Roger Fenton – Osmanlı-Rus Savaşında Kırım ve Türkiye Mektupları (2007)

  • OSMANLI-RUS SAVAŞINDA KIRIM VE TÜRKİYE MEKTUPLARI, Roger Fenton, çeviren: Sebla Küçük, Yirmi Dört Yayınları, tarih, 168 sayfa

Bilindiği gibi Roger Fenton, tarihteki ilk savaş fotoğrafçısı olarak kabul ediliyor. Bu da, Fenton’un Kırım’a yaptığı geziye rastlar. Bu gezi, Fenton’un, 1855 tarihli Kırım Savaşı’na bir gazeteci ve fotoğrafçı olarak tanıklık etmesini de beraberinde getirecekti. Bu kitaba alınan mektuplar, Fenton’un o dönem kaleme aldığı ayrıntılı mektuplarından oluşuyor. Fenton hem gezi boyunca hem de savaşa tanık olduğu süre dahilinde gözlemlerini titiz bir şekilde yazmış, izlenimlerini, notlarını ve değerlendirmelerini mektup biçiminde kaleme almıştı. Kitap Fenton’un mektuplarının yanında, bir kısım fotoğrafını da barındırıyor.

Joseph Kanon – İyi Alman (2007)

  • İYİ ALMAN, Joseph Kanon, çeviren: Süha Sertabiboğlu, Literatür Yayıncılık, roman, 323 sayfa

Joseph Kanon’ın ‘İyi Alman’ı, sinemaya da uyarlanmış ve baş rolünü George Clooney’nin üstlendiği film 26. İstanbul Film Festivali kapsamında gösterilmişti. Kanon’ın romanı, Amerikalı bir savaş muhabiri olan Jake Geismar’ın, bir zamanlar sevgilisi olan Alman kadını bulmak için savaş sonrası Amerikan işgali altındaki Berlin’e dönmesini hikâye ediyor. Görünüşte Potsdam Konferansı’nı izlemek üzere gönderilmiştir, ancak bu arada Rus Bölgesi’nde bir Amerikan askeri öldürülür. Kahramanımız, bir yandan cinayetin gizemini çözmeye çalışırken, diğer yandan da, fiziksel ve ahlaki açıdan büyük yıkım geçirmiş Berlin’de hüküm süren yozlaşma ve entrikalarla da tanık olacaktır.

Olaf Olafsson – Geceye Yürümek (2007)

  • GECEYE YÜRÜMEK, Olaf Olafsson, çeviren: Eda Girmen, Can Yayınları, roman, 262 sayfa

‘Eve Yolculuk’ ve ‘Bağışlama’ Olaf Olafsson’un daha önce yayımlanmış iki romanı. Yazarın bu romanı da, özellikle kahramanı Christian Berediktsson’un ilginç hikâyesiyle dikkat çekiyor. İzlandalı eski bir işadamı olan Berediktsson, yaklaşık yirmi yıldır dünyanın önde gelen medya patronlarından William Randolph Hearst’ün uşağıdır. Fakat, onun bir zamanlar bir eş, bir baba, bir iş adamı ve tutkulu bir âşık olduğunu kimse bilmez. Berediktsson zamanında, aşk uğruna karısı ve çocuklarını terk etmişti. Fakat kendini tamamıyla unutulmaya terk eden ve hep kaçan Berediktsson’un sırları, çalıştığı malikanenin çok yakınında orman yangını çıkmasıyla açığa çıkmaya başlayacaktır.

John Brockman (ed.) – Gelecek 50 Yıl (2007)

  • GELECEK 50 YIL, editör: John Brockman, çeviren: Nurettin Elhüseyni, NTV Yayınları, bilim, 336 sayfa

Alt başlığı ’21. Yüzyılın İlk Yarısında Hayat ve Bilim’ olan ‘Gelecek 50 Yıl’, alanlarında önde gelen yirmi beş bilimcinin, bilimin geleceğini tartıştığı yazılardan oluşuyor. Bu yazıların temel çerçevesini ise, önümüzdeki elli yıllık süre içinde, bilimin kaydedeceği gelişmelerin gündelik hayatı nasıl etkileyeceği. Dolayısıyla son bilimsel araştırmaları okuyuculara aktarmayı amaçlayan yazılar, Mars’ın keşfinden matematiğe, “canlı” olmanın ne anlama geldiğinden yüksek zekaya sahip genetik bebeklere kadar birçok konuyu ele alıyor. Kitap, yakın gelecekteki olasılıklara dair tahminlerde bulunurken, gelişmelerin dünyadaki toplumsal ve siyasi sonuçlarına da eğiliyor.

Gianfranco Poggi – Devlet (2007)

  • DEVLET, Gianfranco Poggi, çeviren: Aysun Babacan, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları, siyaset, 276 sayfa

Gianfranco Poggi’nin ‘Devlet’i, devletin doğasını, gelişimini ve geleceğini kolay anlaşılır bir şekilde anlatmasıyla ilgiye değer. Poggi burada, devlet kavramının daha iyi anlaşılması için toplumsal iktidar kavramını, bunun çoklu biçimlerinin tartışılması gerektiğinden hareketle, ekonomik, ideolojik ve siyasal iktidar biçimlerini yorumlayıp, devlet kavramının kurumsal içeriğini ele alıyor. Poggi, devletin günümüze kadar olan tarihsel gelişimini ele alırken, askeri, ekonomik ve ekolojik gibi konularda, devletin karşı karşıya kaldığı zorlukları da yorumluyor.

Uğur Biryol – Gurbet Pastası (2007)

  • GURBET PASTASI, Uğur Biryol, İletişim Yayınları, tarih, 207 sayfa

‘Gurbet Pastası’nın alt başlığı, ‘Hemşinliler, Göç ve Pastacılık’. Biryol’un sözlü tarih çalışmasına dayanan bu kitabı, geçtiğimiz yüzyılda Rusya’ya gidip ekmek ve pasta yapımını öğrenen Hemşinliler’in Türkiye’ye dönüşte bu alanda sergiledikleri öncülüğe odaklanıyor. Hemşinliler Rusya’dan döndükten sonra, orada öğrendikleri fırıncılığı ve pastacılığı neredeyse Türkiye’nin tüm taraflarına yaymak gibi bir rol üstlendiler. Biryol’un, Hemşinliler’in uzun süren göçleri ve Türkiye’de fırıncılık, ekmekçilik ve pastacılık alanındaki öncülüklerini hikâye ettiği çalışması sözlü tarihe iyi bir örnek.

Mary Wollstonecraft – Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi (2007)

  • KADIN HAKLARININ GEREKÇELENDİRİLMESİ, Mary Wollstonecraft, çeviren: Deniz Hakyemez, İş Kültür Yayınları, felsefe, 284 sayfa

Mary Wollstonecraft, ‘Frankenstein’ın yazarı Mary Shelley’nin annesi. 18. yüzyılın önemli düşünürlerinden olan Wollstonecraft, felsefe alanında yazdıklarıyla erkek egemenliğindeki düşün dünyasından, kadın kimliğiyle sıyrılmış ve kendinden sonraki yüzyılları kadın hakları anlamında etkilemiş önemli bir isim. 1792 yılında yayımlanan ‘Kadın Haklarının Gerekçelendirilmesi’ ise, düşünürün kadın haklarını temel alan ve 215 yıl önce yayımlandığı halde hâlâ etkisini önemli ölçüde koruyan başlıca eseri. Wollstonecraft’ın çalışması, kuru bir kadın hakları savunuculuğundan öte, ahlak anlayışına eleştirel bakışıyla de ilgiye değer.

Bernhard Schlink – Eve Dönüş (2007)

  • EVE DÖNÜŞ, Bernhard Schlink, çeviren: Gülderen Pamir, Doğan Kitapçılık, roman, 328 sayfa

‘Aşk Kaçışları’, ‘Gordiyon Fiyongu’, ‘Okuyucu’ ve ‘Selb’in Ölümü’, Bernard Schlink’in Türkçe’de daha önce yayımlanmış eserleri. ‘Eve Dönüş’ isimli bu romanı ise, konusu ve kahramanlarıyla ilgi çeken bir eser. Romanın, Peter Debauer isimli anlatıcısı, çocukluğunda tanık olduğu bir olayın, hayatı boyunca etkisi altında kalacaktır. Çocukken kendisine resim yapılsın diye verilen kağıtları okuması yasak olan Debauer, günün birinde, kendini yazılardan birini okumaktan alamaz. Burada, Sibirya’dan eve dönen askerin, karısının yanında başka bir erkek bulduğu yazılıdır. Yazıdan öykünün sonunu öğrenemeyen Debauer, hikâyenin ne şekilde sonlandığını araştırmaya koyulacaktır.

Bedrettin Cömert – Croce’nin Estetiği (2007)

  • CROCE’NİN ESTETİĞİ, Bedrettin Cömert, De Ki Yayınları, sanat, 144 sayfa

Bedrettin Cömert’in, tam adı ‘Benedetto Croce’nin Estetiğinde İfade Kavramı ve İfadenin Kimlik Sorunu’ olan bu kitabı, yayımlanışının üzerinden uzun yıllar geçtiği halde, estetik alanında hâlâ en yetkin eserlerden biri olarak duruyor. Cömert’in, Croce üzerinden dillendirdiği temel eleştiri, sanatın yalnızca bir oyundan ibaret görülmesinin, zamanla, sanatın gerçek karakteri olan estetiği dışladığı şeklinde özetlenebilir. Dolayısıyla Cömert, yoz sanat anlayışının, yaratıyı bazı teknik cambazlıklara indirgediğini ve bu yozluğun da giderek artacağı kuşkusunu dillendirmişti. Günümüz sanat anlayışı düşünüldüğünde, Cömert’in bu korkusunda ne kadar haklı olduğunu kabul etmemek de mümkün değil.

Joseph Conrad – Karanlığın Yüreği (2007)

  • KARANLIĞIN YÜREĞİ, Joseph Conrad, çeviren: Sinan Fişek, İletişim Yayınları, roman, 143 sayfa

‘Karanlığın Yüreği’, bilindiği gibi, Joseph Conrad’ın üzerinde en titizlikle durulan, birçok araştırmaya konu olmuş bir romanı. Dünyanın olduğu kadar, insanın kendi karanlığını da işleyen bu roman, Conrad’ın yaşadıklarıyla da olabildiğince benzeşiyor. Çünkü Conrad, bu romanı yazmadan bir buçuk yıl önce Kongo’da bir buharlı geminin kaptanlığını yapmış, fakat yolculuğu sırasında gördüğü zulüm manzaralarına dayanamamıştı. İşte roman, Conrad’ın bu dönemde yaşadıklarından büyük izler taşıyan ve yetkinliğiyle modern klasiklerde yerini almış bir eser. Bu baskıya, Conrad’ın kaptanlık yaptığı dönemdeki günlüğü ile yazarın romana dair bir yazısının alındığını da belirtelim.