Andreas Franghias – Avlu (2007)

  • AVLU, Andreas Franghias, çeviren: Berin Myisli, Yapı Kredi Yayınları, roman, 436 sayfa

Andreas Franghias’ın ‘Avlu’su, 2. Dünya Savaşı’nın yıkıntıları arasındaki Atina’da, yoksul bir mahallede yaşayan insanları hikâye ediyor. Çok para kazanma hayalleriyle yanıp tutuşan sokak satıcısı Eftihis; taşrada öğretmenlik yapan kocasından hatıralarına sığınan Lukia; direniş zamanının yiğitlerinden muhasebeci Andonis; siyasi suçlu, kendinden kaçak Angelos ve onu muazzam bir aşkla bekleyen İsmini, romanda okuyucunun karşısına çıkacak bazı isimler. Savaş gibi muazzam bir çöküşün içinde yer alan bu insanlar, geleceğin belirsizliği ve geçmişin kâbuslarına saplanmıştır.

Cicero – Tanrıların Doğası (2007)

  • TANRILARIN DOĞASI, Cicero, çeviren: F. Gül Özaktürk ve Fafo Telatar, Dost Kitabevi, felsefe, 172 sayfa

Marcus Tillius Cicero’nun ‘Tanrıların Doğası’, Eskiçağ’daki belli başlı üç felsefe akımını, Epikuros, Stoa ve Academeia’yı izleyen filozofların din ve tanrı konusundaki görüşlerini anlatan önemli bir yapıt. Cicero, bilindiği gibi, söz ustalığının, güzel konuşma sanatının öncü isimlerinden biri. Cicero bu ustalığıyla, bu konudaki görüşleri ayrıntılı ve anlaşılır biçimde ortaya koyuyor. Ayrıca bu akımların birbirlerine yönelttikleri eleştirileri de felsefenin karşılıklı tartışma yolunu kullanarak aktarıyor. Özellikle, felsefesinin kuşkucu özelliğinden kaynaklı olarak, tartıştığı konuların sonucunu açık bırakmış, kararı okuyucuya bırakmıştır. Kitap, Eskiçağ’daki din ve tanrı kavramı hakkında bilgi sahibi olmak isteyen okuyuculara hitap ediyor. Kitap, Cumhuriyet zamanında başlanan Latin klasikleri çevirisine bir katkı olarak düşünülebilir.

Arthur Schopenhauer – Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine (2007)

  • SEÇKİNLİK VE SIRADANLIK ÜZERİNE, Arthur Schopenhauer, çeviren: Ahmet Aydoğan, Say Yayınları, felsefe, 104 sayfa

‘Seçkinlik ve Sıradanlık Üzerine’, Türkiye’de de çok sevilen Arthur Schopenhauer’un, yüce ile alçak üzerine kaleme aldığı düşüncelerinden oluşuyor. Bu kitabında, “Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır.” diyen Schopenhauer, geç olgunlaşmaya örnek olarak erkeği, erken olgunlaşmaya örnek olarak da kadını gösterir. Bu da beraberinde Schopenhauer’un felsefesini erkeği yücelten bir felsefeye dönüştürür. Çünkü bu felsefeye göre, geç olgunlaşan erkek, çabuk olgunlaşıp çocuk kalan kadınların yanında, akli melekeleri ve ruhi kabiliyeti ile daha yüksek, daha seçkin bir yaradılışa sahiptir. Böylesi bir mantığın varabileceği tek nokta, görüldüğü gibi, sıradan olmayı da kadına yakıştırmaktır. Schopenhauer kadını küçümseyen felsefesiyle çok tartışıldı ve bu kitapla da tartışılmaya devam edilecek.

Klaus Hympendahl – Denizde Günah (2007)

  • DENİZDE GÜNAH, Klaus Hympendahl, çeviren: Hulki Demirel, Ataköy Marina Yacht Club Yayınları, inceleme, 280 sayfa

Klaus Hympendahl’ın ‘Denizde Günah’ı, özet olarak, hayatı denizde geçen kadınları anlatıyor. Denizcilik konulu kitaplarıyla tanınmış yazarın bu kitabının alt başlığı, ‘Denizcilik Tarihine Erotizm Penceresinden Bir Bakış’ ve çalışma, denizcilik tarihinde, yelkenli gemilere kadar giden bir zaman dilimi içinde, kadının denizcilik kültüründeki izinin peşine düşüyor. Her tarihte olduğu gibi, denizcilik tarihinde de kadının yeri çok az vurgulandı, ondan çok az bahsedildi. Oysa kadınlar eski zamanlardan beri gemilerde bulunmuşlardı. Sıradan yolcular olarak, eş ya da metres olarak, fahişe olarak veya tayfa olarak. Dolayısıyla Hympendahl’ın bu çalışması, denizcilik tarihinde kadının almış olduğu çok çeşitli rollerin peşine düşmeyi amaçlıyor. Fakat ağırlıklı olarak da, kadının daha çok cinsel, erotik yönlerden ele işlenmiş olduğunu da belirtelim.

David Foenkinos – Ahmaklığın Devrik Hali (2007)

  • AHMAKLIĞIN DEVRİK HALİ, David Foenkinos, çeviren: Orkun Yeltepe, + 1 Kitap, roman, 191 sayfa

‘Ahmaklığın Devrik Hali’, “Romantik aşıklar için, utanç verici bir aylaklık ve ahmaklık hikâyesi” girizgâhıyla başlıyor. Romanın başkahramanı Conrad, umutsuz bir aşık, berbat hediyeler seçen bir sevgili ve Milan Kundera’nın yeğeni olduğunu iddia edecek kadar hayalperest biridir. Sevgililer gününü yeni arkamızda bıraktığımız şu günlerde, aşk hakkındaki duygu ve düşüncelerimiz de aklımızın bir köşesinden geçmiştir. Bu tarz ikili ilişkilerde acı başat duygu olsa da, Foenkinos, bu duygunun soytarılığa ve ahmaklığa varan yönüyle ilgileniyor. Romanın başkahramanı Conrad düşünüldüğünde, kendisi hem acı çeken bir bireyi, hem de romantizminin alay edilecek sınır tanımazlığıyla dikkat çeken bir isim. Foenkinos’un romanının ilgi çekiciliğin, tamamıyla kahramanının bu iki yönünü eşelemesi ve böylece hem romantiklere hem de akılcılara hitap etmesiyle sağlandığı söylenebilir.

Thomas Harris – Hannibal Doğuyor (2007)

  • HANNIBAL DOĞUYOR, Thomas Harris, çeviren: Pınar Öcal, Altın Kitaplar, roman, 303 sayfa

Thomas Harris, edebiyatta ve televizyonda büyük başarı yakalayan Hannibal’ın yaratıcısı. New York’ta Associated Press’in editörlüğünü yapan Harris, Amerika ve Meksika’daki suç örgütleri hakkında yazdığı haberlerle yazarlığa adım attı. 1975’te yayımlanan ‘Kara Pazar’ ile yazarlığa adım atan Harris, 1981’deki ‘Kızıl Ejder’i ve 1988 yılında yayımlanan ‘Kuzuların Sessizliği’ ile büyük bir üne kavuştu. ‘Hannibal Doğuyor’ da, isminden de anlaşılacağı gibi, Hannibal Lecter karakterinin gençliğini, doğuşunu hikâye ediyor. Hannibal’i, ünlü bir ressam olan amcası Rusya’da bir yetimhanede bulur ve beraberinde Fransa’ya getirir. Orada amcası ve yengesi Lady Murasaki ile birlikte yaşamaya başlar. Yengesinin yardımıyla sağlığına kavuşan Hannibal, Fransa’da tıp fakültesine de kabul edilir. Hannibal, tıp bilgisinin de yardımıyla bir ölüm meleğine dönüşecektir.

Serkan O. Yimsel – Doğru Beslenmeyle İlgili Yanlış Bildiklerimiz (2007)

  • DOĞRU BESLENMEYLE İLGİLİ YANLIŞ BİLDİKLERİMİZ, Serkan O. Yimsel, Hayy Kitap, sağlık, 197 sayfa

İnsanların doğru beslenmeyle ilgili kafaları karışık. ‘Doğru Beslenmeyle İlgili Yanlış Bildiklerimiz’ de, bu kafa karışıklığını gidermeyi amaçlayan bir çalışma. Modern tıbbın da alet olmasıyla, medya ve gıda endüstrisi, sistematik bir çalışmayla, beslenmeyle ilgili çoğu asılsız iddialarıyla kafaları olabildiğince karıştırdı. Kitapta, kolesterolün kalp krizinin baş tetikçisi olmadığı; pastörize sütün düşünüldüğü kadar faydalı olmadığı; kalori kısıtlayan diyetle, kilo vermek isteyenin ancak yüzde bir şansının olduğu; çocuklar için soyalı mamaların faydalı olmadığı, kitabın sunduğu yanlış bilinenlerden sadece birkaçı. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Metabolizma ve Beslenme Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın tıbbi editörlüğünü üstlendiği ve aynı zamanda önsözünü yazdığı kitap, doğru beslenme konusunda okuyucuyu şaşırtabilecek bilgiler veriyor.

Ersin Antep – Türk Bestecileri Eser Kataloğu (2007)

  • TÜRK BESTECİLERİ ESER KATALOĞU, Ersin Antep, Sevda Cenap And Müzik Vakfı Yayınları, müzik, 573 sayfa

‘Türk Bestecileri Eser Kataloğu’, Ersin Antep’in daha önce yayımlanan ‘Türk Bestecileri Eser Kayıt Kaynakçası’nın bir devamı olarak düşünülebilir. Kitap, Türkiyeli bestecilerin eserlerini daha eksiksiz görebilme ve onlara ulaşabilme kolaylıkları sunuyor. Türkiye’deki müzik çalışmalarının eksikliği düşünüldüğünde, Antep’in çağdaş Türk bestecilerinin yapıtlarından oluşturduğu bu liste, kuşkusuz, bu alan için değerli bir kaynak özelliğine sahip. Çalışma için ilk olarak Gültekin Oransay, Ahmet Say ve Evin İlyasoğlu gibi müzik yazınının önde gelen isimlerinin yayınları tarandı ve her bestecinin bütün eserleri listelendi. İkinci olarak yaşayan her bestecinin eser listesi hazırlanarak söz konusu besteciye gönderilip teyit edildi. Dolayısıyla kitap, sadece müzik uzmanları için değil, Türkiye’nin müzik külliyatının kayda geçirilmesi anlamında da değerli.

Thomas W. Laqueur – Tek Kişilik Seks (2007)

  • TEK KİŞİLİK SEKS, Thomas W. Laqueur, çeviren: Sermet Yalçın, Literatür Yayıncılık, tarih, 587 sayfa

Thomas W. Laqueur, ‘Tek Kişilik Seks’te, mastürbasyonun kültürel tarihinin izini sürüyor. Mastürbasyon on sekizinci yüzyıla kadar üzerinde fazlaca durulmayan bir konuyken, 1712 yılında, Londra’nın arka sokaklarından birinde yayımlanan ‘Onania’ adlı bir kitapçıkla tıbbi, soyal ve psikolojik bir sorun haline gelerek gündeme oturdu. Daha sonra, çok farklı toplumsal, kültürel ve politik nedenler mastürbasyona farklı anlamlar da yükledi. Çünkü 1900’lü yıllara gelindiğinde, tüm özgürlük talepleriyle beraber, cinsel özgürlük talepleri de artmaya başladı. İşte mastürbasyon da bu tarz bir cinsel özgürlük talebi içinde kendine yer buldu. Fakat bu, mastürbasyonun tabu olarak kalmasına engel olamadı. Laqueuer, mastürbasyon konusunu, Kitabı Mukaddes’ten başlayarak Aristoteles’e, Rousseau’ya, Freud’a ve internet çağına kadar uzanan geniş bir yelpazede inceliyor.

Kolektif – Anne Karnında Yaşama Yolculuk (2007)

  • ANNE KARNINDA YAŞAMA YOLCULUK, Kolektif, çeviren: Zeynep Canan Özatalay, Saga Yayınları, belgesel, 223 sayfa

‘Anne Karnında Yaşama Yolculuk’, hamilelik ve doğum hakkında fotoğrafik bir belgesel kitap. Burada çocuğun anne karnında oluşmasından dünyaya gelmesine kadar olan süreci belgeleyen 300 adet üç boyutlu fotoğraf bulunuyor. Hücrelerden embriyona geçiş, bebeğin biçimlenmesi, bebeğin beyin işlevlerinin başlaması, beslenmesi, kalp işleyişi, kız mı erkek mi olduğu, hareketlenme, görmenin başlaması, pozisyon alma, doğum hazırlığı ve doğumun gerçekleşmesi, bu fotoğraflarda sırasıyla okuyucunun karşısına çıkacak kareler. Fotoğraflar, dölemeyi sağlayan spermatozoitlerden ve döllemenin gerçekleşmesinden sonraki dokuz ayı, ayrıntılı fotoğraflarla anlatıyor.