken ortaçağlarda kurulduğundan beri Akdeniz’de iki ezeli rakibi olmuştu: bunların birincisi Cenova Cumhuriyeti, diğeri de Osmanlı Devleti’ydi. Bu sebeple, yeniçağ Osmanlı tarihinin bütünsel olarak ele alınması için Venedik kaynakları altın değerinde olduğu hep söylenir.

İşte Güner’in çalışmasının bir diğer önemli katkısı da, bu önemli kaynaklardan olabildiğince yararlanmasıdır diyebiliriz.

  • Künye: Güner Doğan – “Venediklü ile Dahi Sulh Oluna”: 17. ve 18. Yüzyıllarda Osmanlı-Venedik İlişkileri, İletişim Yayınları, tarih, 366 sayfa

Henry James – Hayalet Hikâyeleri (2008)

Henry James’in gerilim öyküleri, kendisinin yazma serüveninde önemli bir ağırlık noktası oluşturuyor.

Zira bu öykülerin, James’in ustalığının doruğa ulaştığı metinler olduğu ve daha sonraki yazın kuşaklarını büyük ölçüde etkilediği bilinir.

İşte ‘Hayalet Hikâyeleri’nde, James’in, ‘Eski Giysilerin Romansı’, ‘Hayalet Kiracı’, ‘Owen Wingrave’ ve ‘Yürek Burgusu’ gibi gerilim türünde yazdığı dört güzel öyküsü bulunuyor.

İki kız kardeş arasındaki kıskançlık; bir babanın pişmanlığı; asker olmak istemeyen bir gencin yaşadığı kararsızlık ve bir dadının iki küçük çocuğu korumak için giriştiği mücadele, bu öykülerin konuları.

  • Künye: Henry James – Hayalet Hikâyeleri, çeviren: İpek Babacan, Turkuvaz Kitap, öykü, 230 sayfa

Kolektif – Devlet ve Sermayenin Yeni Biçimleri (2008)

Ramazan Günlü’nün derlediği ‘Devlet ve Sermayenin Yeni Biçimleri’, tarihsel ve güncel boyutları içinde Türkiye’de devletin yerel, ulusal ve küresel görünümlerini ve çelişkilerini sermaye ve emek boyutları içinde inceliyor.

Kitapta, geçen yüzyıldaki uzlaşmaların ürünü olan devletin sermayeye dönüşümü, küresel çatışmanın dinamikleri ile Türkiye’nin kendine has çatışmaları üzerinden ele alınıyor.

Üç bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde yer alan makaleler devlet, sermaye ve emek ilişkisini, kapitalizmin bugünkü koşullarını, devletin liberalizm ile serüvenini ve ekolojik bunalım ile kapitalizm arasındaki ilişkiyi irdeliyor.

İkinci bölümde, Türkiye’de günümüz pratiği ve değişim sorunu, tarihsel bir perspektifle ve Türkiye’nin özgün koşulları ekseninde ele alınıyor.

Son bölümde ise, Türkiye’deki kentsel değişim, yerel yönetim ve göç konusu değerlendiriliyor.

Kitaba katkıda bulunan isimler ise şöyle: Hayri Kozanoğlu, Ramazan Günlü, Bülent Duru, Fatih Türe, Mustafa Kemal Coşkun, Cem Dışbudak, İlknur Türe, Adalet B. Alada, Hatice Kurtuluş ve Erol Yıldız.

  • Künye: Kolektif – Devlet ve Sermayenin Yeni Biçimleri, derleyen: Ramazan Günlü, Dipnot Yayınları, siyaset, 332 sayfa

 

Gürsel Korat – Dil, Edebiyat ve İletişim (2008)

‘Dil, Edebiyat ve İletişim’, Ankara’da Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi olarak çalışan Gürsel Korat’ın özellikle iletişim fakültelerinde okuyan öğrenciler için kaleme aldığı bir kitap.

Fakat Korat’ın çalışmasında dil, edebiyat ve iletişim ilişkisini örnekler üzerinden anlatmasının da, öğrencilerin yanı sıra konuyla ilgilenen her okur-yazar için ilgi çekici olacağını söylemekte fayda var.

Tarihsel süreçte basın dilinin gelişimi; yazı türleri ve basın ilişkisi; basın dili ve söylemin yapısı; edebiyat ve iletişim; imge iletişiminin ne anlama geldiği; edebiyat, siyaset, “öteki” ilişkisi ve edebi iletinin kaynakları, Korat’ın ele aldığı konulardan birkaçı.

  • Künye: Gürsel Korat – Dil, Edebiyat ve İletişim, İletişim Yayınları, dil, 223 sayfa

Kolektif – Sosyoloji (2008)

Yedi yazar tarafından kaleme alınan ‘Sosyoloji’, sosyolojiye giriş konusunda kapsamlı bir kaynak.

Dört bölümden oluşan kitabın ilk bölümünde sosyolojik bakış açısının ne anlama geldiği anlatılıyor, ikinci bölümde de cinsiyet ve ırk gibi sosyal bölünmeler üzerinden iktidar ve politika kurumları inceleniyor.

Üçüncü bölümde aile ve medya gibi sosyal kurumlar ele alınıyor, dördüncü bölümde de sosyolojide kuram ve yöntem sorunları değerlendiriliyor.

Ele alınan konular ve tartışmaların diğer konu ve tartışmalarla ilişkisinin ‘Bağlantılar’ başlıklı kutularla gösterildiğini, bunun da çalışmayı nitelikli kıldığını söyleyelim.

Kitaba katkıda bulunan yazarlar ise şöyle: Tony Bilton, Kevin Bonnett, Pip Jones, Tony Lawson, David Skinner, Michelle Stanworth ve Andrew Webster.

  • Künye: Kolektif – Sosyoloji, çeviren: Kemal İnal, Yeliz Kartal, Nurgök Özkale, Kasım Toraman, Yağmur Özkan ve Ali Rıza Güngen, Siyasal Kitabevi, sosyoloji, 582 sayfa